0
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
537
Okunma

Umut
Bu akşam yine pencerenin önünde oturuyorum.
Sonbahar, sessiz adımlarla şehrin üzerine çökmüş. Rüzgâr, sararmış yaprakları önüne katıp bilinmez sokaklara sürüklüyor. Camın ardından onları izlerken, kendimi de o yapraklardan biri gibi hissediyorum. Savrulmuş, yorulmuş ve nereye ait olduğunu unutmuş...
İçimde uzun zamandır konuşmayan bir yalnızlık var. Ruhumun kapıları kapanmış sanki; pas tutmuş kilitler ardında bekleyen eski hatıralar, ara sıra kendilerini hatırlatıp yüreğimi yokluyor. Her şey yerli yerinde görünse de eksik olan bir şey var. Belki bir ses, belki bir nefes, belki de bir zamanlar içimi aydınlatan o tanıdık sıcaklık...
Gecenin karanlığı yavaş yavaş odaya dolarken, içimdeki çocuk uyanıyor. Yıllardır kaybetmediği hayalleriyle kapımı çalıyor. Kırılmış olsa da vazgeçmemiş. Yorulmuş olsa da yürümekten geri durmamış.
"Bir gün..." diyor bana.
Sadece iki kelime...
Ama bazen insanı ayakta tutmaya yetiyor.
Başımı gökyüzüne kaldırıyorum. Bulutların arasında güçlükle görünen bir yıldız ilişiyor gözüme. O kadar uzak, o kadar küçük ki... Yine de karanlığa teslim olmuyor.
O an anlıyorum;
Umut, her şeyin yolunda gitmesi değildir.
Umut, her şey dağıldığında bile yeniden toparlanabileceğine inanabilmektir.
Belki beklediğim kapı yarın çalınmayacak. Belki özlediğim yüz yarın karşıma çıkmayacak. Belki de hasret biraz daha benimle yaşayacak.
Ama biliyorum ki hiçbir gece sabaha kadar sürmez.
Bu yüzden ellerimi cebime koyup derin bir nefes alıyorum. Rüzgâr yüzüme vuruyor. Sonbahar usulca geçip gidiyor.
Ve ben, hayatın bütün yorgunluğuna rağmen, içimde hâlâ küçücük bir ışık taşıyorum.
Adı umut...
Ve bazen insanı hayata bağlayan tek şey, işte o küçücük ışıktır.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.