Göz boyadık kıraat ile
Cüzice bir irat ile
Zenginleştik be emmoğlu
Yola çıktık erat ile
...
Devamını oku »
İKİNCİ ŞANSI İLE KÖLE PAZARINDAN SATIN ALINIYOR
Kuyudan kurtulan Yusuf, Kervan başı tarafından bir köle tüccarına para karşılığı satılır. Pazara çıkarılan köleler, köle tüccarının daha fazla para hırsı ile, övgüler düzülerek satılmaya başlar. O anda oradan geçmekte olan Mısır Kralının maliyeden, hazineden sorumlu yetkilisi, hafif yüksekçe bir yerde satışları yapılan köleler arasın da 6-7 yaşlarında çok güzel bir erkek çocuğu görür.
Kendilerinin bir çocuğu olmamıştır. Onu satın alıp gerekirse evlat edinirim diye düşünür. Köle tüccarına bağırır. Hey köle tüccarı şuradaki çocuğu ben alıyorum der ve kendine bir kese altın atar. Vezirin adanları gidip çocuğu alarak oradan ayrılıp, saraya dönerler.
...
Devamını oku »
Hatta Bünyamin Yusuf kuyuya atıldıktan sonra mı yoksa o tarihte küçük bir bebek miydi bilemiyoruz. Çünkü Yusuf’u kuyuya atanlar 10 kişi ve onların içinde Bünyamin yok. Hazreti Yakup’un diğer kardeşlerinden Yusuf’u daha çok sevmesi, ona olan ilgisi, diğer kardeşler üzerinde büyük bir etki yaratmış, Yusuf’u babalarından ayırmanın yollarını aramışlardır
Bu 10 kardeşin Yusuf’a karşı nefreti büyüdükçe büyümüş ve sonunda onu öldürmeye karar vermişlerdir. Babalarından izin alıp, Yusuf’ud a yanlarında götürmek istediklerini söylediklerinde Hazreti Yakup iyi niyetli olmadıklarını hissetse de isteklerini kabul etmek zorunda kalmıştır. Amaçlarına ulaşan 10 kardeş, planlarını uygulamaya koydular.
Yusuf’u öldürüp, kanlı gömleğini babalarına onu kurt parçaladı, geldiğimizde ondan sadece elbiseleri kalmıştı geriye. Bizde onları alıp geldik diyeceklerdi. İçlerinden biri, öldürmenin uygun olmayacağını, onu kuyuya atmanın daha uygun olacağını, kuyuya uğrayan kervanlardan biri bulur, alır götürür bizde böylece Yusuf’tan kurtulmuş oluruz dedi ve kardeşlerini ikna etmeyi başardı.
Böylece Hazreti Yusuf kardeşleri tarafından “babalarını kıskandıkları için” kuyuya atıldı. Gidip Hazreti Yakup’a Yusuf’u kurt kaptığını ondan geriye kanlı gömlek kaldığını söyleyerek, amaçlarını gerçekleştirdiler. Kuyuya gelen bir kervan ise Yusufu kuyudan çıkartarak
Mısır’a götürdü.
...
Devamını oku »
Sere serpe atmıştı, kumsala yorgun bedenini
Gariban Nuri, cennette sanıyordu kendisini
Olup bitenler, her ikisi için de
Çorak çöllerdeki vahalarda içilen
Bir yudum soğuk su gibiydi
...
Devamını oku »
Meğer, ne saf bir cür'et, ne büyük cesaretmiş
Gözlerini seyredip, derinlerine dalmak,
Kaybedip tüm renkleri, ne hoş bir esaretmiş
Gözlerinin içinde elâ düşlerde kalmak...
...
Devamını oku »
Terk edilmiş bu sokaktaki örümcek ağlarını sarsar.
Killing kıyafetleri ile,
Ortalıkta tur atıyor küflenmiş yıllar.
Derdini anlatacak kimseleri bulamaz yaşam;
Usulca yalayıp, üzerlerinden geçer hüznün sağanağı.
...
Devamını oku »
Binbir türlü belâ varsa başında,
Oldun ise bir mazlumun yaşında ,
Vebâl ile geçemezsin Sırat’ı..!
Çekmiyorsan vicdanını hesaba,
...
Devamını oku »
Güvenme dünyanın yalan malına
Yâr değildir sana mal ile mülkün
Ecel gelip çöker bir gün dalına
Kâr değildir sana şal ile kürkün
...
Devamını oku »
Kaşarlanmış gecelere anlatamıyor derdini.
Geçip giden mavi mevsimim,
Geride bıraktığı kırıntılarında, avuntu çiftetellisi.
Kırılgan düşlerde,
Ucuca tutunma dramının son sahnesi.
...
Devamını oku »
Sade insani değil pislettiniz havayı
Silahla doldurdunuz gökyüzünü uzayı
Çekin ellerinizi canımıza yettiniz
Ey çağdaş fravunlar çok ileri gittiniz
...
Devamını oku »