İyi bir kitap, başka hiçbir şekilde giremeyeceğimiz bir dünyaya girmemizi sağlayan bir sihirli halıdır. caroline gordon
meselci
meselci

KABUK

Yorum

KABUK

( 4 kişi )

4

Yorum

12

Beğeni

5,0

Puan

252

Okunma

KABUK


Sanki dört duvar arasına hapsolmuş durumdayız. Modern dünyanın bize sunduğu konfor, aslında ruhumuzu daraltan görünmez bir kafese dönüştü. Beton yığınlarının arasında, ekranların soğuk ışığında kendimize yapay cennetler kurarken, asıl hürriyetin gökyüzünün altında olduğunu unuttuk. Pencereden süzülen bir güneş ışığı bile artık bize uzak bir diyardan gelen bir yabancı gibi görünüyor. Oysa insan ruhu, dört duvarın statikliğine değil, rüzgârın değişkenliğine ve toprağın kokusuna muhtaçtır. Kendi ellerimizle ördüğümüz bu duvarlar, bizi dış dünyadan korumuyor, aksine bizi hayatın o muazzam akışından koparıp yalnızlığın sessizliğine mahkûm ediyor.

Gün boyu yeri geliyor bir insanla iki laf ettiğimiz yok. Kalabalıklar içinde birer gölge gibi süzülüyoruz. Yanımızdan geçenlerin yüzündeki çizgileri, gözlerindeki hüznü ya da sevinci fark etmeden, sadece kendi zihnimizin gürültüsüyle meşgul durumdayız. Selamlaşmanın o sihirli köprüsü yıkılmış, yerine mesafeli bir kayıtsızlık gelmiş. Bir "Merhaba"nın ısıtabileceği kalpler, teknolojik aygıtların soğuk bildirimleri arasında an an üşüyor. İnsan, insanın aynasıdır derler; biz o aynaya bakmayı bıraktığımızdan beri kendi suretimizi de tanıyamaz hale geldik. Sesimiz yankılanmıyor artık bir başkasının yüreğinde. Kelimelerimiz boğazımızda düğümlenip kalıyor.

İnsanlar olarak her geçen gün kendi kabuğumuza çekiliyoruz. Tıpkı fırtınadan korkan birer kaplumbağa gibi, başımızı içeri çekip güvenli sandığımız o dar alanda yaşamaya çalışıyoruz. Paylaşmanın riskinden kaçarken yalnızlığın ağır yükünü omuzlarımıza alıyoruz. Oysa hayat, o kabuğun çatladığı yerde başlar. Başkasına dokunmak, bir derdi bölüşmek ya da bir neşeye ortak olmak bizi biz yapan yegâne unsurdur. Kabuğumuz bizi korumuyor, sadece bizi eksiltiyor. Korkularımızı bir kenara bırakıp o sert tabakayı kırmadığımız sürece gerçek anlamda nefes almış sayılmayacağız. Kendimizi kendi ellerimizle daha ne kadar kandırmış olacağız?

Oysa dışarı çıksak, insanlarla iki kelam etsek hayatın canlılığını ve güzelliğini an an fark etmiş olacağız. Bir fırıncının sıcak ekmek kokusuyla karışık gülümsemesinde, parkta koşturan bir çocuğun neşeli çığlığında ya da bir yaşlının bilge bakışlarında saklıdır yaşamın gerçek özü. Hayat, kapalı kapılar ardında değil, sokakların o karmaşık ama samimi ritminde akar. Bir çift söz, bin yıllık bir yalnızlığı dağıtabilir. Bir içten bakış, kararmış bir günü aydınlatabilir. Dünyanın renkleri ancak biz onlara bakmaya cesaret ettiğimizde canlanır. Kendimizi hayatın kollarına bıraktığımızda, aslında o dört duvarın ne kadar küçük, dışarının ise ne kadar sonsuz ve davetkâr olduğunu anlayacağız. Geç olmadan ama, ömür son demlerine varmadan ama.

Meselci

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Kabuk Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kabuk yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KABUK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
1.2.2026 01:56:58
5 puan verdi
Yazınız, modern dünyanın sunduğu konforun aslında insanı yalnızlığa ve içsel daralmaya sürüklediğini çok güçlü bir şekilde anlatıyor.
“Kabuk” metaforu, hem bireysel yalnızlığı hem de toplumsal kopuşu derin bir sembolle dile getirmiş.
İnsanın gerçek özgürlüğünün paylaşımda ve dışarıdaki hayatın canlılığında olduğunu vurgulamanız, metne umutlu bir çıkış noktası kazandırmış.
Kaleminize sağlık, bu satırlar hem bir içsel sorgulama hem de hayatın özüne dönüş çağrısı niteliğinde etkileyici bir deneme olmuş.
Etkili Yorum
hayatışığı
hayatışığı, @hayatisigi
31.1.2026 14:51:40
Beton kulelerin gölgesinde,kalabalık ama kendi yalnızlığının içinde herkes.
Kımse kimsenin varlığını farketmiyor,kendi varlığı da dahil.Adeta bir robot gibi insanlar.Ellerde küçücük ekran,telefona kilitlenmiş hayatlar...

Bahçe içinde müstakil evler,kapı önünde çocuk sesleri,huzur dolu mahalle kültürü...

Zedelendi bütün değerler, ekranlarla çevrilip,beton soğukluğuna teslim edilince.

Çok anlamlı bir yazı olmuş.Yüreğinize,değerli kaleminize çok sağlık👏👏

Saygımla.

Serkan BOL
Serkan BOL, @serkanbol
31.1.2026 12:14:19
Sokakların sıcaklığını unutalı çok oldu. Belki sokaklar değişti. Belki insanlar. Belki de biz değiştik. Ama bir şeylerin değiştiği kesin.

Değerli bir yazıydı. Yüreğinize sağlık.

Saygılarımla...
Ali Esmeray
Ali Esmeray, @aliesmeray
31.1.2026 10:44:02
Çom kıymetli bir tespit teşekkür ediyorum... Aynen katılıyorum 🙏var olun
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL