Bir Dünyevî
506 şiiri ve 443 yazısı kayıtlı Takip Et

Doğanın kılavyesi; değişimler...



Doğanın Kılavyesi; Değişimler...



Y’den

Bildiğimi düşünüyorum yani düşünüyorum, her yazının da bir edebi vardı. Lakin bu seher yazımızın konusunu toparlayamacağım. Sonuçta ilerliyor bir şeyler, Ney’ler de, Neyzen’ler de, Bekri’lerde, Şems’ler de, Mezhep İmamları’da, Vigo’lar’da, Nerval’ler de, Kısakürek’ler de, Hikmet’ler de, Gökyay’lar da vb yani şimdi isim mi, üstad mı yarıştırayım, ha şey’ler de, bey’ler de, ey’ler de ÜSLUP değiştirecek bu çağda. Kaçınılmaz.

Dünyayı yeni tanıyoruz insanlık alemi için, bu çağlara kadar dünya tanınmıyordu fiziken yani, dünyanın ruhu var mı, olmalı aslında. Tabiatın ruhu mı vardır yoksa formülleri, altın oranları, değişim ve dönüşüm yasaları, sizce? Ulu ağaçlara gökten mi düşecek yeni ışık...

Hani derler ya, tekere çomak sokma, sokulacak abi mecburen, hani derler ya arı kovanına çomak sokma, sokulacak apla mecburen. İster istemez, ister ruhen, ister fiziken bu yapılacak. Kıyamet düşüncesinin ilk domino taşını kim devirecek bilmem amma dindar’ların olması büyük ihtimalken sonuçta; su, enerji, protein savaşları da bunun nedeni olabilir lakin, birisi okyanusların ve rüzgarların tekerine çomak soktu mu, o da ilk domino taşı olabilir yani.

Yahnisi efendim; dünyayı yeni tanıyoruz daha, tanımak üzücüdür, bilmek; ızdıraptır. /Susmak/ için derler ya, o kadar alim-arif biri daha gelmedi dünyayı... Okyanus akıntılarına bir çomak sokuldu mu tamam abi, kıyamet..., zaten dünyanın mikroplastiği, çöpünü toparlıyor dünya okyanus akıntıları sayesinde, biriktiriyor bir yerde adresine bakmak lazım, hangi okyanus hangi akıntılarda birleşiyor yani.. Zihinlerle oynuyor görseller ilk tv yayının üzerinden, ilk internete yüklenmesinin üzerinden kaç yıl geçti? Rüzgar ve koku kaldı taşınmayan sanırım internette bir de mal tabii... Lakin biz Karasal Milletiz sonuçta. Okyanus altı nehirlerindeki debi yani suyun akma gücü diyelim belli ki Amazon, Sir-derya, Nil, Tuna vb kadar var mı izlemedim amma olabilir yani.. Dünyadaki rüzgarların oluşumuna çomak sokuldu mu görürüz Anyayı Konyayı.. Buz devri mi ,susuzluk devri mi çıkar karşımıza...

Tabiri diğerle; hani askerler-polisler çelik yelek giyer ya operasyona giderken güvenlik amaçlı, orta çağdan kalma zırhların değişmiş hali, eee bu çağdaki zırhımız nedir, ne olacak? Daha açığı; bilgisayar ekranından bir sinyalle veya ekran kurşunuyla öldürülmeyeceğiniz ne malum. Her ekran kullanıcısı yani internet kullanıcısı hedef olabilir. Son çağdaki; askeri teknolojik gelişmeler malumunuz olmalı, dna izli silahlar, kan grubu takip eden mermiler vb bile okumuştum sanki.

a-Eskiden olduğu gibi hayvanları izleyerek hayvan zırhları (deri-kabuk-hız-güç,evcilleştirme, zihin kontrolü vb)

b-Mekanın rengine kamuflaj, yani Predatör filmindeki gibi görünmez olmak yani bir nevi görünmez adam filmi teknolojisi. Yani Arnold’ın oynadığı ilk Av -1987 olmalı- filmdeki gibi o uzun saçlı izci gibi, ağaçlarda bir şeyin sizi izlediğini hissedeceksiniz ama göremeyeceksiniz. Sonra yani bu tiplere benyezen ekran kurşunuyla öldürülebilirsiniz. Melekler görülürdü görülmezdi geçti o düşünceler epey, Ruhun resmini çekemediler mi acaba, son nefeste daha? Emin misiniz yani çekilmediğine bu konuları merak eden şair yazar yok mu aramızda.

c-....

Şimdi bizim İçişleri Bakanlığı dayatıyor ya, kimliklerle-ehliyetler aynı kartta birleşecek mecburen? Niye efendim? Yok öyle. Desem de vatandaş-yurttaş olarak mecbur bırakılıyorsunuz. Kime hizmet ediyor bu dijital kapitalizm, biri buna itiraz edebilir mi? Belki yeni kuşaklar için bunu yapabilirsin zaten kaçarı da yok gibi ama eski kuşaklar yani bizler için hiç olmazsa Y Kusakları ve önceki kuşaklar için bu dijital operasyon faşizm içerir. Bunu bir düşünün, lütfen. (yok abi, madem kimlikle ehliyeti birleştiriyorsun, birleştir dağıt millete, yorma yorgunu..)

Tabii geçmiş aylar veya yıllarda bahsetmiştik, 3 g yazıcılar hani, üretimin bireye inmesi yani bilgisayar(fabrika), hammadde (kumdur-tahtadır, atomdur...) ve çıktı birimi ( 3G yazıcı) olarak evde çay bardağı gibi eşyaların üretimi gerçekleşirse; işte o yüzden buna hazırlanmalı tez elden, yani elektrik idaresi kamulaştırılmalı ücretsiz olmalı ve internet ücretsiz hale getirilmeli mutlaka.

Yine elbette insan hakları, birey hakları, vatandaş-yurttaş hakları, çocuk, kadın, doğa, hayvan haklarını tam hukuki bir zemine ve uygulamalara oturtamadan çıktı karşımıza robot ve robotumsu hakları? İncelediniz mi o konuyu hiç, nedir robotumsuların hakları? Robotun hakkı olur mu, yani bilgisayarın hakkı var mıdır, kılavyenin de bir hakkı var mıdır? Elbette cansızın, maddenin hakkı olmaz lakin, roboto karar verme yetkisi verirseniz hakkını da vermek zorundasınız, Edep bunu da içerir haddi zatında.

Koş Sevim Koş.... Katil yeni horoz almış,

En sevdiğimiz üstad tipi; efenim; yani; eğitimci-öğretimci-zihin acıcı büyüklerimiz üslubumu beğenmeyebilir Y’ce gönülleri ve zihinleri yadırgayabilir ama tek tük üç beş üstad görüyorum yavaş yavaş.. Benim de gözler deist olduktan sonra açılmaya başladı ne yalan diyeyim. Güzeldi üstad; ben anunnakili niburu:)) Lakin ondan önceki yorum safahatını pek beğenmedim ya, o da benden kaynaklanıyor yani.. :) Lakin ford alırsan diyorlar ki olursun lord.. satılık değilmiş emektarmış, ne diyelim tekerine çivi değmesin üstad:) Tabii ki Ulu Y’lere de selam.

Tozunu Döven Çatlak Kitaplık, harikaydı, nesildaşlar olarak kırdık muhabbetin belini. Bu konu da umarım patlayacak gidecek, Y kuşaktaşları Y olduğunuzu belirtin, lakin tabii ki bizim en sevmediklerimiz doğal olarak Z’ler, susuz dereye gönderip su isterler mi bizden isterler abi, apla... Lakin en sevdiklerimiz de güvençlerimiz de onlar. Nasıl oacak bu sevgi saygı anlamadım, sevirem sevmirem, sayirem saymirem... Bunun yanında Edep ve Üslup konusu çok mu çok önemli çoğu Y’de, yani bencesi sencesi var mı ne bileyim bence yok, elbetteki herşey Y Gönüllüce olmayabilir lakin güzeldi efendim, Y gönüllüce Nesildaşım.. Çok güzel okkalı bir tabiriyet makamı oldu; Eksik olma aksi olma beter olma hep ol ile Y Gönüllüce Nesildaşım.. Temennileri çok büyük temenniler.. Sevgi saygı huzur sağlık temennilerini de içinde barındıran..

