NEDİR?

48.120 terim terim kayıtlı.

Cevdet bağca

Cevdet bağca sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
Cevdet bağca terimi E-Robot tarafından 8.2.2008 tarihinde ekledi.
Cevdet bağca şiirleri Cevdet bağca kitabı

Yorumlar
aysegulguncan
13 Aralık 2009 Pazar 00:37:25
kaparsan gözlerini
putlaşır içimde bir yerde mermer yüzün
ölgün adımlı çocuklar yürür kalbine ıssızlığın
kaparsan gözlerini
göz olurum, söz olurum, köz olurum da
bir sen olmayı beceremem
dokunamam yüreğime ellerin gibi
henüz yazılmamış bir dilde akar gözyaşlarım
sevgili dilinde ağıtlaşır sana uzanan kelamlarım
ağlayamam senin gibi
akıt sen şehrinin bulutlarını dimağıma
bana gözyaşlarında boğulmak yazılmış sevgili...

öldür gözlerimi ali
ölü bir kız gözlerinden öpülür
öyleyse kapat aralanmış gözlerimi
.....

sahra
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:28:07
okudum,dinledim,izledim.ben de hakkari de 2 yıl çalıştım.keşke o şehir bana da biraz olsun ilham verseydi dedim.
meslektaşımızmış.
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:21:14
SÖYLEŞİ 2
(2007)

“Aslında sevginin, kardeşliğin, barışın, aydınlığın dili hep aynı. Acının, zulmün dili hep aynı. Biz aslında hep aynı dili konuşuyoruz” diyen sanatçı Cevdet Bağca kendisini “ötekinin sanatçısı” olarak tanımlıyor.

Sanatçı yaklaşık 20 yıldır beste ve söz yazarlığı yapıyor. Aynı zamanda öğretmen de olan sanatçının “Simurg”, “Emanet Öyküler” ve “Mayna” isimli üç albümü bulunuyor.

Birçok ünlü sanatçı Bağca’nın yazdığı sözleri ve besteleri okudu fakat ondan hiç bahsetmedi. Emeğinin karşılığını alamayan Bağca, biraz da hesaplaşmak için yazdığı şarkıları kendi yorumlamaya başladı.

1988 yılından beri Kürt illerinde de öğretmenlik yapan Türk kökenli sanatçı, Hakkari ve Halepçe’den çok etkilendi. Sanatçı bunu şöyle anlatıyor : “Hakkari kadar Halepçe olayına tanıklık etmek de beni çok etkilemiştir. Hatta Kürt olmamı sağlamıştır.”

Kendi tanıklıklarını sanatına özenle işleyen Bağca, suskunluklara inat kendi deyimi ile ilerici tavrıyla insani yanını ve sürekli geleceğe dair umudunu korudu.

Bir gazetenin ikinci kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlediği dayanışma şölenine katılmak için Almanya’da bulunan sanatçı ile kendisi hakkında bilinmeyenleri, tanıklıklarını ve sanatı konuştuk ;




Siz 5 yıl Hakkari’de öğretmenlik yaptınız. Bestelerinizin kaynağı orası mı?




Hakkari’nin benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Hakkari gerçekten coğrafyasıyla, insan ilişkilerinin sıcaklığıyla fantastik bir merkez gibidir. Türkiye’de birçok insan bilmez ama hani bilenler açısından o etkileyici yanının muhakkak insanların yaşamlarında bir iz düşümü vardır. Benim açımdan Hakkari, hani o yoğun üniversiteli mücadeleden gelen süreçten sonra şaşırtıcı bir şeydir ve bölgeye ilk gidişimdi. Beni etkiledi. Ayrıca benim dışımda Hakkari’ye gidip orada kendini olgunlaştırmış, üretimlerini açığa çıkarmış epey insan biliyorum. Bu anlamda Hakkari özel bir yerdir hayatımda. Ama benim için şu yanı da etkindir: Hani Doğu’da doğmuş, Doğulu biri, Batı’da büyümüş Doğulu biri ve hep sol tarafında, hep kalbinde ait olamadığı bir yerde Doğu’yu hayal eden bir insan açısından çok özel bir buluşmadır Hakkari. Babamın anlattığı Doğu, annemin anlattığı Doğu; ben Batı’da büyüdüm. Yoksulluktan kaynaklı çok sık gidip gelemedim. Hatta hiç gitmedim. Ama onların o masal ülkesi gibi anlattıkları yeri hep merak ettim. Onun için; benim için müthiş derecede hem heyecen verici, hem etkileyici, hem de beni olgunlaştıran, belki de aslında tanımın doğrudur; bana en özel katkıları koymuş coğrafyadır. Ve elbette ürettiklerimde, yazdıklarımda, çizdiklerimde Hakkari’nin özel bir yeri vardır, etkisi de vardır biliyorum. Onun dışında oğlumun da Hakkarili olması ayrıca duygusal bağdır benim için. Hakkari, çok kopabildiğim bir yer değil. Hani Türksünüz, Türkçe müzik yapıyorsunuz ama bölgede herkesin unuttuğu bir yere gidiyorsunuz. Oradaki çocukların entelektüel birikimleri, sanatı kavrayışları beni ağırlayışları, bana açtıkları sofralar aslında bölgenin benim bulunduğum dönemden bu güne kadar ne kadar ileri bir noktaya geldiğini, insan ve insanın kültür ya da yaşamı kavrama noktasında hangi düzeye geldiğini de gösteren bir şeydi. Şaşırtıcıydı. Belki birbirinden bağımsız cümleler kuruyorum ama bir söyleşiye Hakkari’yle başlamak, beni biraz en zayıf noktamdan yakalamak gibi bir şey.



Şarkılarınızda sürekli Kürtlerin yaşadığı acıları dillendiriyorsunuz. Bu da Hakkari’nin izi mi?




