Filizleniyor hayat küllenen bohçasından
Kil tablette yanıyor şarkımız satır satır
Uzadıkça güneşe bir bengisu bir volkan
Toprakta can arıyor bu inkisar bu hüzün
Sarkarak saçağından şirpençe ömrümüzün
...
Devamını oku »
Ne tuhaf! Garip bir suskunlukla size karşı bir çekingenlik oluşuyor bende.
Size karşı duyduğum ve hissettiğim şeyleri hiçbir kadına (eşimde dahil) karşı duymadım. Sizi kucaklamak, öpmek ve bırakmak gibi bir duygu yaşamadım. İlk defa bir kadına, size böyle, tuhaf ama inanın, güzel duygular hissediyorum ve yaşamak istiyorum. Her türlü sevgiyi göstermede hazırım gibi.. tuhaf romantikleştim.
Yatakta farklı şeyler düşünmeye zorluyorum kendimi; yatınca ya kadar. Sonra hiç farkına varmadan siz aklıma geliyorsunuz ve kalıyorsunuz. Hayalimdeki güzel yüzünüzün tüm kıvrımlarını çıkarıp atmak cesaretini gösteremiyorum bir türlü. Aksine sizi düşünmek tuhaf bir zevk veriyor bana. Bırakıyorum, sizi düşünüyorum hep.
Tek korkum böyle ilerlerse size karşı “Aşkım” Kalkarım bir gece vakti otururum yatağıma, gözüm pencerede, ne yaparım?
...
Devamını oku »
Her seher, bir güvercin uçar yüreğimden,
Denizleri, dağları aşar,
Gelir, aralık pencerenin kenarına konar.
Kızıl saçların dağılmıştır yastığa,
Belki bir omzun da açılmıştır uyurken,
...
Devamını oku »
Cumartesi günü çok düşümdüm sizi. Kurtarıcım;
beni kurtardığın güne pişman olacak durumdayım.
Ve o Cumartesi günü, sürdüğüm arabayı bir tır’ın, kamyonun altına yahut bir yerden uçurma noktasına geldim. Bu tarafla o taraf arasında, “Arafta” kaldım. Vazgeçtim. Sizi bırakıp gitmek ne zor? Anlatamam. Fırsat bulursam hafta başı, hafta ortası, hafta sonu, size: “Kurtarıcım, Cumartesi günü öğleden sonar çınladımı kulağın hiç?” Diye sormaya karar verdim. Tabi cesaret edebilirsem.
Zira hep sizi düşündüm. Önce sessiz, sonra sessli. İsminizi anarak …… seni seviyorum!
Bağırdım. Bağırdım. Bağırdım.
...
Devamını oku »
Bir bahâr akşamı der, Nereden sevdim ben o zâlim kadını der,
O şarkılardan damlar yüreğime hep, akşam olurken...
Bir garipliği vardır gurbette gün batımlarının,
Hani, pembe bulutların eflâtuna, eflâtunların mora çaldığı demler,
Hani, hasret kokar, buram buram yâr kokar.
...
Devamını oku »
Ve ne zaman yaklaşsa dudaklarım, bir kelebek konardı dudaklarından; yumuşak
Nasıl özledim, bilsen...
Yolunu kaybetmiş bir çocuk gibi
Amaçsız dolanıyorum gecenin karanlığını içime doldurarak,
...
Devamını oku »
Bil ki görememişsem seni,
Yüreğim bir hiç,
Buza keser bedenim,
Bil ki ben Sonbaharım.
...
Devamını oku »
Beynimdekiler (size/sana ait olanları) bırakmaya çalışıyorum. Bırakamıyorum. Sonuçta gönlümle/kalbimle başbaşa kalışımla rahatlıyorum. Sorun da bu ya, sahibi siz olmuşsunuz gönlümün/kalbimin.
Bana bir şey kalmamış.
Okuduğum bir kitaptan (Corpus H. Özcan) şöyle bir paragraf yazmıştım bir kenara: “Dünya bu kadar çirkin, Tanrı bu kadar gaddar olabilir miydi? Ölüme bu kadar yakın bir adama, “yaşamı kendine bu kadar yakıştıran bir kadını” gösterip, sonra da ikisi için birlikte yaşamı imkansız kılarak adamı hem ölüme hem yaşama düşman etmek Tanrıya reva mıydı? Yaşamak bu kadar mı zordu?”
Tamı tamına bunları yazmıştı süre gelen olaylar zincirlerine uygun olarak… Ah! Beni düşünün. Bu paragrafı kaç kez okudum; saymak beni nasıl yoğun duygulara götürür diye vazgeçtim.
Tıpkı beni, benim içinde bulunduğum durumu biliyormuşcasına yazmış yazar.
...
Devamını oku »
Yetti gayri can sıkıcı esaret
Haber kirli-etraf pasak,toz Dayı!
Virüs ile vuruşacak cesaret
Elimizde en değerli koz Dayı!
...
Devamını oku »
ŞİİRLERE taştık dalga dalga
Kırıldı kalplerimiz
Kışın soğuğunda tarçınlı sıcak şarabın son damlasında
Yaralarımız yanımıza kaldı
Aşkımız ise şiirlere
...
Devamını oku »