4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
677
Okunma
Elverişli toprakları vardı Karapınar’ın
Boldu kiraz ağacları
Sulak yaylalarında
Napolyon gelirdi Fransa’dan:p
Bir kasa apolyont kiraz almaya..
Hani o kadar iyiydi..
Karapınarın kirazı..
Josephine düğümü gibiydi körpesi..
Yandaki erikler bile kızarırdı kıskançlıktan
İki numara Paşanın elma yanakları gibi olurdu..
Yandaki Kirazenin erikleri..
Sepet dolusu dutlar düşerdi Karapınarın topraklarına
Ağlardım..
Kırılgan dut gibisin derdi dedem..
Dut ağacı da
Ne alıngandı olur olmaz
Düşerdi dalından hemen..
Gercekleri gormezden gelmeyi severdin
Coğu zaman..
Sen mutlulukta başarıyı hep yakaladın
Yüzüklerin efendisi gibi:)
..
Diğer yanda mana ararken bilinç
Gerçeklerin efendisi çıka gelir
Kaos yaşatırdı sana
Evrenin devinimlerinden
realiteyi sunardi....
Bir gün duydum ki..
..
S’oluğundan akan yaşam
geçit vermiyor boğazından
Kulak arkası edip
Geçer bu da geçer dedin...
Mahiyetini öğrendiğinde
Atlasın bir köşesine sıkışıp
yardım isteyen samimi bir
İhtiyaçlının gözlerindeki
O ifadeyi görürdüm
Son yıllarında
Gerçeğin ömründe
Ömür bulmayı istemiştin
Göğsünün kanadığı gecelerde
Yaşama hevesini
Kademe kademe çıkarırken ellerinden
Deva bulacaksın .. sözlerine inanır gözükürdün
Bilirdim..
Daha çok küçüktüm
Sorardım yinede..
Tevellüdün yetmez
Derdin dedem ama bilirdim
Bildiğini bilmediğimizi
Bilmemiş gibi
A’ma olmayı bildiğin
Kadar
Gör’meyi de
Bildin..
Alıngan rüzgarlardan
Dal gibi kaldı bu çiçek ...demişliğin
Gibi duygularım dal gibi şimdi..
Zaman zaman yaşanan Çöl ikliminize
Su olamadım
Daha çok küçüktüm
Ama sam yeliniz hep ısıttı beni
..
Rana
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.