arıbeyi
48 şiiri ve 25 yazısı kayıtlı Takip Et

KIZI VERME DÜNÜRCÜYÜ KÜSTÜRME



Biz dört kardeştik. En büyüğümüz olan ablam, evimizin tek kızıydı. Ablamın, evlenme çağının gelmiş olduğunu düşünen köylüler, zaman zaman ablama görücü olarak gelmeye başlamışlardı. Ben o zamanlar görücülüğün ne olduğunu tam olarak bilmesem de evdeki konuşmalardan ablama görücü geldiğini anlayabiliyordum.

Bu gelen görücülerin içinde biri vardı ki, hani bir laf vardır ‘’kapıdan kovsan, pencereden giriyor’’ komşu köyden, tam bu tarife uyan birileri ablama sürekli olarak görücü geliyorlardı. Öyle inatçıydı ki, bu aile, gündüzden başka bir aileye gelip misafir oluyor, gece de bize gelip ablamı istiyorlardı.

Bu aile baskın yapar gibi bir gece ansızın ablamı istemek için bize gelmişlerdi. Annem onları misafir odasına aldı, biz odaya alınmadık ama yan odada neler konuştuklarını da çok merak etmiştik doğrusu. Bu konuda yine kimse bize bir şey anlatmadı. Ben ve diğer kardeşlerim, olayı komşulara anlatırken duyduk annemden.

Babam, bu ailenin ablam için uygun olmadığını, nasiplerini başka yerden aramalarını söyleyip kibarca uğurlamış ve bir daha bu konuyla ilgili gelmemelerini de sıkıca tembihlemiş.

Öyle inatçı bir aileydi ki bu aile, aradan bir iki hafta geçmeden, bu defa oğlanın annesi yalnız başına gelip ablamı istedi. Babam, yine sükunetini bozmadan, kadına kibar bir dille bu işin olamayacağını anlatıp, bir daha gelmemesini sıkı sıkı tembihlemiş. Babam öyle çok kızmıştı ki bu söz dinlemeyen aileye, görücü kadın gittikten sonra, bu konuda anneme bir hayli verip veriştirdi. ‘Bu niyetle bir daha gelirlerse, sakın içeri alma; yoksa seninle külahları değişiriz, ona göre!’

Kocası laf dinlemiş bir daha gelmemişti; ama kadının bu işin peşini yani ablamın peşini bırakacağı yok gibiydi.
Aradan biraz zaman geçmişti ki, babamla yorgun argın tarladan eve dönüyorduk. Evimizin yakınındaki otluğa atla getirdiğimiz otları indiriyorduk. Annem soluk soluğa yanımıza geldi, pek endişeli gibi duruyordu. Çekine çekine babamı kenara çekti annem. Ben bir şeyler olduğunu düşünüp kenardan onları dinlemeye çalıştım.

’’Herif sana bir şey diyecem ama kızma. Benim bu işte hiç suçum günahım yok. O kadın yine bizim kızı istemeye geldi. Olmaz dedimse de dinletemedim. Zorla içeri girdi. Şu anda evde seni bekliyor , illaki seninle görüşecekmiş.’

Babam birden sinirlenip bağırmaya başladı. ‘Ne sözden anlamaz kadınmış! Olmaz dedik ya, ne laftan anlamaz kadınmış! İlla evimizden mi kovalım? Artık yeter kovacağım evden!’

Babam sinirlendikçe durmadan bağırıyordu. Annem de ‘’herif sakin ol. Tanrı misafiridir. Hem kanayaklı kadındır ayıp olur. Sen yine alttan al, uygun dille anlat gelmez bir daha. Eve gelen insan kim olursa olsun kovulmaz. Kızı verme, dünürcüyü de küstürme demiş atalarımız.’’

Babam biraz sakinleşti ama yine de çok sinirliydi.
Atın yükünü indirip, iplerini semere sararak eve yöneldik. Babam önden ben arkasından içeri girdik.
Kadın, salonda sobanın arkasında yerde oturuyordu. Yaşmaklı yüzünü önüne eğdiği için yüzünü göremiyorduk. Kadına iyice yaklaştık.

