6
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma

TAKDİM
Aman ha… Kapıdan girerken ayakkabıları çıkarın, aklı kapının dışında bırakmayın.
Burası RUSAMER… Yani Ruh ve Us Sanatları Araştırma Merkezi.
Ben evvela burayı bir evrak dairesi sandım. “Defter varmış” dediler; zannettim ki içinde dilekçe, bordro, imza, pul vardır. Meğer burada tutulan defter, insanın kendisiymiş.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi der ki: “Yanlış yere girersen, doğru şeyi bulursun bazen.”
RUSAMER’e yanlış anlayarak girdim; ama doğru defteri buldum.
Bu elinizdeki defter; ne muhasebe defteridir, ne banka defteri, ne de kimin ne kadar borcu var onu yazan kara kaplı defter…
Bu defter, yazanın aklını dinlendiren, okuyanın gönlünü yoklayan, bazen susarak anlatan bir defterdir.
Burada yazı süs değildir, kelime vitrin malı değildir. Burada yazı, dertle temas hâlindedir.
Kalburabastî Efendi’nin bildiği bir şey vardır: Her defter kâğıttan yapılır ama her defter kâğıt gibi okunmaz.
Bazı defterler vardır; açarsın, içinden rakam çıkar. Bazısı vardır; açarsın, içinden insan çıkar.
İşte bu defter, o defterdir.
RUSAMER’in çatlaklarından sızan hikâyeler, bu defterde toplanmıştır. Çünkü biz biliriz ki: çatlak yerden ışık sızar, defter orada konuşur.
Okuyan, kendini arar. Yazan, kendini bulur. Ve bazen de defter, sahibini yazar.
Kalburabastî Efendi der ki: “Defterini hor gören, kendini eksik yazar. Defterini tanıyan, kendini temize çeker.”
Buyurun… Defter konuşuyor.
Aman ha cemaat-i kiram, gelin yaklaşın, Kalburabastı Efendi anlatacak…
Bugün size öyle bir nesneden bahsedeceğim ki; ne bir lüle taşı ne de bir nar tanesi…
Bugün mevzu defter!
Evet, evet, o bildiğiniz gibi görünmeyen ama bilmediğiniz kadar derin olan defter. Sakın ola onu sadece kâğıttan sanmayın, çünkü o kâğıttan çok daha evvel bir niyettir, bir hatıradır, bir ihtiyattır!
Bakın şimdi, bu defterin adı Arap diyarında “daftar” olmuş, Fars diyarında “daftan” kökünden türemiş; Yani yazmak, kayıt tutmak, belleğe kazmak... Bizdeyse defterhâneler kurulmuş adına, devletin aklı orada toplanmış, Tahrir defterleriyle padişah yurdu saymış, ruznamelerle günleri mühürlemiş.
Ama gel gelelim asıl hikâye şimdi başlıyor… Çünkü bu defter artık RUSAMER’in elinde! Orası öyle bir yerdir ki; aklı biraz çatlamış olanı hor görmez, çünkü bilir ki çatlak yerden ışık sızar!
Oraya gelir 46’lıklar gelir, yazıdan korkanlar gelir, aklına bir cümle uğramamış olanlar gelir,
Ve ne olur bilir misiniz? Orada defter dile gelir, kalem yürümeye başlar. Yazmak öğretilir ama önce defter tanıtılır. Çünkü deftersiz yazı, tenceresiz aş gibidir!
Kalburabastı Efendi der ki: “Defter, söze beşik, fikre yastık, deliye yoldaştır. Kimi içine dua saklar, kimi şiir döker, Kimi sır saklar, kimi şaka yazar... Ama hepsi bir şeye yarar: insana!”
Şimdi ey cemaat, eline kalem alıp da defteri tanımayan varsa, RUSAMER’e gelsin de görsün yazının deliye de, veliye de nasıl şifa olduğunu…
Çünkü biz biliriz: Yazmak, bazen susmanın diğer adıdır. Ve defter, susanların bağırabildiği yerdir!
1. DÜNYEVİ DERDİN DEFTERLERİ
(Ne kadar yazarsan yaz, sonu hesapla biter!)
Banka Defteri: Parayı yazar ama parayı yazmakla zengin olunmaz!
İşletme Defteri / Muvazene Defteri / Mizan Defteri / Yevmiye Defteri / Kasa Defteri: Bunlar hesaba kitaba kafayı takanların defterleri. Akşam rakamlar uyumazsa sabaha insan uyuyamaz!
İcmal Defteri / Tevzi Defteri / Ayniyat Defteri / Mevduat Defteri / Temettuat Defteri: Bunlar da devletin burnunu soktuğu defterlerdir. Rakam var, ruh yok.
Maliye Ahkâm Defteri: Vergi borcunu yazmazsan, alnına yazarlar haberin olsun!
İnşaat Defteri: Duvar örülürken düşmesin diye, önce harç sonra yazı!
Bakkal Defteri: Borç ver, unutma diye tutarsın; bir gün borçluyu bulamazsın ama defteri bulursun!
Amel Defteri: Eh bu dünyalık değil! Yukarıdan açılır, alttan imza ister.
Muvassal Defter: Osmanlı usulü karmakarışık ama şekli şemali gösterişli.
2. FİKİR, HATIRA, HİS VE HAYAL DEFTERLERİ
(Yazanın kalbi yumuşar, okuyanın gönlü açılır!)
Şiir Defteri / Gönül Defteri / Hatıra Defteri / Akıl Defteri / Dert Defteri: Bu defterler ruhu kaşıyan kaşık gibidir, yüreğinizi karıştırır ama sonunda bir güzellik dökülür.
Resim Defteri: Çizmek kolay, duyguyu anlatmak zordur. Boya biter, his kalır.
Adres Defteri: Aklın ulaşamadığı yerlere kalemle yol bulunur.
Şöhret Defteri: Adını büyük yazarsın, içini küçük yaşarsın.
Cep Defteri: Fikir gelir geçer ama bu deftere girerse kalır. Küçük ama işlevli, yazının kumbarası.
Karalama Defteri / Müsvedde Defteri / Kopya Defteri: Bu defterler yazıya ısınma turlarıdır. Çöpten cevher çıkabilir!
Bandıra Defteri: Yazarken bile insanın canı yemek ister!
Not Defteri: Her şeyi yazarsın, sonra bulamazsın!
3. TARİHİN TIRNAĞIYLA YAZILMIŞ DEFTERLER
(Zamanı dürer, milleti büker, padişahı şaşırtır!)
Tahrir Defteri / Tahrirat Defteri: Osmanlı coğrafyasını deftere sığdıran defterler. Kimin tarlası var, kimin hanesi... Yazılmış, mühürlenmiş!
Terike Defteri / Muhallefat Defteri: Ölenin ardından kalan ne varsa: yorgan, testi, keçi, keçenin altına sakladığı altın… hepsi yazılır!
Sadıre Defteri: Devletin iç sesi. Kimi giydirir, kimi sürer!
Buyurultu Defteri: Paşadan gelen emirdir, yazılırsa unutulmaz, unutulmazsa baş yanmaz!
Bostancıbaşı Defteri / Kale Dizdarları Defteri: Kim nerede ne yapıyor? Ne zaman kaçmış, ne zaman evlenmiş? Hepsi tutulmuş.
Eşkâl Defteri: Kimin kaşı ne renk, gözü nasıl, bıyığı ne kadar? Osmanlı’nın “robot resmi” defteri!
Ahkâm Defteri: Kimin nereye ne ceza alacağını yazan adalet mürekkebi.
Matlap Defteri: Dileğin yazılır ama kabulü başka defterde!
Kerteriz Defteri / Gemi Defteri / Seyir Defteri: Denize düşenin pusulası! Yol yazılır, rota çizilir, fırtına unutulmaz!
Kalburabastı Efendi der ki: "Bir insanın kaç defteri varsa, o kadar hikâyesi vardır. Deftersiz gezen ya unutmuştur, ya unutulmak istemektedir."
DEFTER DEDİĞİN, SADECE KAĞIT DEĞİL, FİİLE DÖNEN HAYATTIR!
Şimdi cemaat-i kiram, buyurun bakalım, şu defterle ilgili birleşik fiillere bir göz atalım. Çünkü bizde defter yalnız tutulmaz; açılır, dürülür, silinir, yazılır, karalanır… Hatta bazen defter olur insan, bazen insan olur defterine mahkûm!
İşte Kalburabastı Efendi usulüyle tasnif edilmiş “defterli fiillerin defteri”:
1. YAZMA, TUTMA ve KAYDETME HALLERİ
Deftere yazmak
Not defterine yazmak
Hatıra defteri tutmak
Defter tutmak / Defterini tutmak / Defter tutturmak
Defteri doldurmak / Amel defterini doldurmak
Sebti defter etmek / Defter etmek / Defter ettirmek / Defter ettirilmek
Deftere yazılmak / Kaydedilmek / Karakaplı deftere yazılmak
Nikâh defterine imza atmak
Ömür defterini temize çekmek / Temize çekilmek
Deftere hatıra döşemek
Kalburabastı Efendi der ki: "Yazmadığın gönül unutulmuş gönüldür, yazmadığın dert sabaha kalır!"
