0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
592
Okunma
Geçen gün pazarda tereddüt etmekle birlikte bir ara burma tatlısı almaya gittim. Benden önce bir müşteri vardı. onu beklerken maskeyle yüzünü iyice kapatmış tonton satıcı bana, "Buyur" dedi. iki tatlı istediğimi söyledim. Müşterilerden biri aldıklarının ücreti iki adet 5 TL’yi uzattı. Satıcı hem konuşuyor hem de elinde eldivenle gayet nazikçe küçük, temiz bir naylon poşete tatlıları koymaktaydı ki benden önceki müşteri bir adım uzaklaşıp geri döndü ve şöyle dedi:
-Ben bunların parasını verdim mi
Satıcı sanki ne cevap vereceği hususunda kararsız gibi biraz durakladıktan sonra kafasını sallayıp "Evet" dedi. diğeri uzaklaştıktan sonra satıcıya dedim ki:
-Ben kendimi unutkan sanırdım. Daha beterleri varmış.
İşlerim bittikten sonra camiye gittim. Hava soğuktu. Caminin batı duvarı önünde görevliyle birlikte üç kişi bir banka oturmuş vaktin girmesini beklerken güneşleniyorlardı. Görevli imam Osman geçenlerde emekli olup olmadığımı sorduktan sonra cevabım üzerine ukalaca geç kaldığımı söylemişti. Ben de gerekli cevabı verdim. Herkesin koşullarının bilinemeden böyle atıp tutmanın belki kolay ve keyifli olduğunu, ancak bir kişinin kendisi hakkında vereceği kararları kimsenin sorgulamasını doğru bulmadığımı ifade ettim. Biraz abartmış mıydım? Yüzü kızardı. Bana hak verdiğini, fakat sadece yeni işe girecekleri düşündüğünden dolayı öyle konuştuğunu söyledi.
"Bırak devletin işine karışma, ülkeyi sen mi kurtaracaksın?" demek geldi içimden, uzatmayalım diye sustum.
Girerken ayakkabımı sağda, ayakkabılığın önüne, yere bırakmıştım. Baktım yerinde yoklar. Etrafa göz gezdirirken ayakkabıma ne olabileceğine dair fikir yürütüyordum. Koyduğum yerden birazcık şüphe edecek olsaydım, ben de unuttum diyebilirdim. Nihayet üç dört adım sağ tarafa doğru sürüklenmiş olduğunu fark ettim. Neyse, önemli olan onları bulmuş olmamdı. Bilirsiniz, "Allah sevdiği kulunun eşeğini kaybettirir, sonra buldurur" derler. Bu arada birkaç adım atmıştım ki ayaklarımın beynime gönderdiği sinyalleri algıladım. Bu ayakkabılar biraz genişti. Durup onları bir süzdüm. Önlerinde haritayı andıran çamur izleri aynıydı. Yoksa şu çıkıp da geri dönen genç adam karıştırıp da benim ayakkabıyı mı giymişti? Döndüm, banka oturmuş halde yanındaki gence ayakkabılarını gösteriyordu. Durum anlaşıldı. yanlarına vardım .
-Arkadaş, yanlış ayakkabıyı mı giymişsin?
-Evet ya, ben de ondan geri geldim. Gördünüz mü, ikisi de aynı.
-Ayakkabını bıraktığın yeri unuttun mu?
- Ama ikisi de aynı, bakın bakın! Hayret bir şey!
Ayakkabıları değiştirip evin yolunu tuttum .Gerçekten ayakkabılarımızın önündeki haritayı andıran çamur izlerinin nasıl tıpatıp benzer olduğunu anlamak zordu.
_________________________________________________________________________________________________________________-
Not : Psikolojide unutman iki türlü oluşur. Kısa süreli hafızayla ilgili olan ulaşılmaz bilgi durumu. Uzun süreli hafıza ile ilgili olan kullanım dışı bilgi durumu. Unutkanlık neden oluşur sorusu hafızayla ilgili bir sorudur. Ulaşılmaz bilgi unutkanlığında bilgi hafızada depolanmıştır ancak erişim engellenmiştir.
Uzun süreli hafızaya dayalı unutmada ise bilgiye ulaşma yolları tamamen kapalıdır. Yani bilgi kullanım dışıdır. Tamamen unutulmuştur. Kısa süreli hafızadaki bilgilerin uzun süreli hafızadaki bilgiye dönüştürülmesini ise beynin Hippokampüs bölümü sağlar.(e-psikiyatri.com)
19.01.21
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.