Han AKCADAG
18 şiiri ve 2 yazısı kayıtlı Takip Et

İnsanlık & inayet



İNSANLIK & İNAYET

İNCELİK, NEZAKET VE KİBARLIK!

Bir porsiyon ciğer ve yanına cacık söyledim. Ne kadar varlıklı olursa olsun, bir kere tattığında esnaf lokantasının tatlarını her zaman özlüyor insan.

Henüz siparişi vermiştim ki hemen önümdeki masaya bir baba ile kızı oturdu.
Garson onlara hitaben;
-Her zaman ki gibi mi abi’’ diye sordu.

-Evet, dedi baba, yüzü kıpkırmızı kesilerek. Birazdan garson elinde tek tabak az tavuk suyu çorba ile geri döndü.
Nedenini anlayamadım.
Aklıma, yedi yaşındayken lokantaki ailelerin neşeli halleriyle yemeklerini yedikleri zamanlar geldi. Çocuktum, parasız değildim ama kimsem varmış gibi de görünmüyordu. Kimsenin varlığını sezmiyordum hayatımda. Ayda yılda bir defa da olsa lokantaya gider, sıcak bir kase çorba ile içimi ısıtırdım.

Belki mazinin hüznünden belki manzaranın zorluğundan yüreğim burkuldu.
Üstelik babayla kızın üstü başı da perişan haldeydi.

-Acaba neden az ve bir tas çorba? Canı mı istemedi babanın yoksa? Sorsam, kızar mı acaba! diye düşünürken aklıma bir fikir geldi. Cebimden kalemi çıkarıp masadaki adisyon fişinin arkasına bir not yazdım.

Garsonu masaya çağırıp, tatlı söyledim, garson hemen getirdi. Kağıdı uzattım, göz kırptım.
Okudu, kasaya doğru gidip patronuna uzattı. O da bana bakıp tamam anlamında işaret yaptı.

Ayağa kalkıp;
-‘Sevgili müşterilerim. Dün benim 20 yıl sonra ilk defa çocuğum oldu. Müsaade ederseniz bugün yemekler benden, kabul buyurun!

Lokantada aşağı yukarı 7 8 müşteri vardı.
-Allah sizden razı olsun’’ dediler bir ağızdan. Herkes tebrik etti.
Kimi tatlı yedi, kimisi pilav istedi. Neşelenmişlerdi.

Benim gözüm baba ile kızının üstündeydi. Hiç sesleri çıkmıyordu.
Kız yemeğine devam ediyor, babası da küçük küçük ekmek koparıp onun ağzına atıyordu.

Sipariş verecek gibi görünmüyorlardı. Lokanta sahibi uyanık, benden zeki. Hemen yanlarına gitti.
-İkram ile hediye geri çevrilmez, Hadis-i Şerif’tir bu kardeşim" dedi. Şunu deneyin bunu beğeneceksiniz diye diye aldı siparişlerini.

Baba’nın yüzünde beliren o gülümsemeyi, küçük kızın kaşığından dökülen pilavları dahi eliyle alıp ağzına atarken yüzünde beliren o sevinci unutamıyorum. Baba da epeyce iştahlanmış olacak ki ekmekten koca koca parçalar koparıp etli yemeğin suyuna banarak bir kendine bir kızına uzatıyordu.

Çaktırmadan onları izlerken gözlerim doldu, daha farkına varamadan bir kaç damla göz yaşı süzülüverdi yanağımdan. Kasaya yakın oturmuşlardı pencereden uzağa.

Hesabı ödemeye gittiğim de arkamı döndüm, gözyaşlarımı onlar görmesin diye. Buğulu gözlerle baktım ki adisyona patron 315₺ yazmış. Beğenmemiş olacak ki yaptığını, kalemle üstünü çizmiş, üçü çizip bir yapmış.

Hiç konuşmadık, bir kelime etsem o da ağlayacak. Gözleri dolmuş, çakmak çakmak olmuş sanki yerinden çıkacak. Elinize sağlık, leziz işler çıkardınız diyerek kapıya yöneldim. Kastımı anlamıştı, gözlerini yumdu. Sen de var ol! dedi.