Evet doğrudur, Öz Türkçe önemli de, yani bu teknolojide, bu çağda:) nereye koyarız muamma olsa da, muallak taşına bastık mı ışınlarınız baba arş’ı ala’ya..

Tabii, bir de şu yaratıcı meselesi var, efenim olamaz şimdiye kadar bize anlatılan Tanrı veya Allah fikirleri şahsen benim yaratıcı fikrime sığmıyoru. Kur’an kültüründe; uyumaz-uyku tutmaz, en alimdir, güçlüdür.. ifadeleri, ne bileyim zihnimi artık kavrayamıyor, kaldı ki bizim zihnimiz, yaratıklar olarak, Tanrı fikrini nasıl kavrasın, çetrefilli konu, lakin ateistler bu konuda daha kapsamlı olabiliyor. Yine de sonuçsuz onlar da, dinistleri az çok biliyoruz zaten tarihin bir çok fikri onlara ait olsa da, deistlerin Tanrısı daha kapsayıcı olabilir, lakin sonuçta; pat’a kalıyoruz. "Bilinememezlik" konusu bizi aşıyor. Ya hu çok zihin oyunu var kutsal oyunlarda, yer mi Yeni kuşaklar bu oyunları sanmam.

Oynarken eğlenebiliyor musunuz sahi dünyada, eski din felsefesine ve inançlarına göre ızdıraptır dünya, zaten öyle der genelde, dünya cehennemdir. Sahi, neden cennet olmasın, son yüzyılın akılları hiç olmazsa Cumhuriyet kurucumuz Ata, vatanı cennet eyleyin demiş özde bize. Cennet Vatan Anadolu, Cennet Devlet Türkiye, Cennetin Milleti Türkler.. herkesi götürürüz abi Cennete, yaptık mı uzay gemisi yani, başarılanabilir mi?

Hala baroları bölmekten bahsetseler de yani.. Off- off.. Barolar Birliği dese ki, kardeşim ne istiyorsunuz bizden, sosyalist miyiz, komünist mi, çok mu insan hakkı savunuyoruz, yani biz el miyiz, derin dünya devleti örgütü mü yönetiyor bizi, deyin de bilelim.. Hukukla oynamayın, zaten 80’lerde diyeyim bölmüşsünüz siyasi olarak sendikaları bile.. Olmaz lütfen çağı yakalayın değerli büyüklerim lütfen...Hangi çağdayız Allah aşkına, Tanrı aşkına, yarın bir gün bir Khk’ya bakar o çeşitli baroların da terörist ilan edilmesi.. Oynamayın Cumhuriyetin Temelleri ile.. Kaç yaşınızdasınız nedir bu zulüm yeni kuşaklara ya hu, bırakınız koltukları efenim. Lütfen bırakınız.. Gazeteciler araştırmacı olur amma sahi onların da çoğu eski kuşak emirle mi talimatla mı yazı yazıyorsunuz, köşelerde...Nesiniz ya hu..

Erozyon bir yandan, iklim değişikliği (inanırsınız inanmazsınız) bir yandan, yakılan ormanlar bir taraftan, oluşan obruklar diğer yandan, derelerin taşması, son zamanda da yanardağların harekete geçebileceği düşünceleri depremlerin etkisiyle ülkemizde.. Sonuçta Cenneti burada yaşamaya bakmalıyız, oraya varınca yani ölünce bırakalım Tanrı versin. Tanrıya güzel karar verdirmek için, dinistlerin dar söylevlerinden öte bir USLÜP,EDEP ve AHLAK anlayışına da ihtiyacımız var.

Vesselam. Bu kelime de arapça yahu, Türkçesini bulun bana, Merhaba’nın da Selamın da...!

Hu.


Beğen

Bir Dünyevî
Kayıt Tarihi:23 Eylül 2020 Çarşamba 05:49:57

DOĞANıN KıLAVYESI; DEĞIŞIMLER... YAZISI'NA YORUM YAP
"Doğanın Kılavyesi; Değişimler..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
black_sky
23 Eylül 2020 Çarşamba 20:40:19

Aşağıdaki yorum çok uzamış;)))



Zihnimize öyle çok şey girdi ki coronaya yer kalmadı. Artık o başka yerlere girecek belli.
Diyanet ne eyler ben bir türlü anlamadım zati...madem böyle bir kurum var demen gibi bu toplumda her türlü inanç sahibi için bir şeyler yapmalı. Milliyetiyim bütçesinden daha çok bütçe alıp sonra elinde kılıç kalkan dolanmakla olmiyir işler.
Hanı eski zamanlarda kılıç topaç zamanları...kurtlarin savaşlarda dolandığı...vahsilik , acımasızlık o zamanlarda var gibi gelir ya....yok yok vahşet, ve türlüsü asıl bu devirde var...nasil mi haberimiz var da ondan...
Insanlık tarihi, inanç tarihi , savaş tarihi...kisaca insanın içinde olduğu her tarih solucan kaynıyor... diyecekler iyi şeyler yok mu...vardir elbet...bozuk saatte günde iki kere doğruyu göstermez mi...
Nesildaşım bana göre asıl sorun delirmek değil...asil sorun nefretle beslenen bireyler hâline gelmek...cunku ben içten içe kaynarken tüm olanlara zaten şiddete meyilli kişi beni doğrar, biçer, yetmedi tecavüz eder, yetmez yakar, yetmez gömer...yapar oğlu yapar...
Sorun bu işte...tum bu saçmalıkların, caresizliklerin , haksızlıkların bizi dönüştürdüğü şey....

15 cevap yazılmış Cevap Yaz


Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 20:44:49
O zaman asalım kutuplardan aşağıya sarkıtarak kocaman bir tabela..."satılık dünya" üstüne de insanlığı verelim bedava.
Alan olur mu ki....
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 20:46:45
Bir alana bir bedava olsa üzerine hediye versek olmadı biraz da para;))) dünyayı verin ama insanı almiyok derler sanırım;)))
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:01:45
ya bahsettiğiniz dizi sarmadı beni, dublajı olmayınca olmadı.. 1. sezonunu da bulamadım ücretli sitelerde çıkıyor :)) internette alışkınız ücretsiz izlemeye ...

üstad bize bir dizi önerse çekirgeden öte.. :)

diyanet kendi kendini kapatmış zaten sanırım, öyle diyordu bir şeyh; tarikat ve cemaatleri devlet kapatmadı onlar kendini kapatmıştı zaten, malumun ilamını yaptı devletimiz diyordu özetle arvasi.. nfk'nın üstadıydı o da..

diyanet kendini kapattı, dindar kendini kapattı, yani çağa kapattılar kendilerini.. bir de evet çok fazla bölüştürüyorlar insanları düşünceleri, ta kaç bin yıldan yazılanları bu çağa uygulamaya çalıştıkça iyice kördüğüme dönüyorlar, sonra da sinirleniyor iki üç eleştiride.. sonra da saldırganlaşıyorlar... gördüğüm bu benim...
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:12:35
Dizi biraz ağır gidiyor nesildaşım. Lâkin oyuncular iyi yahu...basrol sonradan birsin dexter dizisinde daha çok parladı...iyi dizidir...seri katilleri öldüren seri katil;)))
Diğer konuda senin gördüğüne benzer şeyler benim gözlerim de takıldı;))
Demek bazı şeylere güncelleme gelmiyor nesildaşım yetersiz kalıyor eee bir de insana bırakırsan o da suyunu çıkarıyor...sonuç haydi kılıç kalkan...
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:15:42
https://www.fullhdfilmizlesene.com/film/rafadan-tayfa-gobeklitepe/

bunu açtım göbeklitepe animasyon:)öyle derdikimiöğretmenler;çocuklar çizgifilmizleyin benbile izliyorumaradadiyorlardı ben şim onlarınyaşındayım sayılırım izlemeey devam öğüt yutarız yani:)
Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:20:36
Hanımın Çiftliği'nden başka dizi tanımam. Dizi neyse ne şiir geliyor ne yazı yazsada birileri okusak diyorum şarkı türkü misali.
Ekim olmadı mı daha....
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:29:17
bugün12 ocak 2022 aslında kim itirax edebilir:)yazmalıbence de
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:35:27
;))) nesildaşım bir ekim dedi takildim kaldım;))) şimdi üzerinde çalıştığım bir şiir vardı çıkamadım içinden;)))

Yahu kötü olmuş sileyim bari;))







Düzenleme:23.9.2020 21:57:21
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:56:15
:))))) üstad bile ruhtan zombiden bahsediyor..o şiire bir zombi sorguloaması katablirsen iyi bir zombi mesela..belki hem o şiirde karanlık bile yoktu öyle pek.. :)
Düzenleme:23.9.2020 22:02:42
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:58:40
Ahaha silmeye yetişemedim desene ;))
Nesildaşım ben ağır yazınca da yeter korktum diyorsun;)))
Korkunç olanı var o ayrı...aslinda ilk bölüm oturmadı bir türlü gıcık oldum siire;))
Başka şiire geçtim;)))
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 21:59:45
Ben ekimi bekleyeyim en iyisi;))
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 22:03:55
ne ekimi 12 ocak 2042 oldu:))
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 22:06:36
orası ayrı... sen mavi yazarsan veya siyah biraz aklanırsa da korkar okurun, bir şey mi oldu diye...:) bu intibayı oluşturdu şiirlerin.. mavi yaşa siyah yaz gibi bir şey olmalı
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 22:08:05
Zaman su gibi alıyor be nesildaşım;))
O zaman bir yazı asayım;))) sana özel.. üstad için..
Az önce karaladım...
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 22:09:47
:))) çayla diyecedim ben bir çay demleyim önce.. sen as:)
Kimbilir
23 Eylül 2020 Çarşamba 19:11:21
Yav nasıl bir değişim bu anlamakta güçlük çekiyorum. Covid mi etkiledi bu kadar anlamıyorum. İnsanlar sanki nevri dönmüş ruh gibi zombi gibi dolaşıyor ortalıkta. İyi gözlem yaparım, kaçmaz ayrıntı.

Dün balcım vardı la ne oldu bizim bal, dedim. Öldü dedi. Balıkçım iyidir hoştur, sohbeti tatlıdır ama epeydir ortalıkta yok, gözükmüyor. Aradım "gardaş ne oldu uğramaz oldun?" "Valla abi bir yere çıktığım yok, evde yatıyorum."
" Nerde bizim balıklar?"
"Nerde olacak denizde".
Millet bi çeşit olmuş Corona mı acaba buna yol açan. Dur, dedim bizim aklı kıt ustayı arayım onda da varsa bişey kesin birileri bişey yapmış olmalı.
"Erdal nöruyon?"
"Nörüyum la oturuyom," demez mi....
"La Erdal, yukardan yayladan bana az ceviz al gel."
"Valla hiç gidesim yok, git kendin al. "

Kesin bu millete bir sey olmuş, dedim du bakıyım bir de şu Ruslara.
Vallahi votka çekmemişler ama hepsi boş boş bakıyor ceset gibi.

Korku filminin tam ortasında hissettim kendimi. Kararım karar. Uzaylılar istila ediyor dünyayı...

Ha...ben kim miyim... x 241865t yeşilimsi Voltran gezegeninden.

.......
İnsan neye inanmak isterse ona inanır. Çünkü inanmaya o kadar çok ihtiyacı var ki insanın.

Not: Dünyeviyi okuyalu yorum şelimde değişmeye başladı. I...ıhh satmam emektarı. Hu ya da Ugh.

Kimbilir tarafından 9/23/2020 7:29:47 PM zamanında düzenlenmiştir.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 19:45:37
:) zihnimize korona girmiş olabilir üstad.:)

insan görüyor acı çekeni, insangörüyor zulmü, insan görüyor adaletsizliği lakin müdahale edemiyor.. böylece de hep bahsettiğin moderzim; avlıyor herkesi ister istemez.. nasıl olacak bilemiyorum..

bu modern kapilatilzmden, bireysellik çıkacak. nasıl bir dünya karşılar insanları tahmini zor.. iyi dayanıyoruz sonuçta her şeye rağmen.. fıttırmamak için zihin boşaltma aracı olarak kılavyeyi gördük, başka türlüsü akla ziyan olur zaten..

insanlık gelen felaketin farkında mı bilemiyorum.. telefon bilgisayar hız çağına nasıl ayak uydurulabilir. bir bilgi bitmeden yeni bilgi, bir güncelleme anlaşılmadan yeni güncelleme.. buna nasıl dayanır insan..
Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 20:00:22
Bence çok zorlamanın gereği yok...ezilende ezende, sömürende sömürülende halinden memnun. Halk, insanlar aldatılmayı sever öyle, böyle.

Acı çekenler ekonomik ve eğitim seviyesi yükselirken neyin ne olduğunun farkına varan kardır.

Bu hep böyle olmuş...yakın geçmişte bilgi işçisi idi bu şimdi de netin ve hızlı bilginin getirdiği yeni yükselen karakter farketmez.
İnsanlık geleceği olan karar; karanlık engizisyondan kurtulacak hesabıyla renkli köleler üreten Rönesans'ta planlandı. Pek afili pek janjanlı...

Boş ver...en iyisi balığa gitmek ya da "nasıl bilirdiniz mevtayı sorusuna" her seferinde küfürle "iyi bilirdik......"ya.
" Öyleyse gömün....." diyen imam hesabı.
Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 20:13:47
Kısmet olurda yüzyüze görüşürsek ben sana bir şeyler anlatacağım... En sonunda dedim ki bana korku verenlere. Lan bir kasa limon alıp pazarda da mı satamam, ya da bir kasa hamsi.
Mesele, dünya küsse bile kendinle barışık olabilmekte.
muslumbayram
23 Eylül 2020 Çarşamba 10:28:06
Geçenlerde eşek arılarının ortasından geçeyim dedim
başımdan
boynumdan
ve de kasığımdan üç iğne ile
ve de denize kendimi atarak yırttım iyimi

arık korona aşısına ihtiyacım yok siz düşünün;))
işin espirisi bir yana

teknoloji özgürlükleri sınırlamadığı sürece güzeldir
iti kopuğu haydutu bol dünyada
takip sitemi şart

hukuk içinde kalmak kaydını düşerekten

sevgiler saygılarımla


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 16:12:58
yok abi, madem kimlikle ehliyeti birleştiriyorsun, birleştir dağıt millete...ne diye yorgunu yorarsın... diyorlar ki bodrum görevi çıkan bir polisin bodrumda ev kiralamasına olanak yok... tabii olmaz, 1950 lerden beri milleti ezdiler çünkü.. daha da ezmeye devam ediyorlar.. ne dim ...

ne diyorduk Müslüm BABA... ulu y'lerimiz uludur, sen kendini göremediysen burada, ben de sana diyem:) dedem korkut bakışlısın sonuçta:))
eksik olma aksi olma beter olma hep ol
y gönüllece müslüm baba:))

(öz türkçe konusunda kelimeler lazım pirom:))

saygılarımla abim..

