ünal beşkese
2571 şiiri kayıtlı

BİTMEMİŞ BİR ŞİİR GİBİ

ünal beşkese
  5,0 / 7 kişi ·11 beğenme · 8 yorum · 258 okunma
BİTMEMİŞ BİR ŞİİR GİBİ

BİTMEMİŞ BİR ŞİİR GİBİ



Çiçek çiçek sevda açan bahçeleri bozup gittin,
Şimdi gönlüm bomboş, ıssız, terk edilmiş şehir gibi...
Tertemiz ve gizem dolu bir sevdayı ziyan ettin,
O aşk şimdi, efsununu kaybetmiş bir sihir gibi...

Bu bir kader, sevda diye, yine hicranı seçmişim,
Her bûsende yudum yudum aşk değil, zehir içmişim.
Şimdi bütün anılarım, senle dolu tüm geçmişim,
Yüreğimi yakar durur, kanımdaki zehir gibi...

Ellerinin dokunuşu, derman olurdu her derde,
Sevgi dolu bakışların, verdiğin söz, hani nerde?
Garip gönlüm çaresizdir, yağmursuz, çorak bir yerde,
Denizine kavuşmadan kuruyan bir nehir gibi...

Sarıldığım ellerin, ahh... ellerimi yaktı, geçti,
Ne bir veda, ne bir selam....Şöylesine baktı, geçti.
Bir rüzgârdı senin sevdan hayalleri yıktı, geçti,
Kırık dökük birkaç dize, bitmemiş bir şiir gibi...

Ünal Beşkese
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
BİTMEMİŞ BİR ŞİİR GİBİ şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

BİTMEMİŞ BİR ŞİİR GİBİ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Filiz Çolak , 5 puan verdi
26 Haziran 2019 Çarşamba 02:35:56
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle meramını anlatırken.Sonra kuşlar gelir ,göz süzer zamana .Kanatlarında onca ağırlığı yaşanmışlıkların,ah! Siz iç çekerken bir lotus sürüklenir koynaklarınızda salına salına yelkenli günlere inat!...İnce beyaz huysuz bir ahu ,merhaba dercesine gülümser aşka sevdaya...Cıvıltıları saçılır kuşların , ırmaklara saçlarını salar güneş, derinliklerine akışların. Dayanamaz bir daha görmek için o gülümseyişi ,düş olsa da kaldırır başını arkaya atar saçlarını ,ışır kıpırdar içine ham dilberin.Bir şair şiirin içine düşer, sessiz sessiz sevdayı okur suretine mavi saçlı zamanların , ruhundan süzdüğü kanatlarıyla yalnızlığı okşar kucağında acılarıyla öylesi oturuken.Bir koşuşturmadır efendim bir curcuna derken kesilir sesler ,hep yalnız gelen ,son saltanatına yalnız giden hakikatin yanı başında büker boynunu söğütler.Düşer başı yüreğin dizlere ,nasıl etmeli nasıl sevmeli ,sonrasında şimdiye nasıl geldiğini farketmediği ömrü, nasıl aşkla yaşamalı huzurla diye fısıldar, halay başını çeken güzel kızın harelerine.Tüter ya hareleri bakışlarından renk renk hayaller yağar ya , bir kiraz çiçeği düşer çağlayanların sustuğu yere. Bir aşk kıpırdar kalbinde unutamadığın bir çift bakış gelir göğsünde sayıklar öylece .Nerelere gitmez ki insan hangi güzellikleri yadetmez ki hangi acılarda gözleri dolmaz ki !Sonra bir derin nefesle sere serpe güvertesinde deli gönlün ,ah nasıl demeli nasıl anlatmalı ,kiraz emiliminde dudağı ballı kızları kapılıp gidersin o senfoniye… Dudak çizgilerinde yüzer gurup kızıl nehirlerin, begonvil salkımları koynunda gece ağarmaya yüz tutunca ,öylesi bir okyanus damlar ki sabaha ,bahar bahçe nisanlar açılır gider göğsü yarılan cıvıltısında denizlerin ,silkelenen o güzelin …Ta Edirne'ye varır gönül teli, bir çoban kavalına üflerken meramını, bir köylü güzelinin ellerinden estirir kavun esansı.Ah! Saçları sırma sırma ,göbeğinde kaynayan gözesi dem dem hasret, fistanın da açan anemon sarhoşluğu derinliklerinizdeki akıntıya sızar karışır. İnsanın içini kızıl tomurcuklar sızlatır ki !Doldurup günü kadehlere epifitlerinden içersin, dalar gidersin yörük güzelinin gölgelendiğiniz kucağında.Sonra öylesi bir memleket özlemi sarar sizi ,ananızı özlersiniz, çıra kokan cigarasını