Oflu'ca dokunuşlar

6.691 izlenme - 84 yorum -
/ 9 »
Yorum Yaz
Oflu
20 Ocak 2015 Salı 15:07:44

Uzun zamandır fırsat buldukça yaptığım; şiirin yorum bölümüyle beraber kendi sitemde paylaştığım inceleme, eleştirme, masaya yatırma, görüş beyan etme gibi çalışmaları, özelden gelen istekleri dikkate alarak burada da yapmak istiyorum vaktim olduğunca.

Şiirlerin altında kalanlar gözden kaçabiliyor ve unutuluyor zamanla. Burada daha sık ve daha rahat okunabileceğini düşündüm.

Öncelikle, yorum bölümü kapalı olan ya da eleştirilmek istemediğini şiirinin altında beyan eden şiirlere, okurken verdiğim emeği kendi şiirini yazarken vermeye gerek görmeyenlere, beni yasaklayanlara ( yasakladıklarını bildirenlere ) dokunmayacağım.
Hece şiiri dışındakileri de.

Bazıları heceye yeni başlamış, bazıları orta ve bazıları eski olmak üzere benim tâkip ettiğim kadarıyla sitemizde yaklaşık yedi yüz üye hece yazmakta. Her geçen gün bu sayı artmaya devam ediyor. Bakışımı elbette seviyeye göre ayarlamaya gayret edeceğim.

Bir şiiri incelerken iyi diyaloglarım olanlarla aramızın çok iyi olmadığını düşünenler, hatta konuşmadıklarım arasında bir ayırım söz konusu olmayacak.
Muhatabım, şahıslar değil sadece şiirlerdir.

Mutlaka memnun olanlar olduğu kadar memnun olmayan, hatta kızıp canı sıkılanlar da olacak. Bu da bu işin doğasında var maalesef.

Neyse, hele bir başlayalım; bakalım zaman ne gösterir…


FİHRİST

1- Aynalar / Afet KIRAT
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=1&siralama=0 )
2- Çizmeyi Aşma/k! / Murat CANBOLAT
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=1&siralama=0 )
3- ARZ-I HÂL / Şengül Cennet
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=2&siralama=0 )
4- BEŞİKTEN MEZARA / Mehmet Ziya Dinç
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=2&siralama=0 )
5- (silindi)
(............................................ )
6- MUTLULUĞUN AHENGİ / Nilüfer Sarp
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=3&siralama=0 )
7- Bana Ellerini Ver / Seda Yükler
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=3&siralama=0 )
8- SIR / Hicran Aydın Akçakaya
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=3&siralama=0 )
9- Hayalin hıçkırık, hasretin hicran / Mehmet Emin Türkyılmaz
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=3&siralama=0 )
10- (silindi)
(............................................. )
11- HAKTAN GELEN AŞIKLAR / Halit Yıldırım
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=4&siralama=0 )
12- KAYBETTİN / Elif Yiğit Karlı
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=4&siralama=0 )
13- Elçi / Mustafa Doğan
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=4&siralama=0 )
14- TERK EDEN SENDİN / Kenan Baran
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=4&siralama=0 )
15- Yâr Sultan Olur / Mehmet ÖZDEMİR
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=4&siralama=0 )
16- Neşter / Seda YÜKLER
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=4&siralama=0 )
17- Gölgeden Güneş Doğuran Erdem/Şükran AY
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=5&siralama=0 )
18- Osmaniye / Sadık DAĞDEVİREN
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=5&siralama=0 )
19- AŞKA NİYET / Meryem Maman
(http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=5&siralama=0 )
20- Eleştirmek / Mısra
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=5 )
21- Gasp Edilmiş Umutlar / Mehtap Altan
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=5 )
22- Hümeyra / Halil İbrahim SAKARYA
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=5 )
23- Ayna Gibi / Salih YILDIZ
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=5 )
24- 7.15 Vapuru / Erol KONUR
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=1&siralama=1)
25- Küskünüm / Fatma PINARBAŞI
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=1&siralama=1 )
26- Bir Ötenazi Layihası / Ayşegül GÜNCAN
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=1&siralama=1 )
27- (silindi)
( ................................................... )
28- Sömürdü Bunlar / Bekir Akbulut
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=6&siralama= )
29- Şarkım İntihar Etmiş / Ömer ÖNER
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=6 )
30- SUSTU DİLİM / Ayvazım Deniz
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=6&siralama= )
31- Kayıp Kentin Günceleri… / Yavuz Doğan
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=6 )
32- Anlamıyordun / Emine Yılmaz Dereci
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=6 )
33- Zifiri Zulmet / Ahmet İslamoğlu
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=7 )
34- Bilmeyeceksin / Nilay TAŞ
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/oflu-ca-dokunuslar.html?v=forum&syf=7&siralama= )
35- Şiar / Yavuz Doğan
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=7 )
36- Uyumadım / Asiye Alev AKBOĞA
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=7 )
37- Güzelim / YAZGI24
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
38- AH / Halil Gülşen
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
39- LADES / Nezahat Yıldız Kaya
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
40- ZEHREVAN / Züleyha Özbay Bilgiç
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8)
41- Korkuyu Yenmek / Afet KIRAT
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
42- İfşâ Edemeyişime / H. KULOĞLU
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
43- Ölüme Methiye / Yusuf Mecioğlu
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
44- NERDESİN İLHAM PERİM / Afet İnce Kırat
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=8 )
45- (Silindi)
46- (Silindi)
( ............................................ )
47- AŞK DEDİ Gönlüm / Selami Tıraşlar
( http://www.edebiyatdefteri.com/forum/oku/6650/?v=list&syf=9 )
Son Düzenleme: Oflu @ 6.10.2015 11:25:47

