MEHMET SAİT KAYA
10 şiiri ve 5 yazısı kayıtlı Takip Et

BEDÜZAMAN HAZRETLERİ



HASAN HÜSEYİN ATEŞ VE
BEDİÜZZAMAN
Mehmet Sait KAYA
Bediüzzaman, Denizli mahkemesinin verdiği beraat kararından sonra bir müddet Denizli’de bekletilir.
Daha sonra yeni sürgün yeri Emirdağ’a gönderilir. Bu defa işi sıkı tutan gizli düşmanları halkın arasına korku verip ona yaklaşmak isteyenleri uzaklaştırmayı denerler. Daha sonra akla hayale gelmez iftiralar atarak ona maddî ve manevî baskılara devam ederler. Bediüzzaman’ın dünya ile ilişkisini kesmek için kapısını dışardan kilitleyince Bediüzzaman da kapısını içerden kilitler. Bu da yetmezmiş gibi iki sivil polis de kapısında bekletilir. Böylece tam tecrit içerisinde talebeleriyle bağını koparıp risalelerin ihtiyaç duyan gönüllere ulaşılmasını engellemeye çalıştılar. Talebeleri ise bu tecriti kırmak için yeni yollar aramaya başladılar.

Bediüzzaman’ın Emirdağ’da oturduğu Horonsan tipi kerpiçten evi çift cepheliydi. Bir tarafı Bolvadin yoluna; diğer tarafı da uzun çarşıya bakardı. Bediüzzaman evin üst katında kalıyordu. Alt kattan üst kata ahşap merdivenle çıkılırdı. Evin kapısı ise Bolvadin Caddesi tarafına açılırdı. Uzunçarşı tarafından kapısı yoktu, pencereleri vardı. Evin pencereleri hafif cumbalıydı. Oradan hem hükümet konağı hem de Bolvadin Caddesi gözükürdü. Ev ise Durmuş Ağa’ya aitti. Bediüzzaman’ın evine bitişik dükkânın sahibi Sabri Ateş’ti. Emirdağlılar tarafından “Ateşoğlu” lâkabıyla anılırdı. Sabri, dükkânında yün dokuma ipliklerini kök boya ile boyardı. Sabri Ateş’in dört oğlundan biri olan Hasan Hüseyin, dükkânda sürekli babasına yardım ederdi. 14-15 yaşlarında olan Hasan Hüseyin daima Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunur en sıkıntılı zamanlarda onun yardımına koşardı.

Talebeler Bediüzzaman’a kurulan tecriti kırmak için Sabri Ateş’in alt kattaki dükkân duvarından üç beş kerpiç çıkararak duvarda bir delik açar ve Risaleleri o küçücük delikten dünyaya yaymaya devam ettiler. Talebeler ile Sabri Ateş anlaşarak Bediüzzaman’ın evine bitişik boyacı dükkânına, boyanacak ipler heybelere konularak altlarına da tashih edilecek risaleleri yerleştirmeye karar verdiler. Duvardan çekilen kerpiçlerle risaleler Bediüzzaman’a verildi. Kitaplar tashih edildikten sonra yine heybelere konarak boyanmış iplerin altına konularak dükkândan çıkarılarak söylenen adreslere Nur postacıları aracılığıyla gönderilirdi. Boyacı dükkânın hemen girişinin sağ tarafında iplerin boyandığı bir tezgâh vardı. Sol tarafta odun ateşiyle ısıtılan ve iplerin içine konduğu büyük kazanlar ve biraz ileride büro amacıyla kullanılan kapalı bir alan vardı. Ayrıca boyanan iplerin kurutulmak için asıldığı yerin hemen yanındaki duvarından kerpiçler çıkarılırdı. İşte Bediüzzaman’ın evi ile irtibat sağlanan yer tam burasıdır. Bu zor zamanda Hasan Hüseyin Ateş, babasıyla ateşten gömleği giyerek topyekûn tecrite karşı korkmadan cesaretle risalelerin dünya ile buluşmasını sağlamışlardır.

Sonraki yıllar Hasan Hüseyin büyüdü ve askere gitti. Askerlikte şoförlüğü öğrendi. Teskere dönüşünde babası ona bir taksi aldı. Baskıların azaldığı bu yıllarda Hasan Hüseyin, Bediüzzaman’ı havadar yerlere götürmeye başladı. Bediüzzaman da ona hizmeti karşılığında bazen 25 kuruş bazen de 15 kuruş verirdi. Hasan Hüseyin, o paraları alır ve bereket getirir diye saklardı.

