1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma

Kısa Öykü...
ÖLÜM:
TEK KİŞİLİK YERALTI FAALİYETİ!
Ölüm en eski arkadaşımızdır bizim, diye söylenerek mezarlığa yürümeye başladı...
Bir ömür, randevularını yeraltına veren bir arkadaşları daha toprakaltında gizlenecekti...
Ölüm insanın ve ömrün sınırıydı. Ölümün diyalektik olmasının nedeni belki de buydu.
Ölen ölür izi kalırdı yadigâr...
Siyaset ve sanat bahsinde ziyadesiyle dedikodusu yapılan "imge" de insanın sınırıydı.
İnsan da halk gibiydi:
Bir vardı, bir yoktu...
"Li küllî makalin makam"...
Her durumun ve her makamın ayrı bir sözü, her sözün ayrı bir makamı vardı...
Ölümün de, onu özetleyen "ölüm" sözcüğünün de içselleştirilmesi gereken bir makamı, her ölenin özgün ve özgür ağırlığı vardı.
İçinden, "Tenelzülsüz bir kuşağız biz, ölme-öldürülme vaktimiz gelmişse mehil istemeyiz, rica minnet etmeyiz" diye düşündü.
Geride kalanları, ölümü anlamaya ve anlamlandırmaya yönelten şey, hayatı ve kendilerini de anlama ihtiyacıydı. Hâl böyle olunca da, binlerce ölüm eskitseler de, "Kimse çalmadı beni. Hiç uzağa gitmedim, sadece öldüm!" diyenlere kulak vererek zamanı oyalamak gerekirdi.
Kitaplara bakmaya, alıntılardan medet ummaya ne hacet; ömür denen netameli mecra, ölümü de oyalamak macerası değil miydi?
Ölen arkadaşlarını ve son konuşanların sözlerini şiirlerle sularken, bellek sandığından çıkarıp mırıldandı bunları.
İmgenin de ölüsü dirisi vardı. Evvel giden herkes, hâlden bilene; öleni ve ölümü mülk edinmenin, diyalektik imgelere hariç olduğunu hatırlatırdı...
Geride kalanlar artık, evvel gidenin okuyamayacağı kitapları da okuyacak, yaşayamayacağı aşkları da yaşayacak, atamayacakları sloganları atacaktı.
Mademki ölüm tek kişilik "korsan eylem" ve zorunlu olarak "yeraltına inmek" haliydi, dönüşte, tesadüfen ölmeyenlerden, yaşları ve hatıraları da beyazlamışları cem edip, "korsan miting" örgütledi. Kaybın yasını tutacak, uzakları yakına getirecek kırmızı sloganlar attılar.
İçlerinden musikişinas bir arkadaşları, alışılmış türkü ve marşlar yerine Uşak Makamı’nda "Ömrün şu biten neşvesi tâm olsun erenler" şarkısını başlatınca önce şaşırdılarsa da uyum sağlamakta güçlük çekmediler. Şarkının sonundaki, "Tekrar mülâkî oluruz bezm-i ezelde;/ Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler" dizeleri, ölen arkadaşları da duyacak şekilde bir kaç kez yüksek sesle terennüm ettiler...
O dar zaman içinde maksat hasıl olup, korsanbaşı; "Eylem bitti! Ölüleri rahatsız etmeden bize yakışan biçimde slogan atmadan dağılabiliriz!" çağrısıyla sözü ve eylemi mühürleyip dağılacakları sırada bir sesle oldukları yerde çakılı kaldılar...
Ölen arkadaşları yeraltından sesleniyordu:
Eylem bitti!
yazanı: Sezai Sarıoğlu
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.