7
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
225
Okunma

Ölümler gözlerimize bakmadan alır payını,
Zaman durur bir an,
Duvar saatleri susar, gölgeler büyür ansızın.
Bir kapı aralanır içimizde, kimsenin bilmediği,
Ve hayat dediğimiz o telaş, diz çöker kendi önünde.
Ölümler çıplak gelir, saklayamaz hiçbir şeyini;
Ne yarım kalmış cümleleri,
Ne ertelenmiş sarılışları,
Ne de “sonra konuşuruz” diye ötelenen vedaları.
Zaman durur.
Bir yaprak düşer takvimden,
Ama rüzgâr esmez.
Bir isim yankılanır boşlukta,
Ve dünya bir anlığına kendi nabzını unutur.
İnsan o vakit anlar;
Aynalara bakmanın ne kadar geç kaldığını,
Sevmenin aslında ne kadar acele olduğunu,
Kırgınlıkların ne kadar gereksiz bir yük taşıdığını.
Ölümler aynalarda çoğalan bir yokluktur
Üzerinde ne unvan vardır ne gurur,
Ne zenginlik dayanır o eşiğe
Ne de kibir geçebilir o kapıdan.
Zaman durur bir an,
Sonra yeniden yürür ağır ağır,
Ama hiçbir şey bıraktığı yerde değildir artık.
Bir sandalye hep eksik kalır sofrada,
Bir ses hep yarım kalır odalarda.
Ve biz,
Her kayıptan sonra biraz daha susarak
Biraz daha büyürüz içimizde.
Çünkü ölüm,
En çok yaşayanlara öğretir
Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu.
Ölümler karanlığı indirir eve…
Ve geriye sadece şu soru kalır:
Onca koşuşturmanın içinde
Gerçekten yaşadık mı,
Yoksa sadece erteledik mi?
..L.s..
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.