asran
302 şiiri ve 91 yazısı kayıtlı Takip Et

Beklerken




Kısacık saçlarını sımsıkı bağlamışsın yine. Hapsetmişsin rüzgara geçit yok tel tel saçlarında. Gülüşün susmuş, güllerin unutulmuş bir yerlerde. Çiçek bahçelerin kurumuş. Diken deriyor yanından gelip geçen herkes. Mevsim elini eteğini çekiyor üzerimden. Yağmur kesiliyor sensiz, rüzgar unutuyor yüzümü öpmeyi. Toprak çekiliyor ayaklarımın altından, gökyüzümü topluyor akşamın kızıl güneşi. Kara çarşaflar seriyor üzerime. Yıldızlar göz ediyor, nazar ediyor.

Yürüyorsun verdiğim adrese, buluşacağız görüşeceğiz sözde. Belli ki ters gitmiş sabahtan bir şeyler. Belli ki üzmüş birileri gülüşümü, incitmiş. "Bana ait değilim üzmeyin gülüşlerimi" diyememişsin. Sahibinin emaneti bir şenlik tarumar olmuş inciten dillerinde. Keskin bir ayaz sinmiş sözlerine. Bıçak yaraları çakmak çakmak etmiş bakışlarını ve hilal kaşların orak keskinliğine bürünmüş.

Yürüyorsun ya her şeye rağmen bana getiren yolları. Keşke ben gelip alsaydım seni gülen yüzüm. Keşke…

Olmadı be iki gözüm, vakitten kazanırız hiç değilse diyerek, birkaç dakika fazladan zülfünün karasında sarhoş olmanın derdiyle gel dedim ya sana. Burada buluşmayı isteyişimin tek sebebi buydu. Bir sahil kahvesinin kapısındaki en güzel ağaç benim, geldiğimden beri. Martılar, balıkçı takaları eğleniyorlar benimle. Gelip geçerken gülüyorlar yalnız halime. Hele o çöpçü güzellerine ne demeli… Çığlık çığlığa kahkahalar atıyorlar başımın üzerinde. Tam gittiler diye düşünüyorum, alıcı kuşlar gibi yine dönüp geri geliyorlar. Usanmıyorlar eğlenmekten.

Ben geldikten biraz sonra geldi şu köşedeki masada oturan genç delikanlıyla yanındaki kısa saçlı kız. Üzgün bir hal vardı gözlerinin arkasında saklanmaya çalışılan. Ah be, canımın içi.

Bir sırt çantası vardı kızın elinde. Şu yanında duran çanta. Kahveye girmeden az evvel indirdi sırtından. Pek de ufak tefek bir kızcağız. Çantası tıka basa dolu ama. Ne kadar dik yürüsede ayaklarını sürüyor gibi geldi bana. Sana benzettim aslına bakarsan, geldiklerinden beri gülümsemekten hiç vazgeçmedi. Ara ara ince kahkahaları dolaştı kahvehanede. Yine de içimde onunla ilgili bir keder belirdi be canımın içi… Sanki içinde bir sıkıntı vardı. ’Gözlerinin arkasında bir keder saklanıyor gibi geldi’ demiştim ya sana. Ne bileyim, öyle gibi geldi işte bana. Karşısında oturuyordu uzun boylu delikanlı. Koltuğunun altında saklanacak kadar küçük sevgilisinin ellerini hiç bırakmadı. Sert bakışları vardı genç adamın. Kızgın ya da öfkeli değildi ama. Gençlik işte diye düşündüm bir an. O yıllarda hangimiz bu kadar celalli değildik ki? Kalın kara kaşları, zifiri karanlık gözleri, kömür gibi kara saçlarıyla buğday teninde, ara ara gülümsemeler beliriyordu. Daha çok delikanlı konuşuyordu. Kız, biraz da çekiniyordu belki de sevgilisinden. Öyle olmalı, değilse neden gözlerini dikip kıza baktığında gözlerini kaçırmak için bu kadar uğraşsındı ki. Ezgin bir hali vardı kızın. Yine de gülümsemeye uğraşması öyle güzeldi ki. Bir ara gözleri kızardı, biliyor musun. Tam da delikanlı omzuna elini atmıştı, yanına gelip. Sımsıkı tutunmuştu kıza bir ara. O ara, sevgilisine göstermeden iki damla sızıntı yaptı göz bebekleri. Üzgündü besbelli ama gülüşü hiç eksilmedi. Belli etmeden usulca bir bahane uydurdu ellerine ve siliverdi dökülen inci tanelerini. Kumsaldaki isimleri silen minik dalgalar gibiydi elleri.

Uzun bir çay faslından sonra, eğilip yanağından öptü kızı, akşam soğuğu değen yanaklarından. Mevsimini şaşırmış gibi üşümüştü sanki güzel kız. İyice sokuldu delikanlıya. Sarıldı belinden. Bu kadar küçük olması iki elinin kavuşmasına hiç engel olamadı. Başını biraz da göğsünde unuttu delikanlının. Nice sonra ama senin gelmene yakın bir daha öptü alnından delikanlı ve doğruldu oturduğu yerden. Onun kalkışıyla genç hanım da sağ eliyle kavradı sırt çantasını. Duygusallığının sebebi belli oluyordu, sonucu kedere bulanan bakışlarındaydı. Bir hamleyle sırtına aldı çantasını. Küçük izcilere benziyordu. Gülümsetti beni. Kocaman gözlerini o anda fark ettim.

Sahilin bekçisi gibi gelip geçeni umursamadan, gelip geçmesini bekleyen bu kahve, bu gece seni beklerken, gülümsemeyi seven ama içinde küçücük bedeni ve yaşına kederler biriktirmeye mecbur olduğunu zanneden kısa saçlı, kocaman gözleri olan genç bir hanımı ağırladı, canımın içi. Delikanlının beline doladı kollarını, sevgilisi de omzunu sardı sımsıkı. Usul adımlarla çıkıp yürüdüler karanlığın zifirine doğru. Kolunun altına sığan bir küçük hanım yürüdü, emin olduğu kolların korkuluğunda. Öylece izledim durdukları saatler boyunca ve gidişlerinde hüzün çöktü benim de yüzüme. Bir hal vardı kızın gizli kalan yüzünde. Gecenin örtüşü gibi saklıyordu gözlerinin yıldızları arkasına. Yine de çantasını taşımak isteyen sevgilisine vermedi sırt çantasını, inatla hayatın tüm yükünü küçücük bedeninde taşımaya and içmiş gibiydi. Gidişleri öksüz bıraktı beni. Bir yorgunluk kahvesi içtim arkalarından. Keder çöktü sen gelmeden üzerime.

Hey Allah’ım. "Yıldızlar bile sönmeye mecbur gelişinle" diyorum da "abartma" diyorsun ya bana. Bak, kar peteği yüzün göründü işte karşımda. Yeniden doğdum bana ulaştığın şu dar dünyada, gelişinle. Ne kederim, ne yorgunluğum ne de dünya kaldı yine gözlerimde.

Sevgilimi karşılıyorum kahvehanenin bahçe girişinde. Sımkısı sarılışımızla dökülüyor dünyanın bulaşığı. Aşk diyorum işte, başka da bişey demiyorum canımın içi. Aşk geldiğinde dünya kayboluyor buralardan.

Seni seviyorum diyorum başka da bir şey söylemiyorum. Ha… Bu akşama bir şey daha diyorum. O küçük hanım dilerim bir gün kurtulur bakışlarının arkasına hapsettiği kederlerden. Gülümseyişleri hakiki olur inşallah bir gün, sevdiği sevildiği kollarda. Ya o hakikatli kollar sarılsın ona, yahut…

Ah be canımın içi, kocaman gözlü küçük bir kadının peşinden gitti bu gün aklım ve gönlümün içinde ne kadar keder varsa, gidişiyle birlikte yerleşti müsait misiniz diye sormadan.


Beğen

asran
Kayıt Tarihi:4 Aralık 2007 Salı 00:03:44

BEKLERKEN YAZISI'NA YORUM YAP
"BEKLERKEN" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
evrensel
6 Aralık 2007 Perşembe 20:04:38
seni okumak sana biraz daha yaklasmak mı yoksa ulasamamak mı acaba...

ne kadar güzel anlatıyorsun...içine girmek geliyor yüreğinin...


Cevap Yaz
Uçuk Şair
5 Aralık 2007 Çarşamba 22:17:12
Allah gecinden versin bir gün ölürsem banada bişiler yaz be Ablam

Cevap Yaz
SelamiSevinç
5 Aralık 2007 Çarşamba 17:57:08
Bir kemanın incecik sızlayan tellerinden dökülen nağmelernerelere götürürse oralara götürdü şiir tadındaki nesriniz...

