Hüdaverdi ER (Hüdai)
898 şiiri ve 27 yazısı kayıtlı Takip Et

Köse oyunu



Köse Oyunu


Yaklaşık 30-35 yıl öncesine kadar, benim yaşadığım coğrafyada (İç Anadolu Bölgesi) kışın bölünmesini kutlamak amacıyla oynanan bir oyundan bahsetmek istiyorum sizlere.
Kış bölündüğünde (Ocak ayının ortalarında) kasabamızda yaşayan gençler veya çocuklar gruplar oluşturur, bir kişiye köse kıyafeti giydirilir ve arkasında 8-10 çocukla beraber ev ev dolaşılırdı. Evin kapısı çalındıktan sonra köse kıyafetindeki genç veya çocuk salonun ortasına yatar, arkasından gelen çocuklar hep bir ağızdan “Kösem Bayıldı” diye bağırırlar, ev sahibi de köseyi yerinden kaldırıp para veya değerli bir hediye vermeden göndermezdi.
Köse olan çocuğun üstüne bir çoban kepeneği giydirilir, eline bir sopa verilir, yüzüne de beyaz bir sakal takılarak yaşlı, bilge bir kişi imajı verilmeye çalışılırdı. Kapı kapı tüm kasaba dolaşıldıktan sonra, toplanan para ve hediyelerle birlikte her grup kendi mahallesinin köy odasına gider, toplanan ganimetleri kendi aralarında pay ederlerdi.
Eğlence burada bitmez, köy odasında bulunan büyük soba yakılır, sabaha kadar pişmaniye çekilir, yiyecekler yenir ve değişik çalgı aletleri çalınarak eğlenilirdi.
Bu tür gelenekler artık çok çok eskilerde kaldı maalesef. O zamanlar kimse kimseyi yabancı görmez, bu tür görenekler sanki bizden önceki nesillerden bir emanetmiş gibi yaşatılmaya çalışılırdı.
Oysa bugün, aynı apartman dairesinde oturan kişiler bile birbirlerine selam vermekten imtina eder hale geldiler. Dün bizi biz yapan, toplumu ayakta tutan değerlerimiz arasında yukarıda belirttiğim gelenek ve göreneklerin de önemi çok büyüktü.

Beğen

Hüdaverdi ER (Hüdai)
Kayıt Tarihi:2 Şubat 2012 Perşembe 01:01:51

KÖSE OYUNU YAZISI'NA YORUM YAP
"Köse Oyunu" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Mevlüt GÖZDE
4 Şubat 2012 Cumartesi 21:43:15
Türk örf adetleri,gelenek ve görenekleri,eğlence ve oyun kültürü, geçmişi tarihi derinlikleri olan,bir yaşam biçimi sayılan durum ve şartların doğurduğu toplumsal ihtiyaçların,mistik değerlerin de bir sonucu olarak ortaya çıkmış,temelinde eğitim,sosyal yardımlaşma ve dayanışma hedefleri güden Türk zeka ve kabiliyetini temsil eden oyunlardı.Ortaoyunu,Hacivat-Karagöz,Cirit,vs...

Yukarıda değerli yorumları yapan kardeşlerimin de belirttiği gibi bizi biz yapan değerlerdi bunlar...Küreselleşme,liberal ekonomi,AB vs,derken,milli değerlerimizden yavaş yavaş uzaklaşmaya başladık,maalesef...Belirttiğiniz gibi bu gün aynı apartmanda oturanlar bile birbirlerini tanıyamıyorlar...Nerede o kardeşlik,paylaşma ve yardımlaşma duyguları...

Bir ara TRT'de Anadolu kültürünü tanıtan programlar vardı ve içinde bu tür oyunların anlatıldığı hoş skeçler,dramatizasyonlar yer almaktaydı.Şimdi o programlar pek yok...

Değerli kardeşim çok yerinde ve yararlı bir paylaşımdı...

Tebrik ve teşekkürlerimle...

Cevap Yaz
mehmetmacit
2 Şubat 2012 Perşembe 10:53:53
betim sizin anlattığınız bu Anadolu oyunu bildiğim kadarıyla erzurum yçresindede oynanır.Zaten eskiden bu günkü hızlı hayat ve teknoloji olmadığı için neşeli bir Millet olan Türkler çeşitli oyunlar oynamaktaydılar.Asında oyunların amacı boş geçen kış geclerini neşelendirmekti.Birde o zamanlarda şimdiki gibi hasetlik, mala ve paray hırs, kıskançlık bu derece yoktu.Dostluk ön plandaydı.
Günümüzde köyler boşalmış,şehirlerde varoşlarda bir yaşam mücadelesi, tüm güzellikler alıp götürmüş.Pek çok nedenden kültürümüz yozlaşmış.En kötüsü dostluk kalmamış.Büyük büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü unutmuş.Yüzlerde sahte bir mutluluk.

yazınıza teşekkürler.

Cevap Yaz
AYSE 09
2 Şubat 2012 Perşembe 07:14:20
ne yazıkki heğsiunutul du
güzeş anlatımdı saygılar benden

Cevap Yaz
cetrefilressam
2 Şubat 2012 Perşembe 02:06:58
Kaleminize kuvvet Hüdai hocam.
Oyunlarımızı ortaya (Yazıya) dökmemiz gerek ki, geleneklerimiz göreneklerim yaşasın. Başka toplumlar kendi kültürleri gibi dünya piyasalarına sürmesinler.

Kutluyorum yazınızı gönülden.
Saygılar, sevgiler.

Cevap Yaz
Mehmet ORTA
2 Şubat 2012 Perşembe 01:37:10
bizim kastamonuda bu oyuna -kış yarısı-denilir...aynen anlattığınız gibi ev ev toplanır..bir fırın ekmek..bir yığın iğde..bir ambar pirinç vs..denerek ister sopayla yere yatan..toplananlar çuvallara doldurulup köyde geçim güçlüğü çeken kimsenin evine kimseden habersiz gizlice konurdu...
asıl kış yarısı erzakı biten aileler içindi..ancak biz çocuklar evde afacanlık edip baş edemeyince ulan kalkın bi kış yarısı yapın ceviz fındık mısır vs toplanda yiyelim derlerdi bizde mahallade oynar toplar kız kızan tüm gençler büyük evlerde toplanıp yerdik...

selam ve sevgilerin en güzeli rasule aline ve sizedir

Cevap Yaz
papatya07
2 Şubat 2012 Perşembe 01:09:09
Bizimle eskileri yad etmeniz, paylaşmanız ne güzel.Bu tür yazıların faydalı olduğuna inananlardanım.
Teşekkürler.
Kutluyor,saygı ve sevgilerimi yolluyorum.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.