Öyle horozlar vardır ki, güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanırlar. Atasözü [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Binbir Çiçekli Bahçe





Yaşar Kemal

1923 yılında Osmaniye'ye bağlı Hemite köyünde doğdu. Asıl adı 'Kemal Sadık Göğçeli'. Henüz ortaokul sıralarında folklor derlemeleri yapmaya başladı. O dönemde şiirleri Adana Halkevi'nin yayını olan Görüşler dergisinde yayınlandı. Ortaokul son sınıfındayken okulu bırakmak zorunda kaldı. Irgatlık, amelebaşılık, pirinç tarlalarında su bekçiliği, arzuhalcilik, öğretmenlik ve kütüphane memurluğu gibi işlerde çalıştı. Bu arada Ülke, Kovan, Millet ve Beşpınar dergilerinde şiirleri görüldü.

1951 yılında İstanbul'a yerleşti. Cumhuriyet gazetesinde fıkra ile röportaj yazarlığı yapmaya başladı. 'Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün' başlıklı röportajıyla Gazeteciler Cemiyeti Özel Başarı Armağanı'nı kazandı. O yıllarda öyküleriyle de ilgi çekti. 1952 yılında 'Sarı Sıcak' adlı öykü kitabı yayınlandı. İlk romanı 'İnce Memed' 1955 yılında çıktı. Bu romanla 1955 yılında Varlık Roman Armağanı'nı kazandı. 1974 yılında 'Demirciler Çarşısı Cinayeti' adlı eseri, Madaralı Roman Ödülü'nü aldı. 1977 yılında 'Yer Demir Gök Bakır' romanı Fransa'da Edebiyat Eleştirmenleri Sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi. 'Binboğalar Efsanesi' 1979 yaz dönemi için Büyük Edebiyat Jürisi tarafından seçilen kitaplar arasında yer aldı. 1982 yılında uluslararası Del Duca Ödülü'ne değer görüldü. 1984 yılında Fransa'nın Légion D'Honneur nişanını aldı.

Eserlerinde Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanının acı yaşamını, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koydu.

Binbir Çiçekli Bahçe


Yazar
ISBN
: 9789750816734
Sayfa
: 294 s.
Yıl
: 16.9.2009
Ebat
: 13,5 x 21 cm
Binbir Çiçekli Bahçe Kitabı Tanıtım Yazısı
<b>17 Eylül`den İtibaren Sevkedilecektir.</b>


Demokrasiden barışa, Orhan Kemal’den Abidin Dino’ya, gazetecilikten yazarlığa… Binbir Çiçekli Bahçe, Türkiye’nin evrensel yazarı Yaşar Kemal’in yazılarını, konuşmalarını ve söyleşilerini bir araya getiriyor.




Yaşar Kemal, Binbir Çiçekli Bahçe’de, Türkiye`nin geleceğinin önünde duran sorunların kökenlerine dair saptamalarda bulunuyor, çözüm önerileri sunuyor.



Üç bölümden oluşan kitabın birinci bölümü, Yaşar Kemal’in 2007’de Ankara’da gerçekleştirilen “Türkiye Barışını Arıyor” konferansında yaptığı konuşmayla açılıyor.



“Kimlikler” başlıklı ikinci bölüm, Orhan Kemal’den Mehmed Uzun’a, yazarın yakın dostu olmuş pek çok ismi ağırlıyor.



Dokuz yaşındaki Helin Zeynep Miser’in Yaşar Kemal’le yaptığı söyleşiyi de içeren “Konuşmalar” ise Binbir Çiçekli Bahçe’nin üçüncü bölümünü oluşturuyor.





Eser içerisinde yer alan fikir, düşünce, iddia ve mesajları "Ne anladım?" bölümümüzde diğer okurlarımızla paylaşabilirsiniz.

Binbir Çiçekli Bahçe Kitabından Ne Anladınız?


Alıntılar Alıntı Yaz
Kitap için ilk alıntıyı siz ekleyin.

