Erlik Aldacı
3 şiiri ve 27 yazısı kayıtlı Takip Et

İtin olur abi



İtin Olur Abi

Anlasana insan! Kafa yok mu sende…akıl yok mu sende.

Zihin bedene mi tahakküm eder yoksa tersi midir… Yani beden zihne mi?

“Hı?...”

Hı… ya. Çok basit bir soru, zihin, ruh, atma, bilinç, dediğimiz şey kullanılana mı yoksa kullanılan, bilince mi etki eder? Hadi biraz ipucu…

Bu bir tezahürdür aslında, ruhun cesette tezahürüdür; insan. Hadi bunun dışına çıksanıza, “zorunlu olanı” yıkın geçin o savunduğunuz yüksek fikirlerinizle. Peh!..

Petroçelli amca, Sicilyalıymış, Etrüks kökenli. Kendisini tanıyıp bilenler Petro amca, diyorlar. Eh… ucundan kıyısından biz de tanıyoruz, tanıdık… Petro amca dememe kızmazdı, iyi insandı rahmetli. Tarhana çorbasını pek severdi. Savaşın hemen bitiminde İtalya’dan, Kosova’ya geçtiğinde gözlerine inanamamış. Medeniyetin, ilerlemenin, aydınlanmanın, modernleşmenin yani… Rönesans’ın tek dişini görmüş.

Kaldırımda bir çocuk… yanmış yıkılmış kaderinin ortasında yapayalnız kalmış kirli, aç ve savunmasız. İngilizce bir sesleniş duymuş. Alışkındır bu topraklar, demiş çocuğu işaret ederek, Coni… dediydi ya unuttum.

“Yedek parça…”

Ünü büyük Osman Paşa… öyle mi? Çar’ın çadırında onuruna kahvaltı eylerken. Limandaki İngiliz gemileri ağzına kadar “Ölmüş Türk” dolu ambarlarıyla yola revan olurken, esir alınanların sayıları her adım atışta bitap düşüp hızla eriyordu Rus mezalimiyle esir yürüyüşünde.

Gerçek adın ne bilmiyorum ama… Sotori mi, Detroit mi, yoksa Kuteybe mi? Şüpheleniyorum.
Paşam afiyet olsun!... Biz yanık benizli, kara yağızlar yazgımızmış gibi Yemen türküsünü söylemeye alışmışız. “Türk Uykusu”

Petro amca, Romulüs’ün Lupa’sı olmuş, Güleser koymuş adını. Eğitmiş öğretmiş ve bir gezide tanıdığı bozkurt bakışlı Mehmet’e vermiş Güleser’i. Yorgun düşmüş bedeni anlattığı öykülerin altında kalan düşünceleri dayanamamış, bedeni zihninin hükmetmesine izin vermeyi sonlandırmış.

Yan odadan sesleniyor.
“Yüz sekizinci sayfada mısınız?...” Ses yankılandı odada, nereden bildi yatalak yaşlı Petro amca, kitabı.
Şaşkınlık üstüne şaşkınlık…oda dolusu.

“Aman Tanrım ne oluyor sana Mehmet? Bırak onun ne dediğini kendine baksana!...”
Derisinin rengi değişiyordu uzayan alacalı bolacalı kıllarıyla birlikte Mehmet’in, bilinç kaymasıyla devam etti şaşkınlık seyri.

Neler oluyor…Çok geçmedi.

Karanlıkta bir köşeye çekilmiş, emilmekten sızlayan sarkık göğüslerinden enikler hala süt içmeye çalışıyorlar. Varlığın hallerinden hallere mi giriyorum, diye düşündü. Beden basitmiş o zaman, zihin bedenin içine girmiş gizli bir tezahürmüş. Beden köpek olsa ne olur ki?

Şimdi ben köpek mi oldum, o zaman duyargalarım zamanı, mekanı ve varlığı köpekçe algılayacak. He…
“Lan ne lezzetliymiş şu yiyecekler…” İnsanlar bunları niye atar ki…Tat sinyallerim eskisine göre oldukça fazla ya…insanken bu tadı alamıyordum, keşke inek olsaydım şimdi.

Ben hayvanlaşmadım sadece canlılıktan dolayı halden hale girdim çünkü gerçekten hayvanlaşanları Plevne’de, Kosova’da, Semerkant’ta gördüm.

Anne!... İnsan olmaktan çok yoruldum.

İyi de ben neden insanım? Ben mi seçmişim insan olmayı. Her şey zorunlu olarak kendi ilkesinin içinde yer alır. Yani Tanrı da zorunlu olarak kendi ilkesinin içindedir. Yoksa biz insan olamazdık, yoksa biz hala “insan” olamadık mı… öyle gözüküyor.
Maddede boğulmayın, ışıltısı gözünüzü kamaştırmasın, yoksa yolunuzu bulamazsınız, şaşırırsınız.
Anlayın!...
Hadi söyleyin… beden mi zihindedir yoksa zihin mi bedendedir. İçeren misiniz yoksa içerilen mi? Hadi bir karar verin artık.

“Mehmet, Petro amcaya bir baksan epeydir sesi çıkmıyor.”
“Tamam bakarım Güleser.”

Yaygın anlayışla yani bilgisizlik ve insanların edinmiş oldukları alışkanlıklarla düşünmeden etmeden geçmişimizdeki “iyilik”e nasıl bakarız. Çok mu külfetli gelir bize bu iyiliklerden yararlanmak. “sevap”
“ Hıh! Yatalak moruk. Yatsın yattığı yerde üstünde bir çatı, altı pak, karnı tok daha ne istiyor.”
Bu kadar basit mi?...

Varlığın ilkesi nedir? Böyle bir soru sorulur mu, zorunluluğa dayanması zaten onun ilkesidir. Varlığın kalitesi, tezahürdeki gelişiminden sonra eylemlerinde saklıdır. İnsanın derecesidir, ayarıdır. İlkesel olarak istediğiniz kadar ileri gidebilirsiniz ya da geri…

“Güleser anladın mı bizi kitaba nasıl yazdıklarını?”
“Öf!...Mehmet ben sana Petro amcaya bak, diyorum.”

Hadi fazla üzmeyeyim. Beden mekansal nitelik taşır, bir tür içine girilmesi gereken mekandır. Mekan, kendi özelliğini gösterir yani olması gereken kadar vardır. Kendisinden fazla değildir. Ev ve eşya olarak düşünün, eşya gereğinden eksik olamaz fazla da olamaz, dolduramazsınız tıka basa ilkeselliğe aykırıdır, fazla ise bu bireyin özelliğinden (yukarıda belirttiğimiz ve eksiklik) dolayıdır. Zaman da böyledir, belli bir ilkeselliği vardır. Bedensellikte dünyaya ait olmayan bir şey yoktur tıpkı ev ve eşya örneğinde olduğu gibi. Ve onları dünyada bırakırız…
Kısacası beden ruhun mekanıdır…Atma’nın Jivatma’sıdır. (kabaca Hindu öğretisinde iç içe geçmiş yaşamın kendisidir)

“Ölmüş.”
“Kim?”
“İyilik yani Petro amca.”
Sessizlik; gelecek seslerin tezahür etmiş alanıdır, demiştik.

İnşaatta mola çayı konmuştu, kalıp tahtasından çatma masanın üzerinde eller, ekmek sarılı kitap sayfalarından yüz sekizinci sayfayı ucundan kıvırarak yarım akılla okumaya çalışıyordu.

“Ne diyo la bunlar. Adam bunları yazmak için mi onca mektep ohumuş.”
“He la… iki tırı vırı işte.”
“Ahlıma ne geldi biliyon mu?”
“Ne geldi?”
“Aha bu adamın didiğiyle, şu tahtaları dutuşdursah.”
“ E..”
“Alıp gelsende üstünde bi sucuh gızartsah. Ekma’an arasına goysah, kopek gibi yisek…”
“Ne dimek hemen gidiyom, sucuh itin olur abi.”

“insan…”

Beğen

Erlik Aldacı
Kayıt Tarihi:13 Eylül 2020 Pazar 22:50:51

İTIN OLUR ABI YAZISI'NA YORUM YAP
"İtin Olur Abi" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Filiz Şahin.
22 Eylül 2020 Salı 18:52:34
"düşünmeye başlamak, için için yenmeye başlamaktır" demiş A. Camus

sanırım beynim ağrıyor

bütün mesele insan olarak kalmakta, evet de onlardan çok az var :-(

evrim devam ettiğine göre umut da devam etmeli

ulaşırız bir gün üst insana kim bilir :-)

ne keyifli bir kaleminiz var çok yorgun bir kafayla okudum, sağ olun.

esen kalın





1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 22 Eylül 2020 Salı 19:32:57
Siz de sağolun, doğrudur az kaldı ama yaşam eğrisi olarak bir çöküntünün en alt noktasında olduğumuza inanıyorum ve bu yükselişe dönecek kıvrımda iyi olarak bulunmak pek kıymetli, pek değerlidir insanlığın geleceği için.

