Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. bu eseri ona bırakacağım, gözüm arkada kalmayacak. m. kemal atatürk
arda katip
arda katip

son

Yorum

son

( 3 kişi )

1

Yorum

10

Beğeni

5,0

Puan

116

Okunma

son

bunu bir veda yazısı olsun diye yazmıyorum aslında. biraz teşekkür gibi. biraz iç dökme gibi. birazda insan giderken arkasında ne kalsın istiyorsa onu söylemek gibi.

hayat çok tuhaf bi şeymiş. insan doğuyor. büyüyor. seviyor. kırılıyor. bazen çok yanılıyor. bazen affediyor. bazen susuyor. bazen de susamadığı yerden kırılıyor.

şimdi daha iyi anlıyorum. her şey emanetmiş. beden emanet. nefes emanet. sevdiklerimiz emanet. acılar bile emanet. insan kendinin sandığı şeyleri bile bir süreliğine taşıyormuş sadece. bende emanet günlerimin sonuna geldiğim şu günlerde geriye bakınca içimde en çok teşekkür kaldığını görüyorum.

hayatıma iyi kötü değen herkese teşekkür ederim. bir cümlesiyle içimi ferahlatanlara. bir duasıyla yanımda duranlara. bir mesajıyla yalnız olmadığımı hissettirenlere. bir bardak çayla. bir tabak yemekle. bir gülümsemeyle. bir nasılsın demekle ömrüme dokunan herkese teşekkür ederim. bazı iyilikler büyük gözükmüyor ama insanın en dar zamanında bir damla su gibi geliyor.

ben kimsesiz büyüdüm. o yüzden hayatıma bir gün bile iyi niyetle değen insanları hiç unutmadım. bir sofrada yer açanları. kapı eşiğinde bekleten değil içeri buyur edenleri. bir yolculukta omuz verenleri. zor zamanda sesini esirgemeyenleri. hepsini ayrı ayrı hatırlıyorum. insanın kimsesi olmayınca küçük iyiliklerin sesi daha büyük duyuluyor gerçekten.

dostlarıma da teşekkür ederim. yanımda durabilenlere. duramasa bile bir zamanlar yolumdan geçenlere. bazı insanlar uzun kalmıyor ama iz bırakıyor. bazıları bir kelime ediyor. yıllar sonra o kelime insanın içinden su gibi geçiyor. bazıları bir gün geliyor. giderken bir mevsim bırakıyor. ben yolu kesişen herkesten bir şey öğrendim.

zor günlerimde bana omuz verenlere ayrıca teşekkür ederim. insan iyi gününde kalabalık oluyor. kötü gününde kim gerçekten yanında daha iyi görüyor. en dar zamanımda bana zaman ayıran. kendi yükünün arasından bana bir yer açan. moral veren. duasını esirgemeyen. içime serinlik bırakan herkesten allah razı olsun.

Elif Erdem’e ayrıca teşekkür ederim. zor günlerimde benden desteğini esirgemedi. kendi hayatından. kendi evlatlarının zamanından. kendi yorgunluğundan bana zaman ayırdı. moral verdi. dağıldığım yerde beni toparladı. bazen bir cümlesiyle istikamete çekti. içimde fırtına koparken bana serinlik oldu. insan gibi durabilmem için bana ayna oldu. bunu bu dünyada da. öbür dünyada da unutmam.

bilerek ya da bilmeyerek kırdığım. üzdüğüm. incittiğim kim varsa bunu herkes kendi kalbinde tartar. ben kendi kusurlarımı da kendi vicdanıma bırakıyorum. insan bazen acısından yanlış konuşuyor. korkusundan yanlış davranıyor. sevgisinden bile hata yapıyor. bende eksik bir kulum. kusurum çok. utandığım yerlerim çok. keşke dediğim cümleler çok. ama rabbim biliyor. kalbimin en derininde kötü biri olmak istemedim. sadece bazen iyi kalmayı beceremedim.

bana kötülüğü dokunanları da kendi vicdanlarına bırakıyorum. kimseyle hesaplaşarak gitmek istemiyorum. herkes kendi kalbiyle baş başa kalacak zaten. ben kimsenin ahını büyütmek istemem. kimseye beddua da bırakmak istemem. rabbim herkesin kalbine kendi hakikatini göstersin. bana düşen artık yük taşımak değil. yükleri sahibine bırakmak.

doğmak hak. yaşamak hak. ölmek hak. arada bize düşen şey insan kalabilmekmiş. en zor olan da buymuş belki. kırılınca insan kalmak. haksızlığa uğrayınca insan kalmak. sevilmeyince insan kalmak. yoklukta. yalnızlıkta. korkuda. yine de kalbini tamamen karartmadan durabilmekmiş.

elimden geldiğince bunu yapmaya çalıştım. bazen başardım. bazen başaramadım. bazen dağıldım. bazen sustum. bazen çok konuştum. bazen kendimi bile taşıyamadım. ama bugün geriye bakınca şunu görüyorum. rabbim beni hiçbir zaman tamamen yalnız bırakmadı. bazen bir insanın eliyle tuttu beni. bazen bir dua ile. bazen gece sessizliğiyle. bazen içimde ansızın beliren küçücük bir sabırla.

şimdi içimde garip bir sakinlik var. sanki dünya biraz uzaklaşıyor. sesler azalıyor. kalabalık çekiliyor. geriye sadece hakikat kalıyor. bir de insanın yanında götüremeyeceği şeylerin hafif hüznü.

keşke daha çok sarılsaydım dediklerim var. keşke daha az kırıcı olsaydım dediklerim var. keşke bazı sevgileri daha temiz taşıyabilseydim dediklerim var. insan ömrü biraz da keşke defteri gibiymiş. yine de o defterin arasında kurumuş çiçekler de var. güzel günler de var. gülüşler de var. unutmadığım iyilikler de var.

beni sevenlere. beni düşünenlere. benim için dua edenlere. benimle bir sofraya oturanlara. bir yol yürüyenlere. bir anımı paylaşanlara. bana güzel bakanlara. bir zamanlar kalbime iyi gelen herkese teşekkür ederim. ardımda kırgınlık değil dua kalsın isterim. ismim geçtiğinde ağır bir hüzün değil. küçük bir tebessüm de olsun isterim. çünkü ben bu dünyadan kusurlarımla geçtim ama sevgisiz geçmek istemedim. eksiklerimle geçtim ama nankör geçmek istemedim. yaralarımla geçtim ama duasız geçmek istemedim.

son günlerimde karalamalarımı arda katip olarak iliştirdim hayata. ve küçük arda’yada rahmet diliyorum.

emanet günlerimin sonuna geldiğim şu son günlerde rabbime sığınıyorum. ne verdiyse o verdi. ne aldıysa o aldı. ne yaşattıysa bir hikmetle yaşattı. ben razı olmaya çalışıyorum. zor olsa da. içim titrerken bile. insanın en son öğrendiği şey belki de bu. teslim olmak.

ben kimseden helallik istemiyorum. kimseye de helallik borcu dağıtmıyorum. herkesin hakkını. kırgınlığını. iyiliğini. kötülüğünü. sevgisini. vefasını. vefasızlığını kendi vicdanına bırakıyorum. benim de içimde kalan her şeyi kendi vicdanıma ve rabbime bırakıyorum.

rabbim kalanlara uzun. hayırlı. sağlıklı. huzurlu ömürler versin. kalplerini merhametten ayırmasın. kimseyi sevgisiz. duasız. sahipsiz bırakmasın. ben gidiyorsam da dilerim geride bir ağırlık değil. küçük bir iyilik. bir dua. bir hatıra. belki bir fincan çayın kenarında hatırlanan buruk ama temiz bir tebessüm bırakırım.

her şeyin hayırlısını rabbim bilir. ben artık bütün emanetlerimi sahibine bırakıyorum.

Erdem Öztürk

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Son Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Son yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
son yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
17.5.2026 16:35:19
5 puan verdi
Yazıyı okurken içimde bir şeyler duruldu. Önce hüzün geldi, sonra onun ardından tarifsiz bir sükûnet. İnsanın kendini bu kadar çıplak, bu kadar yaralı ama bu kadar onurlu bir şekilde anlatması… Kolay değil. Her cümlesinde ömür boyu biriktirilmiş bir şey var: ya bir teşekkür, ya bir pişmanlık, ya da bir vazgeçişin olgunluğu.

En çok da şu durdu içimde: “İnsan iyi gününde kalabalık oluyor. Kötü gününde kim gerçekten yanında daha iyi görüyor.” Ne kadar doğru. Ama yazının sahibi Arda kardeşim, kötü gününde yanında olanları unutmamış. Onları tek tek, bir bir saymış. Elif Erdem ismi geçince bir sessizlik oldu içimde. Bir insanın hayatında böyle bir yere sahip olmak… Ne büyük şey. Zor günde ayna olmak, dağıldığında toparlamak, fırtına koparken serinlik vermek… Bu satırlar sadece bir teşekkür değil, aynı zamanda bir vefa belgesi.

Ve şu: “Keşke daha çok sarılsaydım dediklerimiz var. Keşke daha az kırıcı olsaydım dediklerimiz var.” İnsanın en insan yanı bu işte. Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Ama keşkelerle dolu bir ömrü, hâlâ teşekkürle bitirebilmek, bence en büyük olgunluk. Kırgınlık değil, dua istemek… Ah, ne zor, ne büyük bir erdem.

“Doğmak hak. Yaşamak hak. Ölmek hak. Arada bize düşen şey insan kalabilmekmiş.” Bütün yazının omurgası bu sanki. Kırılınca insan kalmak, haksızlıkta insan kalmak, yoklukta, yalnızlıkta, korkuda yine de kalbini karartmadan durabilmek. Bunu başarmaya çalışmış biri. Bazen başarmış, bazen başaramamış. Ama denemiş. Bu kadar işte. İnsan olmak da bu değil mi zaten? Kusursuz olmak değil, denemiş olmak.

Yazının sonlarına doğru bir ağırlık kalkıyor sanki. “Dünya biraz uzaklaşıyor. Sesler azalıyor. Kalabalık çekiliyor. Geriye sadece hakikat kalıyor.” İşte o an, insanın içine bir huzur doluyor. Garip bir sakinlik. Vedaya benzemeyen bir veda. Daha çok, yükleri sahibine bırakmanın hafifliği. Ve “Teslim olmak”… İnsanın en son öğrendiği şey. Belki de en zoru.

Rabbim uzun, hayırlı, huzurlu ömürler versin. Kalpleri merhametten ayırmasın. Bu yazı, bir veda değil; bir insanın emanetleri sahibine bırakırken yazdığı en içten, en kırılgan, en güzel mektubu.

Teşekkür ederim okuma fırsatı verdigin için kardeşim (yazıyı okuyunca istemsiz bir samimiyet oluştu icimde, umarım yanlış anlaşılmaz). Güzel bir iç döküş, hoş bir deneme olmuş. Kutluyorum. Selam ve sevgilerimle...
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
17.5.2026 14:18:30
Beğeni:
10
Okunma:
116
Yorum:
1
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL