Bir paragraf/bin düşünce

2.087 izlenme - 112 yorum -
/ » 12
Yorum Yaz
Aydın
5 Ağustos 2007 Pazar 21:59:07
Hepimizin elbet okurken etkilendiği bir kısım vardır kitaplarda. Kimimiz koca bir sayfadan etkileniriz, kimimiz ise tek bir cümleden.

Şu an okuduğumuz ya da evvelden okumuş olduğumuz kitaplarda beğendiğimiz kısımları burada paylaşmayı öneriyorum, bilmem sizler ne dersiniz?

İlk adımı ben atıyorum:
---------------------------------------------------------------------------------------
"Kardeşlerim," dedi Paneloux sonuca geldiğini bildirerek, " Tanrı sevgisi zor bir sevgidir. İnsanın kendinden vazgeçmesini ve kendini hor görmesini gerektirir. Ama yalnızca o çocukların acısını ve ölümünü silebilir, yalnıca o bu acıyı gerekli kılabilir, çünkü bunu anlamak olanaksızdır ve insan böyle bir şeyi tabii ki ister. İşte sizinle paylaşmak istediğim zor ders bu. İşte, insanların gözünde zalim, Tanrı'nın gözünde kesin olan imana yaklaşmamız gerek. Bu korkunç imge karşısında hepimiz eşit bir noktaya gelmeliyiz. O doruğun tepesinde her şey birbirine karışacak ve eşitlenecek, görünüşteki adaletsizlikten doğruluk fışkıracak. Fransa'nın güneyindeki birçok kilisede vebalılar koronun bulunduğu yerdeki taş döşemelerin altında yüzyıllardır uyuyor ve papazlar onların mezarlarının üzerinde konuşuyor ve yaydıkları düşünce çocukların da katkıda bulunduğu şu küllerden fışkırıyor."
---------------------------------------------------------------------------------------
(Veba, Albert CAMUS. Can Yayınları, Sayfa 200-201)



Foruma eklenen birkaç şiirden sonra bunu yazmak durumunda kaldım. Arkadaşlar, Sizi etkileyen paragraflar yazarsak buraya, burada amaçladığımız şey daha verimli olur. Sizi etkileyen "Şiir"'ler değil, sizi etkileyen "paragraf"'lar eklerseniz sevinirim. Zaten etkileyen şiirler üzerinde bir forum mevcut. Bu foruma şiir eklemezseniz bundan sonra, sevinirim...


aydın tarafından 8/7/2007 4:37:49 PM zamanında düzenlenmiştir.
zebercet fırat
5 Ağustos 2007 Pazar 22:19:47
Bütün iskemleler ağır ve hastalıklı
Bir gidip bir geliyordum kendime aptallaşarak
Bunu Yakup söyledi
Dedi ki, çünkü herkes Yakubu yaşıyordu, bense
Çöllerden ve kızgın güneşlerden icatlar yapıyordum
Kızgın kağıtların üstüne
Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu
Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen
Oluyordu ve bir de
Bir otobüse bindiğim, biletçinin bilet bile kesmek istemediği ben
Kendimi koruyordum
Bunu bana Yakup söyledi
Öyle bir Yakup ki bu, onca din kitaplarının sözünü bile etmediği
Kimsenin sözünü bile etmediği bir Yakup
Ben
Bunu hep biliyorum
Bunu hep biliyorum ve işte
Özgürüm, cezasız duruyorum.

edip cansever/çağırılmayan yakup şiirinden bir bölüm...


bu şiirin tamamı benim yazmamda çok etkili olmuştur,okuyanları sıkmamak için tamamını yazmadım....

sevgili aydın'a bu forum konusu için ayrıca teşekkür ederim...

sevgilerimle...

Aydın
5 Ağustos 2007 Pazar 23:13:54
"Fakat düşündüğün olmadı. Müstakbel damadım sanki ilm-i menâfiü'l-âzâyı ve ilm-i simâyı iflâs ettirmeğe karar vermişti. Hiç kimseyi öldüremedi. Hattâ bir tokatçık bile atamadı. Bilâkis evvelâ suratına, hangi pir aşkına olduğunu fark edemediğim iki sunturlu tokat yedi. Ağzının tam üstünü birinci sınıftan bir yumruk okşadı, sonra kafasında kahvenin en sağlam görünüşlü iskemlesi parçalandı. Daha sonra birbiri peşine gelen fâsılasız tekmelerle âdeta ayakları yerden kesildi, havada uçmağa başladı ve kahvenin kapısı önündeki kaldırıma yığıldı. Ah Yârabbim, o andaki sevincim!"

