lacivertiğnedenlik
584 şiiri ve 115 yazısı kayıtlı Takip Et

Meta estetiği



META  ESTETİĞİ



Metanın görüntüsünü kontrol edenler gözü kamaşan halkın duyularına hitap ederek onları da kontrol eder.

W.F.HAUG

Meta estetiği gelişen kapitalist toplum ve küreselleşmenin boyutunda hayatın farklı alanlarında bizlere sunulan güçtür. Meta sadece kendi değerini yaratmaz, topluma sunmak üzere kendi estetiğini de yaratır.Görüntü metanın önüne geçer ve değerini önemli hale getirir.

Parasal anlamda güçleri ellerinde tutanlar ürettikleri malların değerlerini parlak görüntülerle fantazileyip toplum ruhuna sunarlar.Tüm görsel medya ile uyutulmuş toplum ruhu- dil, giyim ,davranış –fizyonomisi birbirine benzer yaratıklar haline dönüşürler.Ayrıca sürü psigolojisinin kendi estetik değerlerinde kaybolup giderler.

Meta estetiğinde her yol mubahtır.Bu absürt şekillenmenin vitrinlerinde sanatın edebiyatın, tiyatro basın ve sinemanın meta estetiğinin eğlence vitrinlerini izleriz.

Kurallar,hiyerarşiler ve projelendirmenin müzik sanayindeki meta estetiği popo sallayan tek tip robotikler yaratır.Sanatın gerçek estetiği bozulan dokunun derinliklerinde yerini tam manasıyla bulamaz.Müzik pantolon fermuarlarının uçlarında estetikleşir.

Şiirin estetiği ise ürünün üzerine yazılan cafcaflı sözlerle ,

‘ liderler ilerler/ finansman politikada / sadece bir bak onlara /ne içtiklerini
o zaman anlarsın,neye ulaştıklarına onlar içerler...sigara’ diyerek güç ve metanın görsel estetiğinde anında küreselleşebilir.Şiirin özündeki gerçek ruhu bozabilirler.

Bir nefes al/ şiir oku / şiir aşk gibidir/ zamanı durdurur*

-Aşk ne yana düştü ustaaa

-Dondurma reklamlarında estetikleşti yaladıkça!!

Piyasa paradigmasında aşk -aşkın par(a)oloji- durumuna geldi.Kredi kartını kim önce cııırtlatıyorsa diğerinin üzerinde söz sahibi olabilir.

Zor aşkların ve prometheus’ların estetik ruhuna elveda .

Meta estetiği, toplumun her alanında egemendir.İnsanın ruh ve görsel dünyasını tam tersi orantıda çevirip sistamatik olarak sunma biçimidir. Güç dengeleri ve para kimin elindeyse hayatın görsel alanlarına şekil verenler de onlar olabilir.

Ey güzellik/aşkta gör kendini/ aynanın övgüsünü bırak *

Aynaya baktığımız zaman , hangi estetik normların bize dayatıldığını görebiliriz.

Ve onlar kendi değerlerini topluma sunarken ,parmaklarını uzatıp odamızın içine girebilirler ve bizimle konuşabilirler !

‘Has papis’ (susun kuçu kuçular) daha çok tüketin,çatlayıncaya kadar tüketin.

Aysu


Beğen

lacivertiğnedenlik
Kayıt Tarihi:4 Aralık 2011 Pazar 19:33:32

META ESTETİĞİ YAZISI'NA YORUM YAP
"META ESTETİĞİ " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
_cânâ_
4 Aralık 2011 Pazar 23:35:13



Atalarımız demiş ya bazı insanlar için :''Anasını boyar babasına satar:'' diye.

Kapitalizm de öyle neleri ye(dir)medi ki !

Yememek elimizde, aldanmamak, uyanık bulunmak.Lakin sadece dilimizde çok akıllıyız.

Yaman çelişkilerle dolu bir dünya..

Güzel yazı,

sevgimle




_cânâ_ tarafından 12/4/2011 11:45:05 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 23:43:53
hepimiz bu çelişkinin içinde yer alıyoruz

paradigmalar

teşekkürler
Fatih Aydemir
4 Aralık 2011 Pazar 22:39:25
yazı kadar
resim de emektarlık kokuyor


saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 23:46:41
teşekkür ederim


resim ,kadına bakış açısı ne acı
HakkınSesi
4 Aralık 2011 Pazar 22:24:18
''Yiyin efendiler yiyin
Bu iştah veren sofra sizin
Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin!!!''



Sistemleri eleştirmek mi, kendimizin acziyetini mi sorgulamak mı; yoksa suçu birine ötelemek ve onda suçun daha çok yakıştığını düşünmek midir metanın manevi ağırlığından kaçma eylemi? Ne farkeder ki!

Hem ne farkeder ki, yaşam ünitesinin çarklarında kayışın dahi ellerimize değiş hızını değiştiremediğimiz müddetçe!

Yaşam içinde şahsen canımı en fazla sıkan; insanlar arasındaki ayrımın uçurum kadar ilerlemesiydi ve bunun bir aralar Türkiye'de enflasyon yüzdesinin yükselmesi gibi, yüksek değerlerde devam etmesiydi. Heyhat, hala bu sıkıştırılmış, sadece kendini düşünen düzen devam ediyor. Bu sıkıntıma çare bulması için, bir ara insanları çarklara benzettim. Küçük boyutta, orta boyuttta, büyük boyutta çarklar... Böylece düşündüm ki, yaratılma mantığına göre herkes kendi çarkını çekip çevirecek güce sahip olacak ve de ömrü boyunca kapasitesi ancak o çarkın yarıçapının imkan tanıdığı güç miktarı kadar olacaktır. Ama hayır, 'İnsanların hiçbir farkı yoktur, hepsi eşittir' denilen bir hayat hikayesine doğan bir bebeğin temel paradigması ikiye ayrılıarak yetişiyor. Birincisi kendi zevkleriyle donanma ve kendine rahat, kimseye karışmayacağı bir yaşam, düzen kurması. Çünkü düzen, evrensel çitler bunu istiyor. Hayallerini emen gücü unutan insan böylece 'standart' biri oluyor; bir diğer yandan ise buna karşı çıkanlar oluyor. Çok az yüzde bu ikinci taraftaki insanlardan sonuna kadar mücadelesine devam ediyor. Ve bu iki tarafa da en şiddetli darbeyi vuran ise, bu yazıda da geçtiği gibi, algıların oluşmasını sağlayan 'reklamlar' oluyor.

Kısacası, sonuçta tek çıkar yol kabul etmek oluyor. Etmez isen bile, yine 'meta görüntüsünün' sahiplerine reklam malzemesi çıkartacak bir örnek olmaktan başka bir şey olunmuyor! Hangi boyutta çark olursan ol, yine de görüntünün esiri oluyor insan ve o görüntü ile hayatını bağdaştırma çabasına istemeden de olsa giriyor. Kendini sahiplenemeyen bir insan, gördüğü reklamı öyle garip bir şekilde sahipleniyor ve savunuyor ki; insanın beyin çıkmazına en iyi örnek olarak bu tür garip durumlar kanıt oluyor.

Yine de insanın kabul etmesi ve de uygulaması gereken bir şey var ki; hayat ne kadar bozulmuşda olsa, kendisi titiz bir şekilde bu karaborsa düzen içerisinde kendine çiçekli bahçelerden oluşmuş, etrafını dünya barışı sarılmış çitlerle yaşamaya zorlamalıdır.

Bir insan kurtarmak istiyorsak, ilk başta kendimizden başlamalıyız. Ne de olsa yazılan her eserin en iyi okuyucusu 'onu yazan şahıstır!


Çığlığını sahiplenenler bol olsun; her daim hürmetle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 23:49:41
bir çeşit uyuşturma sanatı


evet,teşekkür ederim
Mehtap ALTAN
4 Aralık 2011 Pazar 20:47:53
uyutulmuş toplum ruhunun ayık kalan son parçasına da aynanın kırık parçaları değer...

kırık parçalar maddi zirvesini manevi kazancın üstüne çıkaranların ortaya çıkardığı çöplükte kaynar...

farklısın ....

sevgimle...

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 20:51:33
her taraf çöplük belki bu yüzden sığınıyoruz şiire ne dersin


.
Mehtap ALTAN 4 Aralık 2011 Pazar 20:56:12
şiir anne şefkatini bizim şartsız haykırışımıza zerk eden sihirdir...

haklısın sığınışımız belki çöplük deryasındaki kaçışın sesidir...

sevgimle...
lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 21:00:09
işte tam bu noktada şairler muhaliftir şiir ise gerçek sanatın ruhunu okşar


Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Davidoff
4 Aralık 2011 Pazar 20:27:00
Biz toplum olarak cırt cırt estetiğine meraklıyız.

Ninelerimiz oya yapardı, biz boya yapıyoruz. Altı üstü bir harf, ne fark eder ki.
Ninelerimle göğsümüz kabarırdı, yine göğsümüz kabarıyor. Tek fark azcık plastik, ne fark eder ki.
Ninelerimiz evde söz sahibiydi, yine söz sahibi.Tek fark Darülacizelerde söz sahibi, ne fark eder ki.

Acil durumlarda insana, insan muammelesi yapılırdı, şimdi paraya insan muammelesi yapılıyor.

NE FARK EDER Kİ.


3 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 20:29:53
bu arada görsel medyanın maskeleri de var kadını anında boya küpüne çeviren


ne güzel özetledin zaman ve zamaneyi
Mehtap ALTAN 4 Aralık 2011 Pazar 20:44:05
öncelikle ben bu yorumun alnında öperim...
Davidoff 4 Aralık 2011 Pazar 21:10:55
Asıl ben Lacimin, bu güzel yazısında anlatmak isteyip bazı kısaltmalar yaptığı, onları da okurlarına bıraktığı için TEŞEKKÜR EDERİM.
Utopia
4 Aralık 2011 Pazar 20:04:26
O halde soru şu: Biz de o estetiğin dişlilerinden biri değil miyiz ve bu durum tıpkı artık sosyalizmin olmadığı bir dünyada durmaksızın kapitalist dünya düzenini eleştirirken kendilerinin de artık o dünyanın bir parçası haline gelmiş oldukları gerçeğini göz ardı eden sosyalistlerin yanılsamasına benzemez mi?

Bence benziyor.

O halde sorun şu: Ne kadar içindeyiz o estetiğin? Kendi benliğimizi koruyabilecek kadar az mı, yoksa koruyamayacak kadar çok mu?


2 cevap yazılmış Cevap Yaz


lacivertiğnedenlik 4 Aralık 2011 Pazar 20:14:18
güzel bir soru

bence kendi benliklerini koruyabilen bir toplum olsaydı -genel anlamda dünyadaki gelişim ve dönüşümlerin- hayatın her alanında susan toplumlar oluşmazdı ,demek ki çarka ruhunu kaptıranların içinde dönüyor dünya ne yazık ki

.
Utopia 4 Aralık 2011 Pazar 20:25:43
Evet, acı, ama gerçek...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.