Babam çok sinirli olmasına rağmen, sinirlerine hakim olmayı başarıp, sakin bir edayla ‘’hoş geldin abla’’ dedi. Ardından ben de ‘’hoş geldin’’ deyip elini öpmek için kadına doğru yaklaşıyordum ki, bir de ne göreyim, kadın yerlerde yuvarlanıyor. İçeride kahkaha tufanı kopmuştu o an. Ben kadına bir şey oldu sanıp hem korktum, hem şaşırdım. Kadın bir türlü yerden kalkamıyor gülme krizi onu da tutmuştu. Yüzükoyun yere yatmış, durmadan gülüyordu.

Babamla ben ne yapacağımızı şaşırıp kalmıştık. Durumu anlamaya çalışıyorduk ki; kadın birden bize dönüp yaşmağını açtı. ‘’Aman Allah’ım!’’ Bu kez gülme sırası babamla bana gelmişti. Yaşmaklı kadın, benim yaşımdaki amcaoğlum Erdinç’in ta kendisiydi.

Ev halkı ve akrabalar, babamın çok kızacağını bildiklerinden böyle bir oyun oynamaya kalkışmışlar. Erdinç’e kadın elbisesi giydirip, kadın gibi hazırlamışlar. Annemi de bu işte onlara yardımcı olması için zorla ikna etmişler.
Babam çok gülen bir adam değildi. Sinirlerine nasıl hakim olacağının hesabını yaparken oyuna gelmiş olmasına sevinmiştir herhalde.

Kadın bir daha ablamızı istemeye gelmedi. Ablam onlara kısmet olmadı. Ablam, bize yakın bir köyden kısmeti çıktı ve oraya gelin gitti. Kısmetten öteye geçilmiyormuş meğer. Aradan yıllar geçti, ablam şimdi torunlarını seven bir nine oldu.
Yıllar sonra bu olayı hatırlayıp yazmakta bana nasip oldu.
SAYGILARIMLA.


Beğen

arıbeyi
Kayıt Tarihi:10 Ekim 2010 Pazar 00:27:48

KIZI VERME DÜNÜRCÜYÜ KÜSTÜRME YAZISI'NA YORUM YAP
"KIZI VERME DÜNÜRCÜYÜ KÜSTÜRME" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Nazlıgelin
3 Eylül 2012 Pazartesi 01:13:10
Ne güzel adetlerdi onlar eskilerde kalan.Kutlarım.Saygımla.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


arıbeyi Yazının sahibi 3 Eylül 2012 Pazartesi 01:51:21
Sayfama hoşgeldiniz,şeref verdiniz.
Evet güzel adetlerdi,lakin bu güzelliği farkeden yüreğinde güzel olduğunu bana farkettirdiniz.
Sağolunuz efendim.
SAYGILARIMLA.
Nazlıgelin 4 Eylül 2012 Salı 02:47:04
Hoşluklar buldum efendim.Saygı benden.
dursun tiftik
23 Ekim 2010 Cumartesi 00:34:16
GÜZEL BİR ÇALIŞMA.YÜREĞİNİZE SAĞLIK.SELAM VE SAYGILARIMLA...

Cevap Yaz
-IspartaGülü-
10 Ekim 2010 Pazar 21:19:35
hüseyin bey böyle güzel bir konuyu bizlerle paylaştıgın için teşekkür ederim bir kızı bin kişi istermiş ama bir kişiye nasip olurmuş tebrikler gönlü güzel insan

Cevap Yaz
Engin Tatlıtürk
10 Ekim 2010 Pazar 14:51:17
Bir şairden ancak şiirsel bir anlatım beklenirdi.

Çok hoş ve çok akıcı.

Tebrikler.
Selamlar.

Cevap Yaz
AYSE 09
10 Ekim 2010 Pazar 12:11:11
güzel anlatım insan bazen geçmişi anıp gülmek te istiyor
saygılarımla

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Emine UYSAL (EMİNE45)
10 Ekim 2010 Pazar 00:44:21
Eskiden insanlarda gelenek görenek vardı. Kızını vermese bile dünürcüyü küstürmezdi. Yazınız bu anlamıyla güzel olmuş Hüseyin Bey. Bize eski günleri yad ettirdiniz. Paylaşım için teşekkür ederim.

Saygımla...

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.