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi TANPINAR
Dergâh Yayınları, Sayfa 189
zebercet fırat
5 Ağustos 2007 Pazar 23:37:24
Yağmur çiseliyor,
Serez'in esnaf çarşısında
yağmur çiseliyor.
korkak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
Serez'in esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkanının karşısında
Bedreddin'im bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor,
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor,
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor.


şeyh bedreddin destanından/nazım hikmet
olricx
6 Ağustos 2007 Pazartesi 00:36:39
Benzer forum konusunu 15/03/2007 tarihinde " Kitaplardan" başlığı altında ben de açmıştım . Benden başka yazan da olmamıştı . Umarım bu başlık altında olur .
olricx
6 Ağustos 2007 Pazartesi 00:40:07
"Ceza son derece yoğun bir biçimde uygulanmıştı.Tam on gün boyunca babam,çocuğunun ona uzattığı,daha dört yaşındaki avuç içlerine sopayla vurmuştu.Her gün,her ele toplam yedi vuruş;hepsi toplam yüz kırk vuruş ve biraz daha fazlası eder;çocuğun masumiyeti sona ermiştir.Cennette Adem,Havva,yılan ve elma arasında neler olmuştu bilmiyorum.Hiç bilmiyorum.Beni cennetten kovan babamdı."

Alice Miller/Başlangıçta Eğitim Vardı

olricx
6 Ağustos 2007 Pazartesi 01:10:16
" Bir filozof bir çöpçüye, " Sana acıyorum," dedi,"çünkü işin zor ve pis."

Bunun üzerine çöpçü dedi ki, " Teşekkür ederim bayım,ama söyler misin, senin işin nedir ?"

Filozof övünçle yanıt verdi, " Ben insanın ahlakını ve doğasını araştırır,davranışları ve arzularıyla ilgili incelem yaparım."

Çöpçü gülümsedi ve filozofa, " Vah vah ! Zavallı adam ! " diyerek işine döndü . "

Cibran Halil Cibran - Kum Ve Köpük
Hüseyin Kekiç
6 Ağustos 2007 Pazartesi 08:46:36
"İnsan çiftçi olduğu için mi çiftçi gibi düşünür yoksa çiftçi gibi düşündüğü için mi çiftçi olmuştur"

Orhan Hançerlioğlu - Felsefe Ansiklopedisi.
sürgünce
6 Ağustos 2007 Pazartesi 12:30:02
' Evet benim, Nemeçek! Bayrağı kim çaldı diye arayıp durmanıza gerek yok. Ben çaldım bayrağı ve buradayım işte. Vendaver'in ayaklarından daha küçük olan ayaklar da işte benim ayaklarım. Aslında hiç sesimi çıkarmasam da olurdu. Siz gidinceye kadar bekleyebilirdim. Saat dörtten beri ağacın tepesindeyim. Ama Gereb, tutup da, birliğimizde tek bir gözü pek çocuk bile bulunmadığını söyleyince, dayanamadım artık. Kendi kendime dedim ki: "Dur hele, sana şimdi gösteririm Pal Sokağı çocukları arasında yürekli çocuklar da bulunduğunu. Başkası olmasa bile ben varım, evet, ben Nemeçek, üstelik subay bile değilim daha." Böyle dedim kendi kendime, işte karşınızdayım. Bütün konuşmalarınızı dinledim, bayrağımızı geri aldım gizlice; şimdi istediğinizi yapabilirsiniz bana. İster dövün sövün, isterseniz Bayrağı zorla alın elimden. Yalnız, şunu bilin ki, onu kendi elimle size teslim edecek değilim. Daha ne bekliyorsunuz? Ben tek başımayım işte, siz on kişisiniz. Bire karşı on, daha ne bekliyorsunuz? '


( Ferenc Molnar, Pal Sokağı Çocukları )
istisna
6 Ağustos 2007 Pazartesi 12:44:39
“…Julien’i üstün bir insan yapan şey de zaten onun yolunun üstündeki mutluluktan zevk almasına mani olan şeydi. O güzel yüzü renkli olduğu halde, baloya gitmek için allık sürmekte ısrar eden on altı yaşındaki bir kız gibiydi” (Kırmızı ve Siyah, Stendhal, Çev. Cevat Perin, Remzi Yay. S. 111).

Saygılar,

istisna
Yorum Yaz
/ 12 »
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.