Erlik Aldacı
3 şiiri ve 27 yazısı kayıtlı Takip Et

Zihin notları (kara düşünce)





(yazının öyküsü)

“ Kovboy” da öldü…

Annesi Çirkin, bir yaşını az geçmiş yaşamında, tüm karşı koymalarına ve yaşamı “bir oyunmuş” algısına rağmen Kovboy’u tecavüz ürünü olarak dünyaya getirmişti, bir çalı dibinde toz toprak içinde tüm isyani duygularıyla birlikte.
Bir acı fren sesi bile çok görülen yaşamını noktalarken, Kovboy daha bebek bile olamamanın verdiği zayıflıkla, hastalıkla, henüz olmamışlıkla yaşama direnemedi ve o kadar çok saldırıya uğradı ki neyi ne olduğunu bilmeden kendi cinslerinin, daha üç aylıkken …gitti.

Son kez, ölüm yangısını bastırırcasına içtiği birkaç damla suyun ardından yattığı ölüm uykusundan uyanamadı, uyanmak istemedi. Kim bilir…
Belki de birçok insan yavrusundan daha şanslı olduğu için Tanrı’sına teşekkür ederken duyacak kulaklarımız onu. Kim bilir…

Birkaç güzel söz ve dualarla uğurladık onu, annesine kavuşması dileğiyle…
Güle güle git Kovboy!.. Tıpkı dostlarım Billy gibi, Kılıç gibi.

Bana ölümün ne olduğunu daha ceninken müjdeleyecek ve dayatacak en büyük gerçeklikle ve kısıtlı zamanda, kısıtlı durumlarımla, Tanrı’nın kendisini bulmamı istemesi benim ne işime yarayacak, diye düşündüm daha doğmadan.

Asansörün önünde duran üç kişi farkındaydı her şeyin, ama her biri diğerlerinin kendileri için ne düşündüğünü fark etmediğini düşünüyordu inceden inceye göz süzmeleriyle dışsal hüküm verilirken zihinlerinde. Geldi ve durdu, yeni yolcularını almak için ağzını kocaman açarken çoktan statü oluşturma sırasına girmişlerdi hiçbir etki olmadan insancık denilen. “toplum”

Bu; insanın kendisinden mi geliyor…biri tamirci, biri Tanrı temsilcisi biri de bulundukları yerin savunmacısı, söz sanatkarı.
Ha…anladım.

Zaman ve mekana uyandırdı beni; yokluk, çaba, baskı, korku ve hiç bilmediğim, ilk defa karşılaştığım her şeylerle dolu çevreyi bilme fırsatımın bile az olduğu bilinç ve zamanım bile tehditlerle dolu iken nasıl bu istekleri yerine getirebilirim ki.
Ne kara bir istektir, üzerimize yapıştırılmış kurtulamadığımız yaşamdan bize geriye ne kalacak ki…

Ben senden daha sabırlıyım ve merhametli… Can verilmiş canları, ruh verilmiş ruhları bilgisizlikten, susuzluktan ve açlıktan ölüme mahkum eden, varlığın anlamı dolu büyük yüce irade “bir ütme” yarışının sonucunda bunların meydana gelmesine izin verir mi hiç?

Bunları söyleten “az gelişmiş”liğim midir benim? Eğitilen eğiten olmaya giderken katettiği yolda sert ve acımasızlık olması bizim “çok gelişmiş”liğe ulaşmamızı mı sağlayacak.

Son katın sayısına bastı söz sanatkarı, arkasından mırıldanan dualrın tehditkar ve paydaş edilmemişiliğin öfkesine kapılmış yüz düşürmesiyle, göz bereltmesiyle mesaj verirken tamirciyi işaret ediyordu.
“Muhterem benim numaraya da bas” diye fısıldıyor.

Gözler köşede sinmiş ezikleşmiş tamirciye bakarken “ulan bu yükselişinizi bana borçlusunuz” düşüncesinin ne kadar gömülü olduğunu ikisi görüyordu.
Ama asansörde tamirci yoktu…

Yetkin insanlık üç kağıtçıları da bindikçe biniyor omuzlarıma ağılaşıyorum, çatırdaşıyorum.
Söyle karanlık ben “ne”yim… Ben yasallaştırdığınız, legalite ettiğiniz, kendinizi rahatlattığınız içinizdeki hür sevinçlerin, hür hazların tecavüz çocuğuyum köle olarak kayıt altına aldığınız.

Oldu mu…ben bir ürünüm. Kimin ürettiği önemli mi? Hadi, yok edin beni. Ama bunun için yani sonlanışım için bari biraz çaba harcayın, harcayın da hiç olmazsa “ölüm”ün bir anlamı olsun.

Cesedim size kalsın. Ben, bana ruhumun varlığını ve özgürlüğünü vaat eden Tanrı’ya sesleniyorum.
Görev iptal…

Asansör yükseldikçe iki nesnenin ağırlığı, gerilmelere yol açıyordu. Gidip gelen ışıklar ve yükselen gıcırtıların eşliğinde birbirlerine baktılar aynı şeyi düşünüyorlardı.

