1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma

Sultan Abla
(Kırmızılı Kadın Sultan Abla’nın Hikâyesi)
Konya’nın sokakları, yıllarca aynı rengi taşıyan bir kadını unutmuyor. Baştan ayağa kırmızıya bürünmüş, dudakları ve yanakları kıpkırmızı, güler yüzüyle selam dağıtan Sultan Özcan’ı… Ona “Sultan Abla” ya da “Kırmızılı Kadın” diyorlardı. O, şehrin yaşayan simgesi, aşkın ve acının kırmızıya boyanmış haliydi.
1952’de Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Cumali köyünde doğdu Sultan. Çocukluğu tarlalar, yoksulluk ve erken evlilik hayalleriyle geçti. Okula gitmek için babasıyla mücadele etti; “Cahil kalamam” diye tutturdu. Köye gelen genç öğretmeniyle tanıştı. Aralarında büyük bir aşk başladı. 15 yaşındayken, o öğretmenle evlendi. Hayatı bir anda değişti. Eşinin göreviyle önce Hakkâri’ye, sonra Giresun’a taşındılar. İlk yıllar mutluydu; ama zamanla kıskançlık, geçimsizlik ve çocuk sahibi olamama yaraları derinleşti.
Hakkâri’de bir gün eşinin kırmızı elbiseli bir kıza bakıp “Ne kadar güzel” dediğini duydu. O andan itibaren kırmızı, Sultan’ın silâhı oldu. “Başkasına bakmasın, hep beni sevsin” diye kırmızı giyinmeye başladı. Kıskançlıktan kaynaklanan kavgalar, şiddet ve acılar da cabası… 25 yıl süren evlilik, 1995’te bitti. Eşi onu terk etti; başka biriyle evlendi, çocuğu oldu. Sultan için bu, dünyanın sonuydu. “Çocuğumuz olsaydı her şey farklı olurdu” diye içini döktü yıllarca.
Memleketi Aksaray’a, annesinin yanına döndü. Psikolojik yaralar ağırdı. Annesini kaybedince Konya’ya, ağabeyinin yanına geldi. Parsana Mahallesi’nde mütevazı, tek odalı bir evde tek başına yaşamaya başladı. 2006’da “duygu durumu bozukluğu” (kronik psikoz) teşhisi aldı, yüzde 80 engelli raporu verildi. Ama o, hayata tutunmanın yolunu kırmızıda buldu. Kırmızı artık sadece bir renk değildi; direniş, sadakat, yarım kalmış aşk ve yeniden doğuştu. Evindeki eşyalar, giysileri, makyajı… Hepsi kırmızı. Kendi dikerdi elbiselerini; kışın kadife, yazın ince kumaş.
Her güzel havada sabah saat 10’da evden çıkardı. Şerafettin Camii’nde şadırvandan su içer, Kayalıpark’ta, Zafer Meydanı’nda, Alaaddin çevresinde Konyalılarla sohbet eder, selamlaşırdı. Çocuklar, esnaf, herkes onu severdi. “Sultan Abla” diye seslenirlerdi. O da güler yüzüyle karşılık verirdi. Konya onu bağrına bastı; o da Konya’yı renklendirdi. Hayat hikâyesi belgesellere, haberlere, hatta ödüllü filmlere konu oldu. KOMEK gibi kurumlar ona özel kırmızı elbiseler diktirdi, bakım yaptırdı. O, şehrin kültürel ikonu haline geldi.
Kırmızıların ardındaki hüzünlü aşk
Dışarıdan bakanlar için rengârenk bir hayat gibi görünse de, arkasında derin acılar vardı: Erken yaşta yaşanan büyük aşk, şiddet, terk edilme, yalnızlık ve psikolojik mücadele… Yine de o, kırmızısıyla ayakta kaldı. “Aşık olarak evlenmeyeni adam yerine koymam. Aşk olsun” derdi. Kırmızı, hem yakıcı hem sıcak bir ateşti onun için; hem acı hem bağlılık.
Son yıllarında sağlık sorunları arttı. 2026’da Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gördü. 12 Temmuz 2026’da, 74 yaşında hayata gözlerini yumdu. Konya yasa boğuldu. Cenazesi Kağnıcılar Mezarlığı’na defnedildi; mezarına kırmızı çiçekler dikildi. Artık sokaklarda o tanıdık kırmızı görünmeyecek, ama Konya’nın hafızasında, kalplerinde yaşamaya devam edecek.
Sultan Abla, sadece kırmızı giyen bir kadın değildi. O, aşkın, direncin ve şehrin bir parçasıydı. Konya’ya kattığı renk, acısıyla tatlısıyla unutulmaz bir hikâye bıraktı geride.
Kırmızılar içinde bir Sultan geçti Konya’dan… Ve izi hâlâ sokaklarda, sohbetlerde, kalplerde.
Devri daim ışıklar yoldaşı olsun
Hak rahmet eylesin inşallah.
Gazi Şahin
Kul Yorgun
14 Temmuz 2026 Salı
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.