Sadece Hakkari’nin değil, ben Türk kökenli birisiyim. Batı’da büyüdüm ama hep Kürt gibi algılandım. Bana hep Kürt gibi davrandılar. Bundan çok rahatsız değilim. Beni olgunlaştıran bir şey. Arkadaşlarım hep Kürt oldu. Benim bölgede bulunduğum yıllar, belki de bölgenin en sıcak en gerilimli dönemleriydi. Zaten sol bir gelenekten geliyorsanız, Doğu aslında bütün solcular, bütün devrimciler, bütün ilericiler için geçmişten beri hep böyle fantastik bir alanın adıdır. Hani böyle bir birikimin üzerine bir de tanıklıklarınız varsa biraz duyarlı birisiyseniz, o zalim, o şiddetin doruğa çıktığı, o insanın mağdur olduğu, insanın hani korkuyla yatıp kalktığı dönemlere tanıklık ettiğinizde, tabii ki o coğrafyadaki insanın sıkıntılarından etkilenmeme şansınız yoktur. Benim için en önemli dönüm noktalarından biri, Halepçe olayına, Şemdinli’de birinci elden tanıklık etmektir. Şemdinli’de bir köyde öğretmensiniz, bir sabah uyanıyorsunuz işte köyün arıları ölmüş, köyün kuşları ölmüş bir süre sonra sınırdan insanlar gelmeye başlamış. O sınırdan gelen insanların yüzleri yanık, elleri yanık. Hatta hiç unutmadığım bir olaydır mesela; bir kadını görmüştüm. Gerçekten benim için enteresan bir karşılaşmadır o. Kadın ölü çocuğunu kucağında taşıyordu ve bir kişi çocuğu elinden almaya -insani anlamda- uğraşırken; O, çocuğunun yaşadığına inanıyordu. Bu benim hayatımı değiştiren, dönüştüren, bölgeyi daha iyi anlamamı sağlayan, belki de hep ihmal ettiğimiz o insan yanımızı yeniden hatırlatan bir olaydır. O büyük drama tanıklık ettikten sonra insanın duyarlılık göstermemesi, ancak insani bir zaaf sayılır. Bu ahmakça bir durum. Aslında Hakkari kadar Halepçe olayına tanıklık etmek de beni çok etkilemiştir. Hatta Kürt olmamı sağlamıştır.



Bunlara sanatçılar ne kadar duyarlı sizce?




Hani bunlar tuzak sorular. Eleştirmek kolay. Bence üretiminizle yanıt vermeniz gerekiyor. Tanıklıklarınızı estetik bir biçimde yansıttığınızda doğru eleştiriyi yapmış oluyorsunuz sanatta. Ben sanatta en iyi; yazdıklarınızla, sahne üstü üslubunuzla, gündelik hayatınızdaki üslubunuzla, tavrınızla eleştirilebileceğinizi düşünüyorum. Bana göre müzik ikiye ayrılıyor; iyi müzik kötü müzik. Bu Kürtçe de olabilir, İngilizce de, Fransızca da, Türkçe de olabilir. İnsanların, sanatçıların kendilerine hangi ön adı koydukları beni çok ilgilendirmiyor. Yani birinin kendine devrimci sanatçı, birinin ilerici sanatçı, birinin demokrat sanatçı demesi çok umurumda değil. Ama şunu söyleyebilirim: Rus edebiyatı, Rus devrimi öncesinde dehşetli bir patlama yaşamıştır. Latin Amerika edebiyatı, müziği, tiyatrosu ya da duvar yazılarına kadar; o Meksika devriminden önce ya da Latin Amerika’da yakın tarihte yaşadığımız devrimlerden önce, muazzam bir patlama yaşamıştır. Ama bizim ülkemizde enteresan bir süreç vardır. Bu Türk arkadaşlar için de, Kürt sanatçı arkadaşlar için de aynı. Hatta Alevi tandanslı müzik yapan arkadaşlar için de aynı. Üretimleri sürece denk gelmiyor. Bu anlamda çok önemsiyorum rahmetli Ahmet Kaya’yı, Kazım Koyuncu’yu.. onların yaptıkları çok özel, çok stratejikti. Sadece sanat açısından değil, döneme tanıklık etmek, dilini yakalamak açısından çok kıymetliydi. Ama gariptir, ondan sonra böyle bir daralma, tıkanma dönemi yaşandı.



*****’da hala bir savaş yaşanıyor. Sanatın bu savaş karşısındaki duruşu ne olmalı?




Bölgede çok dramatik, çok üzücü ve aslında hepimizin bir yanımızı kanatması gereken bir savaş var. Bu savaşta taraf olmak bence şu: Barıştan yana taraf olmak. Yani bir çocuğun yarım saat daha fazla yaşaması için çaba harcadığınızda sanat yapmış oluyorsunuz. Yoksa ölümü kutsallaştırarak, sanat adına bir şey yaptığınızı iddia etmeniz mümkün değildir. Ya da hangi dili kullanırsanız kulanın, bugün Lice’de, Nusaybin’de, Diyarbakır’da çok entelektüel, çok düzeyli çocuklar var, gençler var artık. Bunları iki tane köy türküsüyle artık ikna etmeniz, işte ‘ben sanat yapıyorum, siz de sanata inanın’ deme şansınız yok. Çünkü bölgede üst yapı ve kültür dönüşümü anlamında çok ciddi bir devrim yaşanmış. Benim 88’de gittiğim bölgeyle, şimdi gördüğüm, konserlere gittiğim bölge çok farklı. Bu gençleri ancak estetikle, döneme tanıklık ederek, biraz onları anlayan bir yerden sanatla buluşturabilirsin. Çünkü 30 senedir sabah akşam savaşla yatıp kalkıyor insanlar. Ve bu hiçbir insanın psikolojisinin kaldırabileceği normal durumun adı değildir. O çocuğun yerine kendinizi koymadığınızda çok anlamlı değildir. Bu empatiyle mümkündür. Nusaybin’de bir dolmuşta yolculuk yapıyorsanız çok şaşırırsınız. Çocuk kalkar size Ortadoğu çözümlemesi yapar ve siz ağzı açık dinlersiniz. Siz istediğiniz kadar sanatçı olun, popüler olun, ama o çocukların birikimleri yüksektir. Ya onları anlamak zorundasınız, ya üç gün sonra sizi unuturlar ya da ciddiye almazlar. Ben açıkçası kendi oğlum Baran’a baktığımda, kendi kızım Güneş’e baktığımda panik yapıyorum. Diyorum ki ya bu savaş bir 30 sene daha sürerse ve bir yanıyla bu işin muhatabı olursak. Bu paniğimi birçok insan ciddiye almıyor ama ben savaşın bitmesi için çaba harcamanın, savaşın bitmesi için çaba harcayana su getirmenin en devrimci tutum olduğunu düşünüyorum. Sanat da bu mecrada gelişmeli.



Birçok sanatçı bestelerinizi söylüyor ama kimse bu bestelerin Cevdet Bağca’ya ait olduğunu bilmiyor...