yok,sul
20 Ocak 2015 Salı 15:16:26
vira bismillah üstadım, kolay gele vesselam
Oflu
20 Ocak 2015 Salı 18:41:02
Mustafa Sade
20 Ocak 2015 Salı 15:25:49
Ameliyathaneye girecek hasta gibi hissettim kendimi hocam.



Neşter sizde,

Ama bizim moralimiz bozulsa da, şiir sağlığına kavuşur inşallah...

Saygı ve hürmetle

Oflu
20 Ocak 2015 Salı 18:40:45
Listemdesin Mustafa Kardeşim
Oflu
20 Ocak 2015 Salı 15:29:56
Çalışmalarımıza örnek olsun diye 2009 yılında yaptığımız bir analizle başlayalım.
Elbette sırtı en kalınlardan olan bir arkadaşımızla merhaba diyoruz.


Aynalar / Afet KIRAT
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/261080/aynalar.html



AYNALAR

Hayalim mi aynadan çalım atan yaşama?
Saçlarımdan çekerek kopartıyor periler.
Çocukça düş kurarım ilerleyen yaş ama
Umutsuz bir masalda ayaklarım geriler.

Köşesinde bir çiçek sevgiyle kurutuldu
İlkbaharda umutla sağanağa tutuldu
Hurdalar arasında tozlandı, unutuldu
____Bitmeyen ömür gibi çile çeken aynalar
____ Boyun büküp bakarım söyle, neden aynalar?

Aynalar, hey aynalar!
Çivilenen yüzümle pasaklanan aynalar
Arkasında sırrıyla dert saklanan aynalar.

*********************

Sustum sese susadım artık haykırmalıyım
Çığlığım duyulmalı işte şimdi tam anı.
Çatlayan hayalimi aynayla kırmalıyım
Çıldırmadan bitmeli geldi veda zamanı.

Yerlere savurmalı ardındaki gizleri
Kalmamalı yaşamın acı veren izleri
Son düğüne saklanan bembeyaz çeyizleri
_____Görücüye çıkarıp “Serin” derken aynalar
_____Demeyin sakın dönüp “Daha erken” aynalar.

Aynalar, hey aynalar!
Yılların yargıcıyla yasaklanan aynalar
Ya ben çekilmeliyim, ya saklanan aynalar.

Afet KIRAT



Aslında bu şiir; hece şiirinde sadece hece kurallarına uymanın (hece ve kafiye yönüyle), hatta kafiyeleri gayet güzel dizayn ettiğimizde bile mısra tekniğinde (bazı mısralar için) başarısız olunduğunda bunu şiire nasıl olumsuz yansıdığını görmek ve yine bu kafiyelere uyum adına anlamsal derinliği feda etmenin hece şiirine getirdiği olumsuzluklar yönü ile üzerinde konuşulması gereken bir model olarak güzel bir örnek bana göre..

Afet hanımın yapılan eleştirilere alınganlık yapıp: “ - bir süre şiir yayımlamayacağım “ demeyeceğini, dememesi de gerektiğine inanarak ;

Şiirler yazılırken ve okunurken edebi bakış duygusallığı asla kabul etmez. Önyargıyı da!
Şiirin içine girmeyecek, giremeyecek olanlar ise eleştirilerine çok dikkat etmelidir. Birebir şiirin şairi / şairesi ile aynı duyguları yaşamaları elbette mümkün değildir ama en azından yaklaşmayı denemelidirler.
Ne, “ bu şiiri mutlaka eleştirmeli ve hatalar bulmalıyım “ mantığı, ne de “ bu şairin / şairenin şirinde hata olmaz mutlaka güzeldir “ yaklaşımı gerçekçi bir yaklaşım olur. Her insanın çok iyi yazdıkları olabileceği gibi, iyi, vasat hatta kötü çalışmaları da olmuştur ve olacaktır. Toprak he zaman aynı mahsulü vermez. İnsaf terazisi ile kantara vurduğumuzda iyi, eksik ve güzel yönleriyle bir çalışmayı değerlendirmek en güzeli olacaktır.

Birkaç gündür tâkip edemediğim şiir, yorum ve tepkilere bugün biraz baktım. Doğrusu bazıları beni oldukça şaşırttı. İsim vererek konuyu kişiselleştirmek yerine genel hatları bunlara burada değinmenin yanlış olmadığını düşünüyorum.

Genele;

Film yapmanın, albüm çıkarmanın, yazmanın, yazılanları yayımlamanın, kitap çıkarmanın, ekranlarda, gazetelerde, radyolarda, dergilerde görünmenin her gün daha da kolaylaştığı günümüzde görsel, duyumsal ve yazımsal türü çalışmalarda sanatın ne olduğu tartışıladururken, rüzgârı dindikten sonra arda kalanlara baktığımızda; çalışmalardaki sanat anlayışının ikinci hatta üçüncü plana itilmesi ve işin merkezine başka şeylerin oturduğunu görmek sanırım ancak işi ciddiye alanlarca bir üzüntü kaynağı olurken, diğerlerince çok da önemsenmemeye devam etmektedir.

Görsel ve duyumsal çalışmalardaki tartışmaları o işin ehillerine bırakıp içinde bulunmaya devam ettiğimiz edebiyat başlığındaki çalışmalardan şiire geldiğimizde ise ne yazık ki bozulmanın ve sapmanın diğerlerinden daha ileride olduğunu görmekteyiz.
Çünkü, daha az masraflı ve daha kolay!

Yazmak bir deşarj olma biçimidir elbette. Kişi; yazarak kendisine rahatlatabilir. İçinde birikenleri, sosyal ve psikolojik sorunlarını kağıda dökerek bir nebze doluluğunu hafifletebilir. Bâzan bir mesaj verme ihtiyacı olarak da yazabilir. Bunların hiçbirine kimse itiraz edemez. Ama yazdıklarımızın başkalarınca okunmasını düşünürsek ve yazdıklarımızın altında görüş alma bölümü açarsak, hele bu amaç şiir formatında bir arz olacaksa bazı şeylere dikkat etmemiz gerekir.

İnsan dilediği gibi düşünebilir. Dilediği duygularla iç âlemini şekillendirebilir, kendi başına dilediği gibi konuşabilir ve yazabilir. Bu onun özgürlük alanıdır. Ama içteki düşünceler ve duygular dışarı çıkıp bir başkasının göz ve kulağına dokunduğu anda ikinci kişinin bakış, algılayış ve beğeni özgürlüğü başlar. Bu bakış da görecelidir ve tepkilerdeki farklılık işin doğasında vardır. Konuyu şiire getirdiğimizde ise; yazan ve okuyan penceresindeki bakış açılarındaki bu farklılığın son zamanlarda çığırından çıktığını, ortada ne yiyecek üzüm ne dövecek bağcı bıraktığını görmekteyiz.

Hiç birimiz marangoz olmak zorunda değiliz. Bu, evimizde iki tahtayı çiviyle duvara tutturamayacağımız anlamına gelmiyor elbette. Ama, eğer “ ben marangozum “ diyerek böyle anılmayı amaçlıyorsak, takımı taklavattı en iyi şekilde kullanmayı, ürettiklerimizi hatasız ve en iyi şekilde yapmayı, beğendirmeyi hesap etmek zorundayız. “ Ben yaptım, ister beğenin ister beğenmeyin “ diyemeyeceğimiz gibi teşhir ettiklerimize gelecek itirazlara da duyarlı olmak zorundayız. Duvara astığımız diploma, ustalık belgesi ya da adımızın ….usta olması eserlerimizin beğenilmesi demek değildir ve ölçü ancak ürettiklerimizdeki kalitesi ile doğru orantılıdır.

