0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma
🦍 ve 🦍
I — Yuva
Ormanın derinliklerinde, yüksek kayaların altında yaşayan bir goril ailesi vardı.
Kiro, grubun güçlü erkeklerinden biriydi. Günün büyük bölümünü ağaçların arasında geçirir, yiyecek bulur, grubun çevresini gözetlerdi. Mila ise yavrularla daha çok ilgilenir, yuvalarının bulunduğu bölgeden fazla uzaklaşmazdı.
Uzaktan bakıldığında iyi bir aileydiler.
Ama bazı şeyler uzaktan görünmezdi.
Kiro son zamanlarda Mila’nın kendisinden uzaklaştığını düşünüyordu. Mila ise Kiro’nun artık onu dinlemediğine inanıyordu.
Aslında ikisi de aynı şeyi istiyordu:
Birbirleri tarafından anlaşılmak.
Fakat bunu birbirlerine söylemek yerine, her gün biraz daha susuyorlardı.
O gün Kiro, yiyecek aramak için grubun geri kalanından ayrılmıştı. Akşam döndüğünde Mila’nın yavrularla birlikte başka bir ağacın altında olduğunu gördü.
Yanlarına gitti.
Mila başını kaldırdı.
Kiro bir süre sustu.
Sonra, son günlerde yaptığı gibi, küçük bir şeyden söz etti.
Mila da ona kısa bir cevap verdi.
Kiro’nun hoşuna gitmedi.
Mila’nın da Kiro’nun tavrı hoşuna gitmedi.
Böyle başladı.
Büyük kavgalar çoğu zaman büyük sözlerle başlamazdı.
Bazen bir bakışla.
Bazen cevapsız bırakılan bir soruyla.
Bazen de insanın — ya da bir canlının — “Beni zaten anlamıyor.” diye düşünmesiyle başlardı.
Kiro uzaklaştı.
Mila yavrulara döndü.
İkisi de kendisini haklı buluyordu.
Ve ikisi de karşısındakinin kırıldığını görmüyordu.
II — Kavga
Akşam olduğunda grup dinlenmek için bir araya geldi.
Ormanın sesi yavaş yavaş azalıyordu.
Yavrular birbirleriyle oynuyor, yaşlı goriller ağaçların altında dinleniyordu.
Kiro ile Mila ise grubun biraz uzağında karşı karşıya duruyordu.
Gün boyunca biriktirdikleri ne varsa artık aralarındaydı.
Kiro, Mila’nın kendisini önemsemediğini düşünüyordu.
Mila ise Kiro’nun her şeyi kendi istediği gibi yapmak istediğini.
Birbirlerini dinlemek için değil, cevap vermek için konuşmaya başladılar.
Kiro’nun sesi yükseldi.
Mila geri çekilmek yerine karşılık verdi.
Sözcüklerin yerini sert bakışlar aldı.
Sonra hareketler sertleşti.
O anda ikisi de karşısındaki canlıyı değil, kendi öfkesini görüyordu.
Grubun diğer üyeleri sessizleşti.
Yavrular annelerinin yanından ayrılmadı.
Bir süre sonra kavga sona erdi.
Ama kimse kazanmadı.
Kiro, uzaklaşıp tek başına bir kayanın üzerine oturdu.
Biraz önce haklı olduğunu düşünüyordu.
Şimdi ise içinde garip bir boşluk vardı.
Mila da grubun diğer tarafında sessizce oturuyordu.
O da kendisini haklı buluyordu.
Fakat yavrularından biri yanına gelip ona sokulduğunda, Mila’nın gözleri doldu.
Yavru hiçbir şey sormadı.
Sadece annesinin yanına kıvrıldı.
Mila başını onun üzerine eğdi.
O sırada Kiro uzaktan onları gördü.
Bir an için öfkesi dağıldı.
Çünkü kavga sırasında yalnızca Mila’yı incitmediğini fark etti.
Yavrular da korkmuştu.
Grup da huzursuz olmuştu.
Ve kendisi de eskisinden daha yalnızdı.
Kiro başını eğdi.
İnsan bazen haklı çıkmak için mücadele ederken, aslında en çok sevdiği şeyi kaybettiğini ancak kavga bittikten sonra anlardı.
III — Kırık Yuva
Gece ormanın üzerine çöktüğünde herkes yerini aldı.
Mila yavrularıyla birlikte uyudu.
Kiro biraz uzakta kaldı.
Aralarında yalnızca birkaç metre vardı.
Ama o birkaç metre, o gece koca bir orman kadar büyüktü.
Kiro uzun süre uyuyamadı.
Aklına gün boyunca söyledikleri geldi.
Sonra daha önce söyledikleri.
Sonra daha önce söyledikleri.
Birbirine eklenen küçük kırgınlıkları düşündü.
Meğer yuvaları o gün kırılmamıştı.
Çatlak çok daha önce başlamıştı.
Sadece ikisi de görmezden gelmişti.
Sabah olduğunda Kiro ayağa kalktı.
Mila da uyanmıştı.
Bir süre birbirlerine baktılar.
Kiro yaklaşmadı.
Mila da uzaklaşmadı.
İlk kez ikisi de konuşmak için acele etmedi.
Çünkü bazen bir yuvayı yeniden kurmanın ilk adımı, haklı olduğunu anlatmak değil, karşısındakinin acısını görebilmektir.
Kiro başını eğdi.
Mila ona baktı.
Sonra yavrularından biri ikisinin arasından geçip ağacın gölgesine gitti.
İkisi de aynı anda yavruya baktı.
Ve o küçük canlı, hiçbir şey bilmeden onların arasında kalan mesafeyi geçti.
Kiro, o an yuvanın duvarlardan ya da dallardan oluşmadığını anladı.
Yuva, birbirini koruyanların arasında kuruluyordu.
Birbirini incitenlerin arasında ise en sağlam dallar bile kırılgan kalıyordu.
O sabah kavga yeniden başlamadı.
Ama her şey de düzelmedi.
Çünkü bazı yaralar bir gecede açılır, yıllar içinde kapanırdı.
Kiro ile Mila yan yana oturdular.
Konuşmadan.
Bu kez sessizlik düşmanları değildi.
Sessizlik, birbirlerini yeniden duyabilmeleri için aralarında açılan küçük bir yerdi.
Ormanın üzerinde güneş yükselirken, gece boyunca üzerlerinde duran karanlık dağıldı.
Yuva hâlâ oradaydı.
Ama ikisi de artık biliyordu:
Bir yuvayı yıkmak için büyük bir fırtına gerekmez.
Bazen iki kişinin birbirini dinlemeyi bırakması yeterlidir.
Ve bir aile kavgasında kazanan çoğu zaman olmaz.
Çünkü biri haklı çıksa bile,
yuva biraz daha eksilir.
Saygı ve sevginin
adresin yaşamak ve yaşatmak için
buluşalım...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.