1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma
Bir yanda güz yorgunu, sapsarı eski bahçeler,
Kusursuz bir masal gibi fısıldıyor kulağıma.
Geriye dönüp baktığım o yaldızlı çerçeve,
Saklıyor içindeki paslı çivilerini zamanın.
Diğer yanda ufkun kurşuni, ağır silüeti,
Doğmamış günlerin telaşı düğümleniyor göğsüme.
Gözlerimi kıstıkça büyüyen o devasa gölge,
Korkuyla yutuyor henüz atılmamış adımlarımı.
Ve ben, iki serabın ortasında ince bir çizgi...
Ne dünün toprağı kalmış ayağımın altında,
Ne yarının göğüne dokunabiliyor ellerim.
Akreple yelkovan dönerken kör bir kuyuya doğru,
Avucumdan sızıp gidiyor o yegâne gerçek.
Şaşırmıyorum rüzgârın tenimi teğet geçişine,
Nabzımın sağır, günlerin soluk bir cam oluşuna.
Kendi ömrünün kıyısında bekleyen bir yabancı gibi,
Unuttum nefes almanın şimdiki zamanını.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.