Erlik Aldacı
10 şiiri ve 78 yazısı kayıtlı Takip Et

Tak Tak " ben geldim"



Tak Tak

Ben bahçeli, eski ve yarı dökük bir evde oturuyorum. Köyden hallice ama kasabadan hiç bir özellik barındırmayan köyhalle tipi yer işte...uzun yıllardır buralardayım, alıştık demenin ötesinde buralı olduk desek yeridir.

Tek katlı bahçe evlerinin hüküm sürdüğü, dar sokakları yüksekçe taş duvarların, nedense daha daraltmadığı aksine huzur ve sessizliğin daha bir hakim olduğu, insanı ruhsal dünyasının sokaklarında gezintiye çıkaran görüntüler oluşur, her bir yerel, garip, lakabımsı adların takıldığı sokaklarda.

Ah ne yalnızlık çekersiniz, demek isterdim renkli, oymalı ahşap kapıların arkasında. Bir yerel küfür bile gülümsemenize yol açar gezintiye çıktığınız her adımda. Hele baharda, hele ki nisanda...bir başka dostluk kurar sizinle. Yorulduğunuzu siz hissetmeyin, diye ikramda bulunur çiçekler, börtü böcekler. Her bir kokudan birer tutam katılmış, koku karışımı sokakların bitimine kadar tanımadığınız ama tanıdık gelen bir nameyle eşlik eder size sokağın sakinlerinden oluşan bir koroyla börtü böcekler. Sonrasını tarla kenarlarında yetişen insan eli dokunmamış kır çiçeklerinin kokularına, ağır ağır yürüyen kaplumbağaların "yavaş yaşam" ritmine emanet edilirsiniz.

Ah uygarlık ah sen ne renkli düzenbazsın...

Geçenlerde sabaha yakın panikle fırladım yatağımdan, bizim eski taş viranenin yer yer kavlamış beton tavanından "tak tak" sesleri geliyordu. Kim çıkmış olabilir ki bu saatte derken. Bu; kendimi rahatlatma çabamın saçma sapan sorusuydu. Yavaş adımlarla terasın merdivenlerini bir gölge gibi tırmanırken, gıcırdayan kapısından çıkan sesle davetsiz misafirin ürkeceğini hesaplıyordum.

Merdivendeki hesap terası tutmadı tabi ki...

Başımı kapı aralığından uzatırken kulağındaki tak tak sesleri hiç kesilmedi, alaca karanlığa alışmış gözlerim, fal taşı gibi açılıverdi.

Aman Tanrım!... Bu günlere mi kalacaktık, diye düşünmeden edemedim.

Devamı var...
Gün içi birinci düzeltme.

Sabahın serinliği, sabahın alaca karanlığına uyumlu bir şekilde eşlik ediyordu. Gördüğüm manzara karşısında şaşkınlığım bu uyumla tam örtüşürken, güneş enerjisinin pastan çürümüş alt kısmından damlayan suların çıkardığı sesi bile gayet net duyuyordum, beton çatlakları takip ederek incecik hat oluşturan suyun taş oluğa doğru sızışına, iki bacağının arasından kayıp gitmesine dahi aldırmıyordu.

Göz göze geldik...

Bu evde yıllar yılı bir çok davetsiz misafirle karşılaşmıştım ama böylesi bir manzaraya ilk defa eşlik ediyordum. Bir seferinde evin kullanılmayan taş ocağının içine kümelenmiş engerek yılanı bile bu derece şaşırtmamıştı beni. Son günlerde kışın yaklaşmasıyla eve konuk olan çitanlardan bahsetmeye değer bir konu olmaktan uzak görürüz. Bunlar yaşantımızın rutinleri arasındadır.

Ama ya bu, öyle mi?

Ah uygarlık gözün kör olasın emi?...

Devam edecek.

Gün içi ikinci düzeltme.

Öyle tutkular vardır ki, size öyle aşılanır, öyle içinize işler ki, vazgeçilmez duygulara dönüşür. Size zarar verse bile...

Bir seferinde dağ köylerinin birinde su kuyusu vurmak için " abi bana yoldaşlık et" isteğini geri çevirnediğim Kuyucu Ramazan’ la eski püskü Toros’ uyla epeyce yol yol aldığımız orman içindeki yolda aniden durmuş, bir şeyleri ürkütmek istemezcesine motoru susturmuş, takip et beni dercesine yaptığı el işareti biraz sonra bakacağımız hedefi gösteriyordu.
İnsan nasıl olurda hem araba kullanıp, hem gevezelik edip hem de çevreyi bu derece dikkatli süzebilirdi.

Burun deliklerinden biri tıkalıydı Kuyucu Ramazan’ ın kafasındaki iz yerinde hala çıkmayan saçların derince bir hat çizişi metrelerce uzaktan da rahatlıkla görülebiliyordu. Abi derdi bir kez buranın dışına çıktım. Askerlik arkadışım atla gel İstanbul’ a dedi. Başıma gelmeyen kalmadı.

A be saf oğlum İstanbul senin neyine. Sen kim İstanbul kim. Vur ensesine rızkını al.

Ne bileyim abi diyor. Biraz safım ya kullanacakmış namussuz beni. Bi abla vardı. Biletimi aldı gönderdi beni Allah razı olsun. İşte yediğim bir ton sopadan geriye kalanlar kırık bir burun ve kafa. Sonra mutluluğun saf, temiz ve basit kahkahasını atardı.

Abi olsun benim kafa zaten kırıktı ya...onu zarardan saymıyorum.

Ulan Ramazan...

İşte bu Ramazan yani tüm sermayesi bir boru, bir de balyozu olan Kuyucu Ramazan’dan. Tutkuyu...

Devam edecek.

Beğen

Erlik Aldacı
Kayıt Tarihi:23 Kasım 2022 Çarşamba 18:09:54

TAK TAK " BEN GELDIM" YAZISI'NA YORUM YAP
"Tak Tak " ben geldim"" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Den(iz)
24 Kasım 2022 Perşembe 10:59:15
Şu şehre her gelişimde ruhumun bir yarısını bahçeli evimde bırakıyorum. Çok zor geliyor yeniden kör olasıca medeniyet. Bir yeri güzel kılan yaşayanlarıdır. Bu öykünün yaşayanlarına selam olsun.

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 24 Kasım 2022 Perşembe 12:09:59
İzmir de öyleyse vah halimize. Medeniyetin sakin hali, diye bilirdim oraları. Demek oralarda boğuyor insanları.

Yıllar önce Balıklıova' yı hemen geçince denizin tam dibinde bir site vardı. Daldık içeriye site ahalisi epey tatlı dilliydi. Biz de yol öykümüzü anlattık onlara. Güzel bir katnaşma oldu aramızda.

İşte o zaman bir kez daha anladım insanımız ne olursa olsun güzel özelliklerini kaybetmeyecek asla.

Toplum olarak aç olduğumuz şeylerin sancısını çekiyoruz. Belki bu yüzden siyasi sahtekarlar rahat alan buluyor insanlarımıza. Geçecek eminim geçecek...
Sonra Mordoğan ve Karaburun tarafı hep aynı yüzler gördük, tanıdık mı tanıdık. Bizlerden biri...Küçükbahçe' ye yaptığımız zorlu yolculuk bile silemedi tüm güzel duygularımızı.

Memleketim...insanım.

Yine de söylemek istiyorum "gözü kör olasıca medeniyet."

Resimdeki huzur konağının sakinleri de sizi selamlıyor.

Huzur ayrılmasın sizden ve sevginiz bitmesin çoğalsın.
black_sky
24 Kasım 2022 Perşembe 10:44:48
Üstat ertelediklerimi hatırlama telaşıyla hep geç kalıyorum...
Ama ne olursa olsun bir şekilde yolumu değiştirip geliyorum buralara ki, iyi ki gelmişim, yolum huzura çıktı...

Anlatının kalitesine ne denir, insan okurken her şey gözlerinin önüne seriliyor. Kalemin gücü diyorum tabii ki...

Ah uygarlık gözün kör olsa da olur...

Hayat sanki kendini aldatmalarını anladığın noktada başlayan asıl aldatmaca gibi...
Savunduğumuz, uzaklaştığımız ya da bir şekilde içerisine girmek adına bahaneler uydurduğumuz her şey sanki daha önceden hesaplanmış bir oyunun kademeleri...

Belki de değil... belki de karışan yok, her şey boşlukta süzülüyor ve biz uzanıp tuttuğumuz kadarıyla hayatımızı zenginleştiriyoruz...

Ama hepsi bir yana, asıl korkunç olan bu iki durum arasında bir seçim yapmamın bir işe yaramayacağı noktaya gelmek olurdu sanırım...

Hepsi merak etmekle başlıyor. Aslında devamını merak ederken öykünün, fark ettim ki bir şekilde her öykünüz hayatın içine işliyor.

Eksik olma dilerim üstat.
Saygım sevgimle.

black_sky tarafından 24.11.2022 10:53:08 zamanında düzenlenmiştir.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 24 Kasım 2022 Perşembe 14:57:31
Bazı şeyleri uzaktan izlemek, izleneni rahatsız etmemek içindir. O değerlidir...ona yönelen bakışlar saf ve temiz olunca o değerlidir.
Lakin bakılan yorgun, üzgün, bırakmış gibi olursa her şey üzülür. Bu üzüntü topluma yayılır, kapsayıcı olan olması gereken değil yenilgi duygusunun basit yönü olur.

Derin bilgilere sahip zihinlerde bu geçici olur ama acı verir, bu süreç.

Bakma sen bana öylesine söyledim işte, kendi kendime demişe say...

Bir şeyler bizi sıkıştırıyor. İkilik mi yoksa tek yönlülüğün çembersel iki birleşim yerinde mi sıkışıp kalıyoruz. Bu şimdilik muamma gibi gözükse de fikir sahibiyiz en azından kendimizi inandırdığımız şeylere uygun.

Yaşam, toplum, birey, kültür biraz daha katmaya gerek yok ana omurga bunlar ve bunlara uygun bize biçilen " kader" .
Bu değişmeli...yükselmek engeleniyorsa o zaman istediklerini bize "medeniyet ve nimetleri" dayatmasını asla kabul etmeyeceğiz.

Onun için kör olası medeniyet...kör olası zihniyet.

Bir lokma ekmeğin diyeti çok fazla çok fazla bu toplumda hatta bir nefesşn diyeti bile oldukça ağırlaştı ama;

İyi kazanacak, kurdukları çürük medeniyet çökecek ve her şey aslına dönecek...ben inanıyorum.
Bu düşünceler arasında bir nefes alma, soluklanma ve düşünme için zaman kazanma yazı alanımız.

Bu ikinci yorum karşılığım birincisi gitmemiş galiba.

Sevgim ve saygım hep yüksek sana.


black_sky 24 Kasım 2022 Perşembe 15:05:26
Ben güzel özetlemişsin üstat.
Bedeller dengesiz ve ağır hayatta. Çoğu zaman birbirlerine denk olmuyor elde edilen ve ödenenler. Hep bir sınav zihniyetiyle bakmak da bana kalırsa bir işe yaramıyor. İlahi bir gücün sınavı olmaz en azından bu durum. İnsanın kendi egosu ve isteklerine karşı verdiği bir sınav olur. Her şey aynada... aslında etrafa bakınıp dururken bazı kimseler tek bakmadıkları yer ayna oluyor ya.

İnanmak işte bir şeyler için mücadele vermek gerektiğine olan inanç giderse elden asıl tehlike o zaman başlıyor.

İnanmak lazım...

Her daim saygı ve sevgimle.
Erlik Aldacı Yazının sahibi 24 Kasım 2022 Perşembe 16:28:20
Bazen yaşamı şöyle algılıyorum; içi ayna ile kaplı büyük bir silindir hep aynı merkezden ve aynı hızla dönüyor. Bu dönme esnasında zaman denilen ne ise bu silindire sarılıyor. Biz zaman sarmalının tek noktasına bakıyoruz üstelik hep aynı mekandan, aynı noktadan aynı noktaya. Bir tür simülasyon izletiyor bize.
Bu kadar yeterli mi yaşam denilen hız, aynı zamanda içimizi dışımıza çıkarıyorken. Bu acımasızlık...

Ve.
Beş algı ile hadi her şeyin farkına var diyen " gerçek" dayatıyor. Kendisini bilmenizi istiyor.
Olur...bu ne kadar büyük bir bencillik.

Ve sonra şöyle bir düşünce daha kaplıyor zihnimi Tanrı, zeki insanların zihnine mi gizliyor kendisini. Bunun için neden çok...

Yaşam gerçekten çok garip...
Düzenleme:24.11.2022 16:36:10
black_sky 24 Kasım 2022 Perşembe 17:03:34
Her cümlemiz, varlığımızı algılama, algıladığımızı yorumlama, yorumladığımızı sorgulama üzerine. En hoşuma giden ama bir o kadar da bizi en çok yoran durum anlaşılan.

Hani laf lafı açar derler ya üstat, her yorum ve cevabı zihinde başka kapılar açıyor sizinle. Ne kadar düşünsel devrelerim hasar görmüş olsa da, başımdaki kıpırtılar ve hafiften karıncalanma hissi ne kadar güzeldir böyle.

Zalimlik ne sen güzel dediniz. Çoğu zaman zalim ama öyle anlarda keyfi veren bir hissiyatla dolanıyor ki zihnimize vazgeçmek ne mümkün.

Belli de o zihinler yaratmıştır kendisini....
HERFE
23 Kasım 2022 Çarşamba 22:38:48
Betimlemeleri çok hoş bir yazı, sabah okumuştum tam yorum yazacaktım telefon trafiği başladı..."Ağaçkakan" diye tahmin etmiştim tak tak sesi deyince....
Merakla bekliyorum devamını...
hamiş: Ağacın dalının altında durup çekip bırakıp yaprak yağmuru videosu çekesim geldi.Karda yapmıştık bunu çok eğlenceliydi..Ağacımı incittiniz demezseniz, hayalen yaptım gitti.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 23 Kasım 2022 Çarşamba 23:03:48
Çok teşekkür ederim her zaman ki gibi güzel ve değerli yorumunuza. Ağaçkakanlar yedi gibi başlıyorlar ahşap telefon direklerinin en başında. Müthiş bir ses çıkarıyorlar sanırım yiyecek " kurtçuk" arıyorlar. Foto çekilmesinden pek hoşlanmıyorlar. Çok kavgacılar, kargalarla çok didişiyorlar.
Yaprak yağmuru ne güzel bir söz öbeği ettiniz. Nar ağacının yaprakları daha bir hüzünlü sararır, en azından bana öyle gelir. Yaşam ve ölümü aynı noktada birleştirir gibi. Hüzün ve sevinç.
Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Saygıyla...
Gule
23 Kasım 2022 Çarşamba 22:33:25
seviyorum böyle taş ve köy evlerini...hatta ormanlık alanda şehirden uzak bir başına evler de favorim...ama işte bu davetsiz misafirler ürkütüyo biraz...ama ona da alışır zamanla insan...

evet biliyorum siz bizi daha da merakta bırakmak için 'devam edecek' uyarısıyla bölümleri geçiştirdiniz fakat o kırmızı ışıklarda ben frene basacağım yerde gözümü kapatıp gaza basma gereği duydum...

gün içersinden taze bi anıyı sıcağı sıcağına unutmadan yazmak istercesine sanki, içinizden geldiği gibi doğal ve samimi...

saygılarımla...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 23 Kasım 2022 Çarşamba 22:48:55
Bir kaç yıl tam da dediğiniz gibi bir yerde yaşadım. Elektrik bile yoktu. Orman içi vadinin güneye bakan yamacında küçücük taş bir ev. Yağmurda vadinin tabanındaki derenin sesini dinlemek ne çok huzur verirdi bana. Yapan yağmurda gezintiye çıkmanın yaşamın en diri hali olarak hatırlarım hep.
Yalnızlık ve korku hakim olmaya başladığında kopmak zorunda kaldım çok sevdiğim yerden.
Olsun burası da iyiydi bunca zaman ...

Evet merak uyandırmak için beyaz hileler yapıyorum galiba...olsun o kadar. :)

Okuma ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Benim için çok önemliydi bakış açınız.

Teşekkür ve saygımla.
Gule 23 Kasım 2022 Çarşamba 23:11:57
tahta küçük bi kulübe de olur benim için farketmez, hatta denizin kıyısında olursa demeyin keyfime...sadece kitaplarım ve daktilom olacak...elektrik olmasın zaten gerek yok, gaz lambasıyla bi el feneri de kafi...şöyle bi hayal ettim de vadiyi ve dereyi muazzam bi şeymiş...

alt ve üst komşuya yazdıklarınızda ola ki bi ipucu vermişsinizdir diye okumuyorum...

devamının heyecanı kaçmasın...
çok teşekkür ediyorum ben de...
Düzenleme:23.11.2022 23:12:44

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Konsantre Karanlık Madde
23 Kasım 2022 Çarşamba 22:00:25
Annem, "işin yoksa gelsene" dedi. Gittim, yaprak sarması, Hatay acılı ekmeği, kek ve kurabiye ile dönüyorum. Ben de hem onlara hem de kendime çiğ köfte yaptım. Set almıştım da. Baya da acılı oldu...

Bir arkadaşım, 2010'dan beri tanır beni, "ne buluyorsun o gri şehirde, Ege'ye götüreceğim seni" dedi. Muğla diye tutturmuş.

