merube
45 şiiri ve 9 yazısı kayıtlı Takip Et

Depresyonik ana dair söylemler_kahrolmuş bir kaybolmuşluk





Tam olarak buydu; bir türlü kelimelere dökemediğim ama her bir anını dillendirmek istediğim ruh halimin tanımı. İşte tam olarak buydu, gramerini bir türlü kuramadığım soyut söylemlerimin genellemesi; kahrolmuş bir kaybolmuşluk…

Şimdi neresinden sunsam gönül sanrılarımı anlatabilir miyim, bilemiyorum. Gerçekten çok garipti varlığımı kaybedişim. Acı dolu ama gerçekçi söylemlerim bunlar. Ancak bir zaman sonra farkına varabildiğim çöküşümün, kafamdan çıkartabildiğim, anımsayabildiğim lanetli dakikalarımın yalın ifadeleri… Yoksa hep karmaşık ve hep bana çok uzak bu yaşananlar.

Bilmezdim daha önce sessizliğin ve yalnızlığın nasıl başını ağrıttığını insanın. Bir şey yapamamanın ezikliğini, insanın fiziki ihtiyaçlarının hazzını duymanın gerekliliğini, hiç bilmezdim. Öyle bir zaman yaşadım ki yokluğa dair, nasıl anlatmaya çalışsam da yalın kalacak ifadelerim, biliyorum.

O kadar garip bir sinsiliği var ki bu halin, yaşama sevincinin tükenişinin farkına varamıyorsun. Ne çare aramak geliyor aklına ne de düzelebileceğini düşünüyorsun bir şeylerin. Yediğin yemekten tat alamayışın yahut açlık halinde ki mide buruntuların, susuzluğun, uykusuzluğun… Hiçbir şeyi algılamıyor beynin ve neredeyse hissedemiyorsun dokunduğun şeyleri. Açlığını, uykusuzluğunu hatırlıyorsun ara ara, kalkıp bir şeyler yapmanın gerekliliğini biliyorken; olmuyor, kımıldatamıyorsun bedenini.

Baktığın her yer bulanıklaşıyor, uzuyorken gözünde; gördüklerini beynine yerleştirememenin farkındalığını yaşıyorsun, ne yaptığını soranlar sayesinde. Konuşuyorsun, gürültü veriyorsun ara sıra ama ne sözlerin senin ne de söylenenler bildiklerin… Karmaşık sesler duyuyorsun ardın sıra, dil kavramını yok sayıyor beyin hücrelerin. Dilin, kulakların, ellerin… Uzuvların anlamsızlaşıyor bir bir. Ve sen artık tanımıyorsun bedenini.

Bütün gün yatağının ucunda, öylece oturup, fark ettirmeden geçiriyorsun içini. Zaman geçmez gibi gelirken, bir bakıyorsun günler geçmiş, anlayamıyorsun yitirdiğin zamanı. Elini, ayağını oyalamak istiyorsun unutup yitirmeme adına. Gece yarıları merdivenlerde dolanıyorsun yalnızlığın yanılmışlığından kurtulma adına, lakin kalabalıklarda dahi çehreleri kaybetmenin acısını duyumsuyorsun. İşe yaramıyor gece yarısı sancılı dolaşmaların. Boş avuntularına son vermeyi diliyorsun.

Bu ölümcül hissizlikten kurtulamayacağın düşüncesiyle yatağa girdiğinde, zaman geçse bile, tüm uykusuzluğuna rağmen, olmuyor, bir türlü bedenini uyutmayı başaramıyorsun. Sen dönüp durdukça yatağının içinde, bir yere sığdıramıyorken varlığını, acı da olsa bir şeyler hissedebilmeyi diliyorsun.

Yaşanılanların tersine, yeni bir uyanış başlarken evrende, sen dirençsizliğinin neticesinde uykuya dalıyorsun herhangi bir kuşluk vaktinde…

Her uyanışın ardından daha bir yorgun daha bir bedbaht oluyor ruhun, bilinçaltında yaşattıklarının rüyalarında gerçeğe erişmesi nedeniyle. Her gün daha bir ağrıyor başın, bilmediğin işlerin yüzünden. Ve sen her defasında yeni bir güne böyle başlıyorsun. Her an daha bitik, her dakika daha terkedilmiş, yaşamaktan uzak…

Kafandan bin bir türlü düşünce geçiyorken sen birine bile hâkim olamıyorsun. Baktığın noktada unutuyorsun kendini, anlamsız boşluklarda kaybediyorsun gözlerinin yetisini. Ne olduğunu bilmezken hiçbir şeyin, en mühimi kendini koyamıyorsun yaşananların bir kıyısına. Hiçbir yere, hiçbir zamana ekleyemiyorsun kendini. Ha şimdi, ha sonra yitip gitmenin seçimini anlamlaştıramıyor bilincin. Hiçbir şeyi hissetmiyorsun, ne sevinç ne de hüzün. Ruhen yok olduğun düşüncesi bildiğin tek şeyken, fark etmiyor bedeninin varlığı, orda hırıltılı nefesine de son vermek istiyorsun.

Olmuyor, geçmiyor zaman senden yana. Peşini bırakmıyor hiçliğe dair kahrolmuş düşünceler. Gün be gün bilmediğin düşlemsel bir döngüde harcanıyor hala varlığını koruyabilen beyin hücrelerin. Ve sen, hep olduğun yerde, çaresiz bir boşvermişlikle vakitlerin geçişini seyrediyorsun. Umut ediyorsun kendinden başka yaşamların sana dokunabilecek varlığını. Öylece sürüp gidiyorsun çarşaflar içinde yahut küçük bir oda köşesinde, yalınayak… Ruhun gibi…
2287

Beğen

merube
Kayıt Tarihi:25 Ocak 2008 Cuma 00:00:00

DEPRESYONİK ANA DAİR SÖYLEMLER_KAHROLMUŞ BİR KAYBOLMUŞLUK YAZISI'NA YORUM YAP
"DEPRESYONİK ANA DAİR SÖYLEMLER_KAHROLMUŞ BİR KAYBOLMUŞLUK" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.