Bir gün Hasan Hüseyin’in annesi başına ağır bir darbe alır. Bu darbe sonucu gözlerinde kıvılcımlar çakar ve sürekli bir baş dönmesi ile karşı karşıya kalır. Bu ağrıları yaklaşık bir yıl kadar devam eder. Doktora götürmelerine rağmen bir çare bulamazlar. Sonunda annesinin isteğiyle Hasan Hüseyin’in babası durumu Bediüzzaman’a anlatır ve ondan duâ ister. Bediüzzaman, “Allah şifasını versin, kaygısız ol sen!” dedikten birkaç gün sonra Hasan Hüseyin’in annesinin rahatsızlığı geçer ve iyileşir.

Bediüzzaman, Emirdağ’a son gelişinde taksiyle Hasan Hüseyin’in dükkânının önünde durur. Hasan Hüseyin koşarak yanına gider ve onun elini öper. Bediüzzaman, “Hasan çok hastayım bana duâ et!” dedikten sonra Emirdağ’dan ayrılır. Hasan, Bediüzzaman’ın daha sonra Urfa’ya gittiğini duyar ve vefat haberini alır almaz Urfa’ya gidip Bediüzzaman’ı son yolculuğuna uğurlayanların arasında yer alır.

Hasan Hüseyin Ateş, ömrünün sonuna kadar Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar’a bağlı bir hayat sürmüştür. 1929 senesinde Emirdağ’da doğan Hasan Hüseyin Ateş, 20 Ekim 2006 tarihinde Emirdağ’da vefat etmiştir.

#Kaynak:

Ömer Özcan-Ağabeyler Anlatıyor-5

[email protected]
09 Ocak 2022, PazarHASAN HÜSEYİN ATEŞ VE
BEDİÜZZAMAN
Mehmet Sait KAYA
Bediüzzaman, Denizli mahkemesinin verdiği beraat kararından sonra bir müddet Denizli’de bekletilir.
Daha sonra yeni sürgün yeri Emirdağ’a gönderilir. Bu defa işi sıkı tutan gizli düşmanları halkın arasına korku verip ona yaklaşmak isteyenleri uzaklaştırmayı denerler. Daha sonra akla hayale gelmez iftiralar atarak ona maddî ve manevî baskılara devam ederler. Bediüzzaman’ın dünya ile ilişkisini kesmek için kapısını dışardan kilitleyince Bediüzzaman da kapısını içerden kilitler. Bu da yetmezmiş gibi iki sivil polis de kapısında bekletilir. Böylece tam tecrit içerisinde talebeleriyle bağını koparıp risalelerin ihtiyaç duyan gönüllere ulaşılmasını engellemeye çalıştılar. Talebeleri ise bu tecriti kırmak için yeni yollar aramaya başladılar.

Bediüzzaman’ın Emirdağ’da oturduğu Horonsan tipi kerpiçten evi çift cepheliydi. Bir tarafı Bolvadin yoluna; diğer tarafı da uzun çarşıya bakardı. Bediüzzaman evin üst katında kalıyordu. Alt kattan üst kata ahşap merdivenle çıkılırdı. Evin kapısı ise Bolvadin Caddesi tarafına açılırdı. Uzunçarşı tarafından kapısı yoktu, pencereleri vardı. Evin pencereleri hafif cumbalıydı. Oradan hem hükümet konağı hem de Bolvadin Caddesi gözükürdü. Ev ise Durmuş Ağa’ya aitti. Bediüzzaman’ın evine bitişik dükkânın sahibi Sabri Ateş’ti. Emirdağlılar tarafından “Ateşoğlu” lâkabıyla anılırdı. Sabri, dükkânında yün dokuma ipliklerini kök boya ile boyardı. Sabri Ateş’in dört oğlundan biri olan Hasan Hüseyin, dükkânda sürekli babasına yardım ederdi. 14-15 yaşlarında olan Hasan Hüseyin daima Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunur en sıkıntılı zamanlarda onun yardımına koşardı.

Talebeler Bediüzzaman’a kurulan tecriti kırmak için Sabri Ateş’in alt kattaki dükkân duvarından üç beş kerpiç çıkararak duvarda bir delik açar ve Risaleleri o küçücük delikten dünyaya yaymaya devam ettiler. Talebeler ile Sabri Ateş anlaşarak Bediüzzaman’ın evine bitişik boyacı dükkânına, boyanacak ipler heybelere konularak altlarına da tashih edilecek risaleleri yerleştirmeye karar verdiler. Duvardan çekilen kerpiçlerle risaleler Bediüzzaman’a verildi. Kitaplar tashih edildikten sonra yine heybelere konarak boyanmış iplerin altına konularak dükkândan çıkarılarak söylenen adreslere Nur postacıları aracılığıyla gönderilirdi. Boyacı dükkânın hemen girişinin sağ tarafında iplerin boyandığı bir tezgâh vardı. Sol tarafta odun ateşiyle ısıtılan ve iplerin içine konduğu büyük kazanlar ve biraz ileride büro amacıyla kullanılan kapalı bir alan vardı. Ayrıca boyanan iplerin kurutulmak için asıldığı yerin hemen yanındaki duvarından kerpiçler çıkarılırdı. İşte Bediüzzaman’ın evi ile irtibat sağlanan yer tam burasıdır. Bu zor zamanda Hasan Hüseyin Ateş, babasıyla ateşten gömleği giyerek topyekûn tecrite karşı korkmadan cesaretle risalelerin dünya ile buluşmasını sağlamışlardır.

