3
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
95
Okunma

Üstâd Sâdık Yılmaz’ın
(Güne seçilen) "Boşuna (2)"
şiirine nazîreden hâsıl olmuştur.
Saygılarımla...
Benlik güden nefs yola giremez
Kesret var ise ibrâz boşuna
Yükü salmayan sırrı göremez
Birlik olmadan ihrâz boşuna
Hak bilmeze açılmaz o kapı
Secde secde erir taşlı/k yapı
Erimezse yuttun demek hapı
G/özden akmayan niyâz boşuna
Bağrın eğer karaya çaldıysa
Hırsın fitne-fesada daldıysa
Elinde kof hasedin kaldıysa
Aradığın o beyâz boşuna
Şeriât kapıdır girene açık
Tarîkat yoldur, küfre bağışık
Hakîkat sırdır, ma’rifet ışık
Teslîm olmayan i’zâz boşuna
Öksüzün dileği, gizli şuâ
Okşarsan başını, içli duâ
Derûnundan gelen lafız şifâ
Şefkatten yoksûn elfâz boşuna
Bolca rahmet mahfûzdur her hicâbda
Feyz alır derviş nûrânî hitâbda
Kendini bilmeyen onca kitâbda
Okur da ma’nâya cevâz boşuna
Zikir ses değildir, hâl ister hâl
Aynaya bakmayan görmez cemâl
Can kavrulmadan bulunmaz kemâl
“Ulaştım” diyen âvâz boşuna
---
Kesret: Çok olma durumu, çokluk.
İbrâz: Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma.
İhrâz: Kazanma, elde etme, erişme. Nâil olmak. Erişmek.
İ’zâz: Hürmet etmek. Azîz kılmak. İkrâm etmek.
Şuâ: Işın. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti.
Elfâz: Sözcükler, sözler.