babanızın ;tutar bir çınarın gölgesinde eski günleri yadedersiniz ,öylesi bir türkünün tınısına kapılısınız ki ,bozlaklarınıza vurur bağlamanın telleri !Kartallar geçer yükseltisinden gönlün ,debisinde ince bir sızı susar elif elif diye! Boynunda kuğu zarafeti o güzelim ramazan akşamları ,düşer yadınıza.Biraz hüzünlenir ağlarsınız ,avuçlarınızı yakarken gözyaşlarınız.Oruç açmanın sevinci ,Allah aşkıyla kana kana içtiğiniz kristal sürahide soğutulmuş suyun yürekte yanan ateşe serpilişinde ferahlarsınız..Nefes nefese gardenyalarca, saflığı beyaz çığlıkların öylece dolaşır durur sizi ,Ünal Beşkese'nin hasrete dem vuran mısralarında. Alnınızdan yuvarlanan terlerde dinlenen gül goncalarını, çeker ta derinliklerinize göçer gidersiniz diyarlanıza!Evet sevgili ,babacığım şiirlerinizde; yüreğimin ,ruhumun dinlendiğini hissettiğimi size itiraf etmekten mutluluk duyuyorum.Acıyı ele alışınız bile güzel şiirlerinizde. Zira acı özlem üzerine , hiçbir satırınızda ölüm, kan, çarmıhlar ,karanlık kuyular,şeytani duygular, uçurumlarla karşılaşmıyoruz.Sadece bir el;yüreğine insanın serin bir nehrin suyunu döküyor.Düşünün sonbahar yaprakları hüznü anımsatır. Ancak siz ,sonbahar yapraklarını sarı bir kızın saçlarına serpilmiş güneş lekesi gibi bizlere sunmaya yeğlerken;o leke ki göğsünüzü aşk ateşiyle yakıyor, diğer yandan o acıda çırpındıkça bir kelebek acınızda can bulup yüreğinin ucuna konuyor insanın.Ve siz o çırpınışlarda dahi, o ateşi bizlere esrik bir edayla sunarken şikayet etmeyen ,sadece seven bir aşığın sızısın da dahi, cıvıldayan yüreğini gönlümüze damıtıyorsunuz.Sonra yağmuru çağırıyor, güz güllerini …
Yağmur toplayıp eteklerini dizlerine koşarak geliyor elinde derman ile.Güz gülleri çıkarıyor bakışlarını insanın koynundan, siz güllerin kokusunu alırken derinlerden ,Ünal babacığım çoktan ,beşeri aşkın üzerine kirpiklerini kapıyor, göğsüne sıcacık bir öpücük kondurup ;’’ey Allah’ın elçisi güzel peygamber ,cennetin kokularını yüreğime eken elçi !‘’;sana selam olsun Sultanlar şehrinden derken ,saf bir müslümanın dokunuşlarıyla huzurlu bir uyanışta buluyorsunuz kendinizi! Kim bilir şiirinizde ki, o iç ses ahenginin, bu denli başarılı oluşunun sırrı belki de inancından geliyordur? O sesi iyi dinliyordur işitiyordur ve o ses gönlünde dinlendirilmiş olgunlaştırılmış sonrasında çağlayanlardan kendisini mısraların sunağına öylece bırak mıştır?! Biraz düşüneyim derken ,o muhteşem ezan sesini işiteceksiniz, ruhunuza eğilen kubbelerin mavi masmavi huşusunda!Evet gece aydınlığı yüzünde ışırken insanın, bir çift gözle aydınlanan gecenin gizleri o uslu halleri nedense tan olup damlıyor içine sevdalı mısraların.İnce beyaz silüeti o güzel ah mor menekşem sümbülüm gülüm derken kaybolup gidiyorsunuz…Ünal babacığım şiirinizde öylesi bir konçertoyu dinletiyorsunuz ki bizlere; benim bu konçertoda duyduğum en baskın ses; sevginin hoşgörünün sonsuz aşkla ilahi aşla sevebilmenin Yunus sesiydi! İç sesin ustaca işlendiği dizelerinde ,dokunduğunuz her güzellliğin ritimsel tınısıydı , ruhumu ılık yaz meltemlerince okşayan .Sallanan yapraklarda rüzgarın çığlığıydı durulduğum, yağmur çiseciklerinin bir çocuk ağlamasına sinip gönlümü kanatmasıydı derinliklerimdeki akıntının gücüne kapılıp beni getiren…Çağlayanların gümbürtüsüne karışarak, bak ben deliyim sevdalı diye haykıran bir çılgının biraz ihtiyarlamış küt küt çırpınışlarıydı …Seviyorumun aşığımın deli deli çarpan sesiydi !.. Acıya ,hüzne, umutsuzluğa ,karanlığa dokunuşuyla, sonsuz hoşgörünün ve sevginin içselliğiydi ruhuma tırmanan!
Evet ,sevgili hocam şiirleriniz bende onca duyguyu canlandırdı elbet ,sayfalar dolusu yazsam size yine az!Ancak şunu belirtmek istiyorum ki ,siz bir ekolsünüz diliniz düşünüzle!Şiirleriniz de öylesi bir evrensellik yakaladınız ki ,ölümsüzlük şerbetini yaşamın kucağındayken tattınız .Bunu size mısralarınız müjdeliyor efendim!Dolayısıyla her yeni gelecek olan kuşak ,eserlerinizde kendi döneminin izlerini bulacak ve siz yüzyılları dolaşarak nice yüreklere dokunacaksınız ;aşkı sevgiyi insanlığı fısıldayacak onlara dost ,kimse olacaksınız!
Ünal hocam babacığım,değerli şahsiyetinizin önünde saygıyla eğiliyor hürmetle ellerinizden öpüyorum…
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiünal beşkese , şiirin sahibi
27 Haziran 2019 Perşembe 22:39:20
Güzel kızım,
Bir sanat eseri niteliğindeki yorumun için çok teşekkür ederim.
Bu güzel sözlerini, ancak 4- 5 satırlk taksitlerle okuyabildiğimden
teşekkürde geciktiğim için özür dilerim.
Beğenin ve güzelsözl sözlerin için ve özellikle de salu oldum.lllyfamda görmeyi
epeydir özlediğim logonu bir kez daha görebildiğim için mutlu oldum.
TEKRAR TEŞEKKÜRLERİM,
Sevgimle, saygımla,
Ü.B
Filiz Çolak , 5 puan verdi
26 Haziran 2019 Çarşamba 02:35:24
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle meramını anlatırken.Sonra kuşlar gelir ,göz süzer zamana .Kanatlarında onca ağırlığı yaşanmışlıkların,ah! Siz iç çekerken bir lotus sürüklenir koynaklarınızda salına salına yelkenli günlere inat!...İnce beyaz huysuz bir ahu ,merhaba dercesine gülümser aşka sevdaya...Cıvıltıları saçılır kuşların , ırmaklara saçlarını salar güneş, derinliklerine akışların. Dayanamaz bir daha görmek için o gülümseyişi ,düş olsa da kaldırır başını arkaya atar saçlarını ,ışır kıpırdar içine ham dilberin.Bir şair şiirin içine düşer, sessiz sessiz sevdayı okur suretine mavi saçlı zamanların , ruhundan süzdüğü kanatlarıyla yalnızlığı okşar kucağında acılarıyla öylesi oturuken.Bir koşuşturmadır efendim bir curcuna derken kesilir sesler ,hep yalnız gelen ,son saltanatına yalnız giden hakikatin yanı başında büker boynunu söğütler.Düşer başı yüreğin dizlere ,nasıl etmeli nasıl sevmeli ,sonrasında şimdiye nasıl geldiğini farketmediği ömrü, nasıl aşkla yaşamalı huzurla diye fısıldar, halay başını çeken güzel kızın harelerine.Tüter ya hareleri bakışlarından renk renk hayaller yağar ya , bir kiraz çiçeği düşer çağlayanların sustuğu yere. Bir aşk kıpırdar kalbinde unutamadığın bir çift bakış gelir göğsünde sayıklar öylece .Nerelere gitmez ki insan hangi güzellikleri yadetmez ki hangi acılarda gözleri dolmaz ki !Sonra bir derin nefesle sere serpe güvertesinde deli gönlün ,ah nasıl demeli nasıl anlatmalı ,kiraz emiliminde dudağı ballı kızları kapılıp gidersin o senfoniye… Dudak çizgilerinde yüzer gurup kızıl nehirlerin, begonvil salkımları koynunda gece ağarmaya yüz tutunca ,öylesi bir okyanus damlar ki sabaha ,bahar bahçe nisanlar açılır gider göğsü yarılan cıvıltısında denizlerin ,silkelenen o güzelin …Ta Edirne'ye varır gönül teli, bir çoban kavalına üflerken meramını, bir köylü güzelinin ellerinden estirir kavun esansı.Ah! Saçları sırma sırma ,göbeğinde kaynayan gözesi dem dem hasret, fistanın da açan anemon sarhoşluğu derinliklerinizdeki akıntıya sızar karışır. İnsanın içini kızıl tomurcuklar sızlatır ki !Doldurup günü kadehlere epifitlerinden içersin, dalar gidersin yörük güzelinin gölgelendiğiniz kucağında.Sonra öylesi bir memleket özlemi sarar sizi ,ananızı özlersiniz, çıra kokan cigarasını babanızın ;tutar bir çınarın gölgesinde eski günleri yadedersiniz ,öylesi bir türkünün tınısına kapılısınız ki ,bozlaklarınıza vurur bağlamanın telleri !Kartallar geçer yükseltisinden gönlün ,debisinde ince bir sızı susar elif elif diye! Boynunda kuğu zarafeti o güzelim ramazan akşamları ,düşer yadınıza.Biraz hüzünlenir ağlarsınız ,avuçlarınızı yakarken gözyaşlarınız.Oruç açmanın sevinci ,Allah aşkıyla kana kana içtiğiniz kristal sürahide soğutulmuş suyun yürekte yanan ateşe serpilişinde ferahlarsınız..Nefes nefese gardenyalarca, saflığı beyaz çığlıkların öylece dolaşır durur sizi ,Ünal Beşkese'nin hasrete dem vuran mısralarında. Alnınızdan yuvarlanan terlerde dinlenen gül goncalarını, çeker ta derinliklerinize göçer gidersiniz diyarlanıza!Evet sevgili ,babacığım şiirlerinizde; yüreğimin ,ruhumun dinlendiğini hissettiğimi size itiraf etmekten mutluluk duyuyorum.Acıyı ele alışınız bile güzel şiirlerinizde. Zira acı özlem üzerine , hiçbir satırınızda ölüm, kan, çarmıhlar ,karanlık kuyular,şeytani duygular, uçurumlarla karşılaşmıyoruz.Sadece bir el;yüreğine insanın serin bir nehrin suyunu döküyor.Düşünün sonbahar yaprakları hüznü anımsatır. Ancak siz ,sonbahar yapraklarını sarı bir kızın saçlarına serpilmiş güneş lekesi gibi bizlere sunmaya yeğlerken;o leke ki göğsünüzü aşk ateşiyle yakıyor, diğer yandan o acıda çırpındıkça bir kelebek acınızda can bulup yüreğinin ucuna konuyor insanın.Ve siz o çırpınışlarda dahi, o ateşi bizlere esrik bir edayla sunarken şikayet etmeyen ,sadece seven bir aşığın sızısın da dahi, cıvıldayan yüreğini gönlümüze damıtıyorsunuz.Sonra yağmuru çağırıyor, güz güllerini …
Yağmur toplayıp eteklerini dizlerine koşarak geliyor elinde derman ile.Güz gülleri çıkarıyor bakışlarını insanın koynundan, siz güllerin kokusunu alırken derinlerden ,Ünal babacığım çoktan ,beşeri aşkın üzerine kirpiklerini kapıyor, göğsüne sıcacık bir öpücük kondurup ;’’ey Allah’ın elçisi güzel peygamber ,cennetin kokularını yüreğime eken elçi !‘’;sana selam olsun Sultanlar şehrinden derken ,saf bir müslümanın dokunuşlarıyla huzurlu bir uyanışta buluyorsunuz kendinizi! Kim bilir şiirinizde ki, o iç ses ahenginin, bu denli başarılı oluşunun sırrı belki de inancından geliyordur? O sesi iyi dinliyordur işitiyordur ve o ses gönlünde dinlendirilmiş olgunlaştırılmış sonrasında çağlayanlardan kendisini mısraların sunağına öylece bırak mıştır?! Biraz düşüneyim derken ,o muhteşem ezan sesini işiteceksiniz, ruhunuza eğilen kubbelerin mavi masmavi huşusunda!Evet gece aydınlığı yüzünde ışırken insanın, bir çift gözle aydınlanan gecenin gizleri o uslu halleri nedense tan olup damlıyor içine sevdalı mısraların.İnce beyaz silüeti o güzel ah mor menekşem sümbülüm gülüm derken kaybolup gidiyorsunuz…Ünal babacığım şiirinizde öylesi bir konçertoyu dinletiyorsunuz ki bizlere; benim bu konçertoda duyduğum en baskın ses; sevginin hoşgörünün sonsuz aşkla ilahi aşla sevebilmenin Yunus sesiydi! İç sesin ustaca işlendiği dizelerinde ,dokunduğunuz her güzellliğin ritimsel tınısıydı , ruhumu ılık yaz meltemlerince okşayan .Sallanan yapraklarda rüzgarın çığlığıydı durulduğum, yağmur çiseciklerinin bir çocuk ağlamasına sinip gönlümü kanatmasıydı derinliklerimdeki akıntının gücüne kapılıp beni getiren…Çağlayanların gümbürtüsüne karışarak, bak ben deliyim sevdalı diye haykıran bir çılgının biraz ihtiyarlamış küt küt çırpınışlarıydı …Seviyorumun aşığımın deli deli çarpan sesiydi !.. Acıya ,hüzne, umutsuzluğa ,karanlığa dokunuşuyla, sonsuz hoşgörünün ve sevginin içselliğiydi ruhuma tırmanan!
Evet ,sevgili hocam şiirleriniz bende onca duyguyu canlandırdı elbet ,sayfalar dolusu yazsam size yine az!Ancak şunu belirtmek istiyorum ki ,siz bir ekolsünüz diliniz düşünüzle!Şiirleriniz de öylesi bir evrensellik yakaladınız ki ,ölümsüzlük şerbetini yaşamın kucağındayken tattınız .Bunu size mısralarınız müjdeliyor efendim!Dolayısıyla her yeni gelecek olan kuşak ,eserlerinizde kendi döneminin izlerini bulacak ve siz yüzyılları dolaşarak nice yüreklere dokunacaksınız ;aşkı sevgiyi insanlığı fısıldayacak onlara dost ,kimse olacaksınız!
Ünal hocam babacığım,değerli şahsiyetinizin önünde saygıyla eğiliyor hürmetle ellerinizden öpüyorum…
Filiz Çolak , 5 puan verdi
26 Haziran 2019 Çarşamba 02:34:38
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle meramını anlatırken.Sonra kuşlar gelir ,göz süzer zamana .Kanatlarında onca ağırlığı yaşanmışlıkların,ah! Siz iç çekerken bir lotus sürüklenir koynaklarınızda salına salına yelkenli günlere inat!...İnce beyaz huysuz bir ahu ,merhaba dercesine gülümser aşka sevdaya...Cıvıltıları saçılır kuşların , ırmaklara saçlarını salar güneş, derinliklerine akışların. Dayanamaz bir daha görmek için o gülümseyişi ,düş olsa da kaldırır başını arkaya atar saçlarını ,ışır kıpırdar içine ham dilberin.Bir şair şiirin içine düşer, sessiz sessiz sevdayı okur suretine mavi saçlı zamanların , ruhundan süzdüğü kanatlarıyla yalnızlığı okşar kucağında acılarıyla öylesi oturuken.Bir koşuşturmadır efendim bir curcuna derken kesilir sesler ,hep yalnız gelen ,son saltanatına yalnız giden hakikatin yanı başında büker boynunu söğütler.Düşer başı yüreğin dizlere ,nasıl etmeli nasıl sevmeli ,sonrasında şimdiye nasıl geldiğini farketmediği ömrü, nasıl aşkla yaşamalı huzurla diye fısıldar, halay başını çeken güzel kızın harelerine.Tüter ya hareleri bakışlarından renk renk hayaller yağar ya , bir kiraz çiçeği düşer çağlayanların sustuğu yere. Bir aşk kıpırdar kalbinde unutamadığın bir çift bakış gelir göğsünde sayıklar öylece .Nerelere gitmez ki insan hangi güzellikleri yadetmez ki hangi acılarda gözleri dolmaz ki !Sonra bir derin nefesle sere serpe güvertesinde deli gönlün ,ah nasıl demeli nasıl anlatmalı ,kiraz emiliminde dudağı ballı kızları kapılıp gidersin o senfoniye… Dudak çizgilerinde yüzer gurup kızıl nehirlerin, begonvil salkımları koynunda gece ağarmaya yüz tutunca ,öylesi bir okyanus damlar ki sabaha ,bahar bahçe nisanlar açılır gider göğsü yarılan cıvıltısında denizlerin ,silkelenen o güzelin …Ta Edirne'ye varır gönül teli, bir çoban kavalına üflerken meramını, bir köylü güzelinin ellerinden estirir kavun esansı.Ah! Saçları sırma sırma ,göbeğinde kaynayan gözesi dem dem hasret, fistanın da açan anemon sarhoşluğu derinliklerinizdeki akıntıya sızar karışır. İnsanın içini kızıl tomurcuklar sızlatır ki !Doldurup günü kadehlere epifitlerinden içersin, dalar gidersin yörük güzelinin gölgelendiğiniz kucağında.Sonra öylesi bir memleket özlemi sarar sizi ,ananızı özlersiniz, çıra kokan cigarasını babanızın ;tutar bir çınarın gölgesinde eski günleri yadedersiniz ,öylesi bir türkünün tınısına kapılısınız ki ,bozlaklarınıza vurur bağlamanın telleri !Kartallar geçer yükseltisinden gönlün ,debisinde ince bir sızı susar elif elif diye! Boynunda kuğu zarafeti o güzelim ramazan akşamları ,düşer yadınıza.Biraz hüzünlenir ağlarsınız ,avuçlarınızı yakarken gözyaşlarınız.Oruç açmanın sevinci ,Allah aşkıyla kana kana içtiğiniz kristal sürahide soğutulmuş suyun yürekte yanan ateşe serpilişinde ferahlarsınız..Nefes nefese gardenyalarca, saflığı beyaz çığlıkların öylece dolaşır durur sizi ,Ünal Beşkese'nin hasrete dem vuran mısralarında. Alnınızdan yuvarlanan terlerde dinlenen gül goncalarını, çeker ta derinliklerinize göçer gidersiniz diyarlanıza!Evet sevgili ,babacığım şiirlerinizde; yüreğimin ,ruhumun dinlendiğini hissettiğimi size itiraf etmekten mutluluk duyuyorum.Acıyı ele alışınız bile güzel şiirlerinizde. Zira acı özlem üzerine , hiçbir satırınızda ölüm, kan, çarmıhlar ,karanlık kuyular,şeytani duygular, uçurumlarla karşılaşmıyoruz.Sadece bir el;yüreğine insanın serin bir nehrin suyunu döküyor.Düşünün sonbahar yaprakları hüznü anımsatır. Ancak siz ,sonbahar yapraklarını sarı bir kızın saçlarına serpilmiş güneş lekesi gibi bizlere sunmaya yeğlerken;o leke ki göğsünüzü aşk ateşiyle yakıyor, diğer yandan o acıda çırpındıkça bir kelebek acınızda can bulup yüreğinin ucuna konuyor insanın.Ve siz o çırpınışlarda dahi, o ateşi bizlere esrik bir edayla sunarken şikayet etmeyen ,sadece seven bir aşığın sızısın da dahi, cıvıldayan yüreğini gönlümüze damıtıyorsunuz.Sonra yağmuru çağırıyor, güz güllerini …
Yağmur toplayıp eteklerini dizlerine koşarak geliyor elinde derman ile.Güz gülleri çıkarıyor bakışlarını insanın koynundan, siz güllerin kokusunu alırken derinlerden ,Ünal babacığım çoktan ,beşeri aşkın üzerine kirpiklerini kapıyor, göğsüne sıcacık bir öpücük kondurup ;’’ey Allah’ın elçisi güzel peygamber ,cennetin kokularını yüreğime eken elçi !