Binbir Çiçekli Bahçe Kitabından Alıntı Paylaşın


Sayfa 47, kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafıdır. Henüz bu kitap için s-47 eklenmemiştir.
Kitabı edinmişseniz kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafını siz ekleyin.

İncelemeler İnceleme Yaz
Ali Rıza Malkoç
1 Mayıs 2019 Çarşamba 13:38:13

Kitap İnceleme Yazısı
Kitap Adı: Binbir Çiçekli Bahçe
Yazarı : Yaşar Kemal (1926 – 2015)
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları (YKY)
Baskısı : Ocak 2019 / 3. Baskı / 294 Sayfa
Barkodu : 9789750816734

Okuduğunuz bir kitabın tamamına fikren katılmak zorunda değilsiniz. Kitaplar, farkında olmadan duygu ve düşüne dünyamıza yeni kapılarak açarlar. Yazar, düşünür, araştırmacı, bilim insanı, laborant; incelediği, üzerinde kafa yorduğu malzeme ile özdeşleştirilemez, eleştirilemez, suçlanamaz.
Ne maksatla gündemine aldığını nereden biliyorsunuz veya nasıl anladınız, ne hakla yanlış yorumluyorsunuz?
Böyle bir girişten sonra gelelim bu kitaptan ne anladığıma. Farklı zamanlarda yazılmış, farklı konulu yazılardan oluşuyor kitap. Günümüzün kolay çözüme kavuşmayan güncel sorunları nedir diye sıraladığımızda: adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, temsilde adalet, kültür, medeniyet, inanç, kalkınma, birlikte yaşam, çoğulculuk, inanç ve soy eksenli kimlik tartışmaları. Kitap bu konuların hepsine olumlu katkı sağlasa da ben özellikle, ülkemizin her bölgesinde yaşayan ve kültürel kimlik aidiyeti olarak kendisini “Kürt” olarak tanımlayan yurttaşlarımızın sorunlarını dile getirmesi ilgimi çekti. Sosyalizmin yerel yorumlanması da dikkate değer.
Bir yazıyı yorumlarken, hangi tarihte, ne maksatla yazıldığını çözümlemeye çalışırım. Ki yazarın anlatımını bağlamından, amacından koparmayayım. Hangi tarihte hangi şartlarda kaleme alındığı da önemli benim için.
Bir de “yazar halen yaşıyor mu, soru sorma şansım var mı” ona bakarım.
Bu kitap vesilesiyle ben “kürtler” dosyası hakkında bir şeyler yazmak istiyorum.
Bu ülkede kürtler sorun değildir, olmamalıdır. Kürtler azınlık da değildirler. Birlikte kurtardığımız, kurduğumuz, oluşturduğumuz, büyülttüğümüz milletin, vatanın bir parçasıdırlar.
Bunu sadece bir kültürel öğe olarak nitelendirmek de hata olur. Sosyolojik, tarihi ve siyasi veriler
bize daha geniş açıyla bakmamızı zorluyor. Kürtler isteselerdi Lozan’da kendilerini azınlık diye de anlaşmaya ekletebilirlerdi. Buna ihtiyaç hissetmediler. Böyle bir talep veya dayatma insanlık dışı bir tutum olurdu.
İhmaller, kasıtlar, ayrışmalar ve cehalet unsurları; birçok konuyu sorun haline dönüştürdüğü gibi
Bu farklılıktan da kavga üretebilmeyi maalesef başarmıştır. Karşılıklı iyi niyet girişimleri hep kesintiye uğra(tıl)mıştır. Bunda, böyle olmasını isteyen güçlerin de payı/etkisi vardır.
Kültürel farklılıkların/beklentilerin kavga unsuru haline gelmesi, bir insanlık suçu, insanlık ayıbıdır.
İnanç temellerimiz, medeniyet köklerimiz, tarihimiz, coğrafi konumumuz, gelişmekte olan demokrasi kültürümüz buna kapı açmamalıydı.