Derrida'nın " Şiir Nedir? " isimli kitabını dilimize çeviren Ahmet Sarı “ Şiir otoyola çıkar çıkmaz (dile gelir gelmez) ölen (ölümle yüzleşmek zorunda kalan) bir şeydir “ diyor.
Eğer duygularımızı ölümle yüzleştirmek istemiyorsak onları iç âlemimizden dışarı çıkarmamalı, düşünce olarak muhafaza etmeliyiz. Eğer çıkarırsak olacak olanlara da tahammül göstermeyi öğrenmeliyiz. “ Şiirlerim benim evlatlarım gibidir. Özel duygularımı kimseye eleştirtmem “ diyeceksek eğer; lütfen evlatlarımızı evimizde saklayıp, sokağa salmayalım! Çünkü sokakta çocuğumuzun başına her şey gelebilir. “ Şu kadar yıldır bu işin içindeyim, bu işin eğitimini aldım, bilmem kaç tane şiir kitabım var,kaç üniversite bitirdim, dergilerde yazıyorum…” vb. gibi sözler günümüzde kesinlikle işin ehli olma noktasında referans olmamaktadır. Kişinin kendini târif etmesi değil ancak eserin kişiyi tarif etmesi muteberdir.

Yazdıklarımızı düzyazı formatında yazmak daha kolayken eğer şiir adı altında değerlendirmek istiyorsak en azından şiirin evrensel târifine uymak zorundayız. Sitelerdeki ahbap ilişkileri, yorum almaya (özellikle beğeni) ve popülerliğe yönelik çalışma ve faaliyetler kişinin kendini kandırmasından öteye geçmemektedir. Burada kandırma çift yönlü olmaktadır.
Kötüye iyi diyenlerin kötünün sahibini kandırması ve kandırılanın, kendilerini kandırması..
Her türlü kandırma bir şekilde mümkündür ama hiçbir kandırmanın şiiri kandıramayacağı gerçeği de esastır! ( Her gün onlarca klişeleşmiş yorum yapan ve onlarca yorum bekleyenlere duyurulur!)

Bir şiir eğer yayımlanma aşamasına gelmişse o şiirin şairi yapabileceklerinin en iyisini yapıp eserine arz etmiştir anlaşılır. “ – Bu şiiri henüz düzeltmedim, eksiklerine sonra bakacağım, kitap aşamasında elden geçecek…” demek ise kuru bir mâzeretten, duygusal alınganlıktan öteye geçmez. Düzelt de öyle as kardeşim! Mecbur musun eksik şiir asmaya? Acelen niye? Bugün bu hâliyle ben bu şiiri değerlendiriyorum.Yarınki hâliyle görürsem eğer ona göre fikrimi beyan ederim.
Aslında, bu tür tartışmalara neden olan da o şiirin altındaki eksiklere rağmen yapılan mübalağalı ve ciddi olmayan eleştirilerdir. Onca övgü dolu yorum arasında birinin yaptığı gerçekçi eleştiri cidden sırıtıyor ve şair/şaireyi “ bana kastı mı var acaba “ noktasına getiriyor..

Konuyu şiirden biraz daha özelleştirip hece şiirine getirdiğimizde ise, hece şiirinin olmazsa olmazlarından ilki hece ve kafiye konusudur. Ne olursa olsun hece ve kafiyeye başka bir şeyi tercih edemezsiniz! İç duraklar ses ve okunmadaki kolaylığı, edebî ahengi belirlerler ve anlamsal bütünlük ve sağlamlık adına onlardan zaman zaman vazgeçmek bir çok şairin yaptığı bir iştir.( Örn. Abdurrahim Karakoç / Mihriban). Hece ve kafiyeyi tamamlamakla iş bitmiyor elbette. Anlamsal derinlik, mısra tekniği ve bu tekniği edebî sanatlarla kuvvetlendirmek de hecenin temel unsurladır. Verilen mesajın netliği, şiirdeki bütünlük ve akıcılık, seçilen kelimelerin şiirin dokusu ile uyuşması, dile hâkimiyet, anlamını ve nerede, nasıl konuşulduğunu bilmediğimiz kelimeleri sözlüklerden bakıp, test etmeden şiire ilave etmenin getirdiği olumsuzluklar da şiir için dikkat edilmesi gerekenlerdir.

Özele;

Hemen burada Afet hanımın şiirine değinmek isterim.
7+7 hece, 4 + 5 + 2.5 mısra sayıları ile oluşturulan ve yıldızlarla bölünüp ikinci kısımda da aynı minval devam eden bir görüntü ile kaleme alınmış bu hece şiirinde; bana göre en belirgin özellik kafiyelerin sağlamlığı kadar bu kafiyelere anlamın nasıl feda edildiğidir. 2,5 luk bölümlerdeki kafiyelerde bile ikinci bölümde uyulmuş ama aynı özen mısra tekniğinde ve bu tekniğin anlamsal sağlamlığa katkı yapmasında gösterilmemiş.

İki mısrada;
“ Köşesinde bir çiçek sevgiyle kurutuldu
İlkbaharda umutla sağanağa tutuldu “
diyeceksiniz.. “ Çiçek, sevgi, ilkbahar, umut, sağanak ” diyeceksiniz ve hemen ardından;

“ Hurdalar “ la başlayan bir mısra ilave edeceksiniz.. Yakıştı mı?

“ Saçlarımdan çekerek kopartıyor periler.”; Perilerin ( cinin dişisi) saç çekip kopartması ?

“ Çocukça düş kurarım ilerleyen yaş ama ”; “ ilerliyor “ ya da başka bir tercih olması gerekirken “ ilerleyen “ denmesi?

“ Umutsuz bir masalda ayaklarım geriler. “ ; “ periler ”e kafiye için kullanılan “ geriler “ in kafiye özelliği dışında bu mısranın niye kullanıldığı ve ne anlatmak istediği?

“ Çivilenen yüzümle pasaklanan aynalar “ Bu nedir ? Ne anlatılmak istenmiştir? Böyle bir cümle neden ve nasıl kurulur?

Bana göre, birkaç mısra hâriç şiirin bütününde bir anlam kargaşası, yanlış kelime tercihleri, yazımsal ve sunuştaki farklılık adına tercihlerdeki hatalar bu şiirdeki edebî seviyeyi aşağıya çekmiş ve bir önceki yorumumda da söylediğim gibi heceyi eleştirmek isteyen ve fırsat kollayanlara bir kez daha fırsat vermiştir.

Şimdi, çıkıp bazı arkadaşlar diyecekler ki ( bir önceki eleştirimde böyle davrandılar çünkü)
“- biz anladık ne anlatılmak istendiğini, anlamak istemeyene bir şey anlatamazsınız, dost yüze düşman ayağa bakar “….vb/vs.. Onlara bazı şeyleri hatırlatmamam verilecek cevaplarımın olmadığından değildir!

Tarz olarak da bu tarzı daha önce görmedim. İlkse eğer beğenmedim ve yakışmadığını düşünüyorum.

Hece şiirine katkı sağlamak için açılımları tâkip etmek mutlaka güzeldir ama açılım ve yenilik peşinden koşarken de özü kaybetmemek ve horozdan kuş yapmaya çalışmamak gerekir galiba..

Fon müziğinin uyumu, seslendirme ve yorumun gayet başarılı olduğunu da söyleyerek;

Okuduğum şiirlerinden biliyorum ki Afet Kırat hanım daha iyilerini yapabilecek seviyededir.

Onlarda buluşmak üzere..

Eyvallah!

Mehmet Emin TÜRKYILMAZ
yabaninciri65
22 Ocak 2015 Perşembe 15:36:02
kafiyede ve imgede ölçüyü kaçıran şairlerin şiirlere " cin çarpmış şiirler" diyorum
Afet İnce Kırat
22 Şubat 2015 Pazar 05:39:49
Yaklaşık 2007 yılında şiire başlamıştım bu şiirin yayınlanma tarihi 2009. Yani iki yıllık şiir uğraşısı olan bir kişinin yazdıkları beklentinizin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor, bu yazıya ve eleştiriye kızmak yerine mutlu olmak gerekir doğrusu. O zaman da kızmamıştım zaten. Çünkü tek yarım dizeler haricinde teknik hata bulamamıştınız. Anlatıma gelince o an ne düşündüm hayal ettiysem onu yazmışımdır. Her okuyanın içine girebilmesi, anlayabilmesi zaten mümkün değil. O günden beri binlerce şiir okudum, içinde ünlü olarak değerlendirdiğimiz şairlerin şiirleri de dâhil herkesin beğendiği benim anlayamadığım, zevk almadığım şiirler olmuştur.

Sıradan olmayı sevmiyorum, sıradan olmak da istemiyorum. Onun için de değişik tarzlar denedim, beğendiklerime devam ettim. Sanırım o şekilde veya benzer şekilde yazılmış üç şiirim daha var. Ama onların içinde en çok sevdiğim şiirim bu şiirdir. Defterde 687 şiirim var yaklaşık 160 tanesini beğenmediğim için pasiflemişim. Hafızam çok zayıfladı, kitabıma da almış mıydım hatırlamıyorum, yanımda da kitap yok şu an. Kitapta yer aldıysa değişiklik yapmak sanırım dürüstçe bir davranış olmaz.

Fazla uzatmak, ya da şiirimi savunmak gibi bir niyetim yok. Başta söylediğim nedenle,(ilk benim şiirimle başlamış olmanız da çok sevindiriciydi) ve linkini de vererek ziyaretçi sayımı artırdığınız için teşekkür ederim.

Şimdi mi, sıradanlaştığımı hissetmeye başladığımdan beri yazma hevesimi de kaybettim, dinlenmeye çekildim. Kim bilir belki bir gün…

Bu güne kadar yanımda olan arkadaşlara da çok teşekkür ederim. Herkese saygılar başarılar dilerim.
uzak
22 Şubat 2015 Pazar 12:13:34
Afet Hanım Merhaba,

Hamurabi şiirinize bayılmıştım. İki alakasız gibi görünen konuyu öyle ustalıkla bağlamıştınız ki hayran kalmamak elde değildi. O şiir eğer bir tarzı temsil ediyorsa ben o tarzı çok sevdim.

Selamlar, Saygılar
Hatice Ayşe Hasan
20 Ocak 2015 Salı 15:39:07
Hocam ne güzel işte sizin gibi bir usta kalemden neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğreneceğiz inşallah...

Valla ben bu habere çok sevindim...

Saygı ile
Son Düzenleme: Hatice Ayşe Hasan @ 20.1.2015 18:55:26

Oflu
20 Ocak 2015 Salı 18:41:51
İnşallah şiirini burada gördükten sonra da sevinçli olursun Ayşe...
Hatice Ayşe Hasan , forumun sahibi
20 Ocak 2015 Salı 18:52:03
İnşallah abi
Oflu
20 Ocak 2015 Salı 15:39:43
Bu da 2010 yılı çalışmalarından.

Çizmeyi Aşma/k! / Murat CANBOLAT
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/415970/cizmeyi-asma-k%21.html


Çizmeyi Aşma/k!

Milattan çok önceymiş tarih böyle kaydeder,
Mekan tutmuş Efes’i meşhur Büyük İskender .

Apella adlı biri devrin büyük ressamı;
Ülke dışına taşmış eserlerinin namı…

Apella’dan memnunmuş Kral Büyük İskender ,
Sanatçıyı korurmuş böyleleri çok ender.

Yaptığı tabloları halka zevkle açarmış;
Dinlermiş tenkitleri bencillikten kaçarmış.

Sergi görücüdeyken sıcak bir yaz gününde;
Küstah bir kunduracı durmuş resmin önünde.

Hayli süzmüş eseri konuşmaya başlamış;
Haksız tenkitleriyle Apella’yı taşlamış.

“Şura şöyle olmalı bura böyle olacak,
Orantısız duruyor bu çizmeye bu bacak!”

Ressam” Artık dur!” demiş; “Haddini bil efendi !
Topuktan yukarıya senin ilmin tükendi!”

Bilmeden akıl verir çizmeyi aşan kişi;
Herkesin harcı değil tenkit bilenin işi!

Murat CANBOLAT

( 04/12/2010 Tarihinde Edebiyat Defteri sayfalarına düşen bir şiir.)


Aslında:

“Bilmeden akıl verir çizmeyi aşan kişi;
Herkesin harcı değil tenkit bilenin işi! “

...dendikten sonra olumlu ya da olumsuz yönde yazılacak her yorum / eleştiri kanaatimce beraberinde bazı “ acaba “ ları getirecektir. Belki bazılarımız “ öküzün altında buzağıyı “ aramaya kalkacak diğer bazılarımızsa :“ alındı, (ya da hiç üstüne alınmadı) dokundu , dokundurdu, “ diye düşünebileceklerdir.Esasen; Einstein’ın: “Önyargıyı parçalamak Atomu parçalamaktan daha zordur” sözü bir tesbit iken bunu kural kabul etmenin mantıksızlığı ve tembelliğinde kendimizi geliştirmek adına çok gayret gösterdiğimiz de pek söylenemez.

