0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma

Üçüncü Bölüm: DMD Şüphesi
Erman ertesi günü parka vardığında yine o ikisi vardı. Hemen sordu Tayfun’a:
“Doktora gittin mi oğlum?”
“Evet,” dedi Tayfun. “Tahlil istedi. Yarın sonuçlara baktırmak için yine gideceğiz.”
“Hadi hayırlısı olsun,” dedi Erman. “Göreceksin, önemli bir şey çıkmayacak.”
“İnşallah,” dedi Tayfun.
Erman her ne kadar Tayfun’u teselli etmek için önemli bir şey çıkmayacağını umuyor gibi görünse de bir yandan Facebook’taki DMD’li çocuk, annenin feryadı, öte yandan Memorial’ın sayfasında okudukları içini yiyordu. Bir yandan da dikkati Tayfun’un üzerindeydi.
Bu arada Erman’ın dikkatini çeken bir şey vardı.., Tayfun ayakkabı boyarken ellerini gayet ustalıkla kullanıyordu. Nedense ellerinde ve kollarında herhangi bir rahatsızlık belirtisi görünmüyordu. Bu durumu iyiye yordu ve biraz içine su serpildi.
“Belli ki kaslarında soğuktan veya başka nedenle oluşmuş kramp vs. vardır. Adını bile düşünmek istemediği o hastalık olsaydı ellerini böyle rahat kullanamazdı.” diye düşündü.
Tayfun yine birkaç ayakkabı boyadıktan sonra boya sandığının başından kalktı ve yerini Özgür’e verdi. Sonra oturup birkaç derin nefes alarak dinlenmeye başladı.
Erman’ın sürekli düşüncede oluşu Tayfun’un da dikkatini çekmişti.
“Abi bugün pek konuşmuyorsun,” dedi.
Erman, “Ben de biraz yorgunum sanırım” dedi ve ayağa kalkarak, “Bugün de ben biraz erken gideyim” diyerek çocukların yanından uzaklaştı.
Ertesi günü parka uğradığında ilk işi Tayfuna doktoru sormak oldu:
“Ne dedi doktor oğlum?”
Tayfun sürekli doktora gitmekten sıkılmış olduğunu hissettirecek şekilde bir of çektikten sonra: “Bir nöroloğa gitsen iyi olur dedi. Bilmiyorum, böyle hep hastane kapılarında mı geçecek günlerim!” dedi.
“Eee, siz ne yaptınız? Randevu aldınız mı?” diye sordu Erman.
“Babam bakacak artık,” dedi Tayfun. “O da bu iş uzadıkça sinirlenmeye başladı.”
İş adım adım gidiyordu. Erman her geceyi heyecanla tamamlıyor, Tayfun’dan haber alacağı saati iple çekiyordu.
Tayfun o sabah üzgündü.
“Nörolojiden randevu bulamadık abi,” dedi. “Kimisi özele gitmemizi söylüyor ama özele verecek para bizde ne gezer!”
“Sağlığın için gitmen gerekiyorsa git oğlum, ben biraz yardım ederim,” dedi Erman.
“Olur mu be abi!” dedi, Tayfun. “Özel hastanelere elini versen kolunu alırlar. Yalnızca vizite parası olsa iyi, birçok tetkikler isterler, her birisi dünya para.”
“Sen bana bir IBAN numarası verir misin” dedi Erman. “Ben bir miktar para gönderirim, sen onunla vizite ve tetkikleri ödersin.”
Tayfun ne kadar itiraz ettiyse de Erman’ın ısrarı karşısında annesinin IBAN numarasını verdi.
Erman o gün Tayfunla Özgür ayrılıp giderken dikkatini çeken her ne kadar boya sandığını taşıyan yine Özgür’dü ama merdiveni biraz daha rahat çıkmışlar, hatta her zaman yaptığı merdiven ortasında dinlenme işlemini yapmamışlardı. Merdiven başına varınca da Tayfun biraz dinlenmiş, Erman’a dönüp el salladıktan sonra yollarına devam etmişlerdi.
Ama Erman, “Yanlış düşünüyor olabilirim ama önceki günlere göre daha dinç yürüdü,” diye geçirdi içinden.
Eve vardığında biraz kendi kendine olayları sorguladı…
Acaba Tayfun’un rahatsızlığı o ismini bile düşünmek istemediği hastalık değil de daha kolay tedavi olabileceği bir rahatsızlık olabilir miydi?
Tahmin ettiği gibi nöroloğa yönlendirilmişti ama sinir sistemini ilgilendiren birçok hastalığa nörologlar bakıyordu.
Ellerini o gün de iyi kullanmıştı. Bu nasıl bir rahatsızlıktı ki, yürümesini etkiliyor, oturmasını ve oturduğu yerden doğrulmasını etkiliyor da ellerini etkilemiyordu…
Ayrıca bugün gidiş temposu önceki günlere göre daha iyiydi.
Belki de o korktuğu hastalık değildi…
Hatta aklına bile getirmek istemiyordu ki, Tayfun rol yapıyor olabilir miydi?
Doktor viziteleri ve tetkikleri için tahminen yetecek bir miktar parayı Tayfun’un verdiği IBAN numarasına gönderdi.
Sonra şunları düşündü…
Bu çocuk ona yalan söylüyor olabilir miydi?
Ona kanı öyle kaynamıştı ki, onu bir evlat gibi sevmişti.
Bu çocuk bu yaşta ayakkabı boyayarak aile bütçesine katkıda bulunuyorsa ve eğer hasta değilse bu gönderdiği para ailenin bir takım maddi sıkıntılarını gidermelerine yardımcı olurdu.
Öte yandan eğer yalan söylüyorsa, bu amansız hastalıktan ölmeyecek demekti. O zaman hasta olmadığına sevinebilirdi.
Bu çocuğun ölmeyecek olduğunu öğrendiği halde ona kızmak öleceğine sevinmekle eş anlamlı olmaz mıydı?
Erman öyle birisi olabilir miydi?
Erman ertesi günü yine parka gittiğinde Özgür’ün parkta yalnız olduğunu gördü.
Hiçbir şey söylemeden Özgür’ün yanına gitti ve bir banka oturdu.
“Tayfun gelmedi galiba bugün,” dedi.
“Gelmedi abi,” dedi Özgür. "Sana selamları var ve söyleyeceğim çok şey var!”
“Söyle bakalım oğlum!” dedi, “Neymiş bu söyleyeceklerin?”
“Abi o dün akşam çok kötüydü,” dedi Özgür, “Burada ağlamamak için kendisini zor tuttu.”
“Neden, hastalığından mı?” diye heyecanla sordu Erman.
“Vicdanından!” dedi Özgür…
“Şunu bana tam olarak anlatır mısın?” dedi Erman.
(Sürecek)
Kadir Tozlu
21.05.2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.