“Keşke tamirciyi de alsaydık.” Bu çok geç oluşan bir düşünceydi, bir pişmanlık düşüncesiydi kendi valıklarını düşünen.

Ve metalik bir ses kendilerini uyardı “siz busunuz, bu kadarsınız, ben sizin sahibinizim” derken açılan asansörün kapısından şatafatlı atmosferlerine doğru kaybolup dittiler yüksek pencerelerden bakmak içim.. Tamirci ise çoktan merdivenleri tırmanmaya başlamıştı bile.

Konfüçyüs der ki, “iki tür bilgelik vardır.” Biri doğuştan gelen, diğeri ise sonradan elde edilen. Biri zahir, biri batındır. Yaşamı yorumlamak için zahiri kullanırsanız aşağıdaki söz size daha yakındır.

Ve insan zahirde yaşar… varlık var, ölüm var.

Bu; çok yorar!...

Soluklanmak istiyorum, bak söylüyorum çok yoruldum ey Tanrım!... Orada mısın? Gelmeden yoruldum, varmadan yoruldum, bulmadan yoruldum. Bir isteğim var…bir duam var.

Yok et tüm insanlığı…

Bak kulların ölüyor… öldükçe sen de ölüyorsun.

Bilesin…

Kovboy’un anısına.

Beğen

Erlik Aldacı
Kayıt Tarihi:11 Ekim 2020 Pazar 13:34:21

ZIHIN NOTLARı (KARA DÜŞÜNCE) YAZISI'NA YORUM YAP
"Zihin Notları (kara düşünce)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
feu
11 Ekim 2020 Pazar 14:15:19
Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı, insan.

Görünen o ki; tanrıyı bulma yolunda da bir hiyerarşi bir sistem var ama bizim mevzumuz, "bilinç laneti". Doğduğunda verilmiş bir ölüm bilinci. Günah tam da buradadır. Bu kimin günahı fakat? Tanrının?

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 11 Ekim 2020 Pazar 14:26:49
Aslında hiyerarşi dedikleri şey gelişme ise yükselme ise bu doğrudur...insan da bir hiyerarşi ürünü değil midir. Cesetten oluşmuş bedenlerimiz bile böyledir. Enerjitik beden, astral beden, fiziksel beden vs.
Sorun anladığım kadarıyla bütünleşmeye doğru giderken aklın aynı paralelde geliştirilmesi ve bunun insana yansımamış olması...Tanrı burda biraz çekingen davranıyor olmalı.

Ne güzel...yakın dili konuşmak ve söyleşmek, anlamak, anlaşılmak.
black_sky
11 Ekim 2020 Pazar 14:05:09
O zaman iki tür canilik de vardır; biri doğuştan gelen diğeri sonradan edinilen...

Hiçbir canlının son duasi; acı bir firen sesi, vızıldayan bir kurşun, pis kokan bir nefes, vahşetle yıkanmış bir çift el....olmamalı...

Hiçbir canlı yarim kaldığını düşünerek gitmemeli, hiçbir canlı acısı son bulur umuduyla vazgeçmemeli...

Tanrım duyuyorsan yok et bu insanlığı...giderek ölüyoruz ve sen de ölüyorsun...

Kovboy' un anısına hürmetle...

Yine gelmek üzeri şimdilik hoşça kalın dilerim.

Saygı ve hürmetlerimle.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 11 Ekim 2020 Pazar 14:18:50
Her güzel şey bir yerde toplanırsa bir yerin dışında olan yerler güzel olmaktan yararlanamazlar...
Öyleyse bir yerde toplanması gereken kötülük olmalıdır ki bir yerin dışında yerlere kötülük bulaşmasın...

Black.... Yaşamak; ne zor ne acı ama bunu tersine çevirecek güç var içimizde.

Selamla... hürmetle.
black_sky 11 Ekim 2020 Pazar 16:44:43
Bazen hayat abartılıyor, bazen hayatı abartıyoruz....bazen ama çoğu bazen toplanamayacak şeyleri toplamaya çalışarak gücümüzü boşuna harcıyoruz...

Üstat hayat acıdır dedigin gibi, hayati acıyarak yaşıyoruz...ama tuhaf bazen acıdan güç buluyoruz...

Varlığın acı vermeyenlerden...ya da bana keyif veren acılardan...

Iyi ki var olmuşsun demek lazım geldi dilime...
Düzenleme:11.10.2020 16:46:18
Erlik Aldacı Yazının sahibi 11 Ekim 2020 Pazar 19:54:56
Bazen kendimi arıyorum kendimde. Yıkılmış, çökmüş maceraperest düşüncelerimde gerçeği görmek isteyen ruhum çok ağrııyor, çok ağlıyor.

Yaşamanın ağır yükü huzur bulan dilemelerimde eriyor, soluklanıyor.

İçimde biraz yeşil biraz mavi biraz da beyaz düşünceler büyüyor.

Valla şiir gibi oldu istemeden...
black_sky 11 Ekim 2020 Pazar 20:23:49
Bana göre şiir dedigin üstat böyle doğuyor...
Iç dökümü...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.