Bu bağlamda düşüncelerimizin hangi bağlamda değerlendirileceğini çok dert etmekten çok doğrusu şiir adına ne yapıp yapmadığımızın daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Beyit tarzı şiirler Gazel formatında değilse, yani “aa - bb - cc…” kafiye örgüsü ile ve Aruzsuz yazılmış ise hece ölçüsü ne olursa olsun en kolay şiirler olarak kabul edilir. Hareket alanları daha fazla, kaçma kolay, esnetebilme çok beceri istemez. Ama bir zorluğu var ki o da; bütünlük bir şekilde sağlansa bile devamlılık kolay değildir ve şiirdeki kopmaları önlemek zordur.

Katılırız katılmayız ama şiirin mesajı final beyitinde gayet güzel verilmiştir. Girişteki iki beyitte de finaldeki mesaja vurgu yapan olay, olayın karakterleri ve mekân başarılı bir şekilde işlenmiştir. ( Efes, Büyük İskender, Apella)
Dokuz beyitlik bir şiirde üç beyit bu şekilde dizayn edilince geriye kalanlardaki işçilik elbette irdelenmesi gerekir.

İlk beyitte zaruri olarak kullanılan “ Büyük İskender” in üçüncü beyitte, ikinci beyitte de kullanılması zorunlu olan “ Apella “ nın üçüncü ve altıncı beyitlerde tekrar edilmemesi şiirdeki şiir tekniği adında daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
“ -Efendim! Nasıl anlatılacaktı başka türlü “ diyerek itirazlar da olabilir. Böyle düşünenler sekizinci beyitin ilk mısrasına bakarlarsa nasıl olabileceğini göreceklerdir:

“ Ressam” Artık dur!” demiş; “Haddini bil efendi ! “

Burada “Apella “ kullanılmadan nasıl meram gayet güzel izah edilmişse diğer yerlerde de şair aynı işçiliği yapabilirdi kanaatimce.

Çünkü, vurgu ve başka bir görev verilmeyen tekrarlar ( özellikle kısa şiirlerde) hem göze daha çok batar hem işçilik adına emeği sorgular.

Elbette, şiirin kafiyelerinin daha az kullanılmış ve bâkir olmalarını tercih ederdim. Ayrıca bir kompozisyon dili ve tekdüze cümlelerin şiirde şiir dili estetiği ve söz kullanma sanatı adına biraz değişik versiyonların denenmesini de.

Başarılı bir şiirdi güne düşen.
Murat Canbolat beyin özellikle bu tür şiirlerini severek ve beğenerek okuduğumu itiraf etmeliyim.

Eyvallah!

Oflu / Mehmet Emin TÜRKYILMAZ
Özlem ÇETİN
22 Ocak 2015 Perşembe 13:25:59
Merhabalar Mehmet Emin hocam,
Öncelikle sağlık sıhhat diliyorum sizlere..
Hece şiiri analizi yapmanız, satır satır aralamanızı, öneri ve görüşlerinizi paylaştığınız sayfaya tesadüfen rastladım. Kendi adıma çok mutlu oldum. Sizden hece şiiri konusunda yardım almış birisi olarak bende konuyla ilgili görüşümü belirtmek istedim.

Afet Kırat ve Murat CANBOLAT adlı arkadaşımızın şiirini analiz etmek aralamak ve olması gerekenleri sıralamışsınız. Muhakkak sizden hece şiiri adına çok yararlı bilgiler edineceğiz ancak konuyu sunmak şairin bakışına algısına bağlıdır.


Milattan çok önceymiş tarih böyle kaydeder,
Mekan tutmuş Efes’i meşhur Büyük İskender .

_Burada Murat bey, zaman yer kişi belirtmiştir. Belirsiz bir şekilde konuyu işlememiştir.
Bana göre teknik açıdan sıkıntı yok ise, şiirin anlaşılır olması, afakı olmaması bakımından Murat beyin şiirde ele aldığı yer zaman kişi belirtmesi okuyucuya daha gerçekçi gelebilir ve bende bunu tercih ederim.