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
muslumbayram
23 Eylül 2020 Çarşamba 10:20:10
Ekremim BABA MÜSLÜM Ü unutmuşsun
hatırlatayım dedim;))

tebrikler nice saygılarımla

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 16:16:17
üstad kusur görmez bilirim, etkili yorumu buraya aldım:))Hatırlatmak önemli:))
Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 18:03:26
Bu renk öyle yakışmış ki Müslüm bey kardeşime, pardon Baba Müslüm'e en etkili yorum seçtim bende. :)

Selamlar iki güzel gönüle...
muslumbayram 24 Eylül 2020 Perşembe 09:33:53
;))) biraz daha gayret etseniz gerçek sanacağım ha;)))))))))))

sizleri seviyorum
teşekkürler
black_sky
23 Eylül 2020 Çarşamba 10:13:59
Televizyon izlemeyi bıraktım ya sırf felaket haberleri , yanlı yönlü haberler , sınır bozan beyin uysuturan anlamsız progtamlar yüzünden...sabir taşı çatlamış izlerken daha iyi anlıyorum...
Gözümü kapatmak , kulağımı tıkamak istiyorum ama bu toprak bu vatan bizim...oyle göz yumarak kurulmadı diyorum...
Sonra neyse gücüm mücadele lazım diyorum , çark eziyor beni , paramparça bir zihin kendime sövüyorum...
Işte inanç çok sağlam ama bir parçalandı mı her yerini de kesiyor acımadan...

Sadece ülke için değil ki dünya için gelecek karanlık sanki...ya da bu da zihnimize yerleştirilen bir zehirli tohum...her şey için aynı...cok büyük tehlike var deniyor bakıyorsunuz hayat en laylaylomundan akıp gidiyor..celisen sadece haraket olmuyor her şey çelişiyor...insanin en zayıf noktası bu ya...celisince zihin her şey kayıyor ellerinden...
Ben böyle değildim sonradan oldum der gibiyim...bu zifiri gözlerime ben geçirmedim...haykirir gibiyim...lakin sesim çıkmıyor, elim oynamıyor bir karabasan öyküsünde başrol gibiyim...
Nesildaşım keyifli sohbetler oluyor insana iyi geliyor..bir şiire saatlerce isim aramak gibi, üstad bir yazı yazar okurken içinde kaybolmak gibi...işte bunlar kurtarıyor beni ya..
Eksik olma aksi olma gibi...
Sağlıcakla kalasın

7 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 16:06:35
Nesildaşım neden dinlere veya tanrıya inanmıyorum 100 madde ile neden ateistlere ve deistlere inanmıyorum 100 madde kapışmaya başlamış internette..senin kesin bilgin veya aşinalığın vardır diye düşünüyorum:))

o yüzer maddelerden neredeyse 50 madde her ikisi için de çöp olabilir belki..

ne diyorduk; kim ne derse desin şahsen ben senin şiirlerinde bir y ızdırabının ötesinde manalar okusam da; yaz diyorum sadece yaz, senin dediğin gibi... hep yaz. budur işte y'lik.

sinüs dalgasını çok seviyorum, okyanus dalgaları gibi zihinler gönüller, insanlar neden böyle, dünya neden böyle... ve gittikçe hayat ve ölüm arasındaki perde inceliyor, hayat anlamını kaybediyor, düşünen yok pek...

bir berduş ile bir devlet başkanının arasında fark göremeyen nesiller bir yana, bu dünya en beteri de ülkemiz artık çağını ıskalamaya başladı..

işte bu ıskalamaya karşı y dedik amma füzelere karşı sapan taşı esamesindeyiz yine de..

sahi, ne diyorduk nesildaşım... sanal ile gerçek hayatın arasındaki sanal gerçeklikler bu gidişle daha çok insanı saracaki şimdilik tam dünyanın haberleşmesi çözlememiş olsa da, bazı noktalara iletişim kurulamasa da, dünyanın yörüngesinde bir uydu çöplüğü oluşsa da; aman dikkat gökten elma yerine uydu düşebilir yani..

yine de insan hayatı çok kısa... insanları insanlara ızdırap kılan bir kültür var geçmişte. nasıl olacak da yeni bir kültür oluşturabilir, çünkü bu iş; yılarda bir insan ömrüne göre binler üç binler on binler yılları içeriyor..

o yüzden reset çekilmek mecburiyetinde tüm ülkelerden önce ülkemizde, yoksa hititler gibi, urartular gibi yok olacağız izlenimi var bende..

zihnimize yerleştirilen değil, mecburen zihnimize yerleştirdiğimiz bir algıdır belki, düşünce şekli değişiyor insanın... üretim şekillerinin değişmesi ise çok yavaş...oysa hız devrindeyiz...

ne diyebilirim ne dedim ya hu, bir de ben anlasam.. hani dün bahsettiniz ya, izlemeyen y olmamıştır o diziyi gibi, ben o diziyi izlememiştim ona başlayacağım:)) türkçe dublajı yok bulamamıştım dün gece..

hu, ugh.:)) bu konuyu da araştırmalı ama önce dizi izlicem ben..
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 16:41:13
Ben anladı nesildaşım;))) yazdıkların bana karmaşık gelmiyor hiç.
Sen diziye başla o vakit iyi seyirler
Düzenleme:23.9.2020 16:41:42
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 18:16:12
Ateistlere ve dinistlere yöneltilen 100 maddenin, 50 Maddesine kadar dayanabildim nesildaşım.. Neyse..

1. Ne yazık ki, bu kişiler dinin ilke ve değerlerinin tersine inanmayı meslek edinmişler. Bu yüzden ters inanç kurgulayıp tersinden inanıyorlar.

Cevap: Dinin düz inancı demek ki hem Arabistanda hem sair coğrafyalarda işe yaramadıysa demek ki, monte ve demontenin alıp başını gittiği bu çağda, bu madde sadece dostlar alışverişte görsün diye yazılmış.

2. Her olaya negatif ve önyargılı yaklaşıyorlar, doğruyu bulmak yerine sürekli yanlış bulma peşinde koşuyorlar.

Cevap: Önyargı bu maddenin her yerinden akıyor, siz neden önyargılısınız dinsizlere ve Tanrıya inanmayanlara.Dinler denendi tarihte, sonuç berbat, neye çözüm üretiyor bu çağda.

3. Gerçek bulgularla eleştiremeyince çarpıtma yoluna gidiyorlar, azı sulandırıp çoğu bulandırıyorlar. Bir takıntı ve saplantı içinde görünüyorlar.

Cevap: Cevap vermeye bile gerek yok. Aynısını siz yapıyorsunuz.

4. Hiçbir tercümenin Kur’an’ı tam yansıtamayacağını, her tercümenin Kur’an’ın yorumlarından sadece bir yorum olduğunu bilmiyorlar.

Cevap: Zaten hiçbir şekilde Kur’an-ı tam yansıtamazsınız, çünkü; arap dilini belki de şimdiki araplar bile anlamıyor desem efendim.

5. Kurdukları basit tuzak ve çarpık düzenekleriyle Kur’an’ın ışığını söndüreceklerini zannediyorlar.

Cevap: Işık varsa neden karanlıktayız. Demek ki ışık yok.

6. Bilmedikleri alana girip biliyormuş görüntüsü veriyorlar. Rol yapmayı çok iyi becerdiklerini zannediyorlar, kafaları kumda oluğu için çoğu yerde çuvalladıklarını göremiyorlar.

Cevap: Din bir ilim değildir, ilim olduğunu düşünenlerin üzerinden geçindikleri bir ticarettir.

7. Bir türlü bilimle dinin farkını kavrayamıyorlar. Adeta kasaptan tel ve testere, nalburdan et ve köfte istiyorlar.

Cevap: Aynısını sizin için de düşünülebilir.

8. Bir taraftan ateist olduklarını ve vahye inanmadıklarını söylerken, diğer taraftan diğer kutsal kitaplardaki bilgilerden hareketle Kur’an’daki bazı konuları (Meryem ve Miryam) eleştiriyorlar. Bu da ateistlerin arkalarında kimlerin olduğuna dair soru işaretleri bırakıyor.

Cevap: Ateist değilim, deistim.

9. Kur’an, insan aklına hitap eden hayat rehberi ve doğru yol kılavuzu olarak gelmiştir. Ama onlar Kur’an’ı mealler üzerinden biyoloji, jeoloji, astronomi, fizik ve kimya bilgilerini bulabilecekleri bir kitap gibi okumaya kalkışıyorlar. Bu bilimleri ve içeriklerini Allah’ın verdiği akılla bileceklerini ve geliştireceklerini bilmiyorlar.

Cevap: Zaten insanlar da onu diyor, kitapa tapmayın, dinistliği bırakın, her şeyin en güzelini gelin birlikte bulalım diyorlar.

10. Kur’an’ın bin dört yüz yıl önce getirdiği ve hala insanlığa ışık tutan hükümlerini alaya almaya kalkışıyorlar ama insanın doğallığını beş paralık eden binlerce yıl öncesinin fuhuş ve rezaletlerini sahipleniyorlar.

Cevap: İstisnaları neden genelliyorsunuz. Dindarların içinden de sapık çıktığı olmuyor mu? Ahlak; ateizmden de, deizmden de, dinizimden de üstündür.

11. Bilimdeki gelişme, değişme ve tam aksi bulguları gözlerden saklayıp bilimin son sözü söylediği algısı oluşturmaya çalışıyorlar. Bilimsel olarak henüz tam ispatlanmamış teorileri sonuçlanmış mutlak doğru bilgiler gibi sunuyorlar.

Cevap: Örnek lazım buna. Sanki Kuran’ın değişip değiştirilemeyeceğini kanıtladınız da.

12. Din haline getirdikleri bilimin her şeyi açıklayabileceğine ve her probleme çözüm getireceğine inanıyorlar. Bilimin insan eseri olduğunu, insandaki yanılgıların aynıyla üretilen bilime yansıyabileceğini ve bu yüzden bilimde başarısızlıklar ve yanılgılar olabileceğini gözlerden kaçırmaya çalışıyorlar.

Cevap: Din de bilim de başarısız olabilir, niye kavga ediyorsunuz? Lakin; bilim, yanlışı kabul eder, düzeltmeye çalışır, dinde bu mümkün mü? Dediğim dedik öttüğüm düdük bir tarz, zorba, çocukluktan beyin zihin yıkayıcı...

13. Dinle alakası olmayan bazı hurafe ve yerel kültleri dinle özdeşleştiriyorlar ve onlardan hareketle din bilim çatışması üretiyorlar.

Cevap: Sanki Arabistan coğrafyası veya kutsal? denilen dinlerin çıktığı coğrafya yerel değil, Dinlerin anlatıldığı bölge yüzde kaçını temsil ediyor coğrafyanın bir de öyle bakın dünya coğrafyasına.

14. Çağdaş dünyada problemler arttıkça ve insanlar dinlerine daha çok sahip çıktıkça gerçeği görmek yerine dine ve dindarlara karşı daha fazla tahammülsüz hale geliyorlar.

Cevap: Çağdaş dünyada problemler arttıkça insanlar dinlerin bu sorunlara çözüm olmayacağını görerek dinden çıkıyor. Sizler de amanın, cemaat dağılıyor, üç elif beş elif çekerek saygınlığımız artıramayacağız diye tutuşuyorsunuz.

15. Basit bir virüs karşısında bilimin ve teknolojinin nasıl aciz kaldığını göremeyip “Yıllarca din çalıştık sorular biyolojiden geldi” gibi saçma ve içi boş sloganlar üretiyorlar. Dindarların dinlerinden taviz vermeden bilimsel yöntemleri kullanarak başarılı çalışmalar
yürüttüklerini gördüklerinde de, yapılanları küçük görme, çarpıtma ve ters algı oluşturma yoluna gidiyorlar.

Cevap: İster dindar olsun ister dinsiz önemli olan ahlaklı,dürüst, güvenilir insan olsun yeter.

16. Dindarların bilimde ve teknolojide başarılı olamayacakları algısından ve takıntısından bir türlü kendilerini kurtaramıyorlar.

Cevap: Herkes bilgiyi, icat yapmayı bir üst lige çıkarsın, neden insan; başarılı olan dindarı çekemesin. Kim olursa olsun, insana hizmet eden alkışlanır. Neden genellediniz ki

17. Her nedense din ile bilimi kafalarında bir araya getiremiyorlar. Her ikisinin de insanlığın ortak değeri olduklarını ve birbirlerini tamamladıklarını göremiyorlar.

Cevap: Ortak değer Tanrı veya Allah ise; gelin hep birlikte yeniden üretelim kafalarımızda oluşturduğumuz Tanrı’nın eksikliklerini giderelim.

18. Takıntı haline getirdikleri “Din ve bilim çatışması” saçmalığını adeta gözlerini kör eden bir ısrar ve inatla sürdürüyorlar. Din ile bilimin uyumlu birliktelik oluşturduğu modelleri bu yüzden göremiyorlar.

Cevap: Hep aynı konularda eşeleniyorsunuz sanki, ne dim şimdi?

19. Bing Bang ve Evrim teorilerinin Kur’an’da neden olmadığını soruyorlar. Anlaşılıyor ki bunlar Kur’an’ı bilmedikleri gibi Bing Bang ve Evrim teorilerini de bilmiyorlar.

Cevap: Herkes bir bahaneye sarılıyor, elbette Tanrı da evrimi kullanarak bu hale getirmiş olabilir evreni veya dünyayı. Sonuçta Tanrı bir deneme yanılma yolu kullanıyor olmalı, bu kadar eksik bir alem, aciz yaratıklar yarattığına göre.

20. Kur’an’ın insan algısına ve faaliyetlerine uygun “dünyanın insanların ayakları altına dümdüz serilmesi” anlamına gelen söylemini çarpıtıp eski milletlerin anladığı anlamda “tepsi gibi düz bir dünya” söylediğini zannediyorlar. Dine ve dindarlara karşı kesin inançlı psikolojiden çıkamadıkları için bin yıldan fazladır bir çok Müslüman alimin dünyanın küre biçiminde yuvarlak olduğunu söylediklerini hatta bunu Kur’an’dan ayetlerle ispat yoluna gittiklerini bilmiyorlar.

Cevap: Sonuçta dünyanın yuvarlak olduğu kanıtlandı mı, sorun ne?

21. Kur’an’da gökler ve yer birlikte anıldığında bütün bir kâinatın kastedildiğini bilmiyorlar. Bu yüzden Rahman: 33. Ayette Yüce Allah’ın “dışına çıkamazsınız” ifadesinin kâinatın tamamının dışına çıkamazsınız anlamında olduğunu anlayamıyorlar. Ayette uzay geçmediği halde “Kur’an uzaya çıkamazsınız diyor” diye iftira atıyorlar.

Cevap: Dünyadan başka ve görebilidiği gökler dışında hangi yeri biliyor ki insanlık. Bilinmezin üzerinde laf ebeliğine gerek yok, Saki Kuran da Güneşin kaç derece olduğu yazılı..

22. Bin yıldan fazladır Müslüman alimlerin “ayın altında hangi kanunlar geçerliyse üstünde de o kanunlar geçerlidir” dediklerinden haberleri yok. Ayın altının fizik, üstünün metafizik olduğu ve cisimsel varlıkların aya ve üstüne çıkamayacağı düşüncesinin Aristo gibi bir kısım eski felsefecilerin görüşü olduğunu bilmiyorlar. Ayrıca Ortaçağ’da doğa filozoflarının güneş de dâhil ay üstü âlemi ezelî ilan etiği bir dönemde Kur’an’ın, güneş ve diğer gezegenlerin başlangıcı ve sonu olduğunu söylediğini de bilmiyorlar

Cevap: Üstadım ne diyorsunuz Tanrı aşkına Allah aşkına.. Uzay gemisi yapamadık daha, hadi el birlik açılalım ayın üstünden altından ötelere, olmaz mı?

23. Kur’an “Güneşin sıradan bir yıldız olduğunu bilmiyor” diyorlar. Düşünmüyorlar ki, Kur’an bir astronomi kitabı değildir ki güneşi bir yıldız olarak anlatsın. Kur’an, güneşi insana ve doğaya faydasına göre ele alır ve anlatır. Sözgelimi güneşin ışığı ve ısısı olmadan canlılık olmaz. Bu yönüyle güneş Allah’ın varlığına ve yaratma gücüne bir işarettir ve kullarına bir rahmettir. Fakat onlar bunu da anlayamıyorlar.

