0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
37
Okunma
Başımın üstüne çöktü dumanlar,
Denizini yitiren martı benem.
Yerlere serildi yırtık mektuplar,
Yarası içinde kanayan benem.
Dost bildiklerimden can olmadı ki,
Kalbim dediğimden yâr olmadı ki.
Aşkın ateşinden ser olmadı ki,
Dili suskun, sazı çağlayan benem.
Sürmeli gözlerde kaldı hayalim,
Gurbet ellerde yâr yolu gözlerim.
Ağlasam ne çıkar bu dertli hâlim,
Derman arar iken dert bulan benem.
Dağlara sordum, dağ cevap vermedi,
Rüzgârın dilinde sır saklı idi.
Kırık bağlamamda telim “ah” dedi,
Çileye razı olan yolcu benem.
Bir lokmayla, bir hırkayla doğmuşum,
Mayın tarlasında gezip durmuşum.
Kül olup da yine korla dolmuşum,
Kendi közünde yanıp duran benem.
Gönül harmanında savruldu yelken,
Bir umut yeşerdi, biri kururken.
Adını andıkça sesim titrerken,
Sarı saçlara yastık diken benem
Kabrimde bir isim mühür gibidir,
Dillerde dolanır, sırlar gibidir.
Sevdamız ömürlük aşklar gibidir,
Yazgıya hep rıza gösteren benem.
Bir gün olur çile rahmete döner,
Karanlık geceden aydınlık iner.
Kul Halilî dünyayı ipe serer,
Hakk’a dayanıp da dirilen benem.
Halil Kumcu
Şiirden geriye kalan satırlar:
Gönül susarsa saz konuşur.
Hasret yol öğretir, menzili sabır çizer.
Sazı kırık olanın gönlü tam çalar.
6 Ocak 20026 / Salı / Bartın