1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
78
Okunma
Harem-i İrfan Olarak Esnaf Olabilmek
Anadolu’nun kadim sokaklarında, sabahın ilk ayazı henüz kaldırımları öperken kepenklerin metalik sesiyle uyanır şehir. O ses, sadece bir dükkânın açılış habercisi değil; sabrın, bereketin ve yüzyıllardan süzülüp gelen bir ahlak nizamının yeniden tasdikidir. Günümüzde ticaret denilince akla yalnızca kâr-zarar tabloları, rakamlar ve soğuk rekabet ortamı gelse de, bizim medeniyetimizde esnaflık bir sanat, bir dervişlik makamı ve en önemlisi bir harem-i irfan yani bir edep okuludur.
Ahilik Teşgâhında İnsan Olmak
Gerçek esnaf olabilmek, sadece alıp satmakla ölçülecek bir zanaat değildir. Ahilik kültürünün o sarsılmaz temelleri üzerinde yükselen bu yolculuk, "Pazarına hile karıştırma", "Eline, beline, diline sahip ol" düsturuyla başlar. Çıraklığını bilmeyen, kalfalığını sindirmeyen bir ustanın dükkânında huzur barınmaz. Esnaf; sabah dükkânını açarken okuduğu "Bismillah" ile sadece rızkını aramaz, aynı zamanda komşusunun hakkına riayet edeceğine, müşterisini bir misafir gibi ağırlayacağına dair adeta sessiz bir yemin eder.
Eski mahallelerde dükkân sahipleri sadece tüccar değil, aynı zamanda mahallenin emniyet subayı,idi
Çocuğunu esnafa emanet eden ana-baba, "Eti senin, kemiği benim" derken aslında evladını hayata ve adamlığa hazırlayan bir mürşide teslim ediyordu. Veresiye defterlerinin gizli tutulduğu, "Zengin malı züğürdün çenesini yorar" denilerek borçlunun mahcup edilmediği o necip gelenek, esnaflığın vicdan terazisiydi.
Günümüzün Çetin Sınavında Dürüst Kalabilmek
Bugünün dijital çağında, büyük alışveriş merkezlerinin ve soğuk e-ticaret ağlarının gürültüsü arasında maalesef mahalle esnafı can çekişmektedir. Akıl almaz rekabet koşulları, zincir marketlerin gölgesi ve artan ekonomik baskılar, esnafın o güler yüzlü hüviyetini zedelemektedir. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen, esnafı esnaf yapan o öz değerler hâlâ yaşamaktadır.
Müşterisine paranın ötesinde güven satan, ürününde kusur olduğunda "Bunu alma, içine sinmez" diyebilen esnaf, hâlâ bu şehrin vicdanıdır. Çünkü esnaf bilir ki; dürüstlük en kârlı sermaye, güler yüz ise en ucuz ama en değerli hazinedir. Kazancı kadar paylaşmayı bilen, bayramlarda dükkânının camına "Açık" yazarak mahallenin bekçiliğini üstlenen insan, modern dünyanın yorgun insanına en büyük sığınaktır.
Kepenk Kapatmayan Bir Ruh
Esnaflık, tahta tezgâhların arkasında başlayan ama insan sarraflığına uzanan çileli fakat onurlu bir ömür cetvelidir. Akşam olup da demir kepenkler indiğinde, geriye sadece günün hasılatı değil; edilen sohbetler, paylaşılan acılar, yudumlanan çayların hatırası ve dürüstçe kazanılmış bir lokma ekmeğin huzuru kalır.
Ceketini omuza atıp dükkânın önünde merhametle insanları selamlayan o kadim esnaf duruşu, bu toprakların omurgasıdır. Ne kadar teknoloji değişirse değişsin, insan kalbinin sıcaklığına talip olan bu meslek var oldukça, bu ülkenin sokakları da hep huzur kokacaktır.
Kepenklerin ardında onuruyla yaşayan, rızkını akın akın terleyerek çıkaran tüm emektar esnaflarımıza selam olsun!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.