Onur BİLGE
517 şiiri ve 734 yazısı kayıtlı Takip Et

583 - mutlu



583 - MUTLU

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 21.9.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Onur BİLGE

"Mutlu,

Benim ocağım hepten karanlıktı… Gerçek annem değildi gözümü açıp gördüğüm. Gerçek annemmiş güya, bir kadın çıkageldi sonradan sonraya... Hiç görmemişim, bilmemişim, kucağına atılmamışım, bağrına basmamış, kokusunu duymamışım. Hiçbir şey hissetmedim. Herhangi bir kadın gibi geldi, oturdu, konuştu, gitti. "Baba" dediğim bir adam vardı. Öğrendim ki o da yabancıymış. Gerçek babam hakkında ise hiçbir bilgim yok. Ne o karı koca söyledi, ne de gerçek olduğunu söyleyen anne...

Bir ev vardı. Kenarda kıyıda, sıradan bir ev... İçinde dokumacı bir karı koca... Onları da yoktan say! Ortada bir mangal, korların arasında çay… Anne hanenin yarısını ışıtır. Baba da diğer yarısını... Otururlardı akşamları ateşe karşı… Ne ana baba sıcaklığı ne de yuva aydınlığı... Bense mangala biraz uzaktaydım, durgun, küskün, yapayalnız, ateşler içinde...

Bir çile yumağıdır benim hayatım. Per perişan! Hiç bahsetmedim ki sana kendimden, nereden bileceksin!

Öğrendim ya gerçek annem olmadığını ona da açamadım sıkıntılarımı o zamanlar. Uzak durdum herkese, kimseye söyleyemedim dertlerimi. Kendim halletmeye çalıştım problemlerimi. Kimse anlayamadı, sebepli sebepsiz sergilediğim gerginliklerin nedenlerini.

Bir şeyler eksikti hayatımda... Aile bağı, kan bağı, gönül bağı... Bilmem kaç yıl sonra ortaya çıkan bir erkek kardeş, o da sağ değildi, morgda bir leş... Nasıl olmalıydım ben? Sevildiğimi hissetmedim ki hiç. Duvarda asılı bir resim gibi sessiz ve hareketsiz yaşadım kalabalıklar içinde bile… Yönüm içime dönük... Geceleri geç saatlere kadar uyanık, gündüzleri adeta bir uyurgezer... Düşüncelerim dağınık çokça geçmişe dönük… Geleceğim müphem, önüm karanlık… İçim zifiri zindan, ruhum kapkaranlık… "Canlı cenaze" desem daha münasip olur.

Her sevmeye yeltenişimde sükût u hayale uğradım. Aynı şeyler tekerrür etti ömrüm boyunca. Aynı konulu farklı filimler aksetti hayatımın beyazperdesine. Çilem aynı çile, karanlığım aynı karanlık... Ne uzun, ne bitmek tükenmek bilmez gece! Hep zindan hayatı.... Zindan ki zifiri zindan! Geleceğe dair hayaller kuracak yaşta değilim maalesef. Gerçekleşmeyeceğini bile bile hülyalara dalmak niye! Hele bunca hayal kırıklığından sonra... Hep ellerimin arasında böyle, garip başım. Kalbimin akordu bozulmuş. Bir türlü akıllanmadı zıvanadan çıkan gönlüm. Geleceğim mi kalmış benim! Hey yavrum hey!.. Ne kaldı şunun şurasında, bir adım sonrası ölüm!

Madem ki adam gibi yaşamayı beceremedim, bitireyim bu yeknesak hayatı! Ne şekilde olursa olsun! Artık Aşkdeniz mi çeker beni kendine, bir ip mi tartar bedenimi? Hangi hançer hedefler duygu yüklü kalbimi, hangi zehir keser sevgiye susuzluğumu? Derin bir ölümün ellerine teslim etmeliyim, senelerdir süren uykusuzluğumu. Dindireyim artık müzminleşen ve biteviye ruhumu deşen huzursuzluğumu.

Düşünüyorum da neye yarar ki intihar! Benim varlığımın ya da yokluğumun kimin için önemi veya farkı var? Başta ben var saymıyorum ki kendimi! Yaşadığımı hissetmiyorum ki! Ne farkım var benim ölüden! Nefes alıyor oluşum mu? Kütükten bir kişi düşülecek, o kadar!

Ben bende değilim çoktandır. Bu ben, ben değil ki zaten nicedir! Ben seninle birlikte olduğum, ne kadar olduğunu kestiremediğim, nasıl geçtiğini anlayamadığım en süratli zamanlarda yaşadım ve o vakitler ben, gerçekten bendim!

Bendeki o ben, en can alıcı çağındaydı. Hayat dolu bir delikanlıydı, delifişek! Yeraltında gürül gürül akan gizli ırmaklar gibiydi ruhum. Sen içimi bilemez, coşkumu fark edemez, anlayamazdın ki! Sen körpecik bir genç kızdın, bense inadına yaşlı başlı... Ciddiyetimi muhafaza etmek zorundaydım, duygularımı baskılamam şarttı. Sen beni anlayamazdın. Nasıl anlayacaktın! Hem genç olsaydım da senden karşılık beklemeye hakkım yoktu zaten. Ben fakir ve cahil bir adamdım. Senin gibi lise diplomam, beyaz atlı prensin gibi servetim yoktu.

Bu gidişle cinnet geçireceğim! Geçiremeyeceğim, o cinnetin içinde yok olup gideceğim! Kimseye diyemedikçe mayalandı da mayalandı isyan içimde… Korkarım bir an gelecek, dengemi iyice kaybedeceğim! Yaşlı kalbimi zorlayan derdin eline hançeri ben vereceğim!

Dertleştiğim tek kişi Kaptan. O da sanki bana düşman! Ne desem beni haksız çıkarıyor. Garip bir haz alıyor bundan. "Ne oluyor bana böyle! Hayatım tehlikede! Bende büyü mü var ne var?" diyorum. "Şeytana inandığın kadar Allah’a inansaydın, rahatlardın." diyor. Sen mütedeyyin adamsın. Bana oku üfle bari de ferahlayayım!" diyorum. "Ben okurum, üflemem. Üfürüğe de üfürükçüye de inanmam! Çoğu sahtekârdır o adamların. Dini kazançlarına alet ederler. Ben ibadetimi, Allah emrettiği için ve sadece rızasını ümit ederek yaparım." diyor. Sonra dalga geçiyor benimle ve benim gibilerle:

"İbadet de neymiş canım! Allah benim kalbimde... Kalbim tertemiz ya… Sen kalbime bak kalbime!.. İslam’ın ipine sımsıkı falan yapışmama ne lüzum var! İşte "Müslüman" yazıyor ya nüfus kâğıdımda… Yetmez mi! Nakış ipliği kadarcık bir bağ kâfi…Marka Müslüman’ıyım ben, Necip Fazıl’ın tabiriyle."

"Ben ne yaparsam yapayım, senin gibi olamam, Kaptan! Yapma böyle! Bu aşk değil ağır bir ruh hastalığı. Nasıl acıkır da insan, midesi kazınmaya başlar ya... İşte öyle kalbim kazınıyor, sevgisizlikten! Biliyorsun, karımdan, çocuklarımdan haber yok. Bir selam dahi gelmiyor o taraftan. Bozuk para gibi harcadılar beni. En değer verdiğim insan, kaç gündür annesinin evinde, yanıma gelmedi daha. Halbuki eskiden dükkânımdan çıkmazdı. Kovsam gitmezdi yanımdan! Evlendiğinden beri hemen hemen her gün telefon eden, aramamı isteyen kıza bir şeyler oldu. Aradığını buldu ya... Bana ihtiyacı kalmadı. Ağlama duvarıydım ben. Niceleri ağladı omzumda. O da telefonda... Artık ağlamıyor olmalı. Kuzeni güldürmüştür yüzünü. İşim bitmiştir, atmıştır bir köşeye beni." diye bir başlıyorum, susturabilene aşkolsun!..

Biliyorum, ne derse desin bir o anlıyor beni. Evliya sabrı var adamda, usanmadan dinliyor. Biraz da iddiasını ispatlamak için dinliyor. "Süfli aşk" diyor ya hastalığıma. can çekişmemi sükûnetle seyrediyor. "Yoğun bakıma alalım seni! Yazık ediyorsun kendine!" diyor.Elime tespihi veremedi gitti!..

Ben, kısacık şortla gezen, dükkândan mayoyla çıkıp denize giren, her tarafından sular sarka sarka geriye dönen İstanbullu, oldukça rahat bir adam, o yazın sıcağında, evde bile pantolonla duran mutaassıp bir insan... Aramızda dağlar kadar fark var. Ben bile kendimi ayağı takunyalı, başı takkeli tahayyül edemiyorum. O nasıl benden ibadete koyulmamı bekliyor? Bu bir yetişim meselesi... Ben öyle yetişmemişim ki! Şaptan olur mu şeker!

Ona gıpta etmiyor muyum? Ediyorum. Öyle olmak istemiyor muyum? Keşke olabilsem ama hiç ümidim yok!

Ona neden gıpta ediyorum biliyor musun? Her şeyden önce huzura kavuşmuş olduğu için... Nasıl rahat olmasın içi? Adam dünyaya arkasını dönmüş, yönünü kıbleye çevirmiş, kendi halinde, biteviye ibadette... Ya namazda, ya huzurda zikirde, ya vaazda, herkese maddi manevi yardımda... Konuşması bilgilendiriyor insanı, tefekküre sevk ediyor, ibadeti örnek teşkil ediyor, sükûtu ürpertiyor zaman zaman ve daha çok şey anlatıyor.

Senden alabilsem aklımı, belki olur. O huzura dolu kalple çıkılır mı!

Nereden nereye geldim! Dünün inkârcısına bak! "Arkadaşını söyle, ne olduğunu söyleyeyim! Kır atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan... Üzüm, üzüme baka baka kararır." diyorum. "Müminler eller gibidir, birbirlerini yıkayıp temizlerler." hasisini tekrarlıyor.

Öyle bir yerdeyim ki ya düşeceğim, ya uçacağım! Mağlup mu olacağım, kârlı mı çıkacağım, bilmiyorum. Biriniz batıracak, biriniz çıkaracak. Keşke ben böyle olmasaydım, sen de öyle olmasaydın da onun gibi olsaydım!

Sen mutlusun şimdi kuzeninle. Ben deliliğin eşiğinde... Ne seni durdurabiliyorum ne isyanımı ve öfkemi! Bu gidişle sen de ben de kendimizi ateşe atıyoruz, göz göre göre... Ben ezelden ateşler içindeydim de sana yazık olacak! Gelen, gideni aratacak!

Düşündükçe ölmek istiyorum!

Öfkeli"

***
Onur BİLGE
BİN BİR GECE ÖYKÜLERİ - 583


Beğen

Onur BİLGE
Kayıt Tarihi:20 Eylül 2020 Pazar 00:07:04

583 - MUTLU YAZISI'NA YORUM YAP
"583 - MUTLU" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Kardelen-1
21 Eylül 2020 Pazartesi 21:00:33
Yazılanlar hep hayatın içinden yaşananlardı. Duygu deryasında gömüldüm gittim değerli kalem. Hüzündü ama çok güzeldi...
Yürek sesinizi ve gün seçkisini gönülden kutluyorum. Saygıyla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Onur BİLGE Yazının sahibi 21 Eylül 2020 Pazartesi 23:16:48
Teşekkürler... Sevgiler... :)
Emrah özcanan
21 Eylül 2020 Pazartesi 14:18:20
Keyifle okudum her cümlede farklı yerlere daldım bırazda kendimi aradım sanki buldumda ;) yüreğinize sağlık

Emrah özcanan tarafından 9/21/2020 2:32:40 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Emrah özcanan
21 Eylül 2020 Pazartesi 14:18:16
Keyifle okudum her cümlede farklı yerlere daldım bırazda kendimi aradım sanki buldumda ;) yüreğinize sağlık

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Onur BİLGE Yazının sahibi 21 Eylül 2020 Pazartesi 23:16:11
Teşekkürler... Sevgiler... :)
Sevay
21 Eylül 2020 Pazartesi 10:17:11
Çok uzun bir zaman oldu,böylesine güzel bir yazı okumadım.Doğuştan bir yetenek olmalı yazmak,yazıya,şiire duyguyu katmak.

"
Düşünüyorum da neye yarar ki intihar! Benim varlığımın ya da yokluğumun kimin için önemi veya farkı var?
Başta ben var saymıyorum ki kendimi! Yaşadığımı hissetmiyorum ki! Ne farkım var benim ölüden!
Nefes alıyor oluşum mu? Kütükten bir kişi düşülecek, o kadar! "

Sık sık aklımdan geçen cümleler benim de,depresyondamıyım ne😂

Kaleminize,yüreğinize dert değmesin,sevgiyle kalın

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Onur BİLGE Yazının sahibi 21 Eylül 2020 Pazartesi 13:08:52
Zayıf insanlar öyle düşünebilir. Sizin için öyle bir şey düşünemiyorum. Onlar okumazlar bile, okusalar da okuduklarını anlayamazlar çünkü. Allah uzun ve mutlu bir ömür versin. İlginiz için teşekkürler... Sevgiler... :)
Sevay 21 Eylül 2020 Pazartesi 19:46:42
Çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için,içtenlikle aynısını sizede diliyorum,hep sevgiyle,sağlıkla,mutlulukla

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Mehmet Burhan AKIN
20 Eylül 2020 Pazar 17:11:42

İlkin edebi açıdan baktım, edebi cümlelerle süslenmiş duygu yüklü bir yazıyı.

Üstadımı kutlarım.

Aynı zamanda şair yönünüz ön plana çıkmaktadır. Çok iyi kalpli, maneviyata değer veren bir yüreğiniz var. Kendimden bilirim bu tip insanların ruhunda dolaşan aşk sevgisini... Bazen ilahi olur gökyüzünün maviliklerinde dolaşır, bazen hırçın olur bir ırmağın debisine bakmadan akar gider.

Müsaadenizle, tamamen size ait yazıda geçen cümlelerden bir şiir oluşturduk haddim olmayarak.

..............

Anne hanenin yarısını ışıtır.
Baba da diğer yarısını...
Otururlardı akşamları ateşe karşı…
Ortada bir mangal, korların arasında çay…

Bilmem kaç yıl sonra ortaya çıkan bir erkek kardeş,
O da sağ değildi, morgda bir leş.

Yönüm içime dönük...
Geceleri geç saatlere kadar uyanık
Düşüncelerim dağınık çokça geçmişe dönük…

Çilem aynı çile, karanlığım aynı karanlık.
Geleceğim müphem, önüm karanlık…
İçim zifiri zindan, ruhum kapkaranlık…

Onur BİLGE

NOT : Sözlerin tümü Sayın Onur Bilge üstada ait olan yukarıdaki oluşturduğumuz şiiri defterime kayıt ettim, zamanı gelince sayfamda değerlendirmeyi düşünüyorum.

Saygılarımla Efendim....

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Onur BİLGE Yazının sahibi 20 Eylül 2020 Pazar 17:19:12
Teşekkürler... Fark etmişsiniz. Sadece nazımda olacak değil ya edebi sanatlar, doğal olarak nesirde de var. Şiirden geldiğim için dilime yerleşmiş uyak, ahenk, akıcılık gibi bazı özellikler. Musikisi de olmalı değil mi ya? Şöyle tadı tuzu yerinde... :) Sevgiler... :)
Onur BİLGE Yazının sahibi 20 Eylül 2020 Pazar 17:19:16
Teşekkürler... Fark etmişsiniz. Sadece nazımda olacak değil ya edebi sanatlar, doğal olarak nesirde de var. Şiirden geldiğim için dilime yerleşmiş uyak, ahenk, akıcılık gibi bazı özellikler. Musikisi de olmalı değil mi ya? Şöyle tadı tuzu yerinde... :) Sevgiler... :)
Onur BİLGE Yazının sahibi 20 Eylül 2020 Pazar 17:19:20
Teşekkürler... Fark etmişsiniz. Sadece nazımda olacak değil ya edebi sanatlar, doğal olarak nesirde de var. Şiirden geldiğim için dilime yerleşmiş uyak, ahenk, akıcılık gibi bazı özellikler. Musikisi de olmalı değil mi ya? Şöyle tadı tuzu yerinde... :) Sevgiler... :)
Sen(siz)lik
20 Eylül 2020 Pazar 16:51:22
"İbadet de neymiş canım! Allah benim kalbimde... Kalbim tertemiz ya… Sen kalbime bak kalbime!.. İslam’ın ipine sımsıkı falan yapışmama ne lüzum var! İşte "Müslüman" yazıyor ya nüfus kâğıdımda… Yetmez mi! Nakış ipliği kadarcık bir bağ kâfi…Marka Müslüman’ıyım ben, Necip Fazıl’ın tabiriyle"
Ne kadarda bizi anlatıyor... Ne kadarda acı bir durum...
Yüreğinize sağlık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Onur BİLGE Yazının sahibi 20 Eylül 2020 Pazar 17:10:04
Teşekkürler... Sevgiler... :)
neneh.
20 Eylül 2020 Pazar 00:32:24
Surukleyici bir anlatim.Etkileyici bir yazi..Muhakeme gucunu nakis nakis isleyen kalemin dogru yolu bulacagi da kesin..Saygiyla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Onur BİLGE Yazının sahibi 20 Eylül 2020 Pazar 00:37:20
Teşekkürler... Sevgiler... :)
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.