Bin aşığın var senin, ben bin birincisiyim. onların işlerini yoluna koymadan bana gelmiyorsun. suzenî
MuratKEREMk
MuratKEREMk

Deccal

Yorum

Deccal

( 1 kişi )

2

Yorum

1

Beğeni

5,0

Puan

79

Okunma

Deccal


Deccal: Bir Şahıs mı, Bir Sistem mi?

Yazar: Murat Kerem

Deccal denildiğinde çoğu insanın zihninde tek bir soru belirir: “Ne zaman çıkacak?”
Oysa asıl soru çoğu zaman sorulmaz: “Çıkmış olabilir mi?”

Tarih boyunca insanlar Deccal’i hep uzakta, ileride, henüz gelmemiş bir tehlike olarak bekledi. Fakat fitnelerin en tehlikelisi, beklenen değil; içinde yaşanandır. Belki de Deccal, kapıyı çalan bir yabancı değil; fark edilmeden hayatın içine yerleşen bir anlayıştır. İşte bu yazı, Deccal’in kim olduğunu tartışmaktan ziyade, nasıl işlediğini anlamaya davet eder.

Ahir zaman hadisleri zikredildiğinde, zihinlerde ilk canlanan kavramlardan biri Deccal olur. Asırlardır bu isim etrafında korkular, beklentiler ve bitmeyen tartışmalar dolaşır. Kimi onu gelecekte çıkacak olağanüstü güçlere sahip tek bir şahıs olarak bekler; kimi de bu beklentinin ardına saklanarak kendi çağının fitnelerini görmezden gelir. Oysa El-Fiten hadislerinin maksadı korku üretmek değil; şuur inşa etmektir. Deccal meselesi bu şuurla okunmadığında, hakikati aydınlatmak yerine zihni karartır.

Efendimiz (s.a.v.), Deccal fitnesine dikkat çekerken, asıl tehlikenin zorbalık değil; aldatıcı bir cazibe olduğunu haber verir. Rivayetlerde Deccal’in insanları açık inkârla değil, süsleyerek ve ikna ederek etkisi altına aldığı vurgulanır. Bu sebeple Deccal fitnesi, bedeni değil; zihni ve kalbi hedef alır.

Kur’ân bu hakikate şu ifadeyle işaret eder:

“Onlar şeytanların kendilerine süslediği şeyleri güzel görürler.”
(En‘âm, 43)

Fitnenin en tehlikeli yönü çirkinliği değil; güzellik kılıfıdır. İnsan çirkinden kaçar; fakat süslenmiş yanlışa çoğu zaman gönüllü yürür.

Tarih boyunca Deccal, çoğunlukla ileride çıkacak tek bir şahıs olarak tasvir edilmiştir. Ancak İslâm âlimlerinin bir kısmı, hadisleri yalnızca lafızla değil; mana, hikmet ve zaman boyutuyla ele almıştır. Bu yaklaşım, Deccal meselesini yalnız geleceğe değil; her çağa hitap eden bir uyarıya dönüştürür.

Bu noktada Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı’nda Deccal’i yalnızca bir kişi olarak ele almaz. Ona göre Deccaliyet, inkârı sistem hâline getiren; maddeyi merkeze alan, dünyevîleşmeyi kutsayan bir cereyandır. Bu cereyan, insanı Allah’tan koparırken; ona sahte bir özgürlük, sahte bir ilerleme ve sahte bir mutluluk vadeder. İnsan özgür olduğunu sanırken bağlanır; ilerlediğini düşünürken savrulur.

Bediüzzaman bu hakikati şu cümleyle özetler:

“Ahir zamanın en büyük meselesi, imanı kurtarmaktır.”

Bu ifade, Deccal meselesinin merkezini tayin eder. Çünkü Deccal fitnesi, imanı açık inkârla değil; önemsizleştirerek zayıflatır. İnsan Allah’ı reddetmez; fakat O’nu hayatın dışına iter. İman kalpte durur, ancak hayata yön vermez hâle gelir. İşte Deccaliyet cereyanının en sessiz, en derin ve en tehlikeli tesiri budur.

Kur’ân bu hâli şöyle tasvir eder:

“Dünya hayatı onları aldattı.”
(Fâtır, 5)

Aldanmak zorla değil; isteyerek olur. İnsan çoğu zaman kalbini kendi elleriyle dünyaya teslim eder.

