Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill

Öykü Şiirleri

Aşağıda 1,500,000'dan fazla şiir başlıkları arasından "Öykü" terimini içeren şiirler listelenmektedir. Öykü ile ilgili şiirler "kayıt tarihine" göre listelenmektedir. Şiirlerin "Öykü" ile ilgili alakalı olup olmadıkları sistem tarafından otomatik belirlenip içinde aradığından konu dışı bazı şiirler listelenebilir. Öykü ile ilgili " 948 " şiir aşağıdadır.
mermer kalabalık
yırtmadı pasaportlarını incir ağaçları
bulut tekerlerin ipi bedavacılık
tel binekleri anımsa toprağı
eksi on sekiz

...
Devamını oku »
Uzak kaldırımlardan gelen ses
Ritmik duygular eşliğinde
Nazenin vuruşları titretiyor etrafı
Bozuyor sükutu ve karanlığı
Sivri topuk sesleri

...
Devamını oku »
Havadaki yıldızları sayardım.
Belki masum bir çocuk hayaliydi,
Babam ne söylese hemen kanardım.

Zamanla yarıştı akrep yelkovan,

...
Devamını oku »
Gözlerin konuştu yüreğimde
Sen sırra kadem bastın
Ve ben üryan yalnızlığıma sarındım sen diye



...
Devamını oku »
esrarına bürünmüş şehrin sararmış kasvetini, bazen de ayazın kol gezdiği soğuk bir kış gününde yağan karın beyaza bürüdüğü manzarayı görüyordum. Günler ayları, aylar yılları derken, işim de tam kırk yılımın dün gibi geçtiğini fark ettim.

Bir yaz günüydü, ileri de bulunan parkı süsleyen ulu çınar


...
Devamını oku »
Hırpalanmış tohumlar yüzüyor çürük tarlalarda
Rüzgâr piç bir şarkı söyler birazdan buralarda
Kıyılıyor içim nicedir peşrevsizim ben çayırlarda
İnsanlık körelmiş bir urgan, asın beni masallarla

...
Devamını oku »
Soyadımız, Sultan.
Ben kadının küçük kızı Meryem.
Anam okuma yazma bilmez, sadece parmak basmasını bilir.
Onun için anamın dediklerini kafamda tutar günlüğünü ben yazarım.
Anam şimdi yattığı yerden göz kaş işmarı yapıyor.

...
Devamını oku »
Bir yağmur damlasından yadigardır gülüşün.
Çay saati gelmeden üşenme ocağı yak.
Hüznümün rengi olsun çay saatinde düşün.
Turnalar kanat çırpsın senin has iklimine.
Hayalin nakış olsun dem dem naz kilimine.

...
Devamını oku »
Bu günün çocukları nasihat istemedikleri gibi o günlerin yokluk anılarını da duymak istemiyor yaşandığına gerçek olduğuna inanmıyorlar. Babalarımız ya savaş malulü gazilerin ya da şehitlerin çocuğuydular. Dedelerimizin bizlerden çok daha zor şartlarda yaşadıklarını biliyoruz. Savaş, kıtlık illet yüzünden genç neslin yok denecek kadar azaldığını, bu sebeple nüfus artsın diye devletin vatandaşını teşvik ederek bazı vergilerden muaf tuttuğunu ve çocuk başına pirim verdiğini biliyoruz. Onun içindir çok çocuklu aileden gelmiş oluşumuz ve de fakirliğimiz.
Mahalle bakkalımız Ahmet, mal almaya şehre gittiğinde, babası Ali dede geçerdi kasanın başına. seksen seksen beş yaşlarında kilolu geniş alınlı, iri gözlü sakallı bir adamdı. Aslında pek ermez aklı alış verişe. Bakkal Ahmet bizi tembihlerdi yardımcı olun çocuklar diye, biz de yardım ederdik Ali dedeye. Ali dede bize aman çocuklar gözünüzün önüne bakın okuyun adam olun der, galiba nasihat yerine geçsin diye arada bir askerlik anılarını da anlatırdı. Unutamadığım bir anısı var ki, yeri geldiğinde defalarca anlatmışımdır.
Ali Dede doksan üç harbine nefer olarak katıldığını, o yılların kıtlık yılları olduğunu söylüyordu. Günde bir adet, tayin hakkımız vardı o da yumruk büyüklüğünde. Onunla bir gün idare etmek zorundaydık, bu bir emirdi emre itaatsizlik eden cezalandırılırdı. Genç güçlüydük bir tayın ekmek dişimizin kovuğuna yetmiyor, on tayın ekmek verseler doymuyorduk, ama çaremiz de yoktu mecburduk açlığa.

Çarık yapmamız için her birimize sığır derisinden kösele verdiler. Ali Dede kollarını kaldırıp kucaklayacakmış gibi işte böyle, kucak genişliği kadardı dedi. O akşam sığır gönünden kuru derimizi yumuşasın diye suya yatırdık. Sabah kalktığımızda yumuşamış olsun, kesip biçip dikip çarık yapalım diye. Diğer arkadaşlarıma göre hareketli ve iri yapılı olduğum için verilen tayın ile doymuyordum. Açlığa tahammülüm yoktu, uyuyamıyordum. Şeytan dürtüyordu sanki, kalk ıslattığın çarıklık deriyi ye diye. Aklım suya yatırdığım köseledeydi, İlla ki yiyecektim onu kafaya koymuştum bir kere. Ses çıkartmadan, ot yatağın altından kasaturamı, suyun içindende köselemi aldım. Battaniyenin altında bir güzel,kasaturayla parçalayıp afiyetle yedim.

...
Devamını oku »
seninle
ama sen kimbilir
başkasının öyküsüsündür.

Kimbilir kaçıncı imgen bu

...
Devamını oku »

İlk 58 59 60 61 62 63 64 65 66 Son
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL