Düşünsem rahleye çökmüş
Hakka ile söyleşiyorsun
En çok da secdede
Vakit geçirdiğinden
...
Devamını oku »
Külahında bulutlar, gözlerinde tarih...
Hezarfen’in kanat sesini duyarım yamacında,
Yorgun bir martı konar omuzlarıma,
Eski İstanbul’u fısıldar bana her akşamüstü.
...
Devamını oku »
Ak değil, ayın ilk yarısıydı, billurdan.
Sen buldun onu, parmağınla dokundun,
Gülümsedin: “Zaman, işte, üzerimize giydiğimiz
Bir şal…” dedin, “Tanrı aşkına, ne sıcak!”
...
Devamını oku »
Oysa o koridorlar öğretir insana; bazı acıların takvimi yoktur. Duvarlar beyazdır ama umut karanlıkta kalır. Saatler ilerlemez, zaman yürümüyor sanırsın. Oturursun, beklersin, susarsın… Çünkü kelimeler orada işe yaramaz. Beklemek, insanın içinden bir parça kopara kopara geçen bir sınavdır.
Özlediğin insanı rüyanda görmek, dışarıdan bakana tesellidir. Ama çaresi olmayanlar bilir; o rüyalar ilaç değil, yarayı kaşımaktır. Uyanırsın… Kalbin hâlâ onun adını sayıklarken, odanın sessizliği yüzüne tokat gibi çarpar. Bir an gerçek sandığın şeyin hayal olduğunu fark ettiğinde, içindeki boşluk daha da büyür. Rüyada kavuşmak, uyanınca bir kez daha kaybetmektir.
Hayatın çok da ciddiye alınacak bir yer olmadığını, en ağır şekilde öğrenirsin. Planlar, yarınlar, sözler… Hepsi bir hastane koridorunda anlamını yitirir. Orada kimse güçlü değildir. Kimse “ben dayanırım” diyemez. Orada sadece çaresizlik vardır. Ve çaresizlik, insanın dizlerini değil, ruhunu çökerterek çöker.
Bazı uyanışlar vardır; güne değil, kayba açılır gözlerin. Nefes alırsın ama yaşadığını hissetmezsin. İçinden gelen hıçkırıklar boğazına düğümlenir, sessiz kalamazsın. Ağlarsın… Hıçkıra hıçkıra. Çünkü gözyaşı o an tek dildir. Kimseye anlatamadığını, kalbin kendince dışarı akıtır.
İnsan o acıyla değişir. Gülerken bile bir yanı eksik kalır. Kalabalıkların içinde yalnız olmayı öğrenir. Herkes “geçecek” der ama sen bilirsin; bazı acılar geçmez, sadece sen onlarla yaşamayı öğrenirsin. Taşımayı öğrenirsin ama alışamazsın.
...
Devamını oku »
aynı çizginin iki ayrı yüzüdür;
çizgi değişmez,
yüzü insan çevirir.
Sırat dediğin yol
...
Devamını oku »
Güzelliklerle gel sen emi bize.
Unut git sen, yapılan her tür haltı
İyiliklerle gel sen emi bize.
Ömür sayfasından yaprak düşecek
...
Devamını oku »
Ruhumun karanlık yollarında yürüyen ayak izin.
Zülfündeki her tel, kâinatın gizli anahtarı,
Dudağından düşen her kelime, ilâhî bir şerha.
...
Devamını oku »
zamanla ölmeyi öğrendim
mutluydum
mutlu değilim sandım
şu anda o mutluluğu arıyorum
...
Devamını oku »
Mutluluk, huzuru, görmedik sende
Yirmi altı nın da, üzeri örtük
Ondan da bir umut, kalmadı bende
Ne halde bilirim, yetimi, dulu
...
Devamını oku »
Gönül evimde acı bir kahve içmeye gel, bekliyorum
Demlenen zamanlar ve mevsimler telve kokuyor
Sadece kırk yıl hatırı değil de bir fincan kahvenin
Ömür boyu kahve buğusunda, sıcacık sohbetinle
...
Devamını oku »