Bu şehirden yetişmiş bir elektronik müzik icra eden arkadaşla tesadüfen tanışmıştım. Baya ciddi işler yapıyormuş. Dinleyince anladım. Hani artık her gün bir kaç şarkısı çalıyor evimde son bir kaç yıldır. Şarkılardan birisinin adı "Gray Faces", arkadaş da doğma büyüme Ankaralı.

Öylece insanlara sırtını dönüp denizi izlemek kolay. Burada ya gri yüzler ya da gri binalar. Ne tarafa dönersen artık. Karşıdan gelen Hanım Efendi'nin gözlüklerine yansıyan renk de gri, bir de TÜİK binası var ki aman aman... Döngüye ayıp edeceğini bilmese gece de bir yolunun bulup gri olacak.

Armada'ya kadar metro ile geldim. Buradan da ev iki kilometre civarı. Benim de günlük yirmi bin adım hedefim var bir süredir. Metroda da gri idi tâbi ki yine yüzler, acaba diyorum gülmek hediye paketi yapilabilse idi imitasyonu mu daha fazla satardı burada...

Abi, aklıselim, eşgali bozulmamış bir ruh, bu yüksek yüksek binaların içinden, gri pusun, gri yüzlerin içinden kaçacak delik arar ki bulanlar da hiç az değil. Beni Muğla'ya götürmeye çalışan arkadaşıma o sohbetten bir kaç gün sonraki bir sabah, gri tonlarında, Eskişehir yolu manzaralı bir fotoğraf attım, "lain ruhum bu pislikten besleniyor, kim bilir ne zaman doyacak" notuyla. Mesel görseldeki evin hüznü ve sarı yapraklar da çok huzur verici benim için... Enerjim yüksek yüzüm de güler yüzlüdür üstelik.

Yazıdaki betimlemeler mükemmel. Bana da öğretsene bunu yapabilmeyi. Çok merak ettim ama gürültünün sahibini de... Komşuluk torpili ile devamını istememek için zor duruyorum... Hatta bekletirsen talep de edeceğim.

Abi, çok değerlisin, çok...



Konsantre Karanlık Madde tarafından 23.11.2022 22:09:36 zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 23 Kasım 2022 Çarşamba 22:27:28
Bu gün yine terastaydı arkadaş. Sabahın köründe...sağ olsun arakladıkarından bana da ayırmış. Ha yan bahçeden pikan cevizi yürütüyor, fail ise ala karga yüksekten atıyor kırılsın diye. Öyle bir ses çıkarıyor ki sabahın köründe tepemde. Tüm tüylerini yolasım geliyor. Bir de ağaçkakan var bunun belalısı geçenlerde bi girdiler birbirlerine. Öf!... Ağaçkakan fena hırpaladı bunu. Hah! dedim gördün mü?

Al bunlarda senin payın der gibi biraz da bana bırakıyor ala karga. Öyle lezzetli ki ağzının tadını biliyor hırpo. Bir kaç hafta daha takılır terasa sonra, sonra seneye kadar...uğramaz. Herhalde...

Kuyucu Ramazan' ve ala karga ne alaka...az bekle hele.

Değerin ölçülmez benim yanımda. Yüreğimle hep yanındayım, kol kola omuz omuza...uzak değil yani.

İyi ol iyi kal benim için huzurla.
Konsantre Karanlık Madde 23 Kasım 2022 Çarşamba 22:43:08
Günün ikinci düzeltmesini sonradan gördüm...

Benim de kafada bıçak izi var, baya bir geometrik. Futbolcular filan berberlerine çizdiriyor ya makineyle, öyle bir şey (: Saflıktan değil de itlikten, hırlaşmadan oldu tabi. Şehrin hatırası... Tam adliye binasının karşısında, trafikte çizdirdim iki tane yamyama (:

Besili ruhumdan başka koyacak bir şeyim yok ortaya da, o arkadaş da buralarda delirmese, o şarkıları koyamazmış ortaya, yani denize döner, düzene uyarmış... Gelecek yıllarda sanat adına çok şey olacak buralarda. Sıkmanın fışkırması. Hissediyorum.

Kargalar çok acayip, buradaki sokak köpekleriyle arkadaşlar, sırtlarına biniyorlar, gagalayıp kaçıyor, şakalaşıyorlar... Nesfit atıyorum onlara ufalayıp, bayılıyorlar. Bir gün benim oğlana yakalatacak bir tanesi kendini diye de korkuyorum. Affetmez. O konuda yetenekli, tam bir erkek.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.