SİLÜET
30 şiiri ve 10 yazısı kayıtlı Takip Et

NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN RUHSAL YANSIMALARI



Narsisizmde bipolar bozukluğa benzer şekilde birbirine paralel gelişmiş iki benlik örüntüsünden söz edebiliriz: Maske benlik ve maske benliğin hor ve hakir gördüğü; yetersizlik, değersizlik ve suçluluk atfettiği gerçek benlik. Maske benliğe "sahte benlik", gerçek benliğe "iç çocuk" da diyebiliriz. Kişilik oluşum evresinde iç çocuğun yaşadığı travmalar ve hayal kırıklıkları, ebeveynlerinden hak ettiği ilgi, sevgi, onay ve takdiri alamayışı, huzursuz ve güvensiz aile ortamı gibi birçok nedene bağlı olarak maske ya da sahte dediğimiz ikincil benlik/kişilik oluşmaya başlar. Burada amaç bir çeşit koruma mekanizması oluşturmak ve iç çocuğu dış dünyanın fiziksel ve duygusal saldırılarından korumaktır. Her ne kadar maske kişilik, narsisistin kendisi tarafından oluşturulmuş olsa da bilinç düzeyinde değil, bir çocuk olarak kontrolü sağlayamadığımız bilinçaltı düzeyde oluşur ve büyük ölçüde narsisistin iradesinden bağımsızdır. Aynı zamanda bilinçle müdahale edilip değiştirilmesi de neredeyse imkansızdır. Bilhassa gizli narsisizmde irade bütünüyle bilinçaltının komutları ile hareket eder. Öyle ki kalkıp dişlerini fırçalamak bile ciddi bir iç çatışmaya neden olur. Beyin sürekli olarak gerçek benlikle sahte benliğin çekişmesine maruz kaldığından, gün içinde elde edilen enerjinin büyük bir kısmını bu çekişme esnasında kullanır. Dolayısı ile narsisiste; bir evlat, anne, baba ya da eş olarak sorumluluklarını yerine getirecek enerji kalmaz. Kafasının içinde, kişilik oluşum evresinde yaşadıkları ve hissettiklerine bağlı olarak gelişmiş tepkisel inanç kalıplarının yönlendirmesiyle açığa çıkan benlik bütünlüğünü sağlamaya yönelik ve büyüklenmeci, hem kendini hem de çevresini ötekileştirici, mükemmeliyetçi, hataya prim vermeyen korku ve kaygı dolu fanteziler yüzünden düşünceleri, geçmiş ve gelecek arasında sürekli gider gelir. Depresif davranışlarının ana sebebi bu fantezilerdir. Manik dönemlerinde ise duyguları farklı bir seyir gösterir. Bir daha eskisi gibi olmayacağına, öfkelenmeyeceğine ve aktif olacağına dair, aslında tutamayacağı sözlere manik dönemlerde verir. Yeni bir ilişkiye ya da işe başladığında sergilemiş olduğu yüceltici ve coşkulu davranışlarını bu çabaya örnek verebiliriz. Zira eski ilişkisi ya da işinden kaynaklı benlik bölünmesi ve imaj bozulmasının ortaya çıkardığı utanç duygusundan yeni iş ve ilişkide kurtulma umudu doğmuştur. Şevkle başlar ve olmak istediği insan olabilmek adına gayret eder. Ne var ki şevk ve heyecan insanlarla olan iletişim ve teması arttıkça etkisini yitirecektir. Gerçek benliği olan iç çocuğunun var olma ve fark edilme arzusu maske kişilikte zamana ve yaşananlara bağlı çatlaklar oluşturacaktır. Narsisist her ne kadar coşkun hissettiği ve sorunları çözdüğüne inandığı dönemlerde, bir daha depresyon yaşamayacağını sansa da genellikle normal bir insanın gülüp geçeceği, çok basit bir sebepten yeniden depresyona girebilir. Manik dönemde coşkunluğu ve heyecanı kaybetmemek adına bastırılarak yok sayılan duygular anlık patlamalarla açığa çıkar ve depresif dönemi başlatırlar.

Narsisizmde en temel duygu derin utanç duygusudur ve oldukça acı vericidir. Çocukluğunda reddedilme, küçük düşme ve hata yapma korkularını yoğun yaşayan narsisist; reddedilmemek, küçük düşmemek ve hata yapmamak için azami çaba sarf eder. Bilir ki bu üç korkusunun gerçekleşmesi demek neticesinde yoğun ve derin bir utanç duygusu yaşayacağına işarettir. Bu nedenle eleştirilmekten mümkün olduğunca kaçınacak ve eleştirildiğinde sert tepkiler verecektir. Eleştiri, olmak istediği insan imajının şekillendiği maske kişiliğinin yara almaya başlaması ve hor gördüğü iç çocuğun görünür hâle gelmesi anlamına gelir. Narsisist genellikle açılan bu yarayı tedavi için ya kendini normalleştirmeye ya da eleştireni küçümsemeye kalkışacaktır. Bu çabasının anlaşılmaması adına içsel bir dayatmanın etkisiyle zaman zaman ajitasyona ve manipülatif tekniklere başvurabileceği gibi, tevazu sahibi insan kisvesine de bürünebilir. Neticede yaşanacak derin utanç duygusu bu şekilde kurtulmaya çalışabilir.

Narsisistik yapının daha iyi anlaşılması açısından somut bir örnekle devam edelim. Sigara kullanımının ne kadar kötü olduğu, insan bünyesine ve ekonomisine etkileri herkesçe bilinir. Ama buna rağmen toplumda azımsanmayacak kadar çok insan sigara içmeye devam eder. Hatta zararlarını kabul etmekle birlikte "az içiyorum, kahveyi sigarasız içemiyorum, sadece dostlarımla muhabbet ederken içiyorum, bir sigaramız var işte" gibi ifadelerle sigara kullanımını normalleştirmeye ve kendini kandırmaya çalışanlara bile tesadüf ederiz. Narsisizmde de aynı durum geçerlidir. Narsisist de her insan gibi kibrin, bencilliğin, yalanın ve riyanın dini ve ahlaki açıdan ne kadar kötü olduğunu bilir ancak sigara bağımlısının sigarayı bırakamaması gibi o da narsisistik eğilimler sergilemekten kurtulamaz. Zaman içerisinde narsisistik yapı, bir çeşit benlik bölünmesini önleme vasıtası haline geldiğinden narsisistik duygu ve düşünceleri, büyüklenmeci fantezileri ve üstünlük hissini normalleştirerek narsisistte suçun hep başkasında olduğu algısını oluşturur. Kendisi aslında ideal insandır ve duygu patlamalarını başkalarının kendisini incitmesi neticesinde yaşıyordur. Onlar söz ve davranışlarına dikkat etseler, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirseler hiçbir sorun çıkmayacaktır.

Gizli narsisizmde ruh hali aşağı yukarı bu şekildedir. Fakat narsisizmin bir diğer çeşidi olan büyüklenmeci ya da aleni narsisizmde farklı dinamikler söz konuşudur. Büyüklenmeci narsisistler gizli narsisistler gibi duygularını söylem ve eyleme dökmekten imtina etmezler. Ellerine geçen fırsatta övünmekten ve başarılarını abartmaktan, deyim yerindeyse kendilerini insanların gözlerine sokmaktan imtina etmezler. Hemen her konuda mükemmel oldukları algısını oluşturmaya çalışırlar. İç dinamikleri farklı olduğundan daha dışa dönüktürler. Düşünce ve planlarını hayata geçirmekte gizli narsisistler kadar zorlanmazlar. Fark edilmeleri ve tanımlanmaları kolaydır. Maske benliklerini daha fazla yüceltebilmek için mübalağa ve manilasyona başvururlar ancak ajitasyon yapmaktan, mükemmeliyetlerini zedeleyeceği kaygısıyla kaçınırlar. Görünürde özgüven sahibi olmalarına rağmen klinik yeterliliği olan biri tarafından rahatlıkla teşhis edilebilirler.

Ana Karakterler:
Narsisizm, Narsisist,

Beğen

SİLÜET
Kayıt Tarihi:13 Şubat 2022 Pazar 14:48:53

NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN RUHSAL YANSIMALARI YAZISI'NA YORUM YAP
"NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN RUHSAL YANSIMALARI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
İBRAHİM YILMAZ
3 Mart 2022 Perşembe 12:43:24
"Maske benliğe "sahte benlik", gerçek benliğe "iç çocuk" da diyebiliriz. Kişilik oluşum evresinde iç çocuğun yaşadığı travmalar ve hayal kırıklıkları, ebeveynlerinden hak ettiği ilgi, sevgi, onay ve takdiri alamayışı, huzursuz ve güvensiz aile ortamı gibi birçok nedene bağlı olarak maske ya da sahte dediğimiz ikincil benlik/kişilik oluşmaya başlar."
Alıntıladığım cümleniz özellikle anne-baba adayları ve öğretmenlerin çocuklara ve öğrencilere yaklaşımlarında birinci davranış biçimi reçetesi olmalı.
Narsisizim denince Babalar ve Oğullar romanını ve eleştirisini anımsadım.
Davranış bilimleri alanında ne kadar yetersisiz toplum olarak. Eğitim-öğretim sistemlerinin örselendiği ve halkımızın büyük çoğunlukta aydınlanma yaşamadığı ülkemizde sizleri gibi değerlerin aydınlatmacı yazıları çok değerli.
Emeğe ve sanata saygımla esen kalın.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SİLÜET Yazının sahibi 3 Mart 2022 Perşembe 16:44:58
Teşekkür ederim. Aydınlanma kendin olmakla mümkündür. İdeolojik gerekçelerle ifade edilen aydınlanma dayatmadır.
İsabella
14 Şubat 2022 Pazartesi 08:17:43
Aklıma eski çalıştığım kurumdaki şefim geldi. Odada 16-17 kişiydik, hep beraber çalışır dönemi kapatırdık ay sonu gelince diğer hastanelerle karşılaştırma yapardık. Sanki herşeyi kendi başarmış gibi bu ay da ben birinci oldum derdi :)

Şu da bir gerçek pazarlamasını iyi yapardı, ağzı laf yapan işi götürüyor öyle ya da böyle. Narsistler ama başarılılar da :)
Bizde koyun gibi arkasında sürüyüp gittik. Bazen sesimizi çıkardık bazen boşver deyip işimize baktık.

Emekli oldu artık.. fakat güzel anılmak çok önemli.
İşine olan gayretinin yanında bencilce çalışan bir büyüğüm olarak kaldı hatıralarımda nedense. Ve aynı zamanda narsistmiş de :)

Saygılar kaleminize.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SİLÜET Yazının sahibi 14 Şubat 2022 Pazartesi 10:48:00
Teşekkür ederim. Büyüklenmeci, bir diğer ifade ile açık narsisistler kibirlerini ve nefslerine yükledikleri abartılı özdeğeri ifade etmekten çekinmezler. Sahip oldukları makam ve rütbeyi nefsi arzularını tatmin için rahatça kullanabilirler. Her fırsatta övünmeyi ve basit başarılarını bile abartmayı severler. Kendilerini ısrarla yüceltirler ki diğerleri, kendisinin karşısında korksun, yetersizlik hissedip saygı göstersinler. Aslında bütün bu çabalarının yegane amacı gerçek kişiliklerine maske kişiliklerince atfedilen yetersizlik ve değersizliği kamufle etmektir. Zayıflıktan, en iyi olamamaktan ve hata yapmaktan çok korkarlar. Ortada bir yanlış varsa suç kendilerinin değildir asla. Hatayı kabullenseler bile başkalarının hataları yüzünden kendi hatalarının, kendiliğinden açığa çıktığını iddia ederler. Kısaca ortada iyi birşey varsa kendilerinin, kötü birşey varsa başkalarınındır. :)
Necati Kavlak
13 Şubat 2022 Pazar 20:24:25
SİLÜET Hocam!

Değindiğiniz konu TC için gerçekten çok önem arz eden bir konu.
Bu makaleye can suyu verdiğinize göre, Dr. Mustafa Altıokların
Manifesto gibi savunmasına da bir göz atmış olmalısınız..
Yazınızı okuyunca, Altıokların kulağını çınlatmadan geçemedim.
Yazan yürek ve kalemi kutlarım.
Esen ve mutlu kalın.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SİLÜET Yazının sahibi 13 Şubat 2022 Pazar 20:33:28
Teşekkür ederim. Bahsettiğiniz savunmayı okumadım ama kulak dolgunluğum var. Konuyu siyasi mecraya taşıma gayretiniz anlamsız. İyi akşamlar.
HERFE
13 Şubat 2022 Pazar 19:46:59
Son paragrafa göre çevremdekilerin büyük kısmı narsistmiş dedim :)
Kaleminize sağlık.

7 cevap yazılmış Cevap Yaz


SİLÜET Yazının sahibi 13 Şubat 2022 Pazar 20:03:28
Teşekkür ederim. Şehirleşme ve sanallaşmanın olumsuz bir getirisi olarak birbirimizden ve doğadan gitgide kopuyoruz. Bu kopuş yalnızlaşmamıza neden oluyor ve içimizde doğal olarak var olan, olması da gereken narsisizm patolojik bir boyut kazanmaya başlıyor. Sanırım ilerleyen yıllarda narsisizmayla daha sık karşılaşacağız. Bu arada şairler narsisistik açıdan potansiyel insanlardır. :)
HERFE 13 Şubat 2022 Pazar 21:12:34
çok ilginç :)
HERFE 14 Şubat 2022 Pazartesi 12:07:14
Şair ve yazarlar dediniz ama asıl narsistler politikacılar bence :)
HERFE 14 Şubat 2022 Pazartesi 12:07:29
Şair ve yazarlar dediniz ama asıl narsistler politikacılar bence :)
SİLÜET Yazının sahibi 14 Şubat 2022 Pazartesi 21:08:48
Narsisizm siyasetin doğasında vardır. Farklı dini, siyasi, ideolojik ve etnik özelliklere sahip kitleleri bir arada tutmaya ve memnun etmeye çalışmak kendiliğinden siyasi narsisizmi doğurur. Bu yüzden siyasiler gerçek duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmek yerine siyasi anlayışlarının, ideolojilerinin ve hitap ettikleri kitlelerin yönlendirdiği şekilde, kırmızı çizgilere temas etmeden konuşmaya ve davranmaya mecbur olurlar. Hatta zaman zaman daha fazla kitle kazanmak adına siyasi anlayış ve ideolojilerine aykırı söylem ve eylemlerde dahi bulunurlar. Bu da siyasi ikiyüzlülüğü doğuracaktır. Perdenin önünde konuşulan ve yapılanlarla perde arkasında söylenip yapılanlar farklılık arz edebilir. Söylenenlerin uygulama alanına hiç dökülmediği durumlar olduğu gibi söylenenlerle yapılanlar birbirine taban tabana zıt da olabilir. Siyasetin doğası budur ne yazık ki. Böyle bir ortamda çalışma yürüten bir insanın doğuştan var olan narsisistik çekirdeği de ister istemez büyüyecektir.

Şairlerde ise durum biraz farklı. Hayaller ve soyut kavramlarla çok fazla ilgilendikleri için zamanla dış dünyanın gerçekliğinden kopup zihinlerinde inşaa ettikleri sanal dünyada yaşamaya başlayabilirler. Bu onları ânı yaşamaktan da koparabilir. Beğenilme ve onay görme arzuları sonu gelmeyen bir arayışa dönüşerek narsisistik çekirdeklerini büyütebilir. Aynı yorumu bütün şiirlere kopyalayıp yapıştıranları ve sürekli sadece birbirlerine yorum yapanları bu onay arayışına örnek verebiliriz.
Düzenleme:14.2.2022 21:13:10
HERFE 14 Şubat 2022 Pazartesi 21:24:39
Onaylanma ve beğenilme ihtiyacı çocukluk dönemimizden gelen, yetiştirilme tarzımızla alakalı sanırım. Daha çok özgüven eksilikliği olan içe kapanık bireylerde var... yetişkinlik dönemlerimizde de kaygı bozukluklarıyla ortaya çıkıyor. Hiçlik, güvensizlik, mükemmelliyetçilik, boşluk duyguları tetikliyor. Sosyal medya kullanımında takipçi ve beğenilme olayları da ticari kaygıyla başlayıp alışkanlığa dönüşüyor.

Bu ortamda şiir paylaşan şairlerimizin beğeni kaygısı yok, zaten yorumlardan da anlaşıldığı gibi "herkes mükemmel " yazıyor :)

Şiir paylaşmakta amacım şiiri karşıdan görüp hatalarımı düzeltmek adına.Ekranda bakınca başkası yazmış gibi oluyor ve hatayı görüyorum...Pek çok arkadaşım da bu şekilde.. Bir de eleştirel bakış açısı şiiri geliştirir, farklı bakış açıları ortaya koyar diye düşünerek ekliyorum işte :) Ama tepki de bekliyoruz ister istemez bu da bir gerçek :)) Hepimiz narsistiiiiiz !

Yarattığımız sanal dünyalar maalesef ki pek çok kişinin çöküşüne neden olacak ve oldu...Yakınen tanıdığım bu tarz sorun yaşayan insanlar var...
Maskeler arkası sanal birer bağımlıyız çoğumuz aslında...Sanalda olup aksini iddia edenlere inanmıyorum...
Narcissus'a benzemez inşallah sonumuz....

SİLÜET Yazının sahibi 14 Şubat 2022 Pazartesi 21:46:27
Aslında hem bireysel, hem toplumsal manada insanları, hayatı ve kaderi kafamızın içinde oluşturduğumuz kalıplara sokmaya çalışmak yerine, akış üzerinde cüzi irade sahibi olduğumuzu, külli iradenin sınırlarını her ihlal ettiğimizde bunun bize bireysel ve toplumsal huzursuzluk olarak döneceğini bilinçaltı düzeyde kabullenebilsek sorun çözülecek ama bunun için ya ağır travma yaşamamız ya da uzun süreli terapi almamız gerekiyor. Ne yazık ki bizde bu kültür halen oturmuş değil ve psikoloğa gitmek hem alaycı bir tepki çekiyor, hem de anlamsız karşılanıyor. Sanırım toplumsal algı "bende sorun yok, öteki suçlu" anlayışından, "sorun bende, kabahatli benim" anlayışına dönüşmese bile en azından "bende de bir sorun olabilir" boyutuna taşınmadan narsisizm huzurumuzu kemirmeye devam edecektir.
Ahmet Zeytinci
13 Şubat 2022 Pazar 15:46:46
Kendini sevmekle başlıyor her şey lakin işte bu tutku derecesine dönüştüğü zaman narsisizm başa gelen bir bela olarak insanı esir alıyor. Sonrası ise yıkıcılık. Hele de bu tipler Adolf Hitler gibi, Josef Stalin gibi, General Franko gibi kilit noktalarda siyasetin içindeyseler bunun cezasını da masum insanlar çekiyor... Geride kalan yıkım, toplumsal şizofreni birbirini sürekli ötekileştiren insan toplulukları... Sen sağcısın ben solcuyum öbürü bilmemneci... Yirminci Yüzyılın en büyük düşünürlerinden Dr. Erich Fromm bu konuyu kitaplarında sıkça işlemiş ve de önemli tespitlerde bulunmuştur. En güzeli bu tiplerden, narsistik kişilik bozukluğu olan tiplerden uzak durmaya çalışmak. Geçmişte edebiyat sitelerinden tanıdığım bir kardeşim vardı, rahmetli oldu, ismini vermeyeceğim, orta düzeyde yazılar yazardı, güne gelmişliği de olmuştur edebiyat sitelerinde, belki beş on kere, Nobel almaktan filan bahsederdi... Tevazu ve alçakgönüllülük ile yola devam diyelim... Böbürlenmek mi? İsra 37 açık ve net bu konuda ''Yeryüzünde böbürlenerek yürüme çünkü sen ne yeri delebilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.'' Özetle güzel bir yazı olmuş kutlarım içtenlikle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SİLÜET Yazının sahibi 13 Şubat 2022 Pazar 21:43:51
Teşekkürler Ahmet bey. Birçok insan farklı ruh hallerinden habersiz, narsisizmi normalleştirerek ve sahip olduğu inanç kalıplarının dışındaki herşeyi ötekileştirerek yaşıyor. Fakat tamamen içsel bir olay. Bilinçaltı düzeyde yaşanıyor. Ağır bir travmaya maruz kalmadan ya da terapi almadan da bilinç düzeyine çıkmıyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.