0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
18
Okunma
Varmak değil niyetim, sadece durmamak artık,
Yolların tozuna karışsın bu yorgun nefesim.
Yüreğimde bin yıllık bir hüznün ağırlığı var,
Kırıldı içimdeki o çocuksu, o masum sesim.
Cebimde buruşmuş hayaller, birde sönük bir fener,
Sırtımda dünyanın imtihanı, ağır mı ağır.
Ardımda bıraktığım ise bir mezar sessizliği,
Gökyüzü dilsiz oldu bugün, sokaklar ise sağır.
Kimse sormasın neden diye, cevabım uçurum,
Gözlerimde fer kalmadı, ruhum darmadağın.
Bir liman istemiyorum, bir el de uzanmasın bana,
Kendi enkazında boğuldu o sahte sığınağım.
Mezarını sırtında gezdiren bir bedeviyim artık,
Ruhumun çölünde kum doldu her bir yaram.
Artık ne güneş ısıtır beni ne de serin bir rüzgâr,
Soluduğum her nefes, ömrüme düşen koca bir haram.
Ayaklarımın altında ezilen sadece toprak değil,
Çiğnenen onurumdur, gururumdur, gençliğimdir.
Her adımda bir parça daha eksiliyorum sanki,
Bu kendi veda mektubumdaki, son sessizliğimdir.
Şimdi bir gölge gibi süzülürken karanlıkta,
Adım unutulsun, izim silinsin bu yeryüzünden.
Gitmek, bir bitiş değil, sessiz bir intihardır,
Vazgeçtim bu kâbusun o bitmek bilmez tükenmeyen sözünden.
Bırakın kalsın hesaplar, kapansın bu eski defter,
Zaten hiçbir kelime yetmedi bu ağır yorgunluğa.
Şimdi rüzgârın önünde savrulan bir avuç kül gibi,
Gömülüyorum kendi içimde can verdiğim o boşluğa.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.