1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Nefreti bir gecenin koynundan almış da gidiyorsun
ezberlerini silip süvari kılıklı ayrılıkların
sevdası gök gözlü dağların yamacında bir kasırga gibi
sen bir imdadı Vaveylalar içinde susturuyorsun
hani bir menekşenin gölgesindeki
kelebek kanadı coşkusundayken avuçların
ben serilmiştim önüne
yağmura aç çorak kokusunda toprakların
ve sen kanatlarında sabahlarken
ılgıt ılgıt esen rüzgarın
şimdi bir zevk durağı bakışlarındaki çocuksu tebessüm
ahengi bozkırların yeşillerine düşmüş bir nefeslik umut
sen hangi yıldızın koynunda ışımaktasın
ve böyle süzülürken semadan efil efil
muzaffer bir askerin kılıcı gibi keskin dudakların
hangi toy, hangi hüküm sürmekte mahkemesinde bakışlarının
yanık bir güneş kokusu saçlarındaki bestelenmiş türküler
ne bir nefes soluklanıp dokunabiliyorum
ne parmak uçlarımdaki şiirlerin kelimelerine sığınıp kaçabiliyorum
hadi git
bestelenmemiş en nazenin dudaklarda söylenen bir şarkı gibi
nefesin sulasın tüm bulutların ardında saklı cennet ülkeleri
alfabesi müteyyim bir kabilenin dili gibi aşığım sana
ne anlayanım var ne konuşabilen cümlelerimi
sefasını sürmekte gözlerine düşenler
okyanusların ıslattığı perçeminde gölgelenen aşkların.
ayak seslerin kanatırken kulaklarımı
altı yönde sesin yankılansın...
ve sen şimdi git!
yandıklarının erittiği bir demirin tavında dokunuşlarını da al
sevdana yanık kılıçların bıçakların, körelt acısını.
İsa gibi doğumu mucizeler biriktiren tomurcuk kalbini
sök at
en sert notaların dilinde lâl kesil
ve git
ben daha çok kaybolmadan yüzyılların beslediği Aşk defterinde
dudağı bir kadehin hüznünde saklı
ve sefil...
5.0
100% (5)