0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
37
Okunma
Her şey yağmurlu bir akşamda başladı. Ve biz su gibi aşık olduk birbirimize.
Su kurursa ölürüz...
Sohbetin tam ortasındaydık. Masada çayı yarım bırakıp kalktı. Hiç bir şey söylemeden. Oy sa o kadar da keyifli ve güzeldi içinde bulunduğumuz ortam. Hayırdır dedim..!
Gözümün içine baktı ve arkasını döndü. Onu hiç böyle görmemiştim. Bir başka ışık vardı gözlerinde. Mavisi siyah, kırmızısı mor olmuştu sanki. Ve ilk kez bir sorumu cevapsız bırakıyordu. Gözlerimin içine bakmasını saymazsam.
Şimdi bir kez daha hatırlıyorum gidişini. Hala şu an gibi canlı. Öyle güzel yağmur yağıyordu ki, bizim ikinci bir aşkımız vardı o da yağmur. Bu ortak bir aşktı ikimiz için. Ve hep şöyle derdik birbirimize.
Beni sana yağmur getirmişti, hatırla ve hiç unutma.
Yağmurlu bir günde birbirine çarpan iki şemsiyenin altında çarpmıştı bedenlerimiz ve yüreklerimiz. Biz yağmura kutsal su diyorduk. Ve aşkın da kutsal olduğuna inanmıştık.
Uzun uzun dönmesini, geri gelmesini bekledim. Bütün ışıklar sönmüş bir ben kalmıştım oturduğumuz masa başındaki sandalyede. Görevli geldi ve kapatıyoruz dedi. Ah öyle mi dedim. Özür dilerim hemen kalkıyorum bu arada hesabı çıkardınız mı diye sordum.
Bir peçete uzattı." Dileyelim de yağmur hiç dinmesin. Bu gece son hesapları karşılıklı ödedik.
Yüreğine iyi bak ve ıslak kal...
Yağmurda tanıştığımız ve şemsiyelerimiz hasar gördğğü için birbirimize ıslak hitap ederdik.
Dışarı çıktığımda deli gibi bir yağmur yağıyordu yine. Yere düşen her yağmur damlası ayak izleri gibi geliyordu bana. Bir daha bir daha ve bir daha... Bilmiyorum kaç yağmur damlası takip ettim o gece.
Her yerim yara bere içinde, ağrımla acımı karıştırmış bir halde gözümün önünden geçen rengarenk parlak ışıklara açtım gözümü. Burası bir hastahane idi. Bir ses iyimisin, neyin var, ne oldu sana diye sordu. Yağmur dedim, yere düşen yağmur damlaları. Onlar nerde diye sorduğumda hekim; kırıklarınız ve yaralarınız var, henüz şoktan çıkamadınız, var ise hatırladıklarını anlatırmısınız dedi. Yağmur dedim ve ayak izleri, yağmur nerde diye sordum.
İçime sıcak bir şeyin aktığını hissettim. Gözümü açtığımda bayıldın dedi hemşire. Ama iyisiniz şimdi.
Sonra hep yağmurla geçti günlerim. Mevsimler farketmiyordu. Gökten düşmese gönülden gelip gözden düşüyordu.
Zamanla azaldı gözden düşenler. Doktor; bu gidişle kör olabilirsiniz dedi. Yani, yağmuru göremeyecekmiyim bir daha dedim. Hayır, dedi.
Ve o gün yağmuru görebilmek uğruna gözlerimden düşenlerin musluğunu kapattım. Artık hiç ağlamıyorum. Doktor; göz pınarlarınız kurumuş dedi. O günden bu yana sadece iç çekişlerimi ve kuru hıçkırıklarımı yaşarım.
Zaman akıp gitti ve ben de zamanla akıp gittim.
Bir mektup aldım yıllar sonra.
Tarihsiz.
Yağmur yağarsa beni hatırla.
Bu bizim parolamızdı ve o günde yağmur yağıyordu şimdi de yağmur yağıyor.
Yağmurdan hiç ayrılmamak uğruna bir çukur kazdım. Bekliyorum içinin dolmasını. Derin bir uykuya dalacak ve bir daha hiç ayrı kalmayacağım yağmurla.
Sana geliyorum ıslak, ıslak...
sadıkca/3 eylül 2026/ankara
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.