Benim için bestecilik ya da söz yazarlığı açıkçası bir ekmek kapısıydı. Ben bir gün “milyonlara mal olmuş sanatçı olacağım” demedim. Ya da kürsüde şarkı söylemek gibi bir niyetim yoktu. Ben iyi bir besteci olarak anılmak istiyordum, hala da öyle anılmak istiyorum. Ama Türkiye garip bir ülke; hani siz üretirsiniz, yazarsınız, çizersiniz, bölüşürsünüz fakat üç gün sonra sizden söz etmezler. Sizden söz etmeyi bir yana bırakın, sizin emeğinizin karşılığını ödemezler. Duymazdan gelirler. Kimse işin mutfağına, emekçilerine çok bakmaz bizde. Bu aslında biraz beni sahneye iten öğelerden biridir. Şunu da itiraf etmem gerekiyor: İlk kaydımı yaptığımda açıkçası en çok beni Kürt gençleri tüketti -tüketti derken yanlış anlaşılmasın olumlu anlamda-. Albümlerimi el altından örgütleyen birbirlerine dinleten, üniversiteli Kürt çocuklarıdır. Biraz da onlardan aldığım cesaretle sanki ben bu yola devam ettim. Onların o emeğini yaşamım boyunca unutmayacağım. Herkesin seni duymazdan geldiği, seni görmezden geldiği bir ülkede, hani kırk kişilik mutlu bir azınlığın üç gün televizyon yıldızı, üç gün dizi yıldızı, üç gün sanatçı, üç gün soytarı olduğu bir ülkeden geliyorum ben. Böyle bir ülkede, böyle üniversite okuyan, dünyaya çok yakışıklı bir pencereden bakan çocukların beni seviyor olması, açıkçası en güzel teşvikti benim için.
Türkiye’nin bütün kentlerinde çok da güzel keyifli konserler yapıyorum. Çok da iddialıyım, Türkiye’de en çok konser veren biriyim. Garip bir biçimde hep "ötekinin sanatçısı" oldum ben. Kürt gençleri ilk fark etti, örgütlediler, anlattılar. Sonra Alevi gençler dinlemeye başladı. Ve sonra sosyalist çocuklar, böyle sanki kendi cephemi ben belirlemedim de onlar belirledi. Türkiye’nin kelli felli iyi sanatçılarıyla çalıştım. İyi dediğim; albümleri iyi satan, alanlarda nutuklar atan, ilericilik yapan adamlarla çalıştım. Onlar da emeğimin karşılığını vermedi. Yani biraz da benim için bir hesaplaşma fırsatıydı bu. O saatten sonra da tetikledi beni. Hala sahnede çok profesyonel bir duruşum yok. Ben daha çok dostlukla, yoldaşlıkla sahneye çıkıp kendini öyle deklare eden birisiyim. Sahneye çıktığım yerde bir kardeş sofrasına çıkmanın rahatlığıyla çıkarım.




Cevdet Bağca’nın öğretmen, söz yazarı, besteci ve müzisyen kimlikleri var. Bunların en çok neresindesiniz?




Ben hayat işinde geçmişe doğru bir değerlendirme yaptığımda alnım çok açık. Ben ilerici bir adamım ve ilerici olmak kadar, namuslu bir demokrat olarak yaşadığım için çok müsterihim. Hayatımın en büyük zenginliği bu. İnsan için en kıymetlisi şudur; Oğlunuza ya da kızınıza dönüp baktığınızda; “Ya baba bu memleket bu hale gelirken siz ne yapıyordunuz?” dediğinde alnınızın açık olması gerekiyor. Oğlum/Kızım üzerime düşeni yaptım demeniz gerekiyor. Bu anlamda harbiden çok müsterihim. Vicdanım kafam çok rahat. Ha gücümüz yetti mi, değiştirebildik mi, etkileyebildik mi bunu bilmiyorum. Bunu bir gün kendi vicdanına soracaksın. Ama o saydığın ön adların hiçbiri, benim demokratlığım ve ilericiliğim kadar kıymetli değil. Bu saatten sonra yine altını çizerek söylüyorum; yaptığım sanatsal faaliyet, -ayrımsız söylüyorum- asker için de ******* için de, Onun yarım saat daha fazla yaşamasını sağlayacaksa, ben gene çok müsterih olacağım. Hayatımın en güzel işini yapmış olacağım.
Bizim ülkemizde barıştan söz etmeyi herkes bir yanıyla küçümser. Sizi mücadele kaçkınıymış gibi algılarlar ama süreci doğru okursanız, yorumlarsanız benim geldiğim ülkede barışı savunmak kadar ilerici bir tutum yoktur. En cesaretli olunması gereken tutum; barışı savunmaktır. Çünkü o kadar çok adam savaşı savunuyor ki, bunların dışında kalıp barışı savunmak bana göre en ilerici tutumdur. Diğer ön adlar çok geçicidir.
Siz asla dünyanın en iyi bestecisi olamazsınız. Bir gün birisi sizden daha iyi beste yapar. Bu anlamda benim için o insan yanımız var ya bizi huzur içinde uyutan; en kıymetlisi bu.




Son albümünüze “Mayna” ismini verdiniz. Bu ismin hikayesi nedir?




Mayna karga demek.. Bir gün Varto’dan konserden geliyordum. Bir duvarın dibinde bir amca tütün sarıp içiyordu. Kar yağıyordu. Biz de ekiple, gidelim amcayla sohbet edelim babından gittik yanına. Amca bir bilge adam gibi, bir heykel gibi duruyordu, çok iyi çalışılmış bir heykel gibi duruyordu üstelik. Orda kargalar üzerine sohbet ettik. Çok iri kargaları var bizim Doğu’nun. Dedim ki ; amca hani bu kargalar niye iri? Adam bana bilgece yanıtlar verdi açıkçası ; “Siz, o gördüğünüz karganın neler bildiğini bilmiyorsunuz. O karga en az 300 sene yaşar ve bölgede yaşanan dramı, hani o isyanları, bastırılma yöntemlerini hepsini izlemiştir. Hepsinin tanığıdır ve inan bana unutmamıştır. Geçmişte burada neler yaşandı siz bilmiyorsunuz, ama o biliyor” dedi. Açıkçası bu çok sarsıcıydı, benim için de yanımdaki arkadaşlar için de..
Sonra düşündük bu albüme ne isim koyacağız? Tam da albüm dönemiydi. Karganın, yani o amcanın dilindeki karga tarifinin aslında bize biraz uyduğunu düşündük. Harbiden bölgede inanılmaz şeyler yaşanıyor, biz üç gün sonra, beş gün sonra unutuyoruz. Keşke karganın tanıklığı kadar ısrarlı bir tanıklığımız olsa. Unutmadığımızı anlatabilsek, unutmadığımızı dönem dönem hatırlatabilsek diye. Oturduk düşündük direk karga ismini koyamayacağımız için de bir konuşan karga cinsi var, adı Mayna, dünyanın en akıllı kuşlarından biridir. Hatta en akıllı hayvanlarından biridir. Dedik bizimki de karga olsun, Mayna olsun. İsmi o amcadan kaynaklı şekillendi. Hani bir de piyasada kendine bülbül diye, kanarya diye hitap eden komik insanlar var. Sanki bal mumundan yapılmışlar ve yarım saat sonra eriyecekmiş, yüzleri kaybolacakmış gibi gördüğüm tipler. Biraz da onlara sataşmak için bu ismi koydum açıkcası. Hani yeterince bülbül var, bir de kargaya ihtiyaç olsun biz de o ihtiyacı karşılayalım dedim :)



Her albümünüzde bir Kürtçe esere yer veriyorsunuz...




Ben Kürtçe’yi çok zengin buluyorum. Bölgede bulunduğum dönemde çok iyi bir arşivim vardı. Kürtçe müziğin nasıl çar çur edildiğine, nasıl sömürüldüğüne, nasıl çalındığına da tanıklık ettim. Hayıflanarak, üzülerek bunlara tanıklık ettim. O derin mirasın, o eşsiz zenginliğin nasıl böyle ucuzca bayağılaştırılarak, üstüne anlamsız komik sözler yazarak Türkçeleştirildiğine tanıklık ettim. Bir şarkı bu kadar rahatsız eder mi? Beni ediyor, benim vicdanım var. Ve bir gün; besteci olabilirim, söz yazarı olabilirim ama bu kültür beni etkiliyorsa, beni besliyorsa buna ilişkin duygularımı bir sanatçı olarak nasıl ifade edebilirim? İster bir pozitif ayırımcılık sayın ya da pozitif bir destek sayın. Bir Kürtçe eser okumalıyım diye değerlendirdim kendimi. Çok iyi Kürtçe okumadığımı biliyorum, niyetim Kürtçe’yi en iyi ben okuyorum demek değildi. Aslında sevginin, kardeşliğin, barışın, aydınlığın dili hep aynı. Acının, zulmün dili hep aynı. Biz aslında hep aynı dili konuşuyoruz. Dinlediğim Kürtçe şarkılar beni derinden etkiliyorsa, o iyi bir dildir. Bu anlamda o zenginliği, bendeki izini ve bir Türk'ün de Kürtçeyi sevebileceğini belirtmek için bilerek yaptığım bir tercihti bu. Her albümde ama her albümde Kürtçemi biraz daha düzelterek, biraz daha geliştirerek okuyacağım.



Sanata ilişkin özgeçmişinizi kısaca özetleyebilir misiniz?


Ben aslında Doğu’lu bir ailenin çocuğuyum. Ama Batı’da büyüdüm. Türk kökenli bir aileden geliyorum. Çocukluğum Kürtlerin çok yoğun yaşadığı bir mahallede geçti. Kürtlere karşı hiçbir önyargım yok. Çünkü onlar da yoksuldu biz de yoksulduk. Birbirimizi çok iyi anlıyorduk. Büyürken de, siyasal süreçte yer alış biçimlerimiz hep aynı oldu. Onun için kendimi hiç yabancı hissetmedim. Sanata ilişkin bir özgeçmiş tarifi yaparsam; 20 yıldır aşağı yukarı, söz yazarlığı, bestecilik yapıyorum. Hep sorulur ya ‘sanatla bağınız ne zaman başladı’ diye, sanatla bağımız çocukken söylediğimiz karşılıklı şarkılar, biraz siyasal geçmişimizle ilgili sanki. Ben sanatçı bir aileden gelmiyorum. Çok güzel, çok temiz, çok yakışıklı bir babam vardı. Çok fakirdi ama çok seviyordum. Kum işçisiydi benim babam. Derler ya “ben sanatçı bir aileden geliyorum”. Yok yani, ailede ıslık çalmayı bilen kimse yok. Tek müzisyen benim. Benden sonra olur mu bilmiyorum ama öyle bir gelenek yok bizim ailede. Garip bir şekilde ben de gelişti. Ben de bunu biraz empatiyle, biraz duyarlı olmayla, duygusal olmayla ilişkilendiriyorum..



http://cevdetbagca.blogcu.com/soylesi-2-2007/5692109
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:19:05
Cevdet Bağca - Yaralıyım


nehir oldu, ırmak oldu, denizlere coştu gönlüm
bir yaralı türkü oldu, mor dağlara koştu gönlüm

yaralıyım rüzgar kadar
yaralıyım yıllar kadar
kurşunlanmış dağlar kadar
yaralıyım ben

kederli bir bulut oldu, yağmur oldu yağdı gönlüm
paralandı toprak oldu, bir yıkılmaz dağdı gönlüm

yaralıyım yıllar kadar
yaralıyım rüzgar kadar
kırık dökük sözler kadar
yaralıyım ben

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:18:50
Cevdet Bağca - Oğul


elbette ekmeğin kokusu, zeytinin tadı, suyun ışıltısı güzel
ama dağlarda çocuklar ölüyor
elbette yarin yanağı, annenin dizi, çocukların yüzü güzel
ama dağlarda çocuklar ölüyor
elbette güneşin aydınlığı, çiçeğin kokusu ve rengi, aşkın sıcağı güzel
ama dağlarda çocuklar ölüyor
gülüşlerini rüzgara bırakarak ve gözlerimizin içine bakarak
ama dağlarda çocuklar ölüyor

ama dağlarda çocuklar ölüyor
ama dağlarda çocuklar ölüyor
ama dağlarda çocuklar ölüyor
ama dağlarda çocuklar ölüyor
ama dağlarda ama ama ama

benim esmer gülüm, türkü bakışlım
seni sarmalara doyamamışım
seni sormalara doyamamışım
benim cevahirim, külhan duruşlum
seni sarmalara doyamamışım
seni sevmelere doyamamışım

oğul oğul neredesin bileyim
oğul gözündeki yaşı sileyim
oğul sen ölme yerine öleyim
kanatır yokluğun öldürür beni



aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:18:31
Cevdet Bağca - Mülazim


kevser kevser şarap içtim
öz eynime kefen biçtim
yüzbin tane sırat geçtim
bu dünyada, bu dünyada

bir sevdaya nefer oldum
yalınayak sefer oldum
hem dar oldum
hem har oldum
bu dünyada, bu dünyada



sevdam sevdiğime kalsın
tutuşsun dizeler yansın
çok yaşadım üstü kalsın
bu dünyada, bu dünyada

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:17:54
Cevdet Bağca - Kırlangıç



sensiz kendim bilemem ki
kimseleri sevemem ki

biliyorum giden gelmez
bu dağlara sözüm geçmez
kırlangıçlar geri gelmez yar,
karlar yağar dağlarıma
çığlar düşer yollarıma
beni böyle bırakma

eksik bir şiir olurum
yarım bir öykü olurum

biliyorum giden gelmez
bu dağlara sözüm geçmez
kırlangıçlar geri gelmez yar,
karlar yağar dağlarıma
çığlar düşer yollarıma
beni böyle bırakma

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:17:29
Cevdet Bağca

20/6/2009 - Cevdet Bağca Albümleri (3)
Kategori: MAYNA _2007_










Mayna Nedir?
Albümün adı neden "Mayna " ?

Mayna; konuşan bir karga türüdür

Albümünün adının neden Mayna olduğunu Cevdet Bağca şu sözleriyle açıklıyor ;


"Mayna karga demek. Bir gün Varto’dan konserden geliyordum. Bir duvarın dibinde bir amca tütün sarıp içiyordu. Kar yağıyordu. Biz de ekiple gidelim amcayla sohbet edelim babından gittik yanına. Amca bir bilge adam gibi duruyordu, bir heykel gibi duruyordu, çok iyi çalışılmış bir heykel gibi duruyordu üstelik. Orda kargalar üzerine sohbet ettim. Çok iri kargaları var bizim Doğu’nun. Dedim ki amca hani bu kargalar niye iri? Adam bana bilgece yanıtlar verdi açıkçası. “Siz, o gördüğünüz karganın neler bildiğini bilmiyorsunuz. O karga en az 300 sene yaşar ve bölgede yaşanan dramı hani o isyanları, bastırılma yöntemlerini hepsini izlemiştir. Hepsinin tanığıdır ve inan bana unutmamıştır. Geçmişte burada neler yaşandı siz bilmiyorsunuz” dedi. Açıkçası bu çok sarsıcıydı benim için de yanımdaki arkadaşlar için de.

Sonra düşündük bu albüme ne isim koyacağız? Tam da albüm dönemiydi. Yani karganın, o amcanın dilindeki karga tarifinin aslında bize biraz uyduğunu düşündük. Harbiden bölgede inanılmaz şeyler yaşanıyor, biz üç gün sonra unutuyoruz, beş gün sonra unutuyoruz. Keşke karganın tanıklığı kadar ısrarlı bir tanıklığımız olsa. Unutmadığımızı anlatabilsek, unutmadığımızı dönem dönem hatırlatabilsek diye. Oturduk düşündük direk karga ismini koyamayacağımız için de bir konuşan karga cinsi var adı Mayna’dır, dünyanın en akıllı kuşlarından biridir. Hatta en akıllı hayvanlarından biridir. Dedik bizimki de karga olsun, Mayna olsun. İsmi o amcadan kaynaklı şekillendi.
Hani bir de piyasada kendine bülbül diye, kanarya diye hitap eden komik insanlar var. Sanki bal mumundan yapılmışlar ve yarım saat sonra eriyecekmiş, yüzleri kaybolacakmış gibi gördüğüm tipler. Biraz onlara sataşmak için de bu ismi koydum açıkcası. Hani yeterince bülbül var, bir de kargaya ihtiyaç olsun biz de o ihtiyacı karşılayalım dedim."

--------------------------

Cevdet Bağca & Mayna (2007)







1 - Kavgada Gör Beni

2 - Al Ömrümü

3 - Loçi Xalo

4 - Gün Olur

5 - Firari

6 - Kırgın

7 - Gel

8 - Cudi

9 - Kırlangıç

10 - Mülazim

11 - Oğul

12 - Yaralıyım





Cevdet Bağca Mayna Albümü
Tüm Şarkı Sözleri






Cevdet Bağca - Kavgada Gör Beni


beni munzur emzirdi
dağlarda büyümüşüm

bu şehir anlamadı
sen beni anlamadın
sokaklar anlamadı
gel sevdada gör
gel dağlarda gör beni
gel kavgada gör beni

beni dicle emzirdi
kavgayla büyümüşüm
sen kavgada gör beni




Cevdet Bağca - Al Ömrümü

Günü gelir
Sen de benden, çeker gidersen
Gidipte bir daha gelmeyeceksen
Al ömrümü, koy ömrünün üstüne
Senden gelsin ölüm, başım üstüne




Ellerini, ellerimden alıp gidersen
Gidipte bir daha dönmeyeceksen
Yüreğimi koy avucunun içine
Senden gelsin ölüm, başım üstüne





Cevdet Bağca - Loçi Xalo


durra venge şinayi yeno, kamo bermeno?
hesre çime ma gol biyo, derman nemendo
dişmen ameo zazanan di tame nemendo
koy veşeno, dar veşeno, welat veşeno
şevo serdo roj ji çino bombe vareno
gule vaji no çi halo,
eman eman no çi halo?

merge xorte ma tevş niyo, newroz nezdiyo
neda sere koyane ma,adir veşeno
destane xu dergki siba mare roşano
hesre çima nemaneno wesar ji yena
gule weyzi bi bermayış derman nebeno
vaji mire no çi halo,
eman eman no çi halo?



Cevdet Bağca - Gün Olur

gün olur, yorgun bir ıslık öper
şehr-i nuhun alnını
kolkola girer kandan ırmaklar
bir uzun halay olur


gün olur,
botan berçivan olur
gün olur,
gelincik yağmuruyla döner çocuklar
önce asminler uyanır, en önce
kızıl bir gül olup açar zilan
serhat bir büyük dilan olur
gün olur güneş öper alnını behdinanın
rüzgar bir sınır türküsüdür
yağmur eşkiya olur ve gözleri bahardır amed li çocukların
her taraf uçurtma olur
gün olur, gidenlerin çığlıkları yırtar geceyi
yıldızlar dökülür utancından bir bir
her taraf güneş olur






Cevdet Bağca - Firari


ben firari bir kaçağım
ellerin son sığınağım
gece kondum barınağım
gözlerin son sığınağım

bir martıyım yağmurdayım
ellerin son sığınağım
bir ıslığım rüzgardayım
yüreğin son sığınağım
gözlerin son sığınağım





Cevdet Bağca - Kırgın (verem olsam)


derdinden verem olsam
tutuşsam kerem olsam
sürmem seni tenime
yarama merhem olsan



sararmış yaprak olsam
bir çorak toprak olsam
içmem bir yudum senden
Kerbela'da su olsan

dönüp koklamam seni
zemherimde gül olsan
içmem bir yudum senden
Kerbela'da su olsan





Cevdet Bağca - Gel


akrep sağır olmuş sağır yelkovan
yaralı bir türkü geçmiyor zaman

gel turnalar gelmesin
gel ilkbahar gelmesin
gel çiçekler beklesin gel gel
sen gelsen yeter

sarardı takvimler, soldu resimler
bitmiyor geceler, bitmiyor günler




Cevdet Bağca - Cudi


sensiz mavisi bıçaklanmış akşam üstüyüm
ateşten bir denizim, kıyılarım yok
sensiz kar altında dağlarım
anlıyormusun !?
kadınım.. baharım.. a canım..
a canım ..

sen yağmur ol ben toprak
sen rüzgar ol ben yaprak
sen derya ol ben ırmak
tuzuna sarılayım

sen munzur ol ben murat
sen şirin ol ben ferhat
sen cudi ol ben serhat
sızına sarılayım

sen dicle ol ben fırat
sızına sarılayım
sen dicle ol ben fırat
acına sarılayım




aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:17:11
Cevdet Bağca - Gel


akrep sağır olmuş sağır yelkovan
yaralı bir türkü geçmiyor zaman

gel turnalar gelmesin
gel ilkbahar gelmesin
gel çiçekler beklesin gel gel
sen gelsen yeter

sarardı takvimler, soldu resimler
bitmiyor geceler, bitmiyor günler
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:16:59
Cevdet Bağca - Kırgın (verem olsam)


derdinden verem olsam
tutuşsam kerem olsam
sürmem seni tenime
yarama merhem olsan



sararmış yaprak olsam
bir çorak toprak olsam
içmem bir yudum senden
Kerbela'da su olsan

dönüp koklamam seni
zemherimde gül olsan
içmem bir yudum senden
Kerbela'da su olsan
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:16:35
Cevdet Bağca - Firari


ben firari bir kaçağım
ellerin son sığınağım
gece kondum barınağım
gözlerin son sığınağım

bir martıyım yağmurdayım
ellerin son sığınağım
bir ıslığım rüzgardayım
yüreğin son sığınağım
gözlerin son sığınağım
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:16:13
Cevdet Bağca - Gün Olur

gün olur, yorgun bir ıslık öper
şehr-i nuhun alnını
kolkola girer kandan ırmaklar
bir uzun halay olur


gün olur,
botan berçivan olur
gün olur,
gelincik yağmuruyla döner çocuklar
önce asminler uyanır, en önce
kızıl bir gül olup açar zilan
serhat bir büyük dilan olur
gün olur güneş öper alnını behdinanın
rüzgar bir sınır türküsüdür
yağmur eşkiya olur ve gözleri bahardır amed li çocukların
her taraf uçurtma olur
gün olur, gidenlerin çığlıkları yırtar geceyi
yıldızlar dökülür utancından bir bir
her taraf güneş olur


aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:15:58
Cevdet Bağca - Loçi Xalo


durra venge şinayi yeno, kamo bermeno?
hesre çime ma gol biyo, derman nemendo
dişmen ameo zazanan di tame nemendo
koy veşeno, dar veşeno, welat veşeno
şevo serdo roj ji çino bombe vareno
gule vaji no çi halo,
eman eman no çi halo?

merge xorte ma tevş niyo, newroz nezdiyo
neda sere koyane ma,adir veşeno
destane xu dergki siba mare roşano
hesre çima nemaneno wesar ji yena
gule weyzi bi bermayış derman nebeno
vaji mire no çi halo,
eman eman no çi halo?


aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:15:33
Cevdet Bağca - Al Ömrümü

Günü gelir
Sen de benden, çeker gidersen
Gidipte bir daha gelmeyeceksen
Al ömrümü, koy ömrünün üstüne
Senden gelsin ölüm, başım üstüne




Ellerini, ellerimden alıp gidersen
Gidipte bir daha dönmeyeceksen
Yüreğimi koy avucunun içine
Senden gelsin ölüm, başım üstüne




aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:15:10
Cevdet Bağca - Kavgada Gör Beni


beni munzur emzirdi
dağlarda büyümüşüm

bu şehir anlamadı
sen beni anlamadın
sokaklar anlamadı
gel sevdada gör
gel dağlarda gör beni
gel kavgada gör beni

beni dicle emzirdi
kavgayla büyümüşüm
sen kavgada gör beni
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:14:18
11 - Dünya (Enstrumantal)
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:12:59
Cevdet Bağca - Kırgın (verem olsam)


derdinden verem olsam
tutuşsam kerem olsam
sürmem seni tenime
yarama merhem olsan

kurumuş yaprak olsam
bir çorak toprak olsam
içmem bir yudum senden
Kerbelada su olsan

içmem bir yudum içmem
Kerbelada su olsan

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:12:39
Cevdet Bağca - Çat Gelin


Çatgelin ilk aşkımdın
çocukluk arkadaşımdın

şaçların harman yeri
endamın düzde fidan
ya kürddün ya çerkezdin
çocuktuk fark etmezdi
Sen kürddün ben acemdim
çocuktuk fark etmezdi.

Ne kaçınca ardından ağlayacak bir balonu oldu,
Ne de saçları kadar uzun ömrü..
Tarihin bu en Allahsız lahzası.
Sütü irin, sütü kezzap, sütü kan.
Papirüs dallarına küskündür zaman.
Yani oldum olası fanus içinde kımıltısız ve yaslı,
Deniz görmeden ölen bir kız çocuğunun gözleri kadar umarsızdır içimin eşkiyası.

uyurduk cerenlerle
sülünlerle gülerdik

çeşmeye bulak derdik
susadıkça giderdik
sanki hiç ölüm yoktu
tek yoksul yoksulluktu

Ey kurşun gibi dosdoğru yaşayan,
Ey denizli mutluluklar işleyen tatil yüzlü kitaplara,
Ey hafızdan, homerostan cırcırlı akşamlara kalan
Söyle;
Ölü bir kız neresinden öpülür,
teni cevahir, dudaksız bir kız
adı çat gelin olan


aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:12:23
Cevdet Bağca - Anlasana


sen gidince
ekmek zeytinsiz kaldı
nisan yağmursuz..

senden sonra
deniz mavisiz kaldı
gece yıldızsız..

anlasana nasıl yandım sana
anlasana nasıl sevdim seni

senden sonra
dağlar rüzgarsız kaldı
yüreğim ıssız..

sen gidince
şiirler öksüz kaldı
sözler anlamsız..

anlasana nasıl yandım sana
anlasana nasıl sevdim seni
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:12:09
Cevdet Bağca - Senin Adın

senin adın yağmur rüzgar olacak
senden bana solmuş resim kalacak
anılarım son sevgilim olacak
bende seni öldür öldür öyle

bakışımda senin izin kalacak
yüreğimde senin sızın kalacak
gülüşümde inan izin kalacak
yüreğimde senin sızın kalacak

sensizliğim zaten sonum olacak

bende seni öldür öldür öyle git
bende seni öldür öldür öyle git

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:11:39
Cevdet Bağca - Unutulursun


deryalarda sal olursun
bir kurmuş dal olursun
sözün biter lal olursun
unutulursun

unutulursun unutulursun yıllar geçer
dün olursun unutulursun
unutamazsın unutamazsın
tutuşursun kül olursun unutamazsın


neredesin soran olmaz
ne haldesin bilen olmaz
yaraların saran olmaz
unutulursun

unutulursun unutulursun yıllar geçer
dün olursun unutulursun
unutamazsın unutamazsın
tutuşursun kül olursun




aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:11:23
Cevdet Bağca - Senin için

Dün gece bir Ararat Dağı yalnızdı...
Bir de ikimiz...

Rüzgar olup yola düştüm...
Bazı hayal, bazı düştüm...
Bir kitapsız aşka düştüm...
Senin için, Senin için...

Denizlere umut ektim...
Zemheriye güller serptim...
Gecelere bıçak çektim...
Senin İçin, Senin için...

Kavgalara, sokaklara...
Günaydınsız sabahlara...
Tutundum hep umutlara
Senin için, Senin için



aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:11:03
Cevdet Bağca - Yokluğun Ölüm

deniz aynı deniz
ay ışığı sensiz
rüzgar sus pus olmuş
dalgalar sensiz

ben sensiz yorgunum
ben sensiz vurgunum
ben sensiz sürgünüm
yokluğun ölüm


gülün rengi solmuş
çiçekler sensiz
şarkıların tadı yok
türküler sensiz

ben sensiz yorgunum
ben sensiz vurgunum
ben sensiz sürgünüm
yokluğun ölüm



aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:10:39
Cevdet Bağca - Xanima min


xanima min, bermaliya min
roniya her du çavê min


xanima'm, bermaliya'm, rindît xemla mala min
xanima'm, bermaliya'm, rindît rews,a mala min


xanima min were ba min
roniya her du çavê min


xanima'm, bermaliya'm, rindît rews,a mala min
xanima'm, bermaliya'm, rindît xwîna rehê min
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:09:42
Bahrevan

Diyarbakır kokardı saçların, gözlerin Bahrevan
Her geldiğinde bana sen, dururdu zaman
Firar ederdim gözlerine, mültecin olurdum

Ben peşinde rüzgâr olurum
Ben peşinde Ferhat olurum
Ben peşinde Fırat olurum
Sen de Dicle…

Gelirsen ayın tam üstünde kederli bir bulut tutamaz gözyaşlarını
Harran papatyadan bir gelinlik giyer arsız, zamansız
Gelirsen Dersim'e Dersim'e kırlangıçlar geri döner, Munzur gülümser
Gelirsen kızıl bir gelincik olup açacak Ararat, Zap sana koşacak durmaksızın
Gelirsen Batman'da intihar son kurşununu kendine sıkacak
Ani kurtulacak susmaların dilinden
Ve Çorum ve Maraş ve Sivas yüzünü yıkayacak yağmurda
İçimdeki Kızıldeniz doydu kana
Kızılırmak'tan alayım selamını
Merhaba de vurulmuş güvercinler aşkına merhaba

Ben peşinde rüzgâr olurum
Ben peşinde Ferhat olurum
Ben peşinde Fırat olurum
Sen de Dicle…
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:09:09
Akşamdan Akşama

Gün tükenir güneş solar
Yüreğimde yaram kanar
Gözüme kara bulutlar
Çöker akşamdan akşama
Yüreğimde bir eşkiya
Kanat çırpar ufuklara
Sözümüz vardı dağlara
Uçar akşamdan akşama

Adın aklıma gelince
Hüküm edemem yüreğime
Bir hüzün inceden ince
Çöker akşamdan akşama
Yüreğimde bir eşkiya
Kanat çırpar ufuklara
Sözümüz vardı dağlara
Uçar akşamdan akşama
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:07:20
Yasaklarda

Sabahı öptüm gözlerinde
Geceyi yaktım
Ateş aldım dudaklarından
Sözleri yaktım

Ben seni uzaklarda
Ben seni tuzaklarda
Ben seni yasaklarda sevdim
Ben seni yasaklarda

Baharı öptüm saçlarında
Kışları yaktım
Umudu aldım yüreğinden
Düşleri yaktım
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:06:55
Yalan

Nasıl da aldanıp sevmişim seni
Nasıl da ömrümü vermişim sana

Aşk yalanmış sevda yalan
Keder oldu bana kalan
Bir masalmış bu yaşanan
Yalanmış yalan

Yalanmış bakışın gözler yalanmış
Yalanmış gülüşün sözler yalanmış
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:06:28
Söyleyemedim

Düşlerde sevdim seni
Söyleyemedim
Sensiz öptüm nefesini
Söyleyemedim

Sana ben
hayaller düşler büyüttüm
Sana ben
gözümde yaşlar büyüttüm
Sana ben
hummalı aşklar büyüttüm
Söyleyemedim

Sana ben
şiirler sözler büyüttüm
Sana ben
baharlar yazlar büyüttüm
Sana ben
hummalı gizler büyüttüm
Söyleyemedim
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:06:10
Saklımda

Sen şimdi çok uzaktasın
Aşılmaz dağların arkasında
Sen şimdi çok yakındasın
Bir soluk kadar yanıbaşımda

Saklımda sevdan
Saklımda en solumda

Bir uzak kentti yüreğim
Yağmalanmış terkedilmişim
Yağmursuz Nisan gibiyim
Mavi bir bulut bekler gözlerim

Saklımda sevdan
Saklımda en solumda
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:05:16
Meğerse

Boş yere bekledim dönersin diye
Bir kere yüzüme gülersin diye
Boş yere yanmışım seversin diye
Sevmesen de olur

Meğerse sulara yazmışım seni
Meğerse rüzgâra yazmışım seni
Yanılıp aldanıp sevmişim seni
Sevmesen de olur

Hep seni özledim dönersin diye
Yeniden yüzüme gülersin diye
Boş yere yanmışım seversin diye
Sevmesen de olur




Mavi bir deniz sakla zulanda
Yeşil bir orman
Mor bir dağın olsun sonra
Gün olur... Gün olur...

