SÜLEYMAN Lemos YILDIZ
151 şiiri ve 121 yazısı kayıtlı Takip Et

KALLEŞLİK



KALLEŞLİK

KALLEŞLİK
“Kalleş” kelimesi Arapça kökenli. Sözlük anlamı: “Sözünde durmayan, güvensiz, dönekçe dav ranan, kurnaz, nankör kişi” olarak tanımlar. Kalleşlik, insanla var olmuş, O’ nunla yaşıt. İnsanlık tarihi, bir birine taş çıkartan, gün görmemiş kal leşlik hikayeleriyle dopdolu. Okuyunca, hayret edip,“Vay be!, Neler varmış bu a lemde” diyor insan.
Karamanoğulları Beyliği Beyleri, Osmanlı İmparatorluğuna karşı Anadolu Selçuklu Devletinin tek varisi/ va sisi ülküsüyle doğup büyümüşler ve beyliği yönetmişler. Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişip genişlemesin isteme dikleri için kıskanç lık krizine tutuldukları da olmuş. Osmanlı sarayından kız alıp vererek hısım ve akrabalığı geliştir dikleri halde bu ülkülerinden asla vaz geçmemişler. Her iki taraftan kayınbaba/kaynata, damat, dayı, yeğen, kuzen birbiriyle amansızca, zor günlerde arkadan kalleşçe saldırarak savaşmış. Savaştıkça kaybeden Karamaniler olurken savaşın bedelini canıyla ödeyip şehit düşmüşler. Kalleşlik ve hıyanetten de ders çı karmak lazım. Zira, şer’de de bir hayır olduğun unutmamak gerekir.
Osmanlı İmparatorluğu Padişahı Orhan Gazi oğlu Hüdavendiğar 1. Murad, 1389 y.da Hristiyan müttefik ordularıyla Kosova’da yapılan savaşı kazanır. Ancak, savaş meydanında Miloş Kobiloviç isimli bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit edilir. Babasının yerine padişah olan Yıldırım Bayezid, düşman askerleri kovalayan kardeşi şehzade Yakub Çelebi’yi huzuruna çağırtarak cellatlara boğdurur. Yıldırım Bayezid’in sultanlığı, insanlık tarihinde olduğu üzere kalleşçe kardeşini öldürtmek le başlar. Yıldırım Bayezid’in eline kalleşliği sonucu kardeş kanı bulaşır.
Payitahtta acımasızca başlayan bu uygulama, Padişah I. Mehmet Çelebi (1413), II.Murat (1359), Fatih Sul tan Mehmet (1451), II.Bayezid (1481), Yavuz Sultan Selim (1512) devrinde en sert şekilde görülür. Kanuni Sultan Süleyman (1520) tek şahzede olduğu için kardeş kanına eli bulaşmaz. Ancak, Kanuni oğlu II. Selim’ le (1566) kardeş kıyımı tekrar devam eder ve Sultan III. Mehmed (1595) tahta çıkınca bir seferde 19 kardeşin öldürtür. Vefat edince yerine geçen on dört yaşında ki oğlu I. Ahmet(1603) ise, bu zalimliği ilk kez uygulamaz. Saltanatı kardeşin kardeşe hiyanetiyle lekelenmez.
Diğer taraftan Karamanoğulları Beyi Alaaddin Ali, Padişah Hüdavendiğar I.Murad’ın kızı Nefîse Sultan’la (Melek Hatun) evli. Yani Yıldırım Bayezid’in enişte si. Y. Bayezid’in kardeşi Yakup Çelebi’yi kalleşçe öldürtmesi üze rine eniştesi Alaeddin Ali Bey, Osmanlı’ya savaş açarsa da yenilir. Y. Bayezid’in huzuruna getirilen Karamanoğlu Beyi burada kayınçosu Yıldırım’a; “Sen bey isen, ben de bey’im” deyince idam edilir. Y.Bayezid, kız kardeşi Nefise Melek Hatun ile yeğenlerin Bur sa’ya götürüp göz hapsine alır. Ankara Savaşı’nda Y. Beyazıt’ın yenik ve esir düş mesi üzerine Bursa’ya gelen Timur, Karamanoğlu şehzadeleri Mehmet ve Ali Beyleri serbest bıraktırır. Mehmet Bey larende’ye gidip Karaman Beyi olur.

Şikari Karamanoğulları Tarihinde (Karamanname); Karamanoğulları Beyi İbrahim Bey; 1453 y. da Fatih Sultan Meh med, İstanbul’u fetih eyleyince Veziri Ahmed Pa şa’yı İstanbul’a mübarek olsun’a gönderir. Vezir Ahmed Paşa İstan bul’a varıp üç ay sakin olup İbrahim Bey’in mübarek-bâdâ (hayırlı olsun) mektubunu verdi. Bir gün Fatih Sultan Mehmed, Ahmed Paşa’yı çağırıp: “Eğer Karamanoğlu İbrahim Beye bu zehiri verip helâk edersen diyar-ı Karaman’ı sana ebedi veririm” der. Kalleşlik tüten bu rüşvet payesi üzerine,“Karamanoğlu Vezir-i bî-din (dinsiz vezir) Ahmet Paşa zehri alıp Larende’ye geldi. Bir miktarda yaş üzüm aldı. Ol zehri bir salkım üzümün içine zarafetle (incelikle) işledi. Bir tabağa başka üzüm koyup İbrahim Bey’in önüne götürdü. İbrahim Bey üzümü görüp taze üzüm hoş gelip yedi. Daha var mı diye sual eyledi. Vezir-i lâîn Ahmet, zehirli üzümü götürdü, İbrahim Bey alıp yedi. Fi’l-hal zehir kâr edip (etkisini gösterip) yıkıldı. Alıp sarayına götürdüler. Yirmi altı gün yatıp vefat eyledi. Karamanoğullar Veziri kalleş Ahmet Paşa, zehir verdikten sonra Larende’den kaçıp İstanbul’a gitti. Fatih Sultan Mehmed Han buyurdu.“-Hayrı olsa Beyine olurdu” Bu söz üzerine Ahmet Paşa’yı astılar.”

Karamanilerin Beyi Ala’eddin Ali oğlu 2. Mehmed Bey, Osmanlı Fetret devrinde yaşanan iç karışıklıktan yararlana rak 1413 y. da Bursa’yı kuşatma altına alır. Şehri, Yeşil Türbe’nin mimarı Hacı İvaz Paşa savunur. Bu savunmayı aşamayan 2. Mehmed Bey, geri çekilir. Bu esnada türbede bulunan Yıldırım Bayezid’in kemikleri çıkartarak yak tırır. Bu eylem üzerine askerlerden biri; “Osmanoğlu’nun ölüsünden bu kadar korkarsın, Ya dirisi gelseydi?” de yince askeri hemen idam ettirilir.

Padişah Kanuni Sultan Süleyman Han’ ın sağlığında şehzade Mustafa’nın katlinden sonra şehzade Selim ve şehza de 2. Bayezid arasında içten içe taht kavgası başlar. Sarayda etkili ve yetkili mevkide bulunan paşaların, kendi şeh zadesi lehine olacak şekilde hain tasarrufları çekişmeyi iyice körükler. Hatta şehzade 2. Bayezid, babasının ordusuy la savaşmaya kadar işi götürse de yenilip oğlu Orhanla Amasya’ya kaçar. Buradan babası Kanuni Süleyman Hana; “-Pişmanlık duyduğu, Kendisi ve dört oğlu için af istediğin” belirten bir mektubu padişaha gönderir. Mektup Kanu ni’ye ulaşmadan Paşalarca ele geçirilip yok edilir. Geçen sürede babası Kanuni’den sabırsızlıkla olumlu bir cevap almayı çok bekler. Nihayetinde takip eden Osmanlı ordusundan kurtulmak için İran’a kaçar. Safevi Devleti hüküm darı Şah Tah masp’a (1559 y. da) sığınır. Şehzade 2. Bayezid’i sultan gibi karşılayan Şah Tahmasp’ ın amacı, kalleşlik ederek tüccar zihniyetiyle şahsına/devletine çıkar sağlamak. Osmanlıya karşı üstünlük kurmak. Fakat; bu gizli plan larını bir kenara koyarak (içi başka dışı başka örneği) şehzade 2. Bayezid’e; “ Şehzade Bayezid, ailesi ve paşaları as la Kanuni Sultan Süleyman’a teslim etmeyeceğim” der. Bu sözlere inanan şehzade 2.Bayezid, geleceğiyle ilgili deği şik rüyalar görmeye başlar.

Kanuni Sultan Süleyman Han ve oğlu şehzade Selim, şehzade 2. Bayezid’in İran’da Şah Tahmasp’la birlikte olduğun öğrenir. Kaçak şehzade 2.Bayezid’in kendilerine teslim edilmesi için Şaha defalarca mektup yazarlar, elçilerle de ğerli hediyeler gönderirler. Yazışmalar sonucunda Şah Tahmasp istediğin elde eder. Fakat şehzade 2.Bayezid’e, yemin ederek verdiği; “Şehzade 2. Bayezid, ailesi ve paşaları asla Kanuni Sultan Süleyman’a teslim etmeyeceğim” sözü sorun olur. Yemini bozma dan sorunu çözmek için çare ararlar. Şah Tahmasp’ın yeminin aşmak için padişah Kanuni Süleyman’ın yerine şehzade Selim İran’ a bir ekip gönderir, şehzade bu eki be teslim edilerek sorun aşılır, yemin bozulmamış olur. Böylece Safevi Şah Tahmasp, Kanuni Süleyman’dan kazandıklarının yanına geleceğin Os manlı Padişahı şehzade Selim’in dostluğunu da katar. Bir müddet sonra Şah Tahmasp, Padişah Kanuni Sultan Sü leyman’a bir mektup göndererek oğlu şehzade Bayezid ile dört torununun eceliyle vefat ettiğin bildirip hem kendi ni hem de Kanuniyi teselli eder. Türk tarihinde bu hadiseye benzer bir kalleşliğin, Rodos şövalyeleri, Fransızlar ve Vatikan Papalık içlemesinin Fatih Sultan Mehmet Han oğlu Cem Sultan için Osmanlı imparatorluğuna karşı sergilen miştir.

İnsanlık tarihinde kin duygusu kaynaklı ilk kalleşlik Habil ve Kabil kardeşlerden Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi hadisesi. Kardeşlerin kardeşliği, dostluğu menfa at üzerine mi kurulu. Kardeş kardeşin, dost dostun yüzüne baka baka, punduna getirince sırtından kalleşçe hançerlemek insanca ve ahlaklı bir davranış olamaz. Mertlik ve yiğitlik yerlerde sürünür. Kişisel menfaat her insani değerin önüne geçer. Kişisel çıkar söz konuysa erdem, fazilet ve saygı, dostlukla kardeşlik bir ayrıntı mı ? insanlık için…

Kaynak: (*- J.V. Hammer- Osmanlı Tarihi- 2.cilt)
*- Şikari Karamanoğulları Tarihi

Süleyman YILDIZ
(Lemos5303)

Beğen

SÜLEYMAN Lemos YILDIZ
Kayıt Tarihi:12 Mayıs 2022 Perşembe 12:48:58

KALLEŞLİK YAZISI'NA YORUM YAP
"KALLEŞLİK" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.