2
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
769
Okunma

"Romantizm, çürümüş bir cesedin soğuk tenini örten dantel kefenden ibarettir; ve biz o kefeni çoktan ateşe verdik!"
Çürümenin o ağır kokusuyla demlendiğinde hakiki bir sanat eserine dönüşür ancak aşkımız
Senin tenin zamanın yavaşladığı büyülü ve zehirli bataklığın üzerinde yankılanan, frengili bir opera şarkıcısının son, tiz ve ölümcül notasıdır
Biz yıkık bir katedralin soğuk ve kibirli granitlerinde değil; günahın o vıcık vıcık, sıcak ve karanlık kâbusunda birbirimize dokunuyoruz
Ruhlarımızın anatomisi, iki yetimhane çarşafı gibi iğreti bir dikişle birleşmiş
Biz sürtünen organlardan fışkıran en büyük metafizik kriziz
-Cehennemden gelen son mektup-
Azizem, Melun ve Mukaddes Suç Ortağım;
Sana bu satırları, ahlakın o bayat ekmek kokan odalarından değil; rutubetin ve mutlak karanlığın estetik ihtişama dönüştüğü dipsiz bir kuyudan yazıyorum
Sahi, bizi ayakta tutan ilk öpüşün zehri miydi, yoksa son fısıltının ruhumuzdaki kanserli yansıması mı?
Boş verelim bu beyhude soruları. Biliyorum ki bizi ayakta tutan; senin kalbinin etrafına bir örümcek titizliğiyle ördüğüm, Tanrı’nın ve yasaların lanetiyle mühürlenmiş ipekten kırkayak rüyasıdır. Hem tiksindirici hem de görkemli... Tıpkı bizim gibi!
Toplumun mezarlık sessizliğini andıran şu düzenine bakıyorum; ne kadar da sığ ve ruhsuz
Senin uykusuz dudaklarının, paslı bir neşter gibi geceyi yırtan o çığlığı yanında, onların tüm erdemleri sadece birer toz yığınıdır
Bizler hata yapmaktan yorulmuş, cennetin geometrik ve sıkıcı mimarisini reddeden melekleriz
Payımıza düşen; cehennemin neon ışıklarıyla aydınlanmış, tavanı akan küflü bir kulübedir sadece...
-Senin Melun Şairin-
AykanT.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.