-Sizin düşündüğünüz gibi herkes aynı pencereden bakarsa tek tip bir şair tipi çoğalmış olur.
Öncelikle belirtmek isterim kafiye uysun diye anlamsız sözcükler kullanılsın demiyorum ama ter şairin bir tarzı olmalı. Bu anlatım tarzıdır, sunum tarzıdır. Ancak şiirde kalıp, hece muhakkak bu sabittir belli kalıpları vardır onu demek istemiyorum ama her şair şiiri kendine göre kaleme alır diye bir düşüncem var.
Mehmet Emin hocam insan olarak sizin yardımınızı gördüm ve bana göre çok paylaşımcı bildiğini esirgemeyen merhametli bir insansınız ama şiiri kaleme almak her kişiye göre başka bir nehir gibi akar.
Kendimde o şablonu düşündüm evet şair arkadaşların kiloso ölçüsü yaşı karekteri bir birinin aynı olmadığı gibi şiirde konuyu işleyişide başka biçimde olacaktır diye düşünüyorum.
Tekrar tekrar ediyorum hece şiirinin kalıbına düzenine tekniğine bu konulara sözüm yoktur. Olması gereken kurallara uyulmalıdır tabi ki,
Saygı değer hocam, naçizane görüşümü belirttim. Umarım bir kusur işlemedim.Ayrıcada fikir alış verişi güzel şeydir.
Sizi buralarda görmekten çok çok mutlu oldum. Allah sağlık sıhhat versin.
Saygılarımla.
Giriftar
20 Ocak 2015 Salı 15:45:28
Çok sevindirici hocam...
Oflu
20 Ocak 2015 Salı 18:42:30
sultan-ı yegâh
20 Ocak 2015 Salı 16:19:04
Oflu hocam, madem böyle bir forum konusu açtınız neden serbest şiir yazanlara dokunmak istemiyorsunuz...? Madem bu konunun uzmanısınız bize de yardımcı olun verecek olduğunuz bilgilerle. Kendi adıma konuşacak olursam amatör bir ruhla
ve de işlerimden arta kalan zamanlarda yazmaya çalışıyorum, ve de çok iyi biliyorum ki şiir yazmak ciddi bilgi birikimini gerektirir. Bir çok eksik yanlarım olduğunun bilincindeyim... Ben ve benim gibi aynı durumda olanları da verecek olduğunuz o güzel bilgilerin kapsama alanına almanız dileğiyle, sevgiler sunuyorum.

Son Düzenleme: sultan-ı yegâh @ 20.1.2015 16:20:07

Oflu
20 Ocak 2015 Salı 17:47:01
Herkes kendi alanında konuşmalı ki sapla sapan birbirine karışmasın. Ben hece ile uğraşıyorum. Bir başka arkadaş da serbest şiirlerle ilgili çalışmalarını sergiler diye ümit ediyorum.
sultan-ı yegâh , forumun sahibi
20 Ocak 2015 Salı 19:11:46


Umarım bizleri de bir gören olur inşallah...
**Havin_**
20 Ocak 2015 Salı 18:44:01









Faydalı bir forum olduğunu düşünüyorum. Heceden uzakmış gibi görünsem de değil aslında, kendi adıma teşekkür ederim..



Hûrmetle..




Oflu
20 Ocak 2015 Salı 18:47:18
Aslında en faydalı şeyleri bile gereksiz, hatta zararlı hâle getirmek de mümkün.
İnsan ortak paydasına çok şeylere şâhit olduk.

Niyet hayr, inşallah istikbal de hayr olsun.

Teşekkürler Havin
**Havin_** , forumun sahibi
20 Ocak 2015 Salı 18:52:34
Oflu'ca forumunda öyle olamayacak inşallah..

Ben belki soru sorabilirim bâzen ve mutlaka forumda paylaştıklarınızı satır satır okuyarak; hattâ, bir serbest şiirimin en sonunda bir dörtlük yazmıştım. Çift hece. Onunla ilgili yorumlardan ürkmüştüm neyse ki hiç yorum almadım belki de fark edilmedi .))

Bildiklerimiz -kendi adıma söylemeliyim ki- dâima yetersizdir emînim.. İstişâre her zaman öğrenmeye sevk eder..

Farkında olmak umuduyla..

Hûrmetle..
OlgunOnur
20 Ocak 2015 Salı 18:57:13
..
Son Düzenleme: OlgunOnur @ 21.1.2015 11:58:37

Halil Gülşen
21 Ocak 2015 Çarşamba 23:38:42
Şiir adına tecrübe ve birikimlerinizden istifade edebilmek adına çok iyi düşünülmüş bir çalışma. Hece şiiriyle iştigal eden biri olarak çok sevindiğimi ifade etmeliyim. Bu vesileyle teşekkür ediyor, çalışmlarınızda başarılar diliyorum.
Yorum Yaz
/ 9 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.