Sonraki yıllar Hasan Hüseyin büyüdü ve askere gitti. Askerlikte şoförlüğü öğrendi. Teskere dönüşünde babası ona bir taksi aldı. Baskıların azaldığı bu yıllarda Hasan Hüseyin, Bediüzzaman’ı havadar yerlere götürmeye başladı. Bediüzzaman da ona hizmeti karşılığında bazen 25 kuruş bazen de 15 kuruş verirdi. Hasan Hüseyin, o paraları alır ve bereket getirir diye saklardı.

Bir gün Hasan Hüseyin’in annesi başına ağır bir darbe alır. Bu darbe sonucu gözlerinde kıvılcımlar çakar ve sürekli bir baş dönmesi ile karşı karşıya kalır. Bu ağrıları yaklaşık bir yıl kadar devam eder. Doktora götürmelerine rağmen bir çare bulamazlar. Sonunda annesinin isteğiyle Hasan Hüseyin’in babası durumu Bediüzzaman’a anlatır ve ondan duâ ister. Bediüzzaman, “Allah şifasını versin, kaygısız ol sen!” dedikten birkaç gün sonra Hasan Hüseyin’in annesinin rahatsızlığı geçer ve iyileşir.

Bediüzzaman, Emirdağ’a son gelişinde taksiyle Hasan Hüseyin’in dükkânının önünde durur. Hasan Hüseyin koşarak yanına gider ve onun elini öper. Bediüzzaman, “Hasan çok hastayım bana duâ et!” dedikten sonra HASAN HÜSEYİN ATEŞ VE
BEDİÜZZAMAN
Mehmet Sait KAYA
Bediüzzaman, Denizli mahkemesinin verdiği beraat kararından sonra bir müddet Denizli’de bekletilir.
Daha sonra yeni sürgün yeri Emirdağ’a gönderilir. Bu defa işi sıkı tutan gizli düşmanları halkın arasına korku verip ona yaklaşmak isteyenleri uzaklaştırmayı denerler. Daha sonra akla hayale gelmez iftiralar atarak ona maddî ve manevî baskılara devam ederler. Bediüzzaman’ın dünya ile ilişkisini kesmek için kapısını dışardan kilitleyince Bediüzzaman da kapısını içerden kilitler. Bu da yetmezmiş gibi iki sivil polis de kapısında bekletilir. Böylece tam tecrit içerisinde talebeleriyle bağını koparıp risalelerin ihtiyaç duyan gönüllere ulaşılmasını engellemeye çalıştılar. Talebeleri ise bu tecriti kırmak için yeni yollar aramaya başladılar.

Bediüzzaman’ın Emirdağ’da oturduğu Horonsan tipi kerpiçten evi çift cepheliydi. Bir tarafı Bolvadin yoluna; diğer tarafı da uzun çarşıya bakardı. Bediüzzaman evin üst katında kalıyordu. Alt kattan üst kata ahşap merdivenle çıkılırdı. Evin kapısı ise Bolvadin Caddesi tarafına açılırdı. Uzunçarşı tarafından kapısı yoktu, pencereleri vardı. Evin pencereleri hafif cumbalıydı. Oradan hem hükümet konağı hem de Bolvadin Caddesi gözükürdü. Ev ise Durmuş Ağa’ya aitti. Bediüzzaman’ın evine bitişik dükkânın sahibi Sabri Ateş’ti. Emirdağlılar tarafından “Ateşoğlu” lâkabıyla anılırdı. Sabri, dükkânında yün dokuma ipliklerini kök boya ile boyardı. Sabri Ateş’in dört oğlundan biri olan Hasan Hüseyin, dükkânda sürekli babasına yardım ederdi. 14-15 yaşlarında olan Hasan Hüseyin daima Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunur en sıkıntılı zamanlarda onun yardımına koşardı.

Talebeler Bediüzzaman’a kurulan tecriti kırmak için Sabri Ateş’in alt kattaki dükkân duvarından üç beş kerpiç çıkararak duvarda bir delik açar ve Risaleleri o küçücük delikten dünyaya yaymaya devam ettiler. Talebeler ile Sabri Ateş anlaşarak Bediüzzaman’ın evine bitişik boyacı dükkânına, boyanacak ipler heybelere konularak altlarına da tashih edilecek risaleleri yerleştirmeye karar verdiler. Duvardan çekilen kerpiçlerle risaleler Bediüzzaman’a verildi. Kitaplar tashih edildikten sonra yine heybelere konarak boyanmış iplerin altına konularak dükkândan çıkarılarak söylenen adreslere Nur postacıları aracılığıyla gönderilirdi. Boyacı dükkânın hemen girişinin sağ tarafında iplerin boyandığı bir tezgâh vardı. Sol tarafta odun ateşiyle ısıtılan ve iplerin içine konduğu büyük kazanlar ve biraz ileride büro amacıyla kullanılan kapalı bir alan vardı. Ayrıca boyanan iplerin kurutulmak için asıldığı yerin hemen yanındaki duvarından kerpiçler çıkarılırdı. İşte Bediüzzaman’ın evi ile irtibat sağlanan yer tam burasıdır. Bu zor zamanda Hasan Hüseyin Ateş, babasıyla ateşten gömleği giyerek topyekûn tecrite karşı korkmadan cesaretle risalelerin dünya ile buluşmasını sağlamışlardır.

Sonraki yıllar Hasan Hüseyin büyüdü ve askere gitti. Askerlikte şoförlüğü öğrendi. Teskere dönüşünde babası ona bir taksi aldı. Baskıların azaldığı bu yıllarda Hasan Hüseyin, Bediüzzaman’ı havadar yerlere götürmeye başladı. Bediüzzaman da ona hizmeti karşılığında bazen 25 kuruş bazen de 15 kuruş verirdi. Hasan Hüseyin, o paraları alır ve bereket getirir diye saklardı.

Bir gün Hasan Hüseyin’in annesi başına ağır bir darbe alır. Bu darbe sonucu gözlerinde kıvılcımlar çakar ve sürekli bir baş dönmesi ile karşı karşıya kalır. Bu ağrıları yaklaşık bir yıl kadar devam eder. Doktora götürmelerine rağmen bir çare bulamazlar. Sonunda annesinin isteğiyle Hasan Hüseyin’in babası durumu Bediüzzaman’a anlatır ve ondan duâ ister. Bediüzzaman, “Allah şifasını versin, kaygısız ol sen!” dedikten birkaç gün sonra Hasan Hüseyin’in annesinin rahatsızlığı geçer ve iyileşir.

Bediüzzaman, Emirdağ’a son gelişinde taksiyle Hasan Hüseyin’in dükkânının önünde durur. Hasan Hüseyin koşarak yanına gider ve onun elini öper. Bediüzzaman, “Hasan çok hastayım bana duâ et!” dedikten sonra Emirdağ’dan ayrılır. Hasan, Bediüzzaman’ın daha sonra Urfa’ya gittiğini duyar ve vefat haberini alır almaz Urfa’ya gidip Bediüzzaman’ı son yolculuğuna uğurlayanların arasında yer alır.

Hasan Hüseyin Ateş, ömrünün sonuna kadar Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar’a bağlı bir hayat sürmüştür. 1929 senesinde Emirdağ’da doğan Hasan Hüseyin Ateş, 20 Ekim 2006 tarihinde Emirdağ’da vefat etmiştir.

#Kaynak:

Ömer Özcan-Ağabeyler Anlatıyor-5
[email protected]

09 Ocak 2022, Pazar ayrılır. Hasan, Bediüzzaman’ın daha sonra Urfa’ya gittiğini duyar ve vefat haberini alır almaz Urfa’ya gidip Bediüzzaman’ı son yolculuğuna uğurlayanların arasında yer alır.

Hasan Hüseyin Ateş, ömrünün sonuna kadar Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar’a bağlı bir hayat sürmüştür. 1929 senesinde Emirdağ’da doğan Hasan Hüseyin Ateş, 20 Ekim 2006 tarihinde Emirdağ’da vefat etmiştir.

#Kaynak:

Ömer Özcan-Ağabeyler Anlatıyor-5

MehmetSait [email protected]
09 Ocak 2022, Pazar

Ana Karakterler:
Mehmet Sait KAYA

Beğen

MEHMET SAİT KAYA
Kayıt Tarihi:13 Ocak 2022 Perşembe 15:13:05

BEDÜZAMAN HAZRETLERİ YAZISI'NA YORUM YAP
"BEDÜZAMAN HAZRETLERİ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.