0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
20
Okunma
Gayrı kapıda bekletme beni, belim iki büklüm,
Zati dişler de döküldü , asabım bozuldu.
Şu senin reçeteler koca ömrümü götürdü,
Sen olmazsa bu sefer;
Girişi "acil"den yap hele Hekim Bey!
Tansiyon yerinden fırlamış, olmuş bir dünya,
Bir de diyorsun ki ;Tuz yeme" olur mu güya?
Zeytini sayıyla yemek bile oldu bana bir rüya,
Soframız hepten ot doldu haberin olsun Hekim Bey!
Hapları dizmişsin önüme, sanki hepsi birer tespih,
Yut yut bitmiyor da , bu nasıl bir teşhis?
Hani nerde kaldı anlattığın o tıbbi tenzih?
Mideyi yine eczane yaptın haberin olsun Hekim Bey!
Gözlüğüm burnumda yinede, göremiyom uzağı,
Evde hanım da kurmuş zaten yine "diyet" tuzağı.
Hele de bana; Var mı bu dünyada gençlikten kalanı?
Motor su kaynattı haberin olsun ,zorlama Hekim Bey!
Yazma şu iğneyi, görünce kalbim tekliyor,
Hemşire pusu atmış, pamuk elde bekliyor,
Sanki ecelim gelmiş beni oraya çağırıyor.
Bari söylede; İğneyi hafifçe bastırsın Hekim Bey!
Mevsimlerde gelip geçti ömür döndü hazana,
Birgün olsun uymadık , şu feleği yazana.
Hangi ilaç kâr eder artık , her gün her dertten azana?
Vadeyi uzatmazsan, vallaha küserim Hekim Bey!
Eee dünya bir duraktır, bizler de artık birer yolcu,
Ecel desen elinde var zaten keskin kozu.
Azrail gelirse, diyecem çevirsin yolu,
Daha karpuz kesecektik öyle değilmi ?Hekim Bey!
Vasiyet yazdırma bana boşuna, henüz çok erken,
Amma bir çayını da içerim, veda ederken.
"Maşallah" de bari, kapıdan çıkıp giderken,
Nazarın değmesin bana Hekim Bey!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.