Cevap: Kuranın ne kitabı olduğunu bir türlü anlatamadınız, anlatamazsınız da bu çağda.. Maalesef.Siz Kuranın yazılış hikayesini size anlatıldığı gibi olduğuna neden inanıyorsunuz, anlamıyorum.

24. Fussilet Sûresi 9-12 ayetlerinde geçen evrenin yaratılışı anlatılırken insan algısına uygun bir sıralama verildiğini anlayamıyorlar. Kur’an’da geçen arzın sadece dünya; semanın ise kâinat olduğunu zannediyorlar. “Kur’an, dünyanın kâinattan önce yaratıldığını söylüyor” diye cehaletlerini ortaya koyuyorlar.

Cevap: Tarih gösteriyor ki zaman geçtikçe dinlere mesafeli olanlar hep haklı çıkıyor. Uzay gemisi yapmadan bir çok şeyi kanıtlamak zor şimdilik. Zihinleri açmak gerek.

25. Yüzlerce yıldan beri Müslüman âlimler “ayın ışığını güneşten alarak yansıttığını” kitaplarında yazdıkları halde “Kur’an’ın ayın nur kaynağı olduğu ve ışığını güneşten yansıttığını bilmediği” çarpıtmasında bulunuyorlar. Müslüman âlimlerin Kur’an’a aykırı bir söz söylemeyeceğini düşünemiyorlar.

Cevap: Zaten sıkıntı burada gelin, gelin yapay zeka bir insanımsı üretelim ve ona Arapça, Aramice, İbranice vb bir sözlük ile Tevrat İncil ve Kur’anı yükleyelim ve seyredelim ne yapacak? En güzel çözüm bu..

26. Enbiya:33 ayetinde “O geceyi gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri kendi yörüngesinde gitmektedirler” ifadesini Kur’an “güneş dünyanın etrafında dönüyor diyor” şeklinde çarpıtıyorlar.

Cevap: Dindarlar uzaya çıktı da insanların mı haberi yok? Akıp gidiyorlar işte, aksınlar, akışa uyalım.

27. Hz. Peygamber zamanında ayın ikiye yarıldığı veya kıyamette de yarılacağı mucizesini anlayamıyorlar. Mucize bir tarafa bugün uzay bilginlerinin devasa gök taşlarının çarpması sonucu oluşacak yıkıcı sonuçları konuştuklarını da bilmiyorlar. Etrafındaki yıldızları yutan kara deliklerden hiç haberlerinin olmadığı anlaşılıyor.

Cevap: ? Nedir bu şimdi, ay’a meteor mu çarpmış o şekilde mi ikiye ayrılmış, anlayamadım üstadım.Yani bir parmak işaretiyle yarılmamış mı?

28. Kur’an’ı coğrafya kitabı zannediyorlar ve içinde “kutuplar yok” diye şaşırıyorlar.

Cevap: sadece kutuplar olmasa iyi, neler neler yok daha. Alemlere rahmet diye gönderildiği söylenen kitapta olmayan meyve ve sebzeleri saysak sonu gelir mi bu maddelerin.

29. Kur’an “Kutuplarda namazdan bahsetmiyor” diyorlar. Kur’an, özel olarak ekvatordaki veya farklı kıtalardaki namazdan da bahsetmiyor. Yüce Allah insana akıl vermiş, kutuplarda yemek öğünlerini ve uyku vakitlerin nasıl ayarlıyorlarsa insanlar, namazlarını da öylece ayarlarlar. Ama bunların bu kadarcık şeye de akılları ermiyor.

Cevap: Kullukla insanları sömürmeyi bırakmalısınız bence, insanın kul olmasına gerek yok, Ne insanın ne de Tanrının birbirine ihtiyacı da olmayabilir. İnsanın insana ihtiyacı ise muhakkak. İnsanı geliştirmeliyiz sonuçta.

30. Kur’an’daki cin, melek, iblis gibi görünmeyen varlıklarla ilgili yeterince bilgileri olmadığı ve 1400 yıllık muazzam tefsir kültürüne yabancı oldukları için Kehf: 50 ve Bakara: 34 ayetlerinin tercümelerinden yola çıkarak Kur’an içinde çelişki yakaladıklarını sanıyorlar.

Cevap: O kadar çok çeliş ki var ki; bilinmezlik üzerine; neden kehf diyorsunuz, desenize; Mağara. Neden Bakara diyorsunuz; desenize, İnek süresi diye. Ondan sonra bakarız çelişkilere.

31. Kur’an’ın evrenle ilgili açıklaması insanın doğasına, yaşantısına, kültürel birikimine, aklına ve muhayyilesine hitap edecek bir üslupta olduğunu kavrayamıyorlar. Kuran’ın evrendeki her şeyi ayet saydığını ve insanları evreni araştırmaya ve üzerinde düşünmeye çağırdığı ayetleri görmezden geliyorlar.

Cevap: Ben görmezden gelemem, araştırmaya, düşünmeye devam üstadım.

32. Bunlar içinde bulundukları toplumun tarihine, dinine, kültürüne, geleneklerine ve değerlerine cahilliği aydın olmak zannediyorlar.

Cevap: Ben de diyorum ki kötü olanı, insanlık dışı olanı insanlaştıralım. Zaten hep geçmişte kalmışsınız. Tarih güçlülerin yazmasıdır ekseri her an değişiyor; kültür, din, gelenek ve değerler. Siz kültürü geleneği değeri ne sanıyorsunuz?

33. Çağdaşlığı paravan yaparak ağızlarını her açtıklarında 1400 yıl öncesinin kanunları diye akılları sıra İslam’ı küçümsüyorlar ama kendileri binlerce yıl önceki Sodom ve Gomora fuhşunu cinsel özgürlük adı altın da savunuyorlar.

Cevap: Seks robotları bile piyasaya çıktı bu fuhuş insanın başına bela gerçekten. Kim savunuyor ya hu. Zengine dört hatun nikahlanır diyen ben miyim? Yok yani, müftülüklerde aldı eline nikah işlerini, neden bir birlik komutanu veya tapu müdürü de kıymasın nikahı. İşiniz gücünüz ne bileyim işte, istemem yan cebime koy gibi..

34. Sodom ve Gomora fuhşunu Kur’an’ın lanetlemesini ve yasaklamasını sanki insanlığın büyük bir değerini yasaklamış gibi sunuyorlar.

Cevap: Atma üstadım, aklı olan herkes aşırı eğlenceyi lanetler, fuhşu, aşırılığı lanetler, lanetlemeyeni birlikte lanetleyelim.

35. Homoseksüellik ve zina gibi gayrı meşru ilişkileri zihinlerinde normalleştirdikleri için Kur’an’ın Nur: 11-15 ayetlerinde Hz. Aişe’nin şahsında kadınların namusunu korumasını ve namusa iftira atanları kınamasını anlayamıyorlar.

Cevap: Ne namus belası efendim, bu konu çok bela insanın başına.. Kökten çözmeli yapay zeka ve robotumsular ile.. Geçmişe doğru değil geleceğe doğru düşününüz.

36. Nisa: 23. ayetinde yasaklanan evlilikler çerçevesinde sadece halalar ve teyzelerden bahsedildiğini yoksa bunların çocuklarının zaten helal olduğunu, Ahzab 50’de ise Hz. Peygamber’e ve başkalarına da evlenilmesi helal olan halakızı ve teyzekızından bahsedildiği ve arada bir çelişkinin olmadığını göremiyorlar. Öte yandan Ahzab: 50 ayetinde Hz. Peygamber’in amcakızı, halakızı, dayıkızıyla evliliğine izin verilmesini sadece O’na tanınmış ensest ilişki diye çarpıtıyorlar. Halakızı, teyze kızı ve amca kızıyla evliliğin herkese helal olduğunu ve ülkemizde böyle bir çok evlilik olduğunu bilmiyorlar. Bu tür meşru velilik yapanlara hakaret ettiklerinin de farkına varamıyorlar.

Cevap: Akraba evlilikleri ne derece sakıncılı olduğunu tıp, biyoloji vb bilimler çalışsın, kaçıncı derece akrabayla evlenilebilir ve sağlıklı nesiller meydana gelir uzun hikayedir. Robotlar doğurduğunda din buna ne diyebilir, nasıl açıklayabilir ki..

37. Kur’an’ın kadını tarlaya yani ürün veren toprağa benzetmesini anlayamıyorlar. Anlaşılan benzetme sanatını da bilmiyorlar. Sanatı bilmedikleri için benzetme yönünü de tespit edemiyorlar. Hâlbuki bu benzetmede kadının doğurganlık ve annelik yönüne dikkat çekilmektedir. Kadının çocuk doğurarak insanlığın devamını, toprağın ise ürün vererek hayatın devamını sağladığını göremiyorlar.

Cevap: Sudan da ürün yetişiyor günümüzde yani benzetmeyi eksik yapmışlar araplar efendim.Havada da ağaç yetiştirilirse şaşar mısınız? Bunu hangi ayete tutturmaya çalışırsınız üstadım?

38. Yaşadıkları toplumun kültürüne yabancılaşmayı marifet saydıkları için toprağın ana gibi görüldüğünü bu yüzden “toprak ana” deyiminin birçok dilde ve kültürde olduğunu bilmiyorlar.

Cevap: Siz kültürü yukarıda demiş olmalıyım, eskilere iman olarak görüyorsunuz herhalde. Su ana, Hava ana da olabilir. Feministler duymasın. Hangi maddede Kadın konusuna gireceksiniz merak ediyorum, ataerkil mi anaerkil mi, bu cinsizyet ve cinsiyetsizlik meselesini aşmak kolay değil.

39. Kur’an’ın Arapça aslını ve eşsiz edebiyat üslubunu bilip kavrayamadıkları için tercümelerden üstün körü derledikleri bir takım çelişkili gibi görünen müteşâbih türü bazı ifadeleri hata olarak sunuyorlar.

Cevap: Bu çağda Kur’an, Afrikalıların eline verilen İncil gibi. Vermişler elimize Kur’anı bizleri de köle yaptıracaklar bu gidişe.

40. Ahzab:56 ayetinden yola çıkarak bir yerde “Allah Muhammed’e salat ediyor” diyorlar, bir başka yerde “Muhammed tanrılaştırılıyor” diyorlar. Salat kelimesinin hangi bağlamda ne anlama geldiğini bilmediklerinden her yerde namaz olduğunu zannediyorlar. Herhalde Allah’ın peygambere salatını, ona namaz kılması (!?) gibi anlıyorlar. Kendi kültürlerine bu kadar yabancılaşınca Kur’an’da salat kavramının Allah’a nispetle kullanıldığında rahmet ve bağışlama, meleklere nispetle kullanıldığında dua, Hz. Peygamber’e nispetle kullanıldığında dua ve bağışlama talebinde bulunma, müminlere nispetle kullanıldığında dua ve namaz kılmak anlamında olduğunu bilemiyorlar. Bu gibi konuların Kur’an İlimlerinde vucûh ve nezâir başlığı altında ele alındığını ve buna benzer Kur’an’da onlarca örnek olduğunu da bilmiyorlar.

Cevap: Ya hu bir insan diğer insana neden devamlı selam göndersin. Çok sıkıntılı konu, detaya girince vay din düşmanı ve kafir diye öldürmeye kalkışıyorsunuz üstadım.

41. Alak Suresinde Ebu Cehil’e düello teklif ediliyor gibi absürt bir iftiraya imza atıyorlar. Orada, şayet Ebu Cehil kâfirliğinden vaz geçmezse cehennemde nasıl bir cezaya çarptırılacağının anlatıldığını kavrayamıyorlar. Kendileri öte dünyayı yok saydıkları için gerçekte yok olduğunu zannediyorlar, din düşmanlıklarından vaz geçmedikleri takdirde zebaniler tarafından perçemlerinden tutulup nasıl cehenneme savrulacaklarını düşünemiyorlar.

Cevap: Siz önce o çağlardan çıkın da günümüzün Ebu Cehillerine iki laf söyleyin ya hu. Cennet ve cehennem mi, sen insanca yaşa, ahlaklı ol, dürüst ol, iyi ol, güzel ol…. Varsa Tanrı, ihtimalen olma ihtimali yüksek, nereye atarsa atsın. Sanki isteyerek mi geldik dünyaya.

42. Bir taraftan kadın haklarından söz ediyorlar öte yandan kadınlara ve yetimlere zulüm sisteminin en katı savunucularından olan Ebu Leheb gibi müşriklerin Kur’an’da kınanmasını eleştiriyorlar.

Cevap: Kim ki erkek kadın çocuk bebek.. insana zulmederse kahrolsun.

43. Kendi değerlerine körleştikleri için bazılarının Amentü metnini Kur’an suresi zannetmesi gibi bunlar da Tebbet Suresi gibi birkaç surenin namaz suresi olduğunu zannediyorlar. Kur’an’ın tamamının namazda okunabileceğini bilmiyorlar.

Cevap: Zaten namazla köleleştirdiniz milletleri. Sanki namaz olmasa insanlıktan çıkacaksınız. Peygamberler ücret almıyorken siz niye ücret alıyorsunuz kamu kasasından?

44. Kur’an “namazın nasıl kılınacağını anlatmıyor” diyorlar, Kur’an’ı getiren, açıklayan ve uygulayan Hz. Peygamber’in namazı uygulayarak öğrettiğini bilmiyorlar.

Cevap: Kuranda yoksa peygamberi göster, peygamberde yoksa Kuranı göster, ikisinde de yoksa kendine meçhul alimleri göster, olmadı felsefe yap yenilik getir.. Ne güzel kurmuşlar oyunu. Ayılmak lazım.

45. Lat, Menat ve Uzza putlarının gerçek tanrı olmadığını ifade eden ayetleri “Kur’an putları övüyor” şeklinde akıl almaz bir çarpıtmaya uğratıyorlar. Her şeye tersinden baktıkları ve yaklaştıkları için adeta hakikate takla attırıyorlar.

Cevap: Allah kelimesinin de bir puttan geldiğini okudum, seyrettim internette ama; Tanrı kendine isim bulma konusunda ne bileyim ben, zorlanmış sanki.

46. Kur’an’da ortaya konulan hükümlerin sistem bütünlüğü içinde tutarlı ve adaleti sağlayıcı olduğunu kavrayamadıklarından, sistem içinden tek tek parçaları alıp oradan eşitsizlik ve adaletsizlik çıkartmaya çalışıyorlar.

Cevap: Kuran ekmek parası olmuş size, dini de ilim diye yutturuyorsunuz sanırım.

47. Bir Müslümanın dini, ırzı, namusu ve vatanı tehlikeye düştüğünde savaşmaktan kaçmayacağını bilmiyorlar. “Kur’an savaşa teşvik ediyor” diye hata bulduklarını zannediyorlar. Kur’an’ı getiren ve açıklayan Hz. Peygamber’in “Savaş istemeyin ama şayet kaçınılmaz olduysa yani saldırıya uğradıysanız sakın savaştan kaçmayın” sözünü bilmiyorlar. Kur’an’daki savaşla ilgili ayetlerin bu bağlamda olduğunu anlayamıyorlar.

Cevap: O konuda dur, Türkleri katleden ben miyim? Araplar mı?Ganimet meselesine ne zaman geleceksiniz? Bu çağda savunulamayacak şeyleri savunmayı bırakın lütfen.

48. Vatan, namus, bağımsızlık ve kutsal değerler uğruna savaşmanın ne demek olduğunu kavrayamıyorlar. Müslümanların kendilerini ve değerlerini savunmayı terk etmelerini ve herkese köle olmalarını arzuluyorlar.

Cevap: Türk’ü dirilten bir cumhuriyet var, tarihle çağı yakalayamazsınız. Dekontla askerliği dinsiz ve ateistler çıkardı sanki ülkemizde?? Şehitlik kutsalsa ve peygamberle diriltilecekse Vatanı savunan yiğitler, neden yiğitlerimiz çok ve çoğunlukla fakir efendim? Diyanet camiasında bir araştıralım isterseniz, kaçının evladı askerliğin yaptı son dönemde kaçı dekont verdi vatana? Sanırım cenneti ve peygamberi sevmiyorsunuz bu konuda.

49. Kur’an’ın giyim konusundaki düzenlemesini anlayamıyorlar ve örtüyü özgürlük karşıtı ilan ediyorlar. Hâlbuki bazen yerine göre örtü özgürlüktür. Evde özgür hareket etmek için pencerelere perde takılır. Öte yandan her kültür ve medeniyet insanın üç temel ihtiyacı olan yeme-içme, giyinme ve barınma esası üzerine kurulur. Bu kadarcık şeyi de bilmiyorlar ya da bilmezden geliyorlar.

Cevap: Bir çok kesimler giyinmenin insanın özgür iradesi olduğunu kavrayamadı. Sen bunu giy, o onu giymesin, bırakınız efendim, kravat kültürü de daha yeni çıktı son yüzyılda… Saç örtme meselesini kültüre bağlamalı bence. İyi araştırın bu konuyu. İhtiyaçlar meselesi elbette önemli.

50. Kur’an’ın kadın ve erkeği bir bütün olarak gördüğü gerçeğini kavrayamıyorlar. “Kur’an’da kadına hitap yok” diye iftira atıyorlar. Hz. Âdem ve Hz. Havva’ya birlikte hitap edildiğini, birçok ayette “mümin erkekler ve mümin kadınlar” denildiğini bilmedikleri gibi “Erkek olsun kadın olsun sizden hiç kimsenin emeğini boşa çıkarmayacağım. Sizler birbirinizden meydana gelmesiniz yani kadın olmadan erkek ve erkek olmadan kadın olmaz” (Al-i İmran: 195.) gibi ayetleri ya bilmiyorlar ya da görmezden geliyorlar. Öte yandan Kur’an’da hitap genel itibariyle eril kalıpla kullanılır. Bu da dilin doğası gereğidir. Yoksa bu mantıkla hareket edildiğinde kadınların cehenneme girmeyeceği bile söylenebilir. Hâlbuki namaz, oruç, zekat gibi tüm ibadetler ve yapılmaması istenen yasaklar elbette kadın erkek tüm inananlar içindir. Onlar bunu da bilmiyorlar.

Cevap: Kadın peygamber gösteremediğiniz sürece kadını sevmiyor demektir Tanrı?. Tanrı haksızlık yapıyorsa, dine inanmayan kadınlar ne yapsın. Bu konuda erkek olarak görüş bildirmek saçmadır, kendinizi kadın olarak düşünerek Kur’anı öyle okuyun. Bir çok kadının isyanını anlarsınız belki.
Düzenleme:23.9.2020 18:19:08
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 19:07:50
Yeminle ki yemin varsa;) sen iyi dayanmışsın nasıldaşim. Nasıl bir sabir var sende o kadar okudun ..15. Maddeye zor dayandım.
Yahu ben de deisttim....ama şu aşağıda yazanlar varya resmen zırva başka bir şey değil...en çok anlamadığım şey inanç tartışması lakin inanç öyle bir şey ki işte al sana sonuç...
Resmen saçmalık resmen saçmalık......
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 19:09:45
Ha bu arada inanmak saçmalık olan değil böyle sidik yarışı durumu çok ama çok saçma......
Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 19:36:22
:) derler ki atalar; çok verme azdırırsın az verme hırsız olur misali... yok nesildaşım; zihinler nakavt bu çağda, internet bilgiyi yaydı ya; kaçınılmaz son, ya da ceberrut iktidarlar yaratacaklar ya da çağa uyacaklar..

sonuçta: y'lerin hayat ve ölüm pek umurlarında olmasa da, güzelce insanca yaşayalım ne bu kavga gürültü diyorlar.. öyle bir değişti ki; öyle bir geliyor ki zihin ve anlayış tufanı kimse farkedemiyor desem yalan olacak, farkedenler de sesini çıkaramıyor sanki..

diyanet'in ateistlere ve deistlere de hizmet etmesi lazım. ateizm ve deizm müdürlükleri de kurulmak zorunda bu çağda.. okudum cevapladım, okudum yazdım fazla da düşünmeye gerek yok sonuçta... tek taraflı çıkarım yapmış..

insanın savun.. gerisi çorap söküğü gibi gelir huzur aslında..

ben seviyor muyum ki bu tanrı din meselesini, zorluyorlar, zorluyorlar... . belki de amaçları bu insanları ekseri yeni kuşakları bunaltıp isyana zorlamak, lakin yok, düşünce ifadesiyle, fikir mücadelesiyle karşılık verilmek zorunda çünkü çağı, ortaçağ sanıyorlar...

belki de zihnimize korona girmiş olabilir yani:))))

black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 20:38:33
Zihne öyle çok şey girdi ki coronaya yer kalmadı. Artık o başka yerlere girecek belli.
Diyanet ne eyler ben bir türlü anlamadım zati...madem böyle bir kurum var demen gibi bu toplumda her türlü inanç sahibi için bir şeyler yapmalı. Milliyetiyim bütçesinden daha çok bütçe alıp sonra elinde kılıç kalkan dolanmakla olmiyir işler.
Hanı eski zamanlarda kılıç topaç zamanları...kurtlarin savaşlarda dolandığı...vahsilik , acımasızlık o zamanlarda var gibi gelir ya....yok yok vahşet, ve türlüsü asıl bu devirde var...nasil mi haberimiz var da ondan...
Insanlık tarihi, inanç tarihi , savaş tarihi...kisaca insanın içinde olduğu her tarih solucan kaynıyor... diyecekler iyi şeyler yok mu...vardir elbet...bozuk saatte günde iki kere doğruyu göstermez mi...
Nesildaşım bana göre asıl sorun delirmek değil...asil sorun nefretle beslenen bireyler hâline gelmek...cunku ben içten içe kaynarken tüm olanlara zaten şiddete meyilli kişi beni doğrar, biçer, yetmedi tecavüz eder, yetmez yakar, yetmez gömer...yapar oğlu yapar...
Sorun bu işte...tum bu saçmalıkların, caresizliklerin , haksızlıkların bizi dönüştürdüğü şey....
Kimbilir
23 Eylül 2020 Çarşamba 07:43:08
Yazıya bir göz attım sadece...son bölümde durdum duraksadım ne acı... Kendi selamımızı bilmiyoruz. Arap ve Acem kültürü ne çok etkilemiş bizi.
Türkçe de bildiğim kadarıyla selam Hu ya da Hü idi, yanılmıyorsam, bir de Ugh diye bir sesleniş var.

Neyse "Al arabını da git" diyesi geliyor insanın.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bir Dünyevî Yazının sahibi 23 Eylül 2020 Çarşamba 08:00:23
Üstad çok fena, bir taraftan arap acem kültürü, bir taraftan ford, nissan, opel yani.. Milletten oy almak için de yerli milli söylemleri.. Umarım artık yiyen olmaz..

Arabam kel fodul idare eder üstad:) lazım olursa almaya gelirim:))Çok yakışıklıymış araban koydun resmini amma nazar değmesin, oku lütfen...

Gün aydın olsun.
Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 08:08:16
Arap demek istedim. Günaydın kusura bakma Türk nezaketi de yok oluyor baksana selamsız sabahsız girdim konuya.
black_sky 23 Eylül 2020 Çarşamba 10:05:59
Gününüz aydın olsun demek istedim...yazi uzun üzerine yazılacak çok daha uzun şimdilik bir ugh buraya sonra yoruma;))
Kimbilir 23 Eylül 2020 Çarşamba 10:32:49
Sizlerin de efendim gününüz aydınlık, işleriniz bereketli olsun. Sağlık, huzur ve yüksek gönül gücü dilerim.

Ugh!...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.