Sahabe hayatı bu noktada temel ölçüdür. Sahabe, Deccal’i yalnızca geleceğe dair bir haber olarak değil; her an karşılaşılabilecek bir fitne şuuru ile anlamıştır. Hz. Ömer’in şu duası bu bilinci veciz şekilde yansıtır:

Allah’ım, beni nefsimin şerrinden koru.”

Çünkü sahabe biliyordu ki en büyük aldanış, insanın kendi nefsinden başlar. Deccal dışarıdan gelmeden önce, insanın içine yerleşir.

Efendimiz (s.a.v.), Deccal fitnesinden korunmak için mü’minin basiretini diri tutmasını ister. Zira Deccal fitnesi, olağanüstülüğüyle değil; olağanlaşmasıyla tehlikelidir. İnsan yanlışla yaşamaya alıştığında, hakikat yabancılaşır.

Kur’ân bu noktada mü’mini kısa ama kuşatıcı bir uyarıyla ikaz eder:

“Şeytan sizi aldatmasın.”
(Lokman, 33)

Bu ayet, ahir zamanın tamamını kuşatan bir ikazdır.

Deccal meselesi, korku üretmek için değil; sorumluluk hatırlatmak için vardır. Mü’min, Deccal’in ne zaman çıkacağını değil; kendi kalbinin nerede durduğunu sorgulamalıdır. Çünkü Deccal fitnesi, insanı önce kendisine yabancılaştırır.

Ahir zaman mü’mininin en büyük silahı, kalbini diri tutmaktır. Kalp diri ise aldanmaz; kalp uyursa en açık hakikat bile görünmez hâle gelir. Kur’ân bu hakikati şöyle ifade eder:

“Onların kalpleri vardır ama onunla anlamazlar.”
(A‘râf, 179)

Göz görür, kulak duyar; fakat kalp hakikati seçemez hâle geldiğinde, Deccaliyet vazifesini tamamlamış olur.

Efendimiz (s.a.v.), dualarında bu tehlikeye karşı sürekli Allah’a sığınmıştır:

Allah’ım, bizi fitnelerin şerrinden muhafaza eyle.”

Bu dua, ahir zaman mü’mininin dilinden düşmemesi gereken bir sığınaktır.

Deccal yalnızca bir şahıs olarak beklendiğinde, mü’min fark etmeden Deccaliyet cereyanının içinde yaşamaya başlayabilir. Ancak Deccal’i bir sistem, bir zihniyet ve bir hayat tarzı olarak okuyanlar; her çağda ondan korunma imkânı bulur.

İşte bu sebeple El-Fiten hadisleri bize şunu öğretir:
Deccal, sadece gelecekte çıkacak bir düşman değil; bugün kalbimizi kuşatmaya çalışan bir anlayıştır. Ona karşı duruş korkuyla değil; imanla, ilimle ve ahlâkla olur.

Ahir zaman mü’mini için asıl soru şudur:
Deccal kimdir değil; ben nerede duruyorum?

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Deccal Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Deccal yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Deccal yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
yön
yön, @yon
20.2.2026 08:38:25
5 puan verdi
Yüreğine kalemine sağlık değerli hocam.
Harika kalemin daim ve kaim olsun
Allah,ım;yolda olana"Selâmet"hasta olana"Afiyet"darda olana"Metanet"Acısı olana"Sabir"Nasip Eyle..
Cumanın hayırı feyzi ve bereketı üzerinize olsun.
Saygılarımla esen .
yön
yön, @yon
20.2.2026 08:11:55
5 puan verdi
Deccal, İslam inancında kıyamet alametlerinden biri olarak kabul edilen, insanları saptırmaya çalışacak olan yalancı ve aldatıcı bir figürdür. Deccal'in tek gözlü ve tek kaşlı olduğuna, alnında ise yalnızca Müslümanların görebileceği bir 'kafir' yazısının yer aldığına
Deccal'in ortaya çıkışı, İslam'ın kıyamet alametleri arasında en büyüklerinden biridir. Bu dönem, inananların sabır, sadakat ve basiret imtihanından geçeceği çetin bir dönem olarak tasvir edilir
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL