erdal güvenli
12 şiiri ve 26 yazısı kayıtlı Takip Et

İnleyen nağmeler



inleyen nağmeler

“SAKSI DEĞİLİM BEN!!!”
“BEN EROL BÜYÜKBURCUM!!!”
“BANA DA SORACAKSINIZ!!!”
“BENİ GÖZARDI EDEMEZSİNİZ!!!”
“BEN GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK SANATÇILARDAN BİRİYİM!!!”
“TÜRK POPUNU İLK KURANLARDANIM...EN ÇOK BANA SORACAKSINIZ!!!”
“ÇOLUK ÇOCUĞU DİNLİYORSUNUZ BENİ DİNLEMİYORSUNUZ!!!
“OLMUYOR!!!”
Ne kadar seyrettiğimi hatırlamıyorum bu videoyu
Türkiyede sanatın geldiği zavallılığı jüri olarak davet edildiği bir soytarılık programında yaptığı çıkışla
boş beynimize balyozla vurur gibi özetledi bizlere.
Hakettiğinin elinden alınması,
unutulmuş olmanın verdiği ızdırap,
ve gücünü kaybetmenin indirdiği tokat;
efsane zamanların saygınlığını kazanma heyecanı,
maalesef insanı yanlış programlar içinde yer almaya mecbur kılıyor.
Ve çok tuhaftır,
bu zorunluluğun verdiği ızdırabı kişi kendisi iliklerine kadar yaşıyor ve biliyor iken
buna karşı duramayışı mıdır asıl tuhaf olan
yoksa çevresindekilerin neden çırptığını bilmedikleri alkışlarımı.
Erol Büyükburç gibi büyük bir sanatçının oyle soytarı bir programda yer almasının geçerli sebepleri vardır elbet;
hiçbirimizin sonsuza kadar bilemeyeceği sebepler.
Ve o programdaki yönetici, sunucu ve reyting denen paçavralık uğruna
o dönem kim medyada ön plana çıkarılmış ise
en fazla söz verilen o kişiler
tuvaletini dahi söylemeyi bilmez iken
Erol Büyükburç Türk Müziğine sürekli kazandırmaya devam etti.
Bu programın yöneticisi,
Bu programın jüri üyeleri
ve bu programın yapılmasında bir tutam dahi tuzu olan zavallıların
her birinin sanata verdiği katkı,
sadece ve sadece klozete bıraktıkları kadar değerli.
Ve diğer tarafta kocaman bir Erol Büyükburç
Kocaman ayakları kutupların üzerinde
Kocaman elleri yanda kavgaya hazır
Ver karşısındaki herkes küçüldükçe küçülüyor
Ve bir dev oluyor Büyükburç.
Ve maalesef tüm bunlara rağmen kaybedersiniz bazan hayatta
Çırpınışlarınız sonuç vermez.
Dost bildikleriniz hain
Yol bildikleriniz zalim olur.
İşte o an bağırırsınız avazınız çıktığı kadar
“EROL BÜYÜKBURCUM BEN…BANA DA SORACAKSINIZ…ÇOLUK ÇOCUĞA SORUYORSUNUZ…BANA SORMUYORSUNUZ..OLMUYOR..”
Fakat söylediklerinizle kalırsınız
Hiçbirşey değişmez.
Ve işte o an Ece Temelkuran ın “atkı” isimli yazısındaki final gelir aklınıza.
“Çünkü bir gün atkıyı alıp gitmek gerekebilir.
Bir gün insanın atkısından başka bir şeyi kalmayabilir.
O zaman işte o kocaman, uzun, yünlü kumaşı şöyle omuzdan öte tarafa atıp yıvır yıvır konuşmaların arasında, masadan kalkıp şöyle demek gerekebilir:
"Sorun yok baylar! Her şey buraya kadar!”

Beğen

erdal güvenli
Kayıt Tarihi:22 Şubat 2020 Cumartesi 19:31:54

INLEYEN NAĞMELER YAZISI'NA YORUM YAP
"inleyen nağmeler" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.