Anlatan neyi anlatmak ister ?Anlayan nasıl anlar BİLİNMEZKİ

ÇOK GÜZEL OLMUŞ

Cevap Yaz
selcanaktas
5 Aralık 2007 Çarşamba 16:47:44
YAZINIZ ÖYLESİNE AKICI Kİ İNSAN KENDİNİ O DENİZ KENARINDA SİZİN YANINIZDA SAHNEYİ İZLEYEN BİR GÖLGE OLARAK BULUVERİYOR.
TEBRİKLER..

selcanaktas tarafından 12/5/2007 4:48:10 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
ufurmelerim
5 Aralık 2007 Çarşamba 13:30:33
Ah be canımın içi, kocaman gözlü küçük bir kadının peşinden gitti bu gün aklım ve gönlümün içinde ne kadar keder varsa, gidişiyle birlikte yerleşti müsaitmisiniz diye sormadan.

tebrik ederim...

Cevap Yaz
lacivertiğnedenlik
5 Aralık 2007 Çarşamba 12:47:15
roman gibi..bize kutlamak düşer sevgiyle

Cevap Yaz
beyzade
5 Aralık 2007 Çarşamba 12:04:36
tatlı bir hüzün kaptım kendi payıma yazınızdan teşekkür ederim.
sağ ve selim olun yüreğinize sağlık efendim

teşekkürler.

Cevap Yaz
Olgun Ekinci
5 Aralık 2007 Çarşamba 11:22:39
FİLM ŞERİDİ GİBİ GÖZLERİNDEN GEÇEN SATIRLAR..

YAZIYI..VE GÜNÜN YAZISI SEÇİLMESİNDEN DOLAYI

YAZARINI, EMEĞİNİ KUTLUYORUM..

SEVGİYLE..

Cevap Yaz
AyşegülTezcan
5 Aralık 2007 Çarşamba 01:22:32
Samimi, sade ve muhteşem güzellikte satırladı.
Mutluluk düşleri ve yaşanan sevda gerçeği ile tekmil acıları onikiden vuran cümlelerde ASRAN tarzı kendini gösteriyor her zamanki gibi...
Yazınızdaki hüzün kuşattı gecemi, yıldızlar bile söndü derin anlamların görkeminde...

Günün yazısı olmayı fazlasıyla hakediyor... Kutlarım...

Cevap Yaz
pelin
5 Aralık 2007 Çarşamba 00:35:53
Çok etkili bir anlatım gerçekten...Yüreğinize sağlık...

Cevap Yaz
yorgun-kalem
5 Aralık 2007 Çarşamba 00:00:04
sevgili dostlar...
süresini bilemediğim bir zamana kadar allak bullak olmuş iş problemimimden ve yeniden bir var olma mücadelesi vermemden dolayı bir müddet istemeden ayrı kalmak zorundayım sizlerle fırsat buldukca aynı havayı teneffüs edebilmek için gayret edeceğim, tabiiki bu arada pek şiir ekleyemeyeceğim gibi, sizlerden ve o güzel eserlerinizdende uzak kalacağım için üzgün olduğumu bilmenizi isterim...
ALLAH'a emanet olun, saygı ve selam ile...

Cevap Yaz
neşter
4 Aralık 2007 Salı 22:16:42
bir çocuğun yaralı yüreğini taşır gibi taşımışsınız gövdenizi sokaklarda ve hala ayaktaysanız o çocuğu okşayın

Cevap Yaz
pastoral efemer
4 Aralık 2007 Salı 20:15:49
Aşk geldiğinde dünya kayboluyor

evet, evet...

Cevap Yaz
ezom
4 Aralık 2007 Salı 16:22:51
böyle sevilmek vardı..
kuvvetli kalemin,güzel yüreğin,
hayranım...

iyiki varsın..

Cevap Yaz
Parakletis
4 Aralık 2007 Salı 12:39:20
Anlamlı bir yazıdı.O kahvehaneyi,o kızı ve o kederi görür gibi oldum.Teşekkürler.

Cevap Yaz
atalay
4 Aralık 2007 Salı 10:20:42
keskin ve ağır yazıyorsunuz...


kompozisyon oldukça kuvvetli...zaman zaman şiir etkisi veren söyleyişler var...


saygılar
ndr

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.