2. KAPATMA, SİLME, DÜRME ve YOK SAYMA HALLERİ
Defteri kapatmak / Defter kapatmak / Defter kapamak / Defter kapatılmak
Eski defterleri kapatmak / Karıştırmak / Karalamak / Taramak / Yoklamak / Kapatılmak
Defterini dürmek / Nefretin defterini dürmek / Hainlerin defterini dürmek / Hürmetinin defterini öldürmek
Defterden silmek / Sildirmek / Silinmek / Karşıya geçeni defterden silmek
Defteri kebir unutmak (bunu da dürmüşüz araya)
Kalburabastı Efendi der ki: "Bazı defterler kapanmaz, üstüne kilit vurulur da yine de içinizde okunur."
3. DÜŞÜNME, DEĞERLENDİRME, UNUTMA HALLERİ
Defterine günah yazdırmak / Amel defterine işlenmek
Adres defterini gözden geçirmek
Düşlerin defteri çoktan kapanmak
Gönül defterleri kapanmak / Dertleri kapanmak
Defterinde olmak / Defterinde yazmamak
Kitaba deftere bakmamak
Kalburabastı Efendi der ki: "Gönül defterinden düşen, sayfa numarası bilmez; kaybolur gider satır aralarında."
4. DURUM VE BENZETME HALLERİ
Dolmuş defter gibi durmak
Defter olmak / Defter tutulmak / Defteri görmek
Defter kaplanmak / Defter kaplama / Defter imzalamak
Defter açmak / Defter kitap açmak / Yeni defter açmak / Defter bırakmak
Sebti defter eylememek
Kalburabastı Efendi der ki: "Her kaplanan defter, yeni bir sayfa değil; eski yazıların üstüne çekilmiş örtüdür."
DEFTERLE İLGİLİ ATASÖZLERİ ve HALK SÖYLEMLERİ
Züğürt Bezirgânlar ve Eski Defterler:
Müflis tüccar eski defterleri karıştırır.
Artık iş yapamaz hâle gelen kimse, geçmişteki başarılarını veya işlerini anlatır durur.
Züğürtlen bezirgân, eski defterleri yoklar.
Zenginliği giden, teselliyi geçmişin kazançlarında arar.
Tüccar züğürtlenince geçmişler serer, defter yoklar.
İşin içinden çıkamayınca insan, kendini avutur; deftere değil, teselliye bakar.
Defter Açmak, Kapatmak, Dürmek:
Birinin defterini dürmek. Onun işini bitirmek, hayatını karartmak. (Tehditkâr anlamda.)
Defterini dürdüler.
Bir kişinin hükmü kalmadı, etkisiz hâle getirildi.
Defter açıldıysa, hesap da gelir.
Hesap gününden kaçış yoktur; dünya da olsa ahiret de.
Eski defterleri açma.
Geçmişte kalmış, unutulmuş meseleleri yeniden gündeme getirme.
Defter kabardı.
Suçlar, borçlar veya günahlar birikmiş; artık taşma noktasına gelmiş.
Manevî ve mecazî anlamlarda:
Amel defterin kapandı mı sandın?
Daha yaşıyorsun, işin bitmedi, hâlâ vaktin var.
Deftere yazıldıysa, silinmez.
Yazgı ya da kaderle ilgili halk inancı. Kimi yazılar bir kez yazıldığında, geri dönüşü olmaz.
Ömür defteri temize çekilmez.
Hayat yaşandığı gibi kalır; silip baştan yazamazsın.
DEYİMLEŞMİŞ HALK SÖYLEMLERİ:
Defteri dürülmek.
Hayatına son verilmek, hükmünün bitmesi.
Deftere yazılmak.
Kayda girmek, dikkat çekmek. (Hem olumlu hem olumsuz anlamda.)
Defterin kalınsa, seni kimse silemez.
Etkili, itibarlı ya da güçlü birinin konumuna dair mecaz.
Kalburabastı Efendi der ki: "Defter sözü, halkın aynasıdır; Kimi ona umut yazar, Kimi dert, kimi intikam... Ama sonunda her söz, defterde bir iz bırakır."
VE SON OLARAK…
Kalburabastı Efendi şöyle bir iç çekip, bastonunun ucuyla yere vurur: “Ey cemaat! Herkesin elinde bir defter vardır, kimi yazar, kimi sadece taşır. Ama dikkat edin: Defteriniz dürülmeden önce, Siz ona bir hayat yazın!”
5.0
100% (6)