Bir etnik/ kültürel yapıyı tanımadan sevemezsiniz, sevmeden de anlaşamazsınız. Sorunlara hep politik ve ekonomik gerekçelerle baktık. Askeri, siyasi ve ekonomik tedbirlerle çözmeye çalıştık.
Her yerli kriz, dış güçlerin malzemesi, kozu, silahı olmaya adaydır ve öyle de olmuştur.
Kültürel, psikolojik ve sosyolojik çözümlemeler de yapmamız gerekiyordu.
Genele yayılmış bir birlikte yaşam kültürü oluşmadı. Kürt dili alanında üç – beş kelimeden başka derinlemesine folklorik/kültürel bilimsel araştırma yapan, tabandan kaç kişi vardır acaba?
Diğer kültürel çeşitlilikler dahil, hiçbirini görmezlikten gelemeyiz.
Yaşar Kemal’in eserleri ve özellikle bu kitap, “Binbir çiçekli bahçe” olarak bize çok şeyler öğretiyor.
Tarihsel, psikolojik, sosyolojik bir birikim ve donanımla yola çıkarak aşağıdaki yazarları da okuyabilirsek, konu hakkında bilgi edinerek, geleceğe daha emin adımlarla ilerleyebiliriz.
Tabi mevcut anayasamızı da yenilemek şartı ile.
Yaşar Kemal (Binbir çiçekli Bahçe ve diğer eserleri)
Doç. Dr. Polat S. Alpman (Türkiye’de Çağdaş Sosyoloji Konuşmaları/ Küre Yayınları kitabı S.143 ve diğer yazıları)
Prof. Dr. Osman Can (kitapları ve makaleleri)
Sosyolog Prof. Dr. Mücahit Bilici (makaleleri)
Prof. Dr. Niyazi Berkes (Türkiye’de Çağdaşlaşma/ YKY)
Hasan Cemal (Kürtler / Everest Yayınları /580 Sayfa)
Bu listeye eklenecek başka kitaplar da var elbette. Fakat bunlardan başlayıp ortalama bir fikir edinebiliriz. Kavga etmekten, ayrışmaktan, oyuncak olmaktan, kinden, hırstan, dış güçlerin ekmeğine yağ sürmekten iyi değil midir?
Öncelikle bir zihniyet devrimi, algı devrimi, duygu devrimi, hukuk devrimi, anayasa devrimine ihtiyaç var. Hukukun üstünlüğü ve bağlayıcılığına inanmış demokratik hukuk devletlerinde, devletin üstünde oluşan/ona çöreklenen hiçbir güç kabul edilemez. Ortada meşru bir savaş hali yoksa, elinde silahı olan, silah kullanan, silahtan medet uman, silah kullanmayı düşünenler tanımlama olarak “terörist” dirler. Önce bunun adını net koyalım. Silah ile kalem, düşünce ile kin aynı masada buluşamaz. Özgürlüğü, barış kapısını, iyi niyeti kurnazlıkla ve zorbalıkla istismar edenler, bedelini de öderler.
Kimlikler haktır, çeşitlilik, farklılık bireysel bir haktır ve anayasamıza göre de yasaldır, korumla altındadır. Fakat kimlikler, inançlar üzerine politik argüman, ideoloji geliştirmek, millet ve devlet ortak zeminini kaydırıyor, zedeliyor.
Yolumuzun sonu ne olursa olsun, bizi mahcup etmemesi gerekiyor. İnsan hakları, demokrasi, hukuk ve mantık eksenli, bilimsel karşılığı da olan ilkelerle hareket etmek zorundayız.
Her duyduğumuza inanmayalım. Farklı kaynaklardan teyit etmek gibi insani bir sorumluluğumuz var.
Verimli okumalar.
01.05.2019
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis
Okunmasını tavsiye ediyor

İnceleme Paylaşın


Edebiyat Defteri Puanı
Puanınız:
Bu Kitabı Tavsiye Edenler
Bu kitabı 1 kişi tavsiye ediyor.

Ali Rıza Malkoç
Bu kitabı tavsiye etti.