5
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma

İnsanların en eski yanılgılarından biri, doğruları kişilerle özdeşleştirmeleridir. Bir sözün doğruluğunu onun içeriğinde değil, onu söyleyen kişinin makamında aramalarıdır. Oysa tarih boyunca birçok hata, insanların hakikati değil kişileri takip etmesinden doğmuştur.
Bir insan alim olabilir, yönetici olabilir, lider olabilir, hatta bir milletin en yüksek makamında bulunabilir. Ancak bütün bunlar onun insan olduğu gerçeğini değiştirmez. İnsan ise yanılabilir. Bilgisi eksik kalabilir, nefsi etkisinde kalabilir veya yanlış karar verebilir.
Bu nedenle doğruluğun ölçüsü kişiler olmamalıdır. Çünkü makam konuşmaz; makamda oturan insan konuşur. İnsanların büyüklüğü hakikati belirlemez, hakikate ne kadar yaklaştıkları onların değerini belirler.
Tarih boyunca birçok toplum, kişilere duyduğu bağlılığı doğrulara duyduğu bağlılığın önüne koymuştur. Böyle zamanlarda sorgulama ortadan kalkmış, vicdan sessizleşmiş ve insanlar düşünmek yerine itaat etmeyi tercih etmiştir. Oysa hakikat, bir kişinin tekelinde değildir.
Doğru; makamdan, unvandan ve kalabalıklardan bağımsızdır. İnsanlar onu kabul etse de etmese de varlığını sürdürür. Güneş nasıl herkes için aynı şekilde doğuyorsa, hakikat de herkes için aynı hakikattir.
Bir kişinin ağa olması, bey olması, sultan olması ya da büyük bir topluluğun başında bulunması onun sözünü otomatik olarak doğru kılmaz. Doğruluk, kişinin kim olduğundan değil; söylediğinin hakikatle ne kadar örtüştüğünden doğar.
Bu yüzden insan, inandığı kişilerin peşinden değil, inandığı doğruların peşinden gitmelidir, çünkü zamanlan kişiler değişebilir, makamlar değişebilir, çağlar değişebilir. Fakat doğru değişmez, doğru her zaman tektir ve safı da bellidir o da doğruluktur.
"Unutmayın ki doğruyu kişilerle ölçenler taraf bulur, doğruyu hakikatle ölçenler ise gerçeği bulur."
*,
Mehmet Demir
30522
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.