1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma
Babalar Günü
Babalar Günü, sadece takvimlerde işaretlenmiş bir tarih değildir. O, sessiz fedakarlıkların, uykusuz gecelerin, yorgun omuzların ve hiç bitmeyen bir sevginin en güzel hatırlatıcısıdır. Bir baba, çocuğunun dünyasına adım attığı ilk andan itibaren, artık kendi hayatını ikinci plana atar. Onun için en önemli şey, evladının güvende olması, karnının doyması, geleceğinin aydınlık olmasıdır. Bu özel günde, babalarımızın bizim için göze aldığı onca çileyi, çektiği fedakarlıkları ve içten içe duyduğu o derin sevgiyi bir kez daha hatırlamalıyız.
Bir baba, genellikle kahramanlık hikâyelerinde anlatıldığı gibi kılıç savurmaz, pelerin takmaz. Onun kahramanlığı çok daha gerçek ve çok daha ağırdır. Sabahın erken saatlerinde, hava daha karanlıkken evden çıkmak, iş yerinde saatlerce yorulmak, akşam eve döndüğünde yorgunluğunu göstermemeye çalışmak… İşte bu, babaların günlük rutini. Sofraya ekmek getirirken, “Bugün nasılsın?” sorusuna “İyiyim” diye cevap verirken aslında omuzlarında taşıdığı yükü gizler. Acıktığında bile “Önce siz yiyin” der, üşüdüğünde montunu çocuğuna verir, kendi ayakkabısı eskidiğinde “Daha iyisi var mı?” diye sormaz.
Babaların sevgisi, çoğu zaman kelimelerle değil, davranışlarla gösterilir. Gece yarısı çocuğunun ateşi çıktığında hastaneye koşturmak, okul harçlığını cebinden çıkarmak, “Bu yıl tatile gidemeyiz” deyip kendi hayallerini ertelemek… Bunlar, bir babanın evladına duyduğu sevginin en somut halleridir. Hiç şikayet etmeden, “Benim için önemli değil” diyerek yıllarca çalışır. Emekli olduğunda bile, torunlarına oyuncak almak için biriktirdiği parayı harcar. Çünkü onun gözünde evlat, her şeyin üstündedir.
Düşünün ki bir baba, gençliğinde belki spor yapmayı, gezmeyi, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi severdi. Ama çocuk sahibi olduktan sonra bütün planları değişir. Gece dışarı çıkmak yerine evde hikâye anlatır, hafta sonu maç izlemek yerine çocuğunu parka götürür. Kendi kıyafetlerinden kısar, çocuğuna en iyisini alır. Dişini sıkar, bazen gururunu bile ayaklar altına alır ki evladının ihtiyacı karşılansın. Bu fedakarlıklar, bazen o kadar doğal yapılır ki fark edilmez bile. Ta ki yıllar geçip de çocuk büyüyünceye kadar.
Babalar, aynı zamanda en büyük öğretmenlerimizdir. Bize çalışmayı, dürüstlüğü, sabrı öğretirler. “Erkek adam ağlamaz” demeleri aslında kendi içlerindeki acıları gizleme yöntemidir. Güçlü durmaya çalışırlar ki biz korkmayalım. Başarılarımızla gurur duyarlar ama bunu açıkça söylemek yerine gözleri parlar, sırtımızı sıvazlarlar. Başarısız olduğumuzda ise “Önemli değil, bir dahaki sefere” derler. Aslında içleri yanar ama bizi daha fazla üzmemek için susarlar.
Bir babanın en büyük mutluluğu, çocuğunun mutlu olduğunu görmektir. Bizim için harcadığı onca emeğin karşılığını, “Teşekkür ederim baba” cümlesinde, bir sarılmada, birlikte geçirilen sessiz bir kahve molasında bulur. Maddi hediyeler güzel olsa da, babalar için en değerli hediye zaman ve ilgidir. Çünkü onlar bize yıllarca zaman verdiler; şimdi sıra bizde.
Babalar Günü’nde lütfen şunu unutmayalım: Babalarımız sonsuza kadar yanımızda olmayacak. Bir gün “Keşke arayıp sorsaydım”, “Keşke yanına gidip otursaydım”, “Keşke daha sık teşekkür etseydim” demek istemiyorsak, bugün harekete geçmeliyiz. Ona sarılın, elini öpün, “Senin sayende buradayım baba” deyin. Çünkü hiçbir hediye, bir evladın samimi sevgisi kadar değerli değildir.
Sevgili babalar, sizler olmasaydınız bizler bugün burada olamazdık. Çektiğiniz çileler, yaptığınız fedakarlıklar, gözyaşlarınızı içinize akıttığınız o anlar… Hepsi için minnettarız. Sizler bizim en büyük dayanağımız, en sessiz kahramanımızsınız. Babalar Günü’nüz kutlu olsun. Sizi seviyoruz ve her daim seveceğiz.
Bu yazı, tüm babalara ve babaları özlemle ananlara ithaf edilmiştir.
Gazi Şahin
Kul Yorgun
21 Haziran 2026 Pazar
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.