Teşekkur ederim ziyaretiniz için.
Konsantre Karanlık Madde
22 Eylül 2020 Salı 18:12:11
Şöyle emek dolu, müziğin yıllarca dinlenilip dinlenip, kulaklar kusacak hale geldiğinde, aylarca tek bir şarkının üstünde çalışılıp, kayıt tuşuna basılmış ve ortaya çıkmış bir şarkı gibi ama bu!

Hangi melodiyi takip edeceğimi şaşırdığım şarkılar gibi. Sonunda da o çok sevdiğim ses bozulmaları ile bitiş. Müthiş! Müthiş demek sade kalıyor hatta.

Varlık, katman katman, nitelik nitelik, niteliğin katmanı katmanı!... Yokluk peki? Değineceğim önümüzdeki zamanlarda bir yazıda.

Çok da gerekmeyenler uyuduğunda geri geleceğim. Zihnim bomboşken, taze iken okudum bu iki yazıyı; tekrar söylüyorum, çok özlemişim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 22 Eylül 2020 Salı 20:26:25
Ah Konsantre!.... Sadece tek şey söyleyeceğim...yazılarım sensiz öksüz, yazıların bensiz yetim kalmasın...emi.

Özlemle, hasretle, sevgiyle...
neneh.
14 Eylül 2020 Pazartesi 16:19:28
Boş olan bir şey yok zaten..Hepsi bir yerde birbiriyle örtüşüyor.Bizler bu örtüşümü fark ettiğimiz sürece ders almıyor muyuz zaten..Yemek içmenin köpek gibi olmaması için farkındalığımızın farkında olmak gerek sanırım..Saygıyla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 16:36:39
Boşluk uretilendir, doğruya donmemeye çalışmak boşluk üretiyor ve gitmemiz gereken yere, olmamız gereken hale varmakta güçlük çekiyoruz.
Ne güzel anlaşılmak ve anlamak, sağolun değerli katkınızla.
Saygı bizden...
black_sky
14 Eylül 2020 Pazartesi 13:28:36
Soruların cevapları olsa da cevaplar da karıştırıyor insanı..
"Zihin mi beden mi..."
"108. Sayfayı nasıl bildi.."
"Güleser anladın mı bizi kitaba nasıl yazdıklarını?"
"Aha bu adamın didiğiyle, şu tahtaları dutuşdursah"

Bedeni köpek bedeni olup, zihnin insan kalan kişi...demek ki beden çok da önemli değil ya...ama insan görünüp hiç insan gibi davranmayanlara ne demeli...utanmazlar zaten bu durumda besbelli..

Ben cevapları bulurken yeni yeni sorulara yelken açtım...lakin seviyorum bu durumu...işe yaraması gerek , düşünmesi gerekir kişinin yoksa kuru dal parçası gibi biri eline alır başka bir şeyleri dürter sadece..
Üstad, yüreğine sağlık..
Çokça selamlar ve saygılarımla.

15 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 13:48:40
”hürmetler aplam” :)
Dünyayı, yaşamı, var olmayı doğru algılamak önemli olan, elbette sahiplendiğimiz bizim için kıymetlidir lakin buna bile izin vermek istemeyenler var. Günahlarımızın bedeli varsa, sevapları da bedeli vardır. Bu bedel; sahip çıkmadır. Herşeye rağmen...

İnsanlık için ortaya koyduğunuz, cehaletle ekmek arasına degisilir, yok edilir. Buna üzülürsünüz.
"Güzel insanlar”
Bir Dünyevî 14 Eylül 2020 Pazartesi 13:58:52
yazmadan nasıl duracağım? yazdım yine.. yazarken yoruldum..
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 14:00:25
"İnsanlık için ortaya koyduğunuz, cehaletle ekmek arasına degisilir, yok edilir. Buna üzülürsünüz."
ne iç acıtıcı ama ne kadar doğru bir cümledir...
Maalesef hem de çokça doğrudur..

black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 14:04:31
Nesildaşım yazmadan durma tabii ki lakin biriktir;)))
Eylül son şiir olsun teklifi ilk sende geldi yahu;))) ben öyle rahat sadece okuyorum..keyifli de..zaten üstad yazmis 3 kere okudum;))) kesmedi...
Sen yazmaya devam tabii ki üzerinde çalışacak vakit olur;))
Bir Dünyevî 14 Eylül 2020 Pazartesi 14:14:18
kafam döndü yazı şiir okumaktan heç bi şey anlamıyorum artık.. pc olsa interneti kesersin insan olunca saçları kazıttırsam sinyaller daha az rahatsız eder mi ki? :)
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 14:18:41
Ise yarar demek isterdim lakin pek sanmıyorum nesildaşım;))
Insanın da kendi fisini bulması lazım ama işte asıl zor olan kısmı bu ya..kafanin içini boşaltacak bir şeyler bulmak lazım...bir şeyler okumak, izlemek de daha çok düşündürücü sadece o an düşündüğünden başka bir şey düşünmeni sağlıyor...ev temizliği, hayvanlarla ilgilenmek, toprakla uğraşmak, hibi işler olabilir ya da spor yapmak...yürüyüş, koşu gibi bak bunlar daha iyi gelebilir..
Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 14:25:48
Açık toplumdan, sapık topluma evrilirken önünde set olacak olan güzel insanlardır... yazmaya devam.
Bir Dünyevî 14 Eylül 2020 Pazartesi 14:56:21
sosyal dilemma belgesilini izledin mi nesildaşım, üstad izlemez galiba zaten:))izler mi bilmiyorum, okuyor genelde sanırım, üstad?
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 15:08:02
Yok izlemedim nesildaşım bir bakayım..simdi the 100 izliyordum;))) yeni bölüm gelmişti de,))
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 15:26:37
Vay Çok iyi konu tam bizlik...ucundan başladım...
Aslında buralarda o sistemin küçük parçaları değil mi ki...
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 15:29:24
Ne denir nesildaşım işte ben bu yüzden hiç açmadım sosyal hesap falan lakin devir zorunlu kılıyor insanı...biliyordum bağımlılık geliştireceğim ki kendimce en korunaklilari silmeme rağmen seçtiklerine bile bağımlılık geliştirdim. Buraya bile mesela kendimi em azindan şiir ve yazı okuyorum diyerek mi kandırıyorum;)))
Eğer bir şeye para vermiyorsanız ürün sizsiniz....ne doğru bir laf...ve giderek artan bir sorun..korkutucu hem de çok...
Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 15:53:27
Ne çok şey ogreniyorum sizden... çok güzel bakış açıları yakalıyorum. Yalnız net'i kafam pek almıyor.
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 16:01:22
Bizim öğrendiklerimiz ve öğreneceklerimiz yanında devede kulak...ustad.
Bir Dünyevî 14 Eylül 2020 Pazartesi 17:48:20
sosyalmedya benim de yok, boş işler amma millet çayır çuyur sosyal medyada hele öğrenciler.... uzaktaneğitim de başlıyor yavaş yavaş.. çağ bizi aştı gider nesildaşım..
black_sky 14 Eylül 2020 Pazartesi 18:52:00
Böylesi aşsın be nesildaşım face özürlü olurum diye hiç endişem yok inan...simdi belgeseli izliyorum ciddi zarar veriyor çocuklara bunlar..
Ve bu programlarda mikrafon dahi açık ve konuştuğun şey üzerine reklam bile çıkıyor..basina gelmiştir eminim ki ben bunu yaşadım defalarca...biri bizi hem gözlüyor hem dinliyor...benden söylemesi
Bir Dünyevî
14 Eylül 2020 Pazartesi 01:46:21
üstad, düşünemiyor artık, yargıya da varamıyor.. en korktuklarım biridir; başıma geldi sağ üst köşeye kılavyemin şekerli nescayfe döküldü..tuşlar yapışır kalır çok kullanılmayan tuşlar ama..

Türk uykusu, Türk kahvesi, Türk cesareti, Türk saflığı...
kırılır umarım zincirler..kırılır elbet.
saygıyla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 08:58:19
Türk kahvesi...neskafe. E... kıskanır tabii, şekersiz içilir bizimki. Yapış yapış yapışmaz insana onurludur.
Komedi ya da gülmece daha vakti var herhalde.
uytun
13 Eylül 2020 Pazar 23:49:10
Çok güzel bir çalışma desem eğreti olacak onurlu bir başkaldırı daha doğru durur, Insan kalabilmek bütün mesele, ilk kez okudum sizi ama iyiki okumuşum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 08:54:48
Onur duydum bu güzel sözlerle, teşekkür ederim.
n.asım
13 Eylül 2020 Pazar 23:42:58
“Türk Uykusu”
Türk'ün Türk'e saldırması,modadır buralarda,hainlere gıkları çıkmazda,neyse,,,
hürmetle Abime,,,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Erlik Aldacı Yazının sahibi 14 Eylül 2020 Pazartesi 08:53:11
Ne "güzel” enerji verdin Deftere...her yer güzel olsun.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.