Albatros Piyal
2 şiiri ve 49 yazısı kayıtlı Takip Et

Okaliptüs ve doksan gün



Yaptıklarımız var. Yapmadıklarımız olduğu gibi. Soğuk rüzgar, ince şeritler halinde çiseleyen yağmuru yüzüne yüzüne vurmakta. İkindi demeye bin şahit lazım. Bulutlar öyle bir koyu ki! Senede birkaç kez böyle olur gökyüzü. Hiçbir mevsime benzemez. İster evde ister dışarda ol, büyülü halde donup bakarsın havaya. Elektrikler kesilmesede kapattım ışıkları. Ama bir şeyler eksik halen. Soğuğu hissetmem gerek. Giydim paltomu. Taktım kulaklığı. Koca şehir uyuyor sanki erkenden. Kimse yok sokaklarda. Islak asfaltta belli belirsiz izler var. Salyangozların göç ettiği saatlere denk geldi yalnızlığım. Yazın adım atacak yer bulamadığım sahilde, tatilcilerin hayaletleri çığlık atıyor lodosla birlikte. Ama benim içimde tarifsiz bir huzur var. Sanki en doğru zamanda en doğru yerdeyim. Ne denize girme vakti ne de balık tutma havası oysa. Çocukluğumdan beri yanından geçerken varlığından haberdar olmadığım okaliptüse takıldı gözlerim. Kaç yüz gündür burda, kaç yüz bin kişi görmüştür acaba diye düşündüm. Şimşekler çakıyor dağlara ve ben sahilden izliyorum korkusuzca. Islanmış olmak zerre umurumda değil o an. Derken dalgaların dövdüğü kayalıklara ilişti dikkatim. Ne hengame ama! Aşkla sevişiyor toprak ve su. Ve ben küçükken öpüşme sahnesi çıktığında yüzünü başka yöne çeviren biriydim annemin yanında. Şimdi ise taşa suya imgeler yüklüyorum sevişmeye dair. Ki bıkkınlık derecesine gelmişken akranlarımın sevgiden anladığı, iki bacak arasında muhabbetleri. ’Herşey bu kadar sahte iken dostum, işte bu yüzden burdayım’ dedim kendi kendime ve güldüm orta yaşlıca. Keşke doksan gün boyunca böyle olsa hava. Ve ben doksan paket sigara içsem okaliptüsün altında aç karnına. Kimse geçmesin manzaramdan. Arka arkaya binlerce dev dalga sırasını bekleyip, medeni bir şekilde vururken sahile, bende sokulayım ağacımın kovuğuna. Annesinden dayak yeyip, odasında yanakları tuzlu tuzlu olmasına rağmen, en tatlı uykusunu uyuyan bir çocuk gibi. Aşıklar doksan gün izin versin bana. Sadece benim olsun bu kumsal. Kimse yazmasın adını, silinip gidecek zaten ilk fırtınada. Sakallarım uzadıkça, tenim beyazlaşıyor. Sonra kızıla çalıyor uçları yavaş yavaş. Ama işte, doksan gün lazım bana. Elinde oltasıyla yaşlı bir amca gelsin on güne bir. Yüzünde binlerce kırışıklık olsun. Ama samimi çizgilerden. Sahile yanaşıp, dokuz kere küfür etsin denize. Balık vermiyor diye. Kaşları çatık dönüp giderken bana baksın. Üstümü örtsün sessizce. Ben uyuyormuş gibi yapayım gidene kadar. Gözlerimi açmadan tebessüm edeyim üzerime çektiği için şefkati. Hava düzelince ilk tuttuğum balığı ona vereceğim. Ama önce doksan gün fırtınada uyumam lazım. Ben bıkmadım aslında. Sadece soğudum havayla birlikte dünyadan. Aksine, yalancı heykellere inat, ben daha güçlüyüm dertlere karşı. Sadece ne için mücadele ettiğimi bilmek istedim. Uğruna nefes alıp vermek istenecek bir şey. Anlayamadım, bulamadım. Dua edip perilere, uyudum doksan gün fırtınada. Rüyamda fısıldasınlar hakikati kulağıma diye. Sıyrılsın istedim ruhum bu sürgünden.
İnce damlaları hızla vuruyor yine soğuk rüzgar. Yaprakları şarkılar söylüyor tek başına. Tıpkı ben gibi. Kovuğuna sokulduğum ağaç umursamıyor beni. Acımıyor halime. Ve aşık oluyorum Okaliptüse. Saygı duyduğu için yalnızlığıma. Bendeki bu vaziyete, hastalıklıymışım gibi bakmadığı için vuruluyorum tavrına. Gözümde olgunluk kavramı yeniden şekilleniyor. Bende onun bu haline saygı duyuyorum. Fırtınalara rağmen kovuğuna alıp, şarkılar söylediği için bana. Doksan gün ikindi kalıyor hep. Ne gece ne de gündüz oluyor. Ben halen uyuyorum. Boğazım yanıyor. Bağımlılık yapan şeyleri görüyorum rüyamda herhalde. Paltomun yakalarını yukarı kaldırıp, burnuma kadar kapatıyorum yüzümü. Ellerimle siper ediyorum ateşi sigaraya. Yanıp tutuşsunlar diye. Doksan gün sönmüyor sigara. Kibrit unuttu sanıyor kendini. Oysa ilk ateşiyle yanmakta halen. İkisi de aşık, ikisi de birbirine kırgın. Ben bunu biliyorum ama ses etmiyorum. Soğudum çünkü havayla birlikte.

Doksan gün sonra gözlerimi açtığımda hava aynı duruyor. Her yer koyu gri. Soğuk rüzgar halen devam ediyor ince yağmurla birlikte. Ve yaşlı balıkçı gelmemiş bugün. Aşıklar evinden çıkmıyor ama sevişiyorlar. Okaliptüs eğmiş boynunu bana bakıyor sessizce. Sigara sönmüş. Kibrit ıslanmış ağlamaktan ne yanıyor ne de yakıyor. Paltomu kemirmiş fareler. Ve ben hiç rüya göremedim. Oysa dua etmiştim perilere. Konuştu Okaliptüs:
’İstersen benimle kalabilirsin sonsuza kadar.’ Şaşkınlık içinde kalktım ayağa. Tutulmuş her yerim. Gerindim iyice. Ve bir yıldırım düştü göğsümün tam ortasına. Gözlerim açıldı. Yanaklarıma renk geldi. Tekrar nefes almaya başladım. Geçsin diye beklediğim şeyler, beni ben yapan, beni gerçekten mutlu eden şeylermiş. Anladım.

Beğen

Albatros Piyal
Kayıt Tarihi:3 Aralık 2019 Salı 19:52:17

OKALIPTÜS VE DOKSAN GÜN YAZISI'NA YORUM YAP
"Okaliptüs ve Doksan Gün" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Necati Kavlak
3 Aralık 2019 Salı 21:12:47
"OKALIPTÜS " Okurken anlatılan coğrafyayı bulabilmek için çok çabaladım.
İskenderun - Arsuz'da çok Okaliptüs vardı. Yağmuru, rüzgarı bir arada düşününce
kendimi Orada buldum. Sahilden Konacık/ Işıklı istikametine yürüdüm. Kışın sahile
vuran dalgalar geldi gözlerimin önüne. Işıklı Köyü Önündeki Kayalıkları dövüyordu dalgalar.
Hikaye bittiğinde anladım hikayenin ne kadar içten ve gerçek anlatıldığını farlk ettim.
Tek kelimeyle harika.
Kutlarım.
Saygılarımla.


Necati Kavlak tarafından 12/3/2019 10:14:16 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 3 Aralık 2019 Salı 22:34:48
Aktarmak istediğim hissiyat tamda sizin söylediklerinizdi. Böyle kabiliyetli okuduğunuz için asıl ben tebrik ederim. Vakit ayırıp yorum yapma nezaketinde bulunduğunuz için ayrıca teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.