Cevdet Bağca
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:05:00
Hıdır

Bir bulutun ardı sıra
Dağlara çıktı Hıdır
Bir sevdanın ardı sıra
Vurulup düştü Hıdır

Dayan Hıdır dayan Hıdır
Bu dağın ardı sıra

Dağ dediğin nedir Hıdır
Yol eyleyip geçersin
Çığ dediğin nedir Hıdır
Rüzgâr olup uçarsın

Dayan Hıdır dayan Hıdır
Bu dağın ardı sıra
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:04:26
Dağlar

Öyle bir gülümse ki
Gülüşün tutuklansın
Bakışın yasaklansın
Dağlar;
Dağ olmaktan utansın

Gülersen
Mardin’de Deyrul Zeferan’da
Vaftiz olur bütün çocuklar
Fırat Dicle’sine kavuşur
Şattül Arap çöl olur
Gülersen
Ağrı’da İshak Paşa Sarayı’nın gölgesinde
Ahmede Xani mezarında gülümser
Gülersen
Iğdır’da meçeli bir kayısı ağacı çiçek açar
Açar bahçesinde gülleri annemin
Gülersen
Erzurum’a bahar gelir
Mardin kapı şen olur
Gülersen
Gece Siyabend’e kavuşur yıkılır Nemrut’lar
Gülersen
Annemin gözbebeklerinde ülkem de güler
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:03:48
Göç

Kalktı göç eyledi bizim oralar
Önce uzun uzak yollar kayboldu
Sıtmadan gömdüğüm kızımın kabri
Sonra nazlı nazlı çaylar kayboldu

Yollara düşmüşüz yolumuz gurbet
Artık adım sürgün her yerde hasret
Bekle bizi ülkem bekle memleket
Göçmen kuşlar eve dönecek elbet

Yağmur başladı gök bize ağlar
Umutla ördüğüm damlar kayboldu
Yarım kaldı aşklar yarım sevdalar
Sonra boylu poslu dağlar kayboldu
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:03:27
Ömrümüz

Yokluğu da varlığı da bölüştük
Dost omzuna omuz verdik dövüştük
Payımıza acı düştü gülüştük
Payımıza acı düştü gülüştük

Ömrümüz sular gibi
Ömrümüz rüzgâr gibi
Ömrümüz dağlar gibi
Geçti ömrümüz

Dil bilmeze dil olup da söyledik
Yol bilmeze yol olup da söyledik
Dağları yol güneşi yar eyledik
Badem çiçekleri gibi ömrümüz
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:03:15
Bilesin

Saçlarında rüzgârları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdandır bilesin

Dağlarını yol edip yürüdüysem
Tuzunu yarama melhem bildiysem
Yollarına milyon kere öldüysem
Sana olan sevdamdandır bilesin

Yar diye koynuma seni aldıysam
Seninle tutuşup senle yandıysam
Günü gelip bir başıma kaldıysam
Sana olan sevdamdandır bilesin
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:02:55
Leyli Leyli

Mor kuşaklı karlı dağlar ararsa beni
Uçurumlar kayalıklar sararsa beni
Yarim yıldızlara bakıp anarsa beni
Deyin yardan ayrılalı tutmuyor eli

Leyli leyli leyli leyli
Leyli leyli yar
Yardan ayrı benim gönlüm
Her gün sonbahar

Kuşlar uçup yaylalarda bakarsa beni
Ay ışığı gecelerde yakalarsa beni
Anam çıkıp yollarıma ararsa beni
Deyin yardan ayrılalı tutmuyor eli
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 23:01:11
1965 IGDIR ili Melek li Kasabası dogumludur.O yıllarda Manisa,Turgutluya göç etmiş, oldukça kalabalık ve yoksul bir ailenin çocuguydu.Anne ve babası yıllarca işçilik yapmış fakat eğitime duyarlılıkları nedeniyle eğitim olanakalarından yararlanmış birisidi.Üniversite yıllarına kadar Turgutluda yaşamış.Birkaç kentte üniversite yaşantısı oldu.Bazıları politik gerekçelerle yarım kalmıştır. En son Gazi Üniversitesi sınıf ögretmenligini bitirmiştir. 1989 da Ögretmenlige başladı.Halen Ögretmenlige devam etmektedir. Müzikle ilgili özgeçmişinden söz etmek gerekirse 18 yıldır Profesyonel anlamda söz yazarlıgı ve Bestecilik yapmakta. Edip Akbayram ,Grup Sentez,Yeninur Ada, Metin Yılmaz,Yol Arkadaşları,Alişan,Güler Işık, Nurettin Güleç, Nurdan İpek, Grup Umuda Ezgi, Deniz Erdoğan,Bağdagül, Recep Ergül Yavuz Bingöl ,Hüseyin Turan , Umuda Ezgi Grubu ve bir çok sanatçılarla çalıştı.Ayrıca film müzikleri ve Belgesel çalışmaları yaptı. 2000 yılında SİMURG isimli bir albüm yaptı daha sonra ondan aldıgı cesaretle EMANET ÖYKÜLER diye ikinci albümü mü yaptı ve şimdi MAYNA Albümü ile sizlerle...Yurt içi ve Yurt dışında konserler vermektedir.Halen hem Ögretmenlige hemde Müzige devam etmektedir .....

Anadoludaki kentin sokakları aydınlık yüzlü cocuklara karakol olmasın diyor


http://www.cevdetbagca.com.tr/
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 22:59:43
Mayna Albümü

1)Kavgada Gör Beni

2)Al Ömrümü

3)Loçi Xalo

4)Gün Olur

5)Firari

6)Kırgın

7)Gel

8) Cudi

9)Kırlangıç

10)Mülazim

11)Oğul

12)Yaralıyım

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 22:57:31
Emanet Öyküler Albümü

1)Akşamdan Akşama

2)Bahrevan

3)Xanıma Mın

4)Yokluğun Ölüm

5)Senin için

6)Unutulursun

7)Senin Adın

8)Anlasana

9)Çatgelin

10)Kırgın

11)Dünya

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 22:54:47
Simurg Albümü

1)Leyli Leyli

2)Bilesin

3)Dağlar

4)Göç

5)Hıdır

6)Meğerse

7)Ömrümüz

8)Saklımda

9)Söyleyemedim

10)Yalan

11)Yasaklarda
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 22:51:26
siminnnnn!
şu masmavi yere bir el at değerli nedir sorumlum:)
ben sadece linkini vermek istemştim ama komple mavileşti.

aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 22:49:43
http://www.cevdetbagca.com.tr/

resmi web sitesidir.
hakkındaki tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

ilk albümünün adı Simurg
ikinci albümü Emanet Öyküler
üçüncü albümü ise Mayna'dır.

albümlerdeki çoğu parçanın sözü ve müziği kendisine aittir.
aysegulguncan
12 Aralık 2009 Cumartesi 22:47:14
yıllardır aşığı olduğum ses...
her bir parçasını içimi söke söke dinleyerek ezberlediğim, dinlemekten vazgeçemediğim yegane isim.

aynı zamanda öğretmendir kendisi.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.