Dışarıya adım attığımda henüz toparlanamamıştım. Bir sağa bir sola baktım. Arabayı park ettiğim yeri bile unutmuşum. Arkamdan soluk soluğa koşarak garson yetişti.

-Anahtarı masada unutmuşsun abi! "Ne iyi adammışsın be abi sen!" deyince utandım.

Hayırlı işler deyip giderken, yüreğimi daha da derinden burkan son bir cümle daha söyledi.
-Abi, bizim patronun aslında tek kızı vardı, onu da geçen sene kanserden kaybetti.

Evlatsız kaldı…

...
..
.
Hayat kime kolay olmuştu ki?

Han AKÇADAĞ

Beğen

Han AKCADAG
Kayıt Tarihi:17 Mart 2020 Salı 12:19:44

İNSANLIK & İNAYET YAZISI'NA YORUM YAP
"İNSANLIK & İNAYET" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Arkeolog
17 Mart 2020 Salı 15:44:34
Bir gün bir üniversiteli genç, vazgeçmek ve geri dönmek arasında bir otogarda oturmuş, küfürler savurup isyan ediyordu.

Elinde iki üç nüsha fotokobi, üzerinde deri bir mont, kafasında Auris diye hatırladığım bir şapka, güzel yüzlü bir adam omuzuna dokundu...

-Gidiyor musun geliyor musun çözemedim... Galiba kalıyorsun, hayat duranları sevmez, dedi...

O gün beni tuttu ayağa kaldırdı. Garipti, çünkü hayatımda ilk defa hiç tanımadığım bir insan bu kadar samimi gelmişti. Saatlerce benimle ağladı. Anladığım kadarıyla beklediği otobüs'te gitmişti.

O adam hatırlayacağınız üzere Siz'diniz... Sizi tanımak şerefti sayın hocam. İyi ki varsınız. İyi ki oradaydınız... İyi ki.

Küçük gördüğünüz iyilikler, büyüyor ve kocaman deniz oluyorlar. Yüreğiniz hep var olsun!

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Han AKCADAG 17 Mart 2020 Salı 21:28:28
Keşke özel bir anıyı buraya aktarmasaydın...

Sen de iyi ki varsın. Başarmış olmanla gurur duydum.

Yolun ve bahtın her daim açık olsun..!
Özer YILMAZ1
17 Mart 2020 Salı 15:33:25
Mutlulukla hüznün bir arada olduğu bir son olmuş, kaleminize sağlık

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Han AKCADAG 17 Mart 2020 Salı 15:36:59
Hatırat diyelim. Teşekkür ederim...

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Ezeli Gece Ve Yıldızlar
17 Mart 2020 Salı 14:17:48
...

Ezeli Gece Ve Yıldızlar tarafından 3/28/2020 1:36:17 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Han AKCADAG 17 Mart 2020 Salı 15:11:31
Estağfurullah, Can dost! İnsanlık deryasında bir mol- su damlası bizimkisi.

Umarsız dünya servet kazanmak için dönüyorken, insanlığını elinden düşürmeyen mukaddes yürekler her zaman aramızda.

Paylaşmayı, özellikle sevincin artmasını dileyen her yürek, kim olsa o gün o fedakarlığı yapardı.

Elbette kimse dünyanın adil bir yer olduğunu söyleyemez ve belki de adaletli değiliz. Çünkü inayet adına bazen kendimizi de öteleriz.

Meselenin özü insanın kendini sevmesinden geçiyor. Kendini sevemeyen biri dünyayı tabidir ki umursamayacaktır.

Kendinle düşman olmayı, nefsini yenmeyi öğreten öğretilerin sık boğazında veya kaideleri dikkate almamanın sorumsuzluğunda insan kendi manevi değerlerine maalesef uzak kalıyor.

Yüreğimizde humanist umutların yeşermesi dileklerimle güzel katına ve yorumuna teşekkür ederim.

Saygılar
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.