‘’;sana selam olsun Sultanlar şehrinden derken ,saf bir müslümanın dokunuşlarıyla huzurlu bir uyanışta buluyorsunuz kendinizi! Kim bilir şiirinizde ki, o iç ses ahenginin, bu denli başarılı oluşunun sırrı belki de inancından geliyordur? O sesi iyi dinliyordur işitiyordur ve o ses gönlünde dinlendirilmiş olgunlaştırılmış sonrasında çağlayanlardan kendisini mısraların sunağına öylece bırak mıştır?! Biraz düşüneyim derken ,o muhteşem ezan sesini işiteceksiniz, ruhunuza eğilen kubbelerin mavi masmavi huşusunda!Evet gece aydınlığı yüzünde ışırken insanın, bir çift gözle aydınlanan gecenin gizleri o uslu halleri nedense tan olup damlıyor içine sevdalı mısraların.İnce beyaz silüeti o güzel ah mor menekşem sümbülüm gülüm derken kaybolup gidiyorsunuz…Ünal babacığım şiirinizde öylesi bir konçertoyu dinletiyorsunuz ki bizlere; benim bu konçertoda duyduğum en baskın ses; sevginin hoşgörünün sonsuz aşkla ilahi aşla sevebilmenin Yunus sesiydi! İç sesin ustaca işlendiği dizelerinde ,dokunduğunuz her güzellliğin ritimsel tınısıydı , ruhumu ılık yaz meltemlerince okşayan .Sallanan yapraklarda rüzgarın çığlığıydı durulduğum, yağmur çiseciklerinin bir çocuk ağlamasına sinip gönlümü kanatmasıydı derinliklerimdeki akıntının gücüne kapılıp beni getiren…Çağlayanların gümbürtüsüne karışarak, bak ben deliyim sevdalı diye haykıran bir çılgının biraz ihtiyarlamış küt küt çırpınışlarıydı …Seviyorumun aşığımın deli deli çarpan sesiydi !.. Acıya ,hüzne, umutsuzluğa ,karanlığa dokunuşuyla, sonsuz hoşgörünün ve sevginin içselliğiydi ruhuma tırmanan!
Evet ,sevgili hocam şiirleriniz bende onca duyguyu canlandırdı elbet ,sayfalar dolusu yazsam size yine az!Ancak şunu belirtmek istiyorum ki ,siz bir ekolsünüz diliniz düşünüzle!Şiirleriniz de öylesi bir evrensellik yakaladınız ki ,ölümsüzlük şerbetini yaşamın kucağındayken tattınız .Bunu size mısralarınız müjdeliyor efendim!Dolayısıyla her yeni gelecek olan kuşak ,eserlerinizde kendi döneminin izlerini bulacak ve siz yüzyılları dolaşarak nice yüreklere dokunacaksınız ;aşkı sevgiyi insanlığı fısıldayacak onlara dost ,kimse olacaksınız!
Ünal hocam babacığım,değerli şahsiyetinizin önünde saygıyla eğiliyor hürmetle ellerinizden öpüyorum…
kul cihan
25 Haziran 2019 Salı 09:25:40
Mükemmel şiirinizi alkışlıyorum kıymetli USTA
Yüreğinize sağlık ,sağlık sıhhat diliyorum güzel yüreğinize
Saygılar sunuyorum.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiünal beşkese , şiirin sahibi
25 Haziran 2019 Salı 14:26:32
Güzel bakışınız, beğeniniz, değerli görüşünüz ve güzel sözleriniz için gönülden teşekkürlerim,
saygım ve sevgimle efendim,
Ü.B
kul cihan
25 Haziran 2019 Salı 09:25:12
Mükemmel şiirinizi alkışlıyorum kıymetli USTA
Yüreğinize sağlık ,sağlık sıhhat diliyorum güzel yüreğinize
Saygılar sunuyorum.
karan027
25 Haziran 2019 Salı 00:09:38
hayranlıkLa okudum eserinizi üstadım
kafiyelerin arasında can buldu yuregim
tebrikler..

karan
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiünal beşkese , şiirin sahibi
25 Haziran 2019 Salı 14:19:18
Değerli ilginiz, güzel bakışınız, beğeniniz ve nazik sözleriniz için teşekkürlerim,
saygım ve sevgimle efendim,
Ü.B
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.