3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
344
Okunma

Rüzgarın dili vardı o gün,
Toprakla konuşan, gökle yarışan.
Bir kıyıda tarih bekliyordu sessizce,
Adı konulmamış bir destanın eşiğinde.
Anafartalar.
Güneş doğarken kızıl değildi,
Utangaç bir sabah hiç değildi.
Süngülerde parlayan bir yemin vardı.
Gözlerde yanan vatan ateşi.
Toprak titriyordu adımlar altında,
Korkudan değil, cesaretten.
Anafartalar’da zaman durdu,
Saatler değil, yürekler attı.
Toprak her düşeni bağrına bastı,
Bir ana gibi, sessizce ağladı.
Kurşunlar yağmur gibi indi gökten,
Eğilmedi başlar, bir adım geri atılmadı.
Çünkü geri demek,
Bir milletin susması demekti.
Bir komutan çıktı sislerin içinden,
Gözlerinde şimşek, sözlerinde ateş.
"Ben size taarruz değil, ölmeyi emrediyorum"
Ve; ölüm bile saygıyla eğildi.
Bu emrin önünde.
Toprak kanla yoğruldu,
Toprağa düşen bir çınar oldu.
Her çınar, bir hatıra,..
Her hatıra, bir milletin hafızası oldu.
Anafartalar sadece bir çoğrafya değil,
Bir ruh, bir hatıra, bir yemin.
Har bakışta ufka,
Her dokunuşta toprağa,
Bir ses yankılanır derinden,
"Geçemeyecekler"
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.