HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
870 şiiri ve 257 yazısı kayıtlı Takip Et

251.İSLAM ALİMLERİNİN VE TASAVVUF ERBABININ HELAL GIDA HASSASİYETİ....



251.İSLAM ALİMLERİNİN VE TASAVVUF ERBABININ HELAL GIDA HASSASİYETİ....


Günümüzde Helal Gıda kavramını çok duyuyoruz ama ne yazık ki tam anlamıyla bilgi sahibi olmadığımızı, bu konuda bilgi kirliliği olduğunu yakın çevremle ve gıda sektörünü temsil eden kişiler ile görüşmemizde gözlemledim artık bu konuya değinmenin halkımızı bilinçlendirmenin zamanının geldiğini düşünüyorum!

İslam’da da bir şeyin suç, günah veya helal - haram olduğunu bilmemek farz ve vacip olduğunu bilmemek, kişiyi sorumluluktan kurtarmaz. Bu durum açık ve net olmasından dolayı yediklerimiz veya içtiklerimizin’’ Haram olduğunu bilmiyorum ‘’demek bizi onun günahından asla kurtarmaz!

Helal gıda, İslam dinine göre yenilmesine içilmesine izin verilen gıdalardır ki, çiftlikten ve tarladan alınan ürünlerin soframıza gelinceye kadar tümüyle İslami kurallara uygun olarak hazırlanmış olmasını ifade eder. Helal gıda; İslam dini, dolayısıyla hijyen ve sağlık bakımından mahzursuz anlamına da gelebilir.

Peki, bir yiyeceğin ve içeceğin Helal mi? Haram mı? olduğuna nasıl karar veriyoruz? Kur’an, sünnet ve kıyas yolu ile birlikte günümüzde birçok gıda hammaddesi ya da katkı maddelerinin durumu netlik kazanabilmektedir.

Gıdanın HELAL olması için İslami kurallara göre yasak (haram) olarak değerlendirilen herhangi bir unsuru kesinlikle içermemeli, İslami kurallara göre yasak olan unsurlardan arındırılmış yerlerde veya ekipmanlarla hazırlanmalı, işlenmeli, taşınmalı veya depolanmalıdır, eğer ki üretici ve satıcı bu kurallara uymaz ise soframıza gelen gıda helal olmaktan çıkıyor, devletimiz gerekli denetlemeleri yapıyor tabi gözden kaçanlar oluyor, burada halk olarak devreye girmeliyiz sırf ucuz, lezzetli deyip gıda ürünlerini almamalı içinde ne var hangi üretim aşamalarından geçiyor sorgulamalıyız.

Dünyada Müslüman olmayan ülkeler bile Müslüman vatandaşları güvenle besinleri tüketsin diye helal olan besinleri belirleyip damgalayıp vatandaşlarına sunuyor.

Müslüman bir ülke olmamız soframıza gelen gıdaları helal yapmıyor ne yazık ki açgözlü, kul hakkını gözetmeyen, toplum sağlığını hiçe sayan insanlar hiç de az değil bir Müslüman olarak gözümüzü açık tutup günaha ve harama ortak olmamalıyız!

Müslümanların yemeye besmele ile başlamaları, kesecekleri hayvanları Allah’ın adını zikrederek kesmeleri, yemeklerden sonra Allah’a hamd etmeleri; Müslümanlar için beslenmenin sadece dünyevi değil aynı zamanda uhrevi olduğunu da göstermektedir, bunları bilerek hareket etmeli HELAL GIDA konusunda hassas olmalıyız.

***

İnsan vucuduna hertürlü gıda olsun,maddi ve manevi gıdalar üç menfezden kanaldan girer.Bunlar kulak,göz ve ağız dediğimiz menfez ve kanallardır.Bu menfezlerinden bildiğiniz gibi kapakları perdeleri vardır.Gözün kapağı olduğu gibi ağzında dişler ve dudaklar gibi iki önemli kapağı vardır ki her şeyi hemen kolayca mideye indirmesin kullarım diye.Bizler müminler olarak buralardan sadece helal ve kıymeti harbiyyesi olan maddi ve manevi gıdaların girmesine müsaade etmek zorundayız.

Her kitap eve alınmaz,Kütüphaneye konmaz en önemlisi de okunup beynimizde yer alamaz.Aynı şekilde Rabbimizin en güzel bir şekilde yarattığı göz ve kulak nimeti ile zararlı insana yarar sağlamayan malayani sözler dinlenilip haram olan günah sayılan sözler işitilip bakılamaz.

Hz.Ali kv.Resulullah sav.Efendimize:Ya Resululah sav.Çarşuyu pazarda istemeden karşıdan gelen hanımalara bir anda sarf-ı nazar ediyoruz.Bunda bize günah var mıdır diye suala ettiklerinde,Ya Ali kv.En nazratül ula leh .Vessani aleyh.Buyuruyorlar.Birinci bakışın lehine ikinci ve ondan sonraki bakışların aleyhinedir buyuruyorlar.

Sure-i Bakarada Yüce Rabbimiz Teala şöyle buyurmktadır:Ayet 173. İnnema harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hînzîri ve ma uhille bihî li ğayrillah. fe menidturra ğayra bağîv ve la adin fe la isme aleyh. innellahe ğafurur rahîym..

Manası:Allah size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası için kesilen şeyi yasakladı. Ama açlıktan dolayı darda kalana, başkasının hakkına el uzatmadan ve sınırı aşmadan, bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.

Şu an bir düşünelim.Bugün İstanbulda olsun herhangi başka bir şehirde olsun bunlardan biri veya bir kaçı ihlal ediliyor maalesef.Yediğimiz bir lokantada et hususunda kafamızda bir istifham bir şüphe var mı evet var maalesef.
Et nereden geldi ölümü diri miydi kesilmeden,ne etiydi,kim kesti kesen Besmelei şerife çektimiydi acaba?

Bugün Uluslararası ticari anlaşmalar yapılıyor Buldgaristandan Gürcistandan Sırbistandan kırmızı et,hınzır eti ve sakatatları getiriliyor.Bunlar Türkiyede bir zincir marketlerde açıktan satılıyor.

Bir kaç yıl evvel Keskinde talebelerimiz için teberru yaparken bir kasaba da varmıştık.Güvenilir olduğunu bildiğimiz kasaba orta yaşlarda birisi gelerek bende bir inek eti var kaçtan alırsın dediler.Kasap o gün için 40 lira olan et kg.fiyatına karşlık 15 kg/tl.den vereceğini belirten şahsa alamam dedi.Belki de bizim yanımızda almak istemedi.

Bun işlerin içinde olnlar et piyasasında bir ölü et bir de canlı et borsası olduğunu ifade ediyorlar.Aradaki rakam iki üç katı fark içermektedir.Bu ölü hasta hayvanların etlerini de elbette alıp satanlar olmaktadır.Yine köylerde bazı ahbaplarımız hasta olup ahırda ölmek üzere can çekişen,iğne vurulmuş büyükbaş hayvanları talebe yesin diyerek bağış yapmakta iselerde biz talebelerimizin sıhhatini düşünerek almamaktayız.

Ama bunları bize sormadan para karşlığında satanların olduğu da aşikardır.Bunlar işte yolboyu lokantalarda ve bazı şarküterilerde satılarak çoğunlukla cenaze ve toplu yemeklerde tüketilmektedir.Belediyede Cenaze işlerinde vazifeli bir Hoca Efendi kanserden vefat ettiğinde diğer arkadaşı Hocaefendi bu ölen kardeşimiz için hep cenaze yemeği ve pidesi yediğinden bu nedenle sağlıksız beslenme dolayısıyla bu hastalığa yakalandığını söylemişlerdi.

Geçenlerde yine Delice Sulakyurt arası yolboyunda kontrol yapmakta olan jandarmalar bir pikapta üstü örtülü 8-10 kadar kesilip yüzülmüş et buluyorlar.Bunlara yakından bakılıp incelediklerinde hınzır eti olduğunu müşahede ediyorlar.Şahıs savunmasında domuzları vuran köylülerden satın aldığını bunları çifliğindeki köpeklere yedireceğini söyleyip serbest kalıyor.

Bir Öğretmen arkadaşım çocukluğunda köyde tavuklara kıran girme dediğimiz hastalık gelince ölürler biz çocuklarda o ölmüş tavukları ...deki ilçemizin yolboyu lokantalrına tesislere götürür üç beş kuruşa satardık demişti olur mu olur.Onun için siz siz olun açlıktan ölseniz bile yolboyu bilmediğiniz kötü üçüncü sınıf bakımsız ve kontrolsüz tesis ve lokantalarda bir şey yeyip içmeyin.En kötü sağlıksız yemekler buralarda olur diye düşünüyorum.

Bugün İsrailde bile domuz eti satmak kesmek satışına aracılık yapmanın cezası 16 yıl hapis olmasına karşılık,Türkiyede serbest ve kasap ve marketlerde dana eti ile domuz eti yan yana satılabilmektedir bilmem farkında mısınız??

***

Selmân’ın radıyallahu anh naklettiğine göre, Resûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem yağ, peynir ve hayvan derisinden yapılan elbise hakkında soru sorulduğunda o şu cevabı vermişti:

“Helâl, Allah’ın Kitabı’nda helâl kıldıklarıdır. Haram da Allah’ın Kitabı’nda haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey demedikleri ise müsamaha gösterdiği (mubah) şeylerdendir.” (Tirmizî, Libâs, 6; İbn Mâce, Et’ıme, 60)

Nu’mân b. Beşîr radıyallahu anh, parmaklarıyla iki kulağını göstererek, Resûlullah’ı sallallahu aleyhi ve sellem şöyle derken işittiğini nakletmektedir:

“Helâl bellidir; haram da bellidir. İkisinin arasında ise birtakım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını (namus ve haysiyetini) korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur...” (Müslim, Müsâkât, 107)

Câbir b. Abdullah’dan radıyallahu anh nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar! Allah’tan (hakkıyla) sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Hiç kimse (Allah’ın kendisine takdir ettiği) rızkı -geç de olsa- elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan (hakkıyla) sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helâl olanı alın, haram olanı terk edin!” (İbn Mâce, Ticâret, 2)

Ebû Hüreyre’den radıyallahu anh nakledildiğine göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Öyle bir zaman gelecek ki kişi malını helâlden mi yoksa haramdan mı elde ettiğine bakmayacak!” (Buhârî, Büyû’, 23)

Ebu’l-Havrâ es-Sadî radıyallahu anh anlatıyor:Hasan b. Ali’ye radıyallahu anh, “Resûlullah’tan ne ezberledin?” diye sordum. Dedi ki “Ondan şunu ezberledim: ‘Seni şüphelendiren şeyleri bırak, şüphelendirmeyenlere bak!’” (Nesâî, Eşribe, 50)

Hadis-i Şerifte:Bir kimse bir arpa tanesi kadar haram bir lokma yese,Cenab-ı Rabbül Alemiyn 40 gün o kulunun namazını,orucunu,Haccını,zekatını,duasını hulasa hiç bir ibadet ve amelini kabul etmez buyuruluyor.

Biz bunları 1979 yılında lise sonrası talebe olarak kaldığımız Keskin’de girişte tepede yeralan şimdilerde Kız Talebe Yurdu olarak hizmet veren Kursumuzda Ünüversite hazırlık derslerinin yanında ders olarak bize okutulan Kuranı Kerim ve ezber Hadis derslerinde Niyazi Oğuz Hocamızın ve rahmetli Saffet Doğan Hocalarımızın fem-i saadetlerinden dinlemiştik.

Yine İmam-ı Azam Hz.Lerinin babası Sabit Hz.lerinin başından geçen elma yeme hadisesi ile İstanbulda Kadılık yapan Şey Vefa Hazlerinin Su kırbasını delen çocuğunun hikayesi körpe saf zihinlerimizde yerini almış ve 26 yıllık öğretmenlik hayatımda bende öğrencilerime bu türden güzel dini hikayeleri anlatarak helale ve harama dikkat etmenin öneminde dikkat çekmiştim.

Bir lokma kaç dakikada bilemediniz saniyede yenilir,mideye iner ve kana karışır.Yirmi otuz saniyede kana karışan haram bir lokma nasıl oluyor da 40 gün insanın ibadetini murdar necis ve yararsız hale getirebiliyor.

Peygamber sav Efendimiz bir Hadislerinde:Kolaylaştırınız,zorlaştırmayınız.Müjdeleyini nefret ettirmeyiniz,buyuruyorlar.Bu işlerde kolaylaştırmayı değil zorlaştırmayı tercih etmelidir.Nefis haramdan ruh-u meleki ise helalden gıdalanır.

İnsanlara mümin kardeşlerimize türkü Türk sanat müziği,klasik müzik dinlemekte mahzur yok derseniz türküde şarkıda dinler hanımını dansa valse her türden oyuna da kaldırır kola için derseniz içkilere de yönelir.

Haram belli helal de belli arada şüpheli olanlar var.Şüphelilere dalan,aç koyun misali helal tarlasından çıkıp haram tarlasında gıdalanmaya başlar.Mümin ve muvahhitlere yakışan şüphelilerden de haramlar kadar kaçınmak ruhsatla değil azimetle amel etmektir.Büyüklerin hayatları bunların misalleriyle doludur.

***

Nakşıbendi yolunun en son Müceddidi Sisile-i Sadatın 33. ve en son halkası Üstadım Silistreli Hacı Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri bundan 80 yıl evvel Anadoludan gelen evlatlarına Üsküdar Kısıklı’daki Hane-i Şeriflerinde şunu tavsiye ederlermiş.

-Evladım Anadoludan çok uzaklardan ihtiyar-ı zahmet ederek buraya geliyorsunuz.Yolda olsun,İstanbul’da olsun rasgele canınızın istediği bir lokantada yemek yemeyiniz.Zira et meçhul,yağ meçhul,yapanın durumu meçhül.Yüz dirhemlik ekmek ile biraz zeytin alıp yiyerek açlığınızı bastırınız.Yoksa dünya ve ahiret saadetinizi felç edersiniz mahfolursunuz buyuruyorlar.

Sene kaç 1940 -1950 li yıllar.O günkü insanlar ie bugünkü insanlar bir mi?1980 ’li yıllarda bile insanlar birbirini tanırlar komşu ve akrabalar arasında edebe mugayir olumsuz hadiseler olmazdı.Şu anda İstanbul ile Türkiyenin başka şehirlerinin bir farkı kaldı mı?Kalmadı.İstanbulda ne varsa her ilde de ilçelerde bikle o var!!

Şu an şehirlerde kimin kim olduğu belli değil,her yerden insan gelip İstanbulun Ankaranın çarında yuvarlanıp boyanıyor.İstanbulda Anadolu yakasında iyi aile babası sanılan kimseler Avrupa yakasında olmadık naneleri yiyorlar mı?Evet yiyorlar buna içki kadın satmak ta dahil uyuşturucu satmakta dahil diyebiliriz!!

Bir Hak Dostu bağlılarına:-Helal lokma yemeyen bir kardeşimiz ibadetlerinin faidesini göremez,Allah korusun imanını devam ettiremez.Yani son nefeste imanını götüremez buyuruyorlar.Vucut yedikçe harama alışıyor.Bunların hepsi 20 saniyede bir haram lokmayı yemekle başlıyor.Haramda ısrar ettikçe ibadetler fayda sağlamıyor geçersiz oluyor ve neticede imansız gitmeye kadar varıyor işler..

Silsile-i Sadatımızdan Hace Yakub-i Çerhi ksa. bağlılarına yazdığı mektupta mürid haram lokma yerse nefsi eski tabiatına geri döner.O mürid sonunda Resulullahın sav. yolundan ayrılır.Bu iş sonunda imanının zayi olmasına bu dünyadan ahirete iman götürememeye kadar gider buyuruyorlar.

Hayvanların kesilirken besmele çekilmesi lazım.Ehl-i Kitap birisinin besmele çekerek kestiği hayvanlar da yenilebilirse de tasavvuf erbabına seyrü sülük yapan müridlere adece kesilen hayvanların besmele ile kesilmesi yeterli değildir.

İnsanlar avam,havas, bir de havassül havas olarak tasavvuf da nevilendirilirler.Her insanın manevi durumu mükelefiyetleri tabii ki bir değildir.Demircinin sıvacının ellerinin tabibin öğretmenin elleriyle bir olmadıkları gibi sıradan insanlarla tasavvuf erbabı seyrü sülük yapan müridlerinde kalbi hassasiyetleri elbette bir değildir.

Demircinin nasırlı eli dikenden iğneden zarar görmez ama hassas cilde sahip olan insanlar hemence bundan etkilenirler.Müridler yediklerinden etkilenirler her insan gibi ama bunu hassasiyetleri ölçüsünde hissederler.
Mevıza kitaplarında helal lokma konusunda çok güzel menkıbeler nakledilir.Büyüklerimizi anlıyabilmek için onların kıymetli selefi safilin üstadlarını hayatlarına bakıp dersler almalıdır.

Yine Silsile-i Sadatımızın meşhurlarından Hace Ali Ramitini ksa.ile Hızır aleyhisselam ve Abdul Halık-i Gücdüvani ksa. arasında geçen şu kıssa büyüklerin helal hassasiyetleri konusunda bizlere bir ışık sunmaktadır.

Hızır Aleyhisselam Abdül Halik Gucdüvani ksa.ya müsafir olyor.Arpa unundan yapılmış iki parça ekmeğini müsafire ikram ediyorlar.Hızır As.ekmeğe bir müddet bakınca Abdül Halik Gücdüvani Hz.leri onun bu endişesini anlyor ve o ekmek helalden yapılmıştır izahatında bulunuyor.

Hızır as.Evet o ekmek helaldir ama o ekmeği yapan abdest almadan yaptığı için bizim bu ekmeği yememiz caiz olmaz diyorlar.Nereden nereye geldik bir anda bakın bir şeyin helal olması için besmele çekilmesi yeterli olmuyor başka ince meselelerde ortaya geliyor.

Hep besmeleyi öne çıkartıyoruz.Ehli maneviyatın ehli rabıtanın seyrü sülük yapan müminlerin besmelenin dışındaki bu hassas konularada dikkat etmesi gerekiyor.

Yine Silsile-i Sadatımızdan Hace Muhammed Bakıbillah ksa.yemek pişiren hanım ve erkek müridlerinin devamlı abdestli olmalarını tavsiye ederlerdi.Yemek pişirenler abdestsiz olurlarsa yemek pişirieken dünya kelamı ve malayani gıybet gıllı gıyşla meşgul olurlarsa o yemekten öyle bir duman çıkar ki o duman yiyenlerin kalp ve feyz yollarını tıkar buyuruyorlar.

Hepimiz şikayet ediyoruz hep neden feyiz alamıyorum neden dualarımız kabul olmuyor neden işlerim istediğim gibi gitmiyor.Bir kardeşimizin aile hayatı evlatları iyi güzel olurken bir diğerinin aile yuvası darmadağınık ve güller yerine dikenleri yetiştirmiş farkına varmadan ve sonunda netice kötü oluveriyor.

Bugün insanların şikayet etmelerinin,istikametlerini şaşırmalarının ve şirazesinden çıkmalarının en büyük sebebi helal lokma yememeleri aksine şüpheli en korkuncu da midelerini haramla doldurmalarıdır diyebiliriz.

Her sonunda bakılacak olursa helal lokmaya geliyor.Bakara Suresinde geçen Fezkurini ezkürküm,veşkuri li vela tekfurun.Ayeti celilesindeki maksadı ancak en güzel helal lokma yiyenler anlıyabilirler.

Silsile-i Sadatımızın büyük Kutuplarından olan Nakşibendi yoluna ismini veren Şah-ı Nakşibend Hz.leri talebeleriyle beraber bir müridinin hanesine müsafir oluyorlar.Ortaya yemek gelince bu yemekler öfke ve gadapla yapılmışlardır.

Bu yemeği yemek bizim ve sizlerin maneviyatına zarar verir buyurarak talebelerinin o yemekten yemesine meni oluyorlar.Görüyor musunuz inceliği..Evin hanımı severek ve gönülden gelerek değil de istemeyerek ve öfkelenerek yaptığı için yiyenlere şifa değil maraz olarak karşımıza çıkıyor.

Haram belli helal belli arada şüpheli olanlar var.Takva sahiplerine düşen şüpheli olandan da kaçınmaktır.
Hadis-i Kutside:Bir kulum şüpheli şeylerden kaçınırsa o kulumu hesaba çekmekten haya ederim buyuruyor Cenab-ı Rabbül Alemiyn.

Cenab-ı Hakkın Beytül Makdis üzerinde yaratmış olduğu bir meleği vardır ki bu vazifeli melek her gün haram lokma yiyenlerin sarfı da narfide kabul olmaz diye nida eder.Sarf nafile ibadetler narf de farz ibadetlerdir.

Hergün yaptığımız ibadetler haram ve şüpheli yemekleri yediğimizde dolayı sıfırlanıyor yeniden sevap biriktirmeye başlıyoruz.

Sadece haram ve şüpheli olanlardan kaçınmak kadar helalden de imtina etmek doyasıya yememek lazım olduğuna dair İslam meşhurlarının hayatlarında bizler için güzel misaller vardır.

Hz. Ömer ra..Bizler harama yaklaşmamak için helalin de onda dokuzunu terkettik buyuruyorlar.
Hz. Enes ra. Sevgili Resulumuze çok sualler ederek bizlere bir çok hadisin gelmesine sebep olmuşlardır.Suallerinin birinde:Ya Resulullah sav.sizin için 1000 rek’at nafile namaz mı kılmak efdaldir yoksa bir haram lokmayı terk etmek mi efdaldir diyorlar.

Resulullah sav:Bize bir haram lokmayı terketmek 2000 rekat nafile namaz kılmaktan daha güzel ve sevimlidir buyuruyorlar.Yediğimiz bir haram lokma sebebiyle 20 saniyede bakınız neleri kaybediyoruz.Onuniçin bu ağız denilen gümrüğü menfezi iyi kontrol edip haram ve şüpheli olanları girdirmememiz gerek miyor mu?

(Bugün bu zamanda hiç bir müslümanın tasavvuf erbabı kardeşimizin mazereti olamaz.İsterse helal olan gıdaları iyi güzel müslüman kardeşlerimize sorar öğrenir ve sadece onları evine koyabilir.

Bu konuda Akdeniz Toros diye bilinen güzel bir müessese var.Adapazarında ve muhtelif yerlerde beyaz ve kırmızı et üreten bu tesisler helal konusunda çok dikkatli olup Türkiyede bütün illerde satış noktalarıyla halkımıza hşizmet etmektedir.

Akdeniz Toros ürünlerine sucuk sosis salam tavuk et her bakımdan kefilim bendeniz de sadece bu ürünleri kermeslerde ve Kurslarda alıp seve seve yiyorum.Kurbanda büyükbaş hisseye kurslarımızda girerek yıl boyunca temiz ve helal et tüketiyor ibadetlerimin hebaen mensura olmasına fırsat vermemeye gayret ediyorum.)

***

KIRMIZI ETTE HELAL HASSASİYETİ..

Helallik başlıbaşına bir süreçtir.Her alanda bu süreç ihlal edilmemelidir.Bir etin helal olabilmesi için hayvan helalden üretilecek,hayvanın yediği helalden olacak,kesimi helal yoldan olacak ve etin içerisinde kesim sonrası haram şüpheli katkı maddeleri katılmayacak.

Bir misal verecek olursak hayvanın yediği kemik tozu vb.haram yem olsa olmaz,kesimde şok uygulansa olmaz kanı içerde kalır,kesilirken besmele kasten terkedilse,kesildikten sonra hınzır bağırsağına sokulup sucuk yapılsa içerisine haram katkılar katılsa olmaz.Helallik kaybolur bunlardan birisiyle.

Tarladan markete kadar her üründe bu durum böyledir.Affedersiniz hayvanın ahırından şarküteriye avm.raflarına girene kadar helallik süreci adım adım güvenle sağlanırsa bir et temiz tayyip ve helal olur.

Kırmızı ette yemler ve sonrasında kesimde besmele ve kesim şekli çok önemlidir.Bu sektörde çalışanlar ücretle çalışırlar günde 200-400 arası hayvanı keserek yevmiyelerini alırlar.İnsan hali olarak öğleden sonra bu çalışanlar yorulurlar.Besmeleyi unuturlar söylemeden keserler.

Bırakın besmele çekmeyi bu işi gönülsüz yapanlar küfri kelimeler sözler ederler ve bu paraya bu iş yapılmaz derler.Muhafazakar bir ilimizde bir Kurban Bayramında bir mezbahada kurbanımızı kestiriyoruz.Ben illa kasaba besmele çekmeyi ihmal ediyorsunuz ben getirdiğim kasaba kestirmek istiyorum diye ısrar ettiğimde müessese sahibi ne dese inanırsınız?

-Ben 30 yıldır bu mezbahayı çalıştırıyorum.İlk defa besmele çeken bir kasapta ısrar eden birisini gördüm.Çekse besmeleyi ne olur besmeleyi çekmese ne olur!!

Bu sektörde literatüre girmiş bir söz var.TREN veya 112 denilen.Hayvanın mezbahaya ölmüş olarak gelmesine tren veya 112 tabirini kullanıyorlar.Mezbaha çalışanları TRENin gelmediği gün yoktur diyorlarsa bu işte bir doğruluk payı vardır sanıyorum.

Hayvanın kesiminde bıçak kullanılacak,besmele çekilecek ve üç damar kesilip başı en son kesilerek çıkarılacak.İslami kesimde ŞOK kurşunla vurma bayıltma asla caiz görülmemektedir.

Şoklanan hayvan kesildiğinde uyur vaziyette olduğu için kanı içerde kalmakta bakara suresindeki dört husustan biri olan kanı yenilmek durumunda kalınmaktadır.Ölü hayvan,kan,hınzır eti ve Allahtan başkası adına kesilen hayvanların eti size haram kılındı buyurulmaktadır Ayet-i Kerimede..

Haram yiyenlerle,helalden yiyenler dine farklı ve değişik noktalardan bakarlar buyurmaktadır Din Alimler..Birisi dolu bardağın dolu tarafını görürken diğeri bardak boş diye ısrar etmektedir.

İnsanlara hınzır eti yiyor musunuz desek,sen ne diyorsun kardeşim der kavgaya girişir.Peki niye ölü hayvan etini yiyorsunuz ikisi de aynı değil mi?İşte bu yüzden bugün insanlar arzu edilen istikamete yönelemiyorlar.

Dışardaki insanlar dini meselelere meselere bizim gibi bakmıyorlarsa sebebi çok açık hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?Ayetinin muhtevasınca helali bilip bulup yiyenlerle haramı bilerek bilmeyerek isteyerek ve istemeyerek bilenler hiç bir olurlar mı?

Bir kaç yıl evvel bir videoda seyretmiştim.Röportaj Eyüp Sultanda geçiyordu.Belki 30 a yakın kadın ve erkeğe sual ettiler.Gusul abdestinin farzı kaçtır diye.Bir tane doğru dürüst bilen çıkmadı katılanlardan.

Ben müslüman değilim diyende vardı,Hacısı da vardı kapalısı da açığı da..Güleriz ağlanacak halimize.Sorsanız müslümanız elhamdülillah derler.Bu memleketin nasıl % doksan dokuzu müslüman anlamakta güçlük çekiyorum.
Gusülden habersiz yıkanmayan insanlar mı geziyor acaba sokaklarda.Gusul abdestini bilmeyip boy abdesti deyince anlıyanlar var.Kelimeyi Şehadeti,otuz iki farzı bilmeyenler var.Eskiden Hocalar 32 farzı bilmeyen damatla gelinin dini nikahlarını kıymazlardı biliyor musunuz!

***

BEYAZ ET-TAVUK VE KANATLI HAYVANLARIN ETLERİNDEKİ HELALLİK DURUMU..

Beyaz ette beslenme ve kesim şekli helallik durumuna tesir etmektedir.Birinci husus tavuk ve kanatlı hayvanların beslenmesidir ki dışardaki bir çok sektörde yer alan işletme sahipleri kesilen hayvanların kanını ayaklarını başlarını ve tüylerini hulasa herşeyini muhafaza ederek bunları belirli firmalara satmakta alanlarda bunları tavuk yemi yapımında kullanmaktadırlar.

Bu yemleri yiyen tavuklara sektörde YAMYAM TAVUK denilmektedir.Bu tavuklar hem cinslerini yiyerek beslenen tavuklardır.Bu tavuğu hem yemek hem de bu tavukları diğer eti yenen tavuklara ve hayvanlara yedirmekte dinen haram hükmündedir.

Helal kesim be besleme yapılan tesislerde sadece %22 yemden kaynaklanan maliyet artışı olmaktadır.Bu yüzden sektörde tavuklara ucuz kalitesiz ve helallik durumu şüpheli her türlü yem yedirilmektedir.

Bir diğer husus da tavukların kesimidir ki sektörde bir çok işletmede tavuklar kesime giderken başları aşağıda olarak kancalara takılır ve otomatik bantta kesime giderler.

Bu esnada tavuklar diğer kanatlılar çırpınmasınlar diye gagaları elektrik akımından geçirilir.Bu elektirkli sudan geçen tavuklar ufakta olsa bu akıma maruz kalınca bayılırlar şoka uğrarlar.Bunun amacı tavukların çırpınarak kanatlarına zayiat vermemeleri ve içlerinde bir miktar daha fazla kan kalmasıdır.

Bu sırada şoka maruz kalan tavukların onda ikisi üçü ölmektedir.Hayvanlar ölü olarak kesilmektedirler.Her bir tavuğa ayrı ayrı besmele çekilmemesi de ayrı bir hususdur.Tavukların içerde kalan kanlarıda parayla satılıyor.

Avrupada bu böyle olduğu gibi Türkiyede de hemen hemen tüm tesislerde bu bu şekilde yapılıyor maalesef..Yoksa %18 kanat zayiatı oluyor çırpınmadan dolayı.Bu kanatlar çorbalık olarak düşük fiyatla değerlendiriliyor.

Helal kesim yapan firmalarda bu olmuyor.Helal yedirmek uğruna bu zarara katlanılıyor.Kan kesimden sonra boşalıyor oradan banttan buhar kazanına veya haşlama kazanına gidiyor tavuklar.

55-60 derecede sıcak suda baştan ağşağı tavuklar haşlanıyorlar kolay yolunsunlar diye..Yüzlerce binlerce tavuk veya kanatlı hayvan aynı sudan içleri temizlenmeden geçiriliyor.Pislikler tavuğun etine ciğerine sirayet ediyor.

Bulaşık makinesindeki kirli su haşlama kazanındaki sudan on kez daha temizdir.Haşlanınca kolay yolunuyor ama içleri tüyleri temizlenmeden sıcak suya atıldıkları için tavuğun içerisindeki pislikler etine geçiyor.

Bu tavukları görseniz kokudan yanlarına on metreden daha az yaklaşamazsınız ama bunla kimyasal ilaçlarla kokusu alınmakta ve rafta bir hafta kadar dayanabilir hale getiriliyor.Yoksa bunlar bir günde kokar bozulurlar.

Kuru yolum öncesi buhardan geçirilen tesisler var.60-70 derece buhara maruz bırakılıp tüyleri kolayca yolunuyor.Burada da aynı durum geçerli içleri temizlenmediği için etine sirayet ediyor ve helallik durumu ortadan kalkıyor.

Burada aynı tesisler olmasına karşılık tek tek kesim içini temizleme ve sonrasında buharlı kuru yolum olsa helallik bir bakıma sağlanacak ama insanlar işin kolayıan kaçıyorlar.Aynı tesislerde kesim ve yolum yapan firmaların bir kısmı saatte 2000 tavuk işlerken,diğer firmalar saatte 12 bin tavuk işlemektedirler.

Kalan tüyleri sadece temizlemek için Akdeniz Toros firmasına ait tesislerde 10 personel görev yaparken bunun 25 katı büyük tesislerde sadece bir görevli gözle bakarak tüyleri temizleme kontrolünü sağlamaktadırlar.

Yenilen gıdalar vucudumuzun bir parçası olurlar.Bu gıdalar insanın ibadetlerine şahsiyetine tesir ederler.Ebul Abbas Ruzeni Hz.lerine tevbe eden kimsenin haram lokma yemesi nasıl olur.Haram lokma yiyebilir mi.Halbuki tevbe etmek haramı terk etmektir buyuruyorlar.

Bir kimse haram bir lokma yerse bu lokma nedeniye mide hararetlenir ısınır.Tıpkı kiremit ocağındaki kiremit taşı gibi kıpkırmızı hale gelir.Üzerine su atılsa kıvılcımlar çıkar kiremit ocağındaki kızarmış taşlar gibi.

Haram lokma o kişinin beynine gider.Daha sonra o kişini kalbi ölür.İmanını Allah korusun devam ettiremez.
Ebu Bekir Vera Hz.leri ben evimden çıkınca kimin helal kimin haram lokma yediğini hemen anlarım buyuruyorlar.

Ahbapları nasıl anlarsınız diye sual edince:Ben evden sokağa çıkınca insanlara sar-ı nazar ederim.Kim malayani dedikodu gıybetle meşgul oluyor ise onun haram ve şüphelilerden yediğini bunları yapmayanların da helal yediklerini anlarım buyuruyorlar.

21.09.2022//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU

Beğen

HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
Kayıt Tarihi:22 Eylül 2022 Perşembe 23:17:29

251.İSLAM ALİMLERİNİN VE TASAVVUF ERBABININ HELAL GIDA HASSASİYETİ.... YAZISI'NA YORUM YAP
"251.İSLAM ALİMLERİNİN VE TASAVVUF ERBABININ